Silahlara Veda / Sedat Pamuk

SİLAHLARA VEDA *1

Ernest Hemingway Birinci Dünya Savaşı başlamadan önce, İtalya’da Mimarlık öğrenimi gören, Amerikan vatandaşı Frederic Henry, İtalyanların Avusturya- Macaristan İmparatorluk Ordusuyla girdiği savaşta, Amerikalı bir teğmen olarak, İtalyan ordusu bünyesinde savaşa katılır. Görevi, cephede yaralanan askerleri, ambulanslarla ve emri altındaki İtalyan askerleriyle savaş hattı dışındaki hastanelere taşımaktır.Savaşın ilk yıllarında bariz bir İtalyan üstünlüğü vardır. Avusturyalıların yardımına Alman askerleri eklenince savaşın seyri değişmektedir. Teğmen Frederic’in birliği, güzel bir kent olan Gorizia’dadır ve genç teğmen günlerini cephe ile Gorizia arasında geçirmektedir.Gorzia’daki birliğinde oda arkadaşı olan Doktor Rinaldi ile cephe dışındaki zamanlarını eğlence hayatının içinde geçirmektedir. Rinaldi, cephe gerisindeki hastanede görevlidir ve eğlence düşkünü bir tiptir. Frederic ise, eğlenceye düşkünlüğünün yanı sıra, bir kahramanının sahip olduğu cesaret, fiziksel dayanıklılık gibi nitelikleri de taşımaktadır.Rinaldi, İngiliz hemşire Catherine Barkley ve arkadaşı Helen Ferguson’la tanıştıktan sonra, teğmen Frederic’i tanıştırır. Frederic çok kısa bir sürede Catherine ‘ye âşık olur. Aynı duygular, olağanüstü güzelliğe sahip Catherine ’de de oluşur.Tanışmalarının üstünden bir iki gün geçmiştir ki, Frederic cephede dizinden fena halde yaralanır. Onu, daha iyi bakılır diye Milano’daki Amerikan sahra hastanesine naklederler. Dizinden ameliyat edilir ve doğrulup ayağa kalkması için en azından bir altı ay yatması gerektiği söylenir.Frederic’in yaralandığı haberini alan Catherine de Milano’daki hastaneye gelerek, orada görev alır. Gece gündüz birliktelik sonucu Catherine hamile kalır. Frederic’in dizi düzelip de yaraları iyileşince tekrar cepheye dönmesi gerekmiştir. Ama sevgilisinden ayrılmak ona çok zor gelmektedir.Avusturyalılar, Alman askerlerinin de desteğiyle savaşta atağa geçmiş, İtalyanları kazanmış oldukları mevzilerden geri püskürtmeye başlamışlardı. Öyle ki Frederic’in birliğinin bulunduğu Gorizia’ya kadar ulaşmışlardı. İtalyan birlikleri sürekli geri çekilmektedir. Aşırı yağmur nedeniyle çamurlaşan yolda ambulansın tekerlekleri çamura saplanır. Ne kadar uğraşsalar da arabaları çamurdan çıkaramazlar ve mecburen yayan olarak yola devam ederler. Frederic’in emrindeki dört askerden birisi kaçarken öldürülür. Bir diğer asker bunun üzerine kaçıp gider ve kalırlar iki kişi.Alman askeri birliklerinden saklanırken ve Avusturya askerlerinden kaçarken, Carabinieriler diye bir İtalyan taburuyla karşılaşırlar. Bu tabur da geri çekilmeyi asla kabul etmeyen, geri çekilme emrini veren ve uygulayan subay takımını da kurşuna dizip cezalandıran askerlerden oluşmaktaydı. Frederic’in subay olduğu ve İtalyancayı aksanlı konuştuğu için infazdan kurtulma şansı hiç yoktu. Anlık bir boşluktan faydalanıp kendisini nehre attı. Kurşun yağmurundan kurtulmak için nefesi kesilene kadar dip dalan ve arkasından yüzen bir tahta parçasına tutunup nefeslenen Frederic, onların elinden kurtulur. Epey yüzdükten sonra bir tren yolunda beklemeye geçer. Açlık ve yorgunluk had safhadayken, gelen bir yük trenine gizlice atlayıp Milano’ya gider. Orada Amerikan Hastanesi çalışanı Ralph Simmons’un yardımıyla sivil kıyafet temin eder. Aksi takdirde savaş kaçkını diye ve subay kimliğiyle hayatı tehlikededir. Sivil kıyafetle de kurtulmuş sayılmaz. Kendisini ihbar eden birisi sonucu yakalanırsa tutuklanması kaçınılmazdır. Tek kurtuluşu İsviçre’ye kaçabilmektedir. Kaldığı otelde çalışan ve daha önceden tanışmış olduğu Emilio’nun ona bahşetmiş olduğu sandalla, Catherine ’yi de alarak kaçarlar. Yağmurlu ve rüzgârlı bir havada kırk kilometrelik mesafeyi kürek çekerek aşarlar. Dalgalı göl sularında saatlerce süren yolculuktan yorgun argın ve kürek çekmekten elleri nasırlaşmış halde İsviçre’ye ulaşırlar.İsviçre’den geçici olarak vize alırlar. Catherine’nin doğumu yaklaşmaktadır. Montrö’den Lozan’a geçerler. Sancıların sıklaşması sonucu tam teşekküllü hastanede doğuma alınan Catherine’nin doğumu çok zor gerçekleşir. Doktor, ya forsepsle alırız ki bu yırtılmaya neden olabilir, bebek için kesinlikle zararlı olmasının yanı sıra da pek tehlikeli olabilir; ya da sezaryen. Sezaryenin normal doğumdan fazla bir tehlikesi yoktur, der ve sezaryen ile doğumda karar kılınır. Beş kilo ağırlığında bir erkek bebek doğmuştur, lakin ‘kordon dolanması’ sonucu bebek ölü doğmuştur. Anne de zorlu bir ameliyata dayanamamıştır. Güzel Catherine de sevgilisinin gözyaşları arasında son nefesini vermiştir.

*1- Silahlara Veda, Ernest Hemingway, çev. Belkıs Dişbudak, Bilgi Yay. 24. Basım

Özetini sunmaya çalıştığım ‘Silahlara Veda’ romanı, bir savaş ve aşk temasını işleyen, 1918 yılında yaşananları, tam on senelik bir süre sonrasında 1928 yılında kaleme alınan, Ernest Hemingway’ın en önemli romanlarından biridir. Hemingway, savaşların içinde bizzat yaşayarak romanlarını oluşturmuş bir yazardır. Bu romanında 1918 İtalya- Avusturya Savaşı’nı yaşamış ve yazmıştır. Bir diğer önemli romanı, ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’ da ise İspanya’nın 1936-1939 yıllarındaki İç Savaşı sırasında faşistlere karşı savaşan bir Amerikalı profesörün yaşantısını konu edinmektedir. ‘Silahlara Veda’ kolay okunan; sevgi gibi, aşk gibi insani duyguları, savaş gibi, ölüm gibi, yaralanma, acı çekme, şiddet görme gibi vahşi insani olgularla harmanlamasını bilen, her türlü duygu değişimini okura yaşatan bir romandır. Romana bu ismi koyarken yazar, onlarca isim arasından birini seçmek zorunda kalmış ve sonunda ‘Silahlara Veda’da karar kılmıştır. Bu seçenekler arasından birkaç tanesini aktarmak isterim; ‘Savaşta Aşk’, ‘Zevk İçin Keder’, ‘İtalya’dan Çekiliş’, ’İtalyan Seyahati’, ‘İtalya Günlüğü’, ‘Değişen Zaman’, ‘Duygusal Eğitim’ gibi, romanın son sayfalarında, açıklamalar kısmında isim seçenekleri sıralanmış. Yine, kitabın açıklamalar kısmında, romanın trajik bitim sahnesinin yazar tarafından onlarca farklı şekilde kaleme alınışı ve yazarın kitabı bitiriş satırlarında oldukça zorlandığı okuyucuya aktarılmaktadır. Daktiloyla yazılmış taslaklar ve de Kalemle yazılmış taslaklar arasından seçilmiş son dramatik satırları bir solukta okumaktayız da, o satırları oluşturmak için Hemingway çok mesai harcamış, bir sürü müsveddeler bırakmıştır. Müsvedde taslaklar, üzeri kalemle çizilmiş satırlar, şimdi Boston şehrinin John F. Kennedy Kütüphanesi’nin kataloglama sisteminde saklanmaktadır.

Romanın trajik sonunda, doğumun, anne ve bebeğin ölümlerle sonuçlanması, bebeğin kordon dolanması ile nefes alamaması, forsepsle mi, sezaryenle mı doğumun gerçekleşeceği gibi durumlar, beni çok duygulandırdı ve anılarımı canlandırdı; Bundan 37 yıl önce, biricik oğlumun doğumunda benim de yaşamış olduğum, bizim de kordon dolanması sonucu bebeğin oldukça zor bir doğum gerçekleşmesi anılarımı kamçıladı ve ister istemez Erzurum Devlet Hastanesi’ndeki o günleri gözümde canlandırdı. Bunun öyküsünü de ayrıca yazmayı planlamaktayım. 24.08.2025, Ankara, Sedat PAMUK

125
A+
A-
REKLAM ALANI