CHP Bandırma’dan Öğretmen Fatma Nur Çelik İçin Adalet Çağrısı

CHP Bandırma’dan Öğretmen Fatma Nur Çelik İçin Adalet Çağrısı
upload.php?item=9762

Dün Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen bıçaklı saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış, yaralanan eğitim emekçimiz Fatma Nur Çelik yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Yalnızca idealist bir öğretmeni değil aynı zamanda kendisini oğlunun yaşamını güzelleştirmeye aydınlatmaya adamış bir anneyi ve donanımını, insanlığını, yeteneklerini kelimelerle anlatamayacağım, sayısız anıları ve sohbetleri paylaştığım arkadaşımı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum.

Yaşanan bu vahşi saldırıyı kınıyor; hayatını kaybeden öğretmenimize, arkadaşıma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı, yaralı öğretmenimize ve öğrencimize acil şifalar diliyorum. Son yıllarda eğitim kurumlarında artan şiddet vakaları, öğretmenlerin ve öğrencilerin can güvenliğinin ciddi biçimde tehdit altında olduğunu açıkça göstermektedir. Gerekli ve kalıcı önlemler alınmadıkça benzer acıların yaşanması kaçınılmazdır. Bir okul ortamında kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarındaki zafiyeti gözler önüne sermektedir. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliği hiçbir gerekçeyle ikinci plana atılamaz.

Okullar, korkunun değil güvenin; şiddetin değil bilimin, aklın ve vicdanın hakim olduğu yerler olmak zorundadır. Şiddeti önlemek yalnızca fiziki güvenlik tedbirleriyle mümkün değildir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, riskli davranışların erken tespiti, kriz önleme ve müdahale protokollerinin oluşturulması taşımaktadır. hayati önem Okul; yalnızca akademik bilginin aktarıldığı bir kurum değil, aynı zamanda ergenlik döneminin yoğun duygusal süreçlerinin yaşandığı bir psikososyal alandır. Bu alan yeterince izlenmediğinde risk davranışları birikir, erken uyarı sinyalleri gözden kaçar ve sonuçlar telafisi mümkün olmayan boyutlara ulaşır, tıpkı dün yaşanılan olay gibi. Şiddet çoğu zaman anlık bir patlama gibi görünse de arkasında birikmiş sorunlar, travmalar, ihmal edilmiş ruhsal ihtiyaçlar ve sınır koyulmamış bir büyüme süreci barındırabilir. Bu nedenle ruh sağlığı hizmetleri kriz sonrası müdahale değil, kriz öncesi koruyucu güvenlik için yapılandırılmalıdır.

Eğitim ailede başlar, okulda şekillenir. Sınır konulmayan, sorumluluk bilinci kazandırılmayan, değer eğitimi ihmal edilen bir neslin yükü yalnızca öğretmenin omuzlarına bırakılamaz. Aile, okul, medya, siyaset ve tüm toplumsal aktörler sorumluluk almak zorundadır. Öğretmen yalnızca ders anlatan kişi değildir. O, bir çocuğun karanlıkta elinden tutan rehberi, “yapabilirsin” diyen dayanağı, doğru ile yanlışı ayırt etmeyi öğreten vicdanıdır. Dün kaybettiğimiz sadece bir öğretmen değil; bir anne, bir evlat, bir umut, bir gelecekti. Öğretmenlerimize yönelen her türlü şiddet; eğitime, vicdana ve toplumun yarınlarına yönelmiş bir saldırıdır. Kalem tutan ellere uzanan her kötülük, aslında geleceğimizi hedef almaktadır. Eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanmadığı bir ortamda huzurlu bir eğitim-öğretim sürecinden söz edemeyiz.

Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri; bu ağır saldırıya yalnızca taziye mesajlarıyla değil, somut, kalıcı ve etkili adımlarla karşılık vermeye çağırıyoruz. • Şiddeti önleyici disiplin ve eğitim politikaları etkin biçimde uygulanmalıdır. • Okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı, riskli okullara yeterli güvenlik personeli sağlanmalıdır. • Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli, erken risk tarama ve müdahale sistemleri kurulmalıdır. • Öğretmenlerin tükenmişlik, tehdit algısı ve sınıf içi kriz yönetimi konularında desteklenmesi gerekmektedir. • Yaşanan bu olay tüm yönleriyle şeffaf biçimde aydınlatılmalı, sorumlular adalet önünde hesap vermelidir. Zira Fatmanur öğretmenimiz geçtiğimiz yıllarda okulunda benzer bir olayın yaşandığını belirtip, yapılan toplantılar esnasında da bu durumun vahametini ve öğretmenlerin can güvenliğinin olmadığını belirtmiştir.

Artık şu soruları sormak zorundayız: Öğretmeni korumayan bir sistem kimi korumaktadır? Toplum için risk oluşturan bireyler, gerekli destek ve denetim sağlanmadan nasıl korunmasız alanlara bırakılmaktadır? Önleyici mekanizmalar varsa neden işlememektedir? Bu mesele toplumsal bir alarmdır! Acımız büyük, öfkeliyiz. Ancak susmayacağız. Öğretmenler korkmadan mesleklerini icra edebilmeli, güvenle okula gidebilmelidir. Öğretmenlerimiz yalnız değildir. Onların güvenliği, itibarı ve yaşam hakkı bu ülkenin en temel sorumluluğudur. Öğretmenler için adalet istiyoruz.

3-03-2026-BANDIRMA GERCEK-SEDAT KUTBEK

14
A+
A-
REKLAM ALANI