TKP’nin “Büyük Ankara Buluşması” Ses Getirdi

TKP’nin “Büyük Ankara Buluşması” Ses Getirdi
upload.php?item=9762

TKP’nin büyük Ankara buluşması
Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) yaptığı çağrıyla Türkiye genelinden binlerce kişi Ankara’da karanlığa meydan okumak için bir araya geldi.
“Dalgaları karşılayan gemiler gibi; TKP Meydan Okuyor!” başlıklı buluşma Ankara Congresium’da Enternasyonal marşının okunmasıyla başladı.

Ankara buluşmasına ülkenin dört bir yanından gelen binlerce kişi salona sığmazken etkinliği salonun dışındaki ekranlardan takip etti.
CHP ve HDP Türkiye solunun aklını, devrimciliğini gölgeledi
TKP’nin solla polemik yapmak istemediğini vurgulayan TKP Genel Başkanı Kemal Okuyan “Ama yakamızı bırakmadılar. Üstüne başka bir sorun eklendi. Yıllardır Türkiye’de iki sosyal demokrat parti, CHP ve HDP, Türkiye solunun aklını, yürüyüşünü, devrimciliğini, nesi varsa gölgeledi. Biz TKP olarak, bu iki parti de solcu olarak bilindiği için, Türkiye solunu ve sol umutsuz vakaysa kendimizi CHP ve HDP’den koparmaya çalıştık” dedi.

OKUYAN’IN KONUŞMASINDAN NOTLAR

TKP’nin CHP veya HDP gölgesine girmesini isteyenlerin, bugün TKP’de olmayanların yanında durduklarını söyleyen Okuyan “HDP çok istedi örneğin, HDP çizgisine yakın bir TKP için çok uğraştılar. Eleştiri değil bu. İstiyorlardı, TKP’nin de o kuyruğa girmesini istediler. Biz istemedik. Aynı şey CHP için de geçerli. Dik durduk, partimizi 2014’ten sonra yeniden ayağa kaldırdık ve yolumuza devam etmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Çok kişinin “ortalamaya benzer bir TKP” istediğini söyleyen Okuyan “TKP ortalamacı olamaz. TKP başka bir şeye benzemez. TKP’nin sorumluluğu ne yapıp edip Türkiye işçi sınıfını ayağa kaldırıp bu düzeni değiştirmektir” diye konuştu.”Kürt meselesi nasıl çözülecek diye soruluyor” diyen Okuyan masanın daha önce özerklik, federasyon diyen tarafının “biz bunlardan vazgeçtik” dediğini hatırlattı.

Okuyan çözüm için kabaca dört yol olduğunu belirterek şunları söyledi:

Bir, Kürtlerin ayrı devlet kurması. Bu çözüm müdür? Hayır, bu hem savaş demektir hem de Türkiye Cumhuriyeti’nden Kürt yurttaşlarımızı eksiltmek, bu toprakların çoraklaşması demektir. Ayrı bir Kürt devleti ne gerçekçidir ne de iyi bir şeydir.

İki, özerklik ya da federasyon da bir çözümdür, ama çözemez. Çünkü özerklik kardeşliği değil ayrışmayı tetikler. Ayrıca, kaynakların paylaşılmasını zorunlu kılar. Türkiye’nin doğusuyla batısı kaynaklar açısından eşitsizdir. Her açıdan bir tarafın lehine de değildir bu eşitsizlik. Ama Türkiye ancak bir bütün olarak birbirini besleyebilir. Özerklik veya federasyon, eninde sonunda o kaynaklar etrafında savaşı getirir.

Üçüncü şık, Kürtlerin bir kez daha sessizliğe gömülmesi, bastırılması, ezilmesi, yok sayılması, “en iyi Kürt diz çöken Kürt’tür” denilmesi, sonra da onların karşısına geçip “Sen zaten Kürt değilsin, dağ Türküsün” denmesidir. Bu da çözüm değildir. Bu saatten sonra tek bir Kürt yoldaşımız bunu kabul etmez.”

Kürt sorununun tek bir çözümü var
Okuyan ” Kürt sorununun tek bir çözümü var. Bütün yurttaşlarımıza bu ülkenin kaynaklarını ve üretimini eşit bir şekilde paylaştıracak bir toplumsal sistem” dedi.Sen patronla işçi arasında bu ayrım varken, Türk’le Kürt’ü de kaynaştıramazsın.

Sosyalizmde bütün kaynaklara emekçi halk el koyacak, bu kaynaklar bütün toplum için kullanılacak.

Dil birliği sağlar. Türkçe’nin birleştiriciliği sorgulanamaz. Ama insanların anadilde konuşma, eğitim alma hakkı da sorgulanamaz.

Nasıl olacak? Yaparız. Bir sürü yolu var. Denenmiş örnekler var. Kol kola gireriz, bu sorunu çözeriz. Zaten bu topraklarda ırkçılıktan daha büyük bir kardeşlik hukuku var, bunu da unutmayalım.”Yine bazı solcular çıktılar ‘Marksizmle cumhuriyetin ne ilgisi var?’ dediler. Geçtik. Ama bir de şu söylendi: ‘Cumhuriyetin sosyalizme ihtiyacı yok’ diyenler oldu, ‘Biz bize yeteriz, Türkiye’yi ayağa kaldıracak olan kemalizmdir’ dediler. TKP çok doğru bir iş yaptı. 1920’lerin başında yaşanan zafere tepeden baktı, ‘Biz Milli Mücadele’nin bütün neferlerine hakkımızı helal ediyoruz, biz TKP’yiz’ dedik, kapattık o meseleyi.

Cumhuriyetçilik bugün bizim için çok değerli. Kaybettiklerimizi anımsamak için çok değerli. Kazanımlarımız da var. O Cumhuriyet şu işe yarıyor: Bugün bir devrim mücadelesi sürdürüyorsak, sosyalizm diyorsak, yakıta ihtiyacımız var. O yakıtın yerli olması lazım. Evet, bizim ideolojimiz marksizm-leninizm. Ama yerli yakıt lazım. O enerji, Milli Mücadele’de ve Cumhuriyet’te var. Türkiye’de yurtseverlik, antiemperyalizm yerleşmiş, atamıyorlar. Laikliği toplumdan sökemiyorlar. Uzaydan mı geldi bu değerler? 1920’lerdeki mücadeleden geldi.

Planlama fikri örneğin. Sosyalizmde farklıdır planlama, ama o fikir Türkiye’nin gündemine Cumhuriyet’le girdi.”
Kemal Okuyan 2026’da Ankara’da yapılması planlanan NATO toplantısına da değindi.

“Ankara’dayız. Bu yıl Ankara’ya dünyanın en güçlü terör örgütü, NATO geliyor. Bu zirveler hep İstanbul’da toplanırdı. Bu sefer Ankara’da yapmaya karar verdiler. Bir nedeni, adam konuklara Saray’ı göstermek istiyor olabilir. Şimdiden söylüyoruz: Biz ‘hoşgeldiniz’ demeyeceğiz. Biz dostlarımıza hoşgeldin deriz” diye konuştu.

Her şeyin üstünde emekle sermaye arasındaki çelişki olduğunu vurgulayan Okuyan, “Zaman zaman bu meseleleri anlatırken kitabi konuşuyoruz, ekonomipolitiğini anlatıyoruz falan, çok basit bir mesele var. Türkiye’de çok büyük bir çoğunluk, çok küçük bir azınlık yüzünden acı çekiyor, yoksulluk çekiyor. Bu su götürmez bir gerçek” dedi.

KONUŞMANIN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

02-02-2026 / KAYNAK : SOL PORTAL

170
A+
A-
REKLAM ALANI