Lümpenleşen Siyaset,Kaybedilen İdeoloji

LÜMPENLEŞEN SİYASET, KAYBEDİLEN İDEOLOJİ

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte birçok büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanının, bürokratın yargı baskısı altında olduğu; parti hakkında kapatma davasının sürdüğü bir dönemdeyiz. Türkiye’de çok partili hayata geçildiğinden bu yana belki de ilk kez, toplumun geniş kesimlerinde “iktidar değişebilir” umudunun bu kadar somutlaştığı bir eşikte bulunuyoruz.

Tam da böyle bir süreçte, Uşak Belediye Başkanı’nın (ismini anmaya dahi gerek duymuyorum) kamu yararı, kent politikaları ya da halkçı belediyecilik anlayışıyla değil; özel yaşamıyla gündeme gelmesi, basit bir bireysel zaaf olarak geçiştirilemez. Bu durum, daha derin bir sorunun, yani ideolojik zayıflığın ve siyasal kültür erozyonunun açık bir göstergesidir.

Çünkü ideolojik omurgası güçlü olan bir siyasal gelenekte, kamusal sorumluluk taşıyan kadrolar kişisel hayatlarıyla değil; halk için ürettikleri politikalarla, sergiledikleri duruşla ve temsil ettikleri değerlerle anılır. Oysa bugün ortaya çıkan tablo, siyasetin ilkesel bir mücadele alanı olmaktan çıkarılıp, kişisel kariyer ve çıkar aracına dönüştürüldüğünü göstermektedir. Bu da kaçınılmaz olarak lümpenleşmeyi beraberinde getirir. Lümpen kültürde ise ne ahlak, ne sorumluluk, ne de ideolojik tutarlılık aranır.Lümpen kimliğinin, aile yada seçildiği kentin, yaşadığı ve sorumlu olduğu ülkenin aidiyeti yoktur, o nedenle ideolojik tutarlılığı da olamaz.

Bu noktada sorumluluk yalnızca bireylerde değil, doğrudan parti yönetimindedir. CHP Genel Başkanı başta olmak üzere parti yönetimi, bu tablo karşısında açık ve samimi bir özeleştiri vermek zorundadır. Çünkü sorun tekil değil, sistemseldir.

Partinin gençlik kollarında yetişen, ideolojik olarak donanımlı, mücadele pratiği olan ve her türlü fedakârlığı göze alan kadrolar yerine; tepeden inme yöntemlerle belirlenen, kent rantıyla büyümüş çevrelerin temsilcileri, delege ağaları ve siyaseti kişisel yükseliş basamağı olarak gören isimlerin aday yapılması, bugünkü çürümenin temel nedenidir.

Altına “pet bağlanmış” siyasal figürlerin (Siyasal Atık), yani en küçük krizde dahi dağılan, sorumluluk almayan ve partiyi taşıyamayan kadroların milletvekili ya da belediye başkanı yapılmasının bedelini, bugün yalnızca CHP değil, değişim umudu taşıyan milyonlar ödemektedir.

Eğer gerçekten iktidar hedefleniyorsa, bu hedef yalnızca seçim kazanmakla değil; ilkesel, ahlaki ve ideolojik bir yeniden inşa süreciyle mümkündür. Aksi halde bugün yaşananlar istisna değil, kaçınılmaz bir sonuç olarak tekrar etmeye devam edecektir.

Ozan Ozanca/29 Mart 2026

44
A+
A-