KÖPRÜLERİ SATARIM İLA KÖPRÜLERİ SATTIRMAM DALAŞI
24 yıldır iktidarını sürdürmekte olan Akp ve onun küçük fakat etkin olan ortağı MHP, bir süredir kamuoyunun muhalif kanadının nabzını ölçme sınavına girmiş bulunmaktadır; “Köprülerin ve karayollarının” kar getiren kullanım hakkını, peşin peşin alacağı miktar karşılığında, sermaye gruplarına – yerli ya da yabancı sermaye oluşuna bakılmaksızın- satmaya soyunmaktadır.
Kamunun birikimlerinin, hem de hatırı sayılır bir gelir getirici mal varlıklarının, iktidar kanadının alacağı bir gecelik kararla satılı verilmesi de o kadar mümkün görünmemektedir. O yüzdendir ki kamuoyunun nabzını ölçme testine, mücadelesine girilmiş bulunulmaktadır. Buna siyasi literatürde; “nabız ölçme”, ya da “Bir adım öne, iki adım geriye” taktik uygulaması denmektedir. “oportünist”- fırsatçı- siyasi ölçüm metodu bu şekilde işlemektedir.
Akp’nin iktidara geldiği günden bugüne kamu varlıklarını ve sanayi kuruluşlarını, madenleri, ormanları, toprakları sürekli satarak, özelleştirme yoluyla servet transferi yaptığı ve bu yolla siyasi varlığını sürdürdüğü gerçeği, yediden yetmişe her kesimce bilinmektedir. Hemen hemen her satış sözleşmesinde de kamuoyunun nabzını ölçme girişimini ihmal etmedikleri de ayrı bir gerçektir.2012 yılında köprüler ve karayollarının satışında, en büyük sermaye gruplarından “Koç grubu”, yanına eklediği; Ülker ve UEM grup ortaklarıyla birlikte, ( 5 milyar 720 milyon dolar ile) en yüksek teklifi veren grup ortaklığı olarak, karayollarının ve de iki köprünün işletme hakkına –zilyetlik hakkına- talip olmuştur.
“TÜPRAŞ” özelleştirilmesine sahip olup da, en büyük kar getiren balığı portföyüne ekleyen Koç grubu, yine öyle kesintisiz ve mutlak biçimde, hem de oluk oluk kar getiren balığı yakalamak isteyerek, Karayollarının ve köprülerin kullanım hakkını ele geçirmek istemiştir. Milliyetçilik şemsiyesini kullanarak, yerli kamu kuruluşlarının yerli ve milli sermayede kalmasını istermişçesine de bir hava yaratılmaya çalışılmıştır. Yabancı sermayenin topa girmemesi, ihaleye gereken ilgi ve alakayı göstermemesi sonucu, Milliyetçi Koç grubundan daha milliyetçi kesilen iktidarın ve de özelleştirme kararının başı olan asrın lideri, ben bu fiyata karayollarını satarsam vatana ihanet etmiş olurum, diyerek satışı iptal etmiştir.Şimdi hep birlikte izleyeceğiz. Yabancı sermaye grupları bu ihaleye ilgi gösterecek midir? Eğer ihale gerçekleşirse, zilyetlik hakkının süresince, 25- 30 milyar dolar kar getiren kamu kuruluşlarımız kaç paraya elden çıkartılacaktır?
Yaşı baliğ olanlar hatırlayacaktır, TRT’deki açık oturumda 1983 seçimleri öncesinde bir açıkoturumda Özal ile Necdet Calp, köprünün satışı konusunda tartışmışlardır; Körünün gelirlerini satacağım diyen Özal’a Calp, “Hayır efendim satamazsınız!” diye karşı çıkmıştı. Böyledir bizde, liberal ekonomi savunucuları ile sosyal demokrat, milliyetçi, laik, Atatürkçü düşüncenin temsilcileri arasındaki söz düellosu, ya da kamuoyunun teveccühünü kazanma yarışı.
1983 ve hatta daha öncesinden bugüne, iktidarını sürdüren zihniyetin hangi kanadın tekelinde olduğuna baktığımızda, fikir tartışması gibi gösterilmeye çalışılan, gerçekte iki kanadın “dalaşmasından”, tribünlere oynamalarından öteye geçemeyen atışmaları izlemekle ömürler tükenmektedir.
19.02.2026, İzmir, Sedat PAMUK