Proleter- Burjuvazi !?

Marxist olmak sadece kapitalizme ait beylik ezberleri ve devrimci ajitasyon ezberlerini nakarat halinde temcit pilavı yapmak değildir.

Tekelci kapitalizmin siyasal ekonomik alt yapısını, üst yapısını ayırt etmekte önemli, bilim ve tekniğe önem vermek daha da önemli; çünkü yeni üretim güçleri, yeni üretim ilişkiler doğruyor; bu ille de yeni üretim biçimi doğacak anlamına gelmiyor, fakat gözden kaçırılmaması zorunlu olan koasun devrimi zorlamasıdır; ancak post modernist bilim-teknoloji çarpıtmasına da muhakkak dikkat edilmelidir.

Genelden özele dönersek; teori üretemeyenler, ölüme güzelleme yapmayı bile pratik saydıklarından bir türlü praxisi yaşama geçiremiyorlar. Egemen sınıfın çizdiği çember çizgisi bütün en devrimci çığlıklara rağmen aşılamıyor. Bu arada kapitalizmin eşitsiz gelişim pratiğine göre egemen çokuluslu tekelci sanayinin terk ettiği alanlar başka yerli sanayiciler tarafından modern tekniklere uygun olarak doldurulabiliyor. İşte bunun örneklerinden biri aşağıdaki haber....

Aslında marxist geçinen örgütsel yapıların yayın organlarında bunun irdelenmesini bekleriz.

Dış pazara açılan yerli burjuvazi emek-gücünü kiraladığı Türk işçi sınıfına da küresel pazar payından nemalandırıyor mu? Bazı metal iş kolunu işçilerinin greve gittiği günümüzde bu sorulmalıdır. Çünkü XIX -XX.yy. ekseninde İngiltere, Fransa gibi ülkeler emperyalist saldırganlıkla dış pazarları ele geçirip ürettikleri metalarını sattıklarında kendi işçi sınıflarını nemalandırmış böylece Marx-Engels'in tanımı ile bir "proleter-burjuvazi" oluşmuş, bunlarda burjuva patronlar adına işçi sınıfı içinde grev kırıcı, sendika bozucu gönüllü görevler ifa etmişlerdi.

Bu aynı zamanda sosyolojik bir alan araştırma konusu.

Türkiye'nin "emperyalist"leşmenin neresinde olduğu sorusuna da doğru cevap arama kaygısı...

HALİD ÖZKUL - BURHANİYE