1 Mayıs Bayram Değil Direniş Günüdür

Yine yazıyorum.

Her yıl 1 Mayıs'ın ne anlama geldiğini yazdım.

1 Mayıs'ın düzenin verdiği isimle  İşçilerin emekçilerin bayramı  olmadığını yazdım. Ücretli kölelik düzeni olan vahşi kapitalizmin emeğiyle yaşamak zorunda olanların kanını emdiği canını aldığı sistemde kendi  sesini kitlesel duyurabileceği direniş günü ve çığlık günü olduğunu hep yazdım.

Bandırma Cumhuriyet meydanında olduğu gibi Türkiye'nin hemen her yerinde  genelde yapıldığı gibi meydanlarda davullu zurnalı türküler söylemekle , halay çekmekle ,Balıkesir çiftetellisi  ve diğer eğlence toplanmalarında neşeli kutlamaların yer aldığı  tatil günü değildir 1 Mayıs.

1 Mayıs patronların işçilere hediye ettiği bir gün değildir. Yüz yıl önce Amerikalı işçilerin, 8 saatlik iş gününü kabul ettirmek için başlattığı mücadelenin sonrasında ölümler idamlar ağır hapisler kısaca bedeller ödenerek kazanılan hakların Uluslararası İşçi Kardeşliği Örgütünün önerisiyle işçilerin ortak dayanışma günü  ilan edilen bir gündür.. 

Bu gün üreten gücün,üretilenlerin gerçek ortak sahibi  emek varlığını ortaya koymalı sesini duyurmalıdır. Bugün yüzyıllık kazanımdan bir artı yoksa meydanlarda bayram değil  özeleştiri olmalıdır. İnsanca yaşama hakkını tekeline alan  Kompradorlar patronlar üreten  işçinin gücünü birliğini görmelidir. Kürsülerde içi boş gevezelikler yerine  Çalışma saatleri önce 6 hatta 4 saate indirme talepleri dile getirilmelidir. İşçinin emekçinin milliyeti ,ırkı,cinsiyeti,inancı,siyasi görüş  orada o meydanlarda  olmamalıdır! 

Madem ki oradasınız birliğinizi orada gösterin ! Hepiniz aynı gemidesiniz oysa. Artık değerinizi çalarak sebepsiz zenginleşerek sırtınıza binen sömürge oligarşisine  nefretin yükseldiği  günü ziyan etmeyin. Proleterya nın mücadelesi sınıfsızlık mücadelesidir. Ürettiklerini artık değerlerini elinden alanlara çalanlara dur diyerek adil paylaşımların olacağı dünyayı anlatma günüdür 1 Mayıs.

Bayram kutlamadır.. Bu ne'yin kutlaması ki bayram olsun ? Ezilmişliğin sömürülmenin sürünmenin bayramı mı olur? Sevgili Emek platformları1.. Halaylarınızla horonlarınızla davul zurnayla sanki çok mutlu bir günmüşcesine kutlamalarla  işçilerle dalga geçmeyin .

Artık bu oyuna gelmeyin. Kimlik mücadelesi adı altında  emekçileri bölerek birbirine düşman ettirerek vahşi sömürü   düzenini sürdüren sermaye ağalarının oyununu bozun. Etnik kimlik mücadelesiyle aklınızı alanların tuzağına düşmeyin.  Bu oyun oligarşik sermayenin  on yıllardır süren oyunudur ve tutmuştur. Mücadelenin tek bir hedefi vardır evrensel emeğin birliği enternasyonal dayanışma. Mücadele alt-kimliklerin didişme alanı  değil, öncelikle  sınıf bilincinin ortaya konmasıdır. Kimlik kibri  emek mücadelesine güç sağlamaz. Yıllarca aynı oyunun içinde dağılan parçalanan el ele kol kola girmekten imtina ettirilen etnik kimliklerin ,her türlü mezhepçilik ,inanç simsarlığı,siyasi görüş farklılığı hiç bir emekçiye fayda getirmedi ,bölücülük  özgürlük getirmedi ,sermayeye daha çok güç verdi işçilerin haklarını arama yolunda  bölünme ve parçalanmasına yol açtı  sermayeye daha fazla boyun eğdirdi ,teslimiyeti sağladı. 

Bir diğer ayrımcılık konusu daha var. Bakın siz  sevgili masa başı emekçileri siz de işçisiniz adınız memur diye ,büro çalışanı diye  beyaz yakalı ve yeşil gömlekli ,takım elbiseli  diye kol emekçilerinden farkınız yok. Ücretlisiniz. Ve ücretlerinizi tayin edenler patronlarınız. Sendikalarınız değil. Cafcaflı etiketlerle süsleyip biraz daha fazla ücret ödeyip ait olduğunuz kitleye  aşağıdakilere  umursamazlığa sürükleyenlerin tuzağına düşmeyin.  Bilimsel etiketlerle sömürülen  emeğinizin üstünü örtemezsiniz.

O meydanlarda  1 Mayıs’ta sömürüye karşı çıkarken sizlerde yol arkadaşlarınızın yanında olmalısınız.  Ayrımsız tüm emekçi birliği direnişi ile insanlık sermaye oligarşisinin  karanlık ve zulmünden çıkış yolu bulabilir. Kitlenize  ihanet etmeyin. Sistemin şanslı çocukları oldunuz iyi okullarda okudunuz  vahşi kapitalizmin fırsat eşitsizliğini lehinize kullandınız  daha dolgun ücretlerle  sistemin çarklarında yerinizi aldınız . İçiniz rahat etmemeli. Sizler gibi ücretli olan ancak kölelik şartlarından beter emeğiyle geçinmeye çalışanlara " nasılsa ben yırttım"diye sırtınızı  dönmeyin. Irkçılık, inançlar üzerinden düşman ettirilen proleterlere  her fırsatta anlatın  ‘sömürü’, ‘değer’, ‘artık değer’ nedir? Sendikaların   aslında ne olduğunu anlatın ne yapması gerektiğini anlatın . Sizler iyi eğitim aldınız içinden  çıktığınız ama sonra hiç geriye bakmadığınız kitleye borcunuz var.

Emeğin evrensel enternasyonali diye verilen yüzyıllık mücadelede  gelinen nokta  küresel sermayenin karşı hamlesi sonucu  yenilgiyle sonuçlandı.

Bugün ne yazık ki ; dünya halklarını sömürüp zenginleşen gelişmiş ülkelerin emekçileri  sınıf ihanetinin içine sokulmuş durumda. Nasıl ki zengin patronun  konağında iyi şartlarda çalışan ücretli bir işçi acımasızca sömürülen  yoldaşlarını görmezden gelip  sırt çevirebiliyorsa,  bugün gelişmiş ülkelerin işçi birliklerinden, sendikalarından hiç bir dayanışma sesi gelmiyor ki yüzbinlerce insan küresel hesaplar rantlar uğruna ,küresel sermayenin doymak bilmez karları uğruna öldürülüyor  yerinden yurdundan koparılıp mültecileştiriliyor ve görmezden gelinebiliyor.

Bu evrensel anlamda üreten sınıfın birbirine yabancılaştırılmasından duyarsızlaştırılmasından  başka bir şey değildir. Yerelde başarılan bu ve evrensel olarak ta başarıldı.

Önce birlik. Kederde tasada mücadelede  asıl hedef kesinlikle kaybedilmemeli. Bir iş kolunda işçi olmaktan öte onlarca farklı kriterleri yücelterek ortaya çıkan  sendika olmamalı. İşçinin  Emek-sermaye çelişkisinden başka bir mücadele kriteri yoktur.   

Bandırma bir emekçi kenti , tüm emekçilerin inanç ,kimlik ,siyasi görüş ,etiket ayrımı gözetmeden  kenetleneceklerini umduğum  gün 1 Mayıs'ı ,kompraorlara ücretli köleliğe karşı tüm dünya emekçilerinin ses vermesi gerektiği  direniş gününü  kutluyorum ! Bugün olmasa bir gün mutlaka !

MEHMET LEVENTOĞLU