Lütfen Özüne Dön Mirza..

 

LÜTFEN ÖZÜNE DÖN MİRZA!!

 

Bandırma belediye başkanı sayın Dursun Mirza, güzel, sempatik, karizmatik ve fotojenik özelliğiyle dikkat çekiyor. 

Belediye basın birimine ve yerel medyayada  çok güzel görüntüler veriyor.  Bir gün bakıyorsunuz, parklar bahçeler müdürlüğünün, ertesi gün fen işleri müdürlüğünün yaptığı yol ve kaldırım tadilatı, kapalı Pazar yeri inşaatı gibi  özel durumlarla  tüm rutin işlerde karşımıza çıkıyor. Belediyelerin asli görevi olan bu çalışmaları halka büyük bir iş gibi yansıtmak bence doğru değil. Halkımız ne yapılıp ne yapılamadığını pekala görüyor .Çünkü bu tip görsel reklamlı tanıtımları Mirza’dan evvel ki başkanlar da yapıyordu ve görev süreçleri olan dört sene -halkımızn tabiriyle-  laylaylay, loyloylom yapılarak geçiyordu. Bandırma'nın kıymetli yılları da  boşa gidiyor heba oluyordu. Edincik'te eski evlerin restorasyonuna 700 bin TL vermişler insanları mağdur ederek rstorasyon diye bir güzel kazıklamışlar  kim nerden ödemişse 700 bin TL ödenmiş  bu nasıl denetim.Başkan Edincik'te skandal restorasyon evlerin önünde proje sunuyor ?Birileri sizi kandırıyor başkan. İyiniyetiniz suistimal ediyor. Gerçekleri saklıyor gözlerden kaçırıyor .Belediyede taşaron olsun kadro olsun onca maaşlı eleman varken neden fazladan para verip boya badana  işi ,sanatsal etkinlik işi gibi bir sürü küçük işlerle birilerine rant sağlanıyor bu para kıtlığında. İşe göre adam almak zor mu ?

Herhalde sayın başkan Mirza’ya bu hastalık mı diyelim yoksa geleneksel anlayış mı diyelim  eski başkanlardan bulaştı. Oysa Mirza farklı olduğu için heyecan yaratmıştı. Yüzelli bin nüfuslu Bandırma’nın çok ciddi kesin müdahale yapılması gereken sorunları varken Mirza sürekli sanat etkinlikleri ,  iki ay sonra kuruyup sökülecek ağaç dikme törenleri, uçurtma şenlikleri , çiçek, resim, heykel sergileri ve hatta sinema kafe muhabbetleri gibi sadece görsel şova dayalı rutin işlerle yetinmeyecek ve de  etrafındaki şakşakçıları mutlu eden bu işleri bırakıp gerçek görevi olan BANDIRMA BELEDİYE BAŞKANLIĞI'na odaklanacak.

 ÖNCE TATLIYI PİŞİRECEKSİN SONRA ŞERBETİ DÖKECEKSİN Sn Mirza. Peki neymiş bu Bandırma’nın çok önemli sorunları derseniz  sadece benim  uzak kalsamda sık sık gidip geldiğim doğduğum kentle ilgili naciz görüşlerimi  size kısaca anlatayım.

Bandırma’nın kent girişlerine çok ciddi bir müdahale gerekiyor mutlaka çevre düzenlemesi yapılmalı. Artık bu iş Büyükşehir'e mi kalıyor yoksa Bandırma Belediyesine mi  fark etmez. Devlet aynı devlet içinde 2 kurum.  Şu anda ki manzara tam gelişmemiş ilkel kalmış yoksul bir madenci şehri havasında . Ayrıca, en önemlisi de Bandırma’nın girişi ile Erdek yolu çıkışındaki Çernobil görüntüleri veren, hidrojen peroksit, asit borik, sülfürik asit ve gübre fabrikalarının yıllardır  halkımıza yaşattıkları görsel tedirginlik ötesinde , geceleri bacalarından sızan zehirli gazlarla  da sinsice zehirlendiğimizi biliyorsunuz. Alın mecliste kararınız müdahale edin gereğini yapsınlar. Bölgemizdeki insan ömrünün ortalama  60'lı yaşlara düştüğünü görmek için bilimsel verilere bakmak gerekmez. . Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan araştırmalarda Türkiyede ki kanser hastalığı oranlarında 1. Güney marmara bölgesi geldiği, yani Bandırma, Erdek, Gönen, Manyas, Edincik gibi bölgelerde başta akciğer ve göğüs kanseri olmak üere çok ciddi hastalıklar görüldüğü anlatılmakta, devlete ve özel sektöre ait bu tesislerin tekrar gözden geçirilmesi ve bu kimyasal tehlikelere karşı çok ciddi denetimler yapılmalıdır denmektedir.

Bu denetimler Bandırma Belediyesi uktesinde değilse eğer mutlaka alınmalıdır. Siz kentin şehri eminisiniz. Vatandaş size emanet.

Ayrıca bütün bunlar yetmiyormuş gibi her sene için için yanan şehire bir plastik kokusu yayarak kentimizde yaşayanların nefes almasını engelleyen Ayyıldıztepe de ki çöplüğün de acilen kaldırılması taşınması yada modern bir geri dönüşüm için kollarınız sıvamanın zamanı gelmedi mi sizce ?20 yıldır oyalandığımızın farkındayız.

*

Şehir içi trafiği ise tam bir keşmekeş olduğunu sizde görüyorsunuz mutlaka. Zor da olsa agresif bir müdahale yapmalısınız artık çift gidiş gelişler tek mi olur güzergahlara neşter mi vurulur oturup karar alınabilir. Kurtuluş Caddesi örnektir gidin bakın izleyin orada nasıl her gün kavga çıkmıyor şaşırabilirsiniz. Yüzlerce insan ve araçlar özellikle mesai çıkışlarından sonra herkes birbirinin üzerinde, kimin nereye gittiği belli değil, kentimizde bu kadar çok araç varken bu kadar az ışıklı kavşak olduğunun farkındasınız. öte yanda  zaten az ve dar olan  kaldırımlarda yürümenin imkanı olmayan bir durumda. Saat beşten sonra acımasız özgürlük alanlarıyla vatandaşa ait yollar çimenler parklar işgal altında. Bandırma bu halde iken  insan ve taşıt trafiğini taşımıyor.Nufüs  hızla artacaksa  bir an önce yıllardır gündemde olan dalıp çıkan mı dalıp çıkmayan mı gibi projelerin de hayata geçirilmesi gerekmekte.

*

Sahil bandında ki halkımızın tek gezi alanı olan belediye kültür evi ile ordu evinin tam ortasındaki kanalizasyon pompalama tesisine de artık bir çözüm bulunmalı, insan pisliğinin burnumuzun dibindeki güzelim denize salıverilmesine mutlak bir son verilmeli. Üzülerek söylüyorum ki o bölgedeki masmavi deniz sapsarı olmuş haliyle misafirlerine utanç veriyor. Deniz kendini temizlemeye çalışıyor veriyoruz arıtmasız lağımı sahilimize. İnsanlarımıza Çelebi limanının angus kokuları yetmiyormuş gibi akşamları çoluk çocuk gezerken bir de lağım kokusu solumak zorunda bırakılması hoş değil..  Önemli olan başka bir konu ise, Bandırma büyük bir liman kenti, Marmara Denizi’nin tam göbeğinde, gençliğimizde sabahtan akşama kadar eski iskele'de, demirlitaş'ta, martılarda, mendirekte, livatyada denize girilirken, şimdi ise kirlilkten ötürü denize girmenin imkanı yok. Bu sorunun çözümü kolay değil tamam ama  peki kirlenen denizi temizlemek kimin görevi ?  BANDIRMA BELEDİYESİ’nin. Geçenlerde internette bir haber okudum. Haber şu idi, Bandırma Belediyesi yaz yüzme kursları 2. Etap çalışmaları başladı. Buraya kadar herşey iyi doğru. Yüzme bilmeyen çocuklarımızın belediyemiz katkıları ile yüzme öğrenmeleri çok güzel ama yanlış olan Marmara Denizi’nin tam kıyısında şişme bot gibi yapay bir havuz !. İroni bu olsa gerek dedim kendi kendime..

Çocuklarımız burada yüzme öğreniyor. Malesef ağlanacak halimize gülüyoruz. Peki, bu çocuklar anne babalarına, biz neden denizde yüzme öğrenmiyoruz da havuzda yüzme öğreniyoruz diye sorduklarında, çocuklarımıza şu cevabı mı vereceğiz? Evladım denize insan pisliiği akıyor da ondan mı diyeceğiz. Yazık çok yazık.. Bandırma’nın bir  büyük ayıbı da bu. Evet muhalif belediyelere hükümetin bakışını hepimiz biliyoruz.  Bilindiği gibi Eskişehir Belediyesi yıllardır muhalefet partisi olmasına rağmen devletin değil kendi imkanlarıyla şehrin göbeğinden geçen 10 km lik Porsuk batağını deniz yaparak, insanların gondollarla gezmesini, yüzmesini, güneşlenmesini sağlarken , denizle alakası olmadığı halde plaj yaparken biz niye yapmayalım. Gerekirse hepimiz birer kazma alıp üstümüze düşeni yaparız. Levent şlam gölü gibi bir çevre felaketiyle bir arada yaşamamız gerekmez.Eti Maden  Bandırma'yı rezil etmekten öte bir çözüm bulsun böyle çevreyi acımasızca kirleten vahşi bir sanayi artık hiç bir yerde yok.  Vur yumruğunu masaya başkan halkımız arkanda. Bırak etrafında ki goygoycuları şakşakçı rantçıları  .Denizi olan bir kentte olimpik yüzme havuzu macerası yerine Livatya'da ki koyu temizleyip  DENİZLE İÇ İÇE güzel bir tesis yapıp bir kısmını Bandırma Belediyesi yüzme ihtisas kulübü  olarak diğer kısımlarını da, eskiden olduğu gibi halk plajı adıyla vatandaşların hizmetine sokmak hiç de zor değil. Zor diyorsanız nedeninide açıklayın başkan. Ve sayın Mirza sizi bazıları küçümsüyor Bandırma'nın muhtarı diyorsa da biz öyle görmüyoruz. 150 bin  nüfuslu Bandırma nın  ezici oyla farkıyla seçilmiş tek patronu olduğunuzu  bilmeli, seçimlerde aldığınız ciddi oy oranının farkına varmalısınız,  Ama  hiç kimsenin vazgeçilmez olmadığını da görmeli, Bandırma nın insanca yaşaması için onu  bunu büyükşehiri bahane etmeyerek  yumruğunuzu  masaya vurmalısınız.

 Kısaca ÖZÜNE DÖN Başkan . Çünkü Bandırma kokuyor, Bandırma‘lı ölüyor başkan..

SERHAT OZAR