Zeytin Ağacının Vazgeçtiği Yerde Ege Biter.. Akdeniz biter.

Zeytin ağacının temsil ettiği ölümsüzlük sembolizmi Herodot zamanına (MÖ 500) kadar uzanıyor. İlk tarihçi olarak kabul edilen Heredot, öykülerinden birinde, “Zeytin ağacı barbarlar tarafından tapınağın ateşinde yakıldı; ancak yangından sonraki gün, krala bir kurban sunmakla görevlendirilen Atinalılar tapınağa çıktıklarında, yanan ağacın gövdesinden bir arşın yüksekliğinde bir sürgünün budaklandığını fark ettiler.”, diye yazdı.

Birçok mitolojik anlatıda ve kutsal kitaplarda, zeytin ağacından sıkça söz edilmiştir. İnsanlık tarihi boyunca zeytin barışın, bereketin, adaletin, bilgeliğin, erdemin, zaferin, aklın, arınmanın, yeniden doğuşun ve kutsallığın sembolü olmuştur. Zeytin, Akdeniz havzasında yaşamış tüm medeniyetlerde görülmüştür.

İlyada Destanı’nda şair Homeros, mitoloji ve botanikte adı “Ölümsüz Ağaç” olan Zeytin Ağacının ölümsüzlüğünü şöyle anlatır:
“Ben herkese aitim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım”
Yunan mitolojisinde zeytin ağacıyla ilgili en bilindik hikaye Parthenon Antik Kentideki kabartmalarda bulunur.
Mitolojiye göre; Atina’yı kimin koruyacağını belirlemek isteyen Zeus, Tanrılar Meclisi’ni toplar. Alınan karara göre, kente en değerli armağanı veren tanrı, Atina’nın koruyucusu olacaktır.
Denizlerin tanrısı Poseidon, cesaret ve savaş gücünün simgesi olan, uzak diyarlara gidebilen uçan bir at armağan eder. Bilgelik tanrıçası Athena ise mızrağının ucunu toğrağa saplar ve topraktan ince dallı, koyu yeşil yapraklı, yeşil meyve veren bir ağaç çıkar. Athena şöyle der: ”Bu ağaç büyüyüp yüzyıllarca yaşayacak, meyvesinin yağı tüm dünya tarafından aranır hale gelecek, gölgesiyle insanları serinletecek, odunuyla ısıtacaktır.” Zeus ve diğer tanrılar bu ağaçtan öylesine etkilenir ki yarışı Athena kazanır ve ağaç Akropolis’e dikilir.
Tüm hırsına ve kazanma isteğine rağmen Poseidon bile zeytin ağacının üstünlüğünü kabul eder. Bunun üzerine Athena, zeytin ağacından bir dalı kırarak Poseidon’a verir ve böylece aralarındaki rekabet yok olur. Efsaneye göre “Zeytin dalı uzatmak” deyimi de bu hikayeden gelmektedir.
Zeytin ağacı, tarih boyunca barışın, kutsallığın, bereketin, bilgeliğin ve saflığın sembolü haline geldi. Bu sembollerin anlamları ise kutsal kitaplara ve efsanelere dayanıyor.
Antik dönemin olimpiyat oyunlarında başarı kazanan sporcuların, zeytin ağacının dallarından yapılmış taçlarla ve zeytinlerden sıkılan yağların konulduğu amfora ile ödüllendirildiği rivayet edilir.
Ege topraklarında zeytinyağı geleneği, zeytin ağacının dallarına tutunarak binlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelmiştir. Zeytine bağlı kültürel sürekliliğin bu kadar güçlü olmasında onun binlerce yıla ulaşan yerleşikliği ve kültürü besleyen özelliklerinin olduğu şüphesizdir.
[ÖS 0:05, 23.06.2025] Sedat Pamuk: İnsanlık tarihinin en önemli iki ticaret metasindan birisi şarap ise, bir diğeri zeytinyağı idi. Batık gemi kalintilarindan çıkarılan amforalar- ki Bodrum kalesini gezenler hatirlayacaktir bol miktarda kırılmamış halde saklanan amfora bulunmaktadır- zeytinyağı ve şarap taşımaya yarıyorlardı. Bugün zeytinlikleri ve üzüm bağlarını söküp atanlar, toprağın altından maden çıkaracağız, kömür bulacağız ya da mermer çıkaracağız diye tarım alanlarını talan edenler tek kelime ile Ortaçağ zihniyetinin değil, Antikçağın bile gerisinde kalan zihin yapısına sahip, zihinsizlerdir.

SEDAT PAMUK / 22-06 -2025

164
A+
A-
REKLAM ALANI