Ozan Ozanca
Bandırma gibi stratejik konumu, ekonomik gücü ve nüfus yoğunluğu ile bölgesinin merkezlerinden biri olan bir kentte, sağlık hizmetlerinin bu denli yetersiz kalması kabul edilebilir değildir. Bu durum artık münferit aksaklıklarla açıklanamayacak kadar derinleşmiş; yapısal bir soruna dönüşmüştür.
Bandırma 17 Eylül üniversitesine bağlı eğitim ve araştırma hastanesinde yaşanan eksiklikler, yalnızca bireysel mağduriyetler yaratmakla kalmamakta; doğrudan kamusal hizmet anlayışının çöktüğünü göstermektedir.

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağlı hastanede dermatoloji bölümünde yetkin (doçent veya profesör düzeyinde) bir hekimin bulunmaması nedeniyle bir yakınımı Balıkesir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürmek zorunda kaldım.
Orada, randevu saatinde iki genç araştırma görevlisi doktor tarafından güler yüzle karşılandık. İlgileri, hasta ile kurdukları iletişim ve bilgilendirme düzeyleri olması gereken standartlardaydı. Muayene süreci düzenli ilerledi, gerekli tetkikler açık ve anlaşılır biçimde anlatıldı.
Bu deneyim, olması gerekeni gösterirken; Bandırma’daki eksiklikleri daha da görünür kılmıştır. Bugün Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’nde bir tıp fakültesi olmasına rağmen, bu fakültenin gerektirdiği nitelikli akademik kadro oluşturulamamıştır. Doçent ve profesör düzeyinde uzman hekim eksikliği, doğrudan sağlık hizmetinin niteliğini düşürmektedir. Bir sağlık kurumunun tabelası var, ancak içi doldurulamamıştır.
Randevu almak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Şans eseri randevu bulunabilse dahi, bazı branşlarda deneyim ve yetkinlik eksikliği ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bölgede yaygın görülen kanser vakalarına rağmen hematoloji bölümünün ve uzmanlarının bulunmaması, hastaları başka illere sevk edilmek zorunda bırakmaktadır. Bandırmalı yurttaşlar tedavi için Bursa Uludağ Üniversitesi ya da Balıkesir Üniversitesi hastanelerine gitmek zorunda kalmakta; bu hem maddi hem de manevi açıdan ağır bir yük yaratmaktadır.
Öte yandan, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde temizlik ve hijyen standartlarının yetersizliği, sağlık hizmetinin en temel unsurlarından birinin dahi sağlanamadığını ortaya koymaktadır. Sağlık kurumları, hastaların iyileşmek için başvurduğu yerlerdir; yeni risklerle karşılaşacağı alanlar değil.
Sorun yalnızca fiziki ve teknik yetersizliklerle sınırlı değildir. Hasta-hekim iletişiminde yaşanan aksaklıklar, tanı ve tedavi süreçlerinde yeterli bilgilendirme yapılmaması ve zaman zaman kullanılan kaba dil, sağlık hizmetinin insani boyutunu da zedelemektedir.
Ortaya çıkan bu tablo, tesadüfi değil; uzun süredir devam eden sistematik bir ihmalin sonucudur. Bir üniversite, akademik kadrosunu oluşturamıyor ve buna bağlı olarak nitelikli sağlık hizmeti sunamıyorsa, o kurumun tıp fakültesi açması ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Çünkü burada söz konusu olan şey bir prestij meselesi değil; doğrudan insan hayatıdır.
Bandırma halkı; randevu bulamayan, başka şehirlere gitmek zorunda bırakılan, hijyen sorunlarıyla karşı karşıya kalan ve nitelikli sağlık hizmetine erişemeyen bir tabloyu hak etmiyor. Bu şehir, kağıt üzerinde var olan değil; sahada işleyen, erişilebilir ve güvenilir bir sağlık sistemini fazlasıyla hak ediyor.
Bu nedenle yetkililere açık bir çağrıdır:
Bandırma’ya tabela değil, gerçek bir tıp fakültesi; göstermelik değil, nitelikli ve erişilebilir bir sağlık sistemi kazandırılmalıdır.
Ozan
10 Nisan 2026/Ozan Ozanca/Bandırma