Emperyalist güçlerin Ortadoğu’da siyasi gerekçelerle başlattığı savaş bölge insanlarını endişeye sürüklerken savaşın etkilediği tüm coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan emekçi sınıfların üzerine kabus gibi çöktü. Çok sayıda çocuk kadın ve sivilin yaşamına son veren karşılıklı bomba operasyonları devam ederken son gelişmelere Bandırma kamuoyundan ilk tepki Bandırma Emekçi Kadınlar Platformu bileşenlerinden geldi.
BASINA VE KAMUOYUNA
Sayın Basın Emekçileri sesimizi kamuoyuna duyurdugunuz için öncelikle teşekkür ederiz.
8 Mart’a girerken, dünyanın dört bir yanında kadınlar eşitlik, adalet ve yaşam hakkı için ses yükseltirken; biz bir kez daha hatırlatıyoruz:
Hiçbirimiz aptal değiliz. Hepimiz durumu görüyoruz.
Bugün gündem son derece basit: Pedofili bataklığındaki Epstein rejimiyle, soykırımcı rejimin sadece İran’a değil, bütün bölgeye dayattığı bir savaştan söz ediyoruz. Kaba yalanlarla başlatılan ve yürütülen bir savaş.
Amerika’nın hegemonyasını kabul edenler bakıyorsunuz “makul devlet”, “makul rejim”; reddedenler “terör devleti”, “terör rejimi”… Yok böyle bir şey.”
Savaş bir kader değildir.
Savaş bir “zorunluluk” değildir.
Savaş, bilinçli bir tercihtir.
Ve bu tercihin bedelini her zaman kadınlar ve çocuklar öder.
Silahların gölgesinde kurulan her siyaset, en çok evlerin içini karartır.
Bombalar sınır çizmez; annelerin yüreğine düşer.
Füzeler haritaları değil, çocukların geleceğini parçalar.
Ama savaşın yükünü omuzlayanlar yoksullar, emekçiler ve kadınlardır.
Biz bu düzeni tanıyoruz.
Savaş;erkek egemenliğinin en örgütlü halidir.
Savaş; erkek egemen yönetimlerin en kanlı aracıdır.
Kadın bedenini savaş ganimeti gören zihniyeti,
yoksulluğu derinleştiren ekonomik ambargoları,
halkları birbirine düşmanlaştıran politikaları, kışkırtmaları reddediyoruz.
Hiçbir iktidar kendi krizini savaşla örtemez
Yaşam hakkı tartışmaya açık değildir.
Yaşam hakkı herkes içindir.
İran – İsrail – Amerika Birleşik Devletleri arasındaki her gerilim yalnızca diplomatik bir kriz değildir.
Bu gerilim; göç yollarında savrulan kadınlar,
yıkılmış kentlerde çocuklarını korumaya çalışan anneler,
sessizce büyümek zorunda bırakılan çocuklar demektir.
Savaş kararlarını alanlar çoğu zaman en güvenli sığınaklarda veya masaların başındadır;
ama sonuçlarını yaşayanlar enkazın altındadır
Bu kararları alanlar mezarlıkları genişletenlerdir.
Hiçbir devlet, “güvenlik” adı altında başka bir ülkenin egemenliğini yok sayamaz.
Egemenlik hakkı herkes içindir.
Egemenlik Evrenseldir.
Barış, güçlülerin lütfu değil; halkların hakkıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü bugün daha yüksek sesle hatırlıyoruz:
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Bu söz yalnızca bir dış politika ilkesi değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdan çağrısıdır.
8 Mart’a girerken biz kadınlar, yalnızca eşitlik değil; savaşsız bir dünya talep ediyoruz.
Şiddetin normalleşmediği, çocukların korkuyla değil umutla büyüdüğü bir gelecek istiyoruz.
Biz savaşı değil barışı örgütlüyoruz.
Yıkımı değil yaşamı savunuyoruz.
Silahlar sussun, diplomasi konuşsun.
Çünkü gerçek güç, yok etmek değil; YAŞATMAKTIR.
Bandırma Emekçi Kadın Platformu Bileşenleri
03-03-2026 / BANDIRMA