Fırıldak Adamlar

FIRILDAK ADAMLAR

Siyasette fırıldak adamlar dün olduğu gibi bugünde vardırlar. Var olmaya da devam edeceklerdir.

Hangi parti büyüyor kim koltuğa  yakın ise onlar hep oradadırlar. Ar damarı patlamış fırıldak gibi, bir oraya bir buraya dönen bu adamların tek işi yalanla , dolanla halkımızın oylarını çalıp kendilerini seçtirmek ve ceplerini doldurmaktır.

Maalesef bu adamlar yüzünden doğru dürüst insanlarımız da siyasetten uzak durur hale gelmişlerdir. Geçmişlerin de adi suç, sabıka ve her turlu ahlaki zayıflığı olan bu tip insanlar bir gün mutlaka siyasetin içinde olurlar, siyasetten beslenirler, çevrelerinde ki hiçbir şeyden haberi olmayan zavallıları da kendi çıkarları için kullanmayı meslek edinirler.

*

Fırıldak adamlar aynı av köpeği gibidirler. Burunları çok çok iyi koku aldığı için seçim rüzgarları ne zaman esmeye başlasa bunlar hemen sahneye çıkarlar. A partisi B partisi önemli değil, nasılsa kendilerine siyasi bir partide yer bulacaklardır. Bulurlarda. aşırı talep yüzünden siyasete başlayan bu fırıldakların ilk icraatları fakirlik ve yoksulluk edebiyatı yapıp gençliklerinde çok eziyet çektiklerini mahalle aralarında simit gazoz, pazar yerlerinde don gömlek satarak okuduklarını anlatarak seçmenin o güzel duygularını bir güzel sömürürler. Böylece siyasete girerler. Fırıldaklar artık seçilmişlerdir. İlk görevleri kendilerini  kurtaracak rant üstüne rant elde edecek 10-15 senelik kısa bir zaman içinde garibanlıktan büyük bir servetin sahibi nasıl olunacak onları araştırırlar ve önce bulundukları illerin –ilçelerin belediye meclislerine , encümen üyeliklerine imar komisyonlarına saldırırlar. Tanrı bu arkadaşlara acıyacak " yürü ya kulum" diyeceği için siyaset yaptıkları şehirlerdeki hazine yerleri,zorda kalanların  arsaları,icraya düştü düşecek  tarlalar,biribirini, yiyen mirasyedi akrabaların  ucuz şuulu yerler,ve vaktiyle  yeşil alan ayrılmış ama kamu yararına !? imara acılmasında sıkıntı olmayan düşeş   çok ciddi olarak ilgilenmeye başlarlar. İçerde ki diğer  küçük fırıldakların bunlara  TOPAÇ diyelim isterseniz vermiş oldukları tiyolarla fakirin fukaranın garibanın yerlerini çok ucuz paralarla ele geçirirler.

Sonra ne mi yaparlar ?

Yanlarında ki yandaş gizli ortaklarıyla beraber satın aldıkları arazileri bulundukları meclislerden komisyonlardan geçirip 18-19-20 madde hikayeleriyle imara açtırıp bir şekilde köşeyi dönme yolunda ilk adımı atarlar. Ama her ne hikmetse o garibanlardan 1 liraya topladıkları yerler 1 gece ansızın 100 lira oluvermiş kimsenin haberi olmaz. Artık bu adamlar için , hem SİYASET hem TİCARET devri başlamıştır. Gündüzleri parti binalarında derneklerde meydanlarda işçinin emekçinin memurun emeklinin yanındayız ezilenlerin sesiyiz diyerek boy gösterirlerken geceleri ise sanayici fabrikatör mütahit gibi iş adamlarıyla ezilenin emekçinin erişemeyeceği muhteşem çengili padişah sofralarında bir araya gelerek siyasi ve ticari geleceklerini daha da ileri taşıyacak projelere imza atarlar. Sonraki süreçlerde bu fırıldakları belediyecilik tatmin etmez ve daha büyük oynamaya milletin vekili olmaya soyunurlar. Vekil seçilirler. Ama kendilerine oy veren seçmeni de oy verdiklerine pişman ederler. Parti değiştirmeler, gizli iş takipleri , ihaleler derken ilçelerin de kazandıkları servetlerine Ankara da servet katarlar. Onlar için artık ezilen halk , emekçi, emekli hiç umurlarında bile değildir. Hatta kendilerine göre lüzumsuz olan telefonlarına bakma zahmetine bile girmezler. Yalnız şunu özellikle belirteyim ki bu arkadaşlar Ah de Vefa  yı unutmazlar. Yıllar önce siyasete girmelerinde köşeyi dönmelerinde ciddi emek sağlayan yandaşlarını da hatırlayarak Analarının ak sütü gibi helal olan kazandıkları paranın bir ucundan harcayarak dostlarının dernek başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı gibi makamlarda olmalarını sağlayarak önce vefa borçlarını öderler sonra da siyasette ki bütün kalelerini yavaş yavaş ele geçirirler. Hem de öyle bir ele geçirmek ki ! O dostlarım dedikleri ilçe başkanlarının, belediye başkanlarının kıpırdayacak halleri bile kalmaz.

Artık en büyük , FIRILDAKLARDIR.

Tabi ki bunların bir başka özellikleriyse meclis oturumlarında sabah akşam önerge vererek halkımızın açlık sınırında olduğu emeklinin memurun işçinin geçinemediğini vatandaşlarımızın bankalara gırtlağa kadar borçlandığı gibi söylemlerde seslerini yükselterek ‘’ Biz her zaman halkımızın yanındayız ‘’ havası yaratırlar. Hatta bu söylemler kendilerine yetmez meclisin tam ortasında KAHROLSUN KAPİTALİZM – KAHROLSUN EGEMEN GÜÇLER diye slogan atanların olduğu bile konuşulmaktadır. Ama ne yazık ki bu fırıldaklar, en büyük kapitalist en büyük egemen güç kendilerinin olduğunu çok çabuk unuturlar. Bir çok insanın rüyalarına girip ulaşamadığı son model özel şöförlü paha biçilmez arabarda gezdiklerini hanlar apartmanlar villalar yazlıklar ve kışlıkları derken inanılmaz bir gücün sahibi olduklarını , şirketlerinde çalıştırdıkları emekçilerin kaçı sigortalı kaçı değil farkında bile olmazlar.Emek, iş aş bu fırıldaklar için sadece siyasi bir malzemedir. Bunların tek amacı siyasetin içinde olmak insanların sırtından haksız kazanç sağlamaktır.

*

Peki bu ülkede adam gibi siyaset yapacak insanımız yokmudur. Olmaz mı ! Siyasetin içinde o kadar çok güzel pırıl pırıl insanlar var ama bu fırıldakların yüzünden sesleri solukları çıkmaz haldedirler. Çünkü fırıldak adamlara memleket falan farketmez. Bir bakarsınız Kayseri de, bir bakarsınız Balıkesir yada Bandırma da . Nerede bacasız sanayi, SİYASET varsa onlar hep oradadır.

SERHAT OZAR