Mustafa Özbakır

1- Partinin anası ağlıyor ve ağlatıldı ….
2 -Parti dağıtılıyor herkes bir yerden istifa ediyor kimileri bir yerden tutuklanıyor kimileri yaptığı işlerin hesabını veremiyor durum vahim.
3- İmamoğlu’nun yapmış olduğu hesapsız çıkış.
*
3 yıl önce 4 yıl önce Cumhurbaşkanı adaylığı mı olurmuş bu partiyi kendi yoluna ipotek edemezsin ki. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’nde buna müsaade edildi ve parti elden çıkartıldı.
Şimdi konuşulan ; çantacılar, merkezciler, paracılar. Bu parti parayla mı var oldu ya? Bu partinin elektriğini suyunu kirasını herkes cebinde çıkardı ödedi.. Büyük şehirde yapılan tatlı ihalelerin müteahhitlerin üzerinden pay mı alınır ya yakışır mı bize? Yakıştıramaz.
Seçim kayboldu da
Sonra neler oldu..
Hemen Kılıçdaroğlu’na hücum edildi.. Küçük düşürüldü .. Çok sabah, erken saatte..
Kılıçdaroğlu ise bu eleştirilere rağmen, “Gemiyi limana çekeyim, sonra bırakayım” diyerek istifa etmedi; bunun yerine partiyi toparlama ve kongre sürecine taşıma yolunu seçti. Bu yaklaşım, birçok yorumcuda “şerefli ve derin düşünülmüş” bir duruş olarak değerlendirildi – zira ani bir çekilme, partiyi daha büyük bir kaosa sürükleyebilirdi. Gerçekten de, genel seçim yenilgisi sonrası CHP’de “değişim” sloganıyla bir hareket başladı. Bu hareket, İmamoğlu ve Özgür Özel öncülüğünde şekillendi ve Kılıçdaroğlu’nu “eski nesil” olarak etiketleyerek yıpratma stratejisi izledi. Kaynaklara göre, bu yıpratma, bayram dönemlerinde ve kongreye kadar süren medya kampanyalarıyla yoğunlaştı.
Medyada bu iç çatışmalar “muhalefetin kendi kendini yok etmesi” olarak yansıtıldı, ancak muhalif kaynaklar bunu “kontrollü bir darbe” olarak gördü.
2. Kongre Süreci ve İddialar: Hile, Desise ve Güç Mücadelesi
Kasım 2023’teki CHP Kurultayı, partinin dönüm noktasıydı. Kılıçdaroğlu, mevcut avantajına rağmen (örneğin, delegelerin bir kısmı sadıktı) Özgür Özel’e karşı kaybetti. Bu süreçte “hile ve desise” iddiaları gündeme geldi: İl başkanlıklarının değiştirilmesi, delege seçimlerinde usulsüzlükler ve para/güç kullanımıyla kongrenin “satın alınması” gibi suçlamalar. İmamoğlu’nun bu süreçte aktif rol aldığı, Özel’i desteklediği ve partiyi “ele geçirdiği” yönünde eleştiriler var.
Özel’in zaferi sonrası, İmamoğlu’nun etkisiyle “dinozorlar” (eski kadrolar) tasfiye edildi ve yeni bir yapı kuruldu. İmamoğlu, 2019’dan beri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak büyük bir popülariteye sahip; ancak eleştirmenler onun Cumhurbaşkanlığı hırsını (örneğin, “3-4 yıl önce cumhurbaşkanlığımı ilan eden” ifadeleri) tutarsız ve hayali buluyor. Bu hırs, partiyi bölücü bir etki yarattı: Örneğin,…..
Balıkesir’de ,
Mehmet Tüm gibi Alevi kökenli milletvekillerinin uzaklaştırılması, etnik/dini nifak iddialarını körükledi.
De
Bu tasfiyeler, partiyi “tek adamcı” bir yapıya mı dönüştürüyor sorusunu akla getiriyor – ironik şekilde, AKP’yi eleştiren CHP’nin kendi içinde benzer dinamikler oluşması. Kaynaklar, bu kongre sürecini “muhalefetin iç savaşı” olarak nitelendiriyor. Özgür Özel’in liderliği altında CHP, 2024 yerel seçimlerinde başarılar elde etti
(örneğin, İstanbul ve Ankara’nın korunması), ancak
2025’e gelindiğinde, İmamoğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla suçlanması tutuklanması ve parti yönetimine yönelik mahkeme müdahaleleri, bu nifakın derinleştiğini gösteriyor.
Bu, hükümetin muhalefeti zayıflatma stratejisi mi, yoksa iç çatışmaların sonucu mu? Her iki görüş de mevcut:
Bazıları İmamoğlu’nu “kurtarıcı” görürken, diğerleri onu “oportünist” olarak eleştiriyor.
De İktidara Giden Yol mu, Yoksa Bölünme mi? bu siyaset anlayışı “iktidara giden bir anlayış mıdır?” sorusunu haklı çıkarıyor.
Kılıçdaroğlu’nun “gemiyi limana çekme” yaklaşımı, partiyi korumacı ve uzun vadeli bir stratejiydi; ancak İmamoğlu ve Özel’in “değişim” hamlesi, kısa vadeli güç kazanımı olarak görülebilir.
(Mehmet Tüm örneği gibi),
.CHP’nin seküler ve çoğulcu kimliğini zedeleyebilir – bu, tarihsel olarak partinin zayıf noktası.Olumlu yönden, bu mücadeleler CHP’yi yeniledi ve 2024 seçimlerinde AKP’ye darbe vurdu. Ancak, 2025-2026’daki krizler (İmamoğlu’nun tutuklanması, Özel-Kılıçdaroğlu rekabeti, mahkeme müdahaleleri) gösteriyor ki, iç nifak muhalefeti zayıflatıyor.
Hükümet kaynakları bunu “muhalefetin iç çürümesi” olarak sunarken, uluslararası gözlemciler “otoriter baskı” olarak yorumluyor.
Sonuçta, bu dinamikler CHP’yi güçlendirebilir eğer birlik sağlanırsa; aksi takdirde, “küçük olsun benim olsun” mantığıyla parçalanma riski yüksek.
MUSTAFA ÖZBAKIR /BANDIRMA / 26-01-2026