Zafer Partisi “Saldırı Olaylarında Asla …”

Zafer Partisi “Saldırı Olaylarında Asla …”

ZAFER PARTİSİ:SALDIRI OLAYLARINDA ASLA GÖRÜNTÜ OLMAMALI”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İnegöl’de basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Video indirme linki: https://we.tl/t-86bKnX2M48eat87O

Bursa’da temaslarda bulunmak üzere Genel Merkez Heyeti ile birlikte İnegöl programını sürdüren Prof.Dr. Ümit Özdag yarın da Bursa’da olacak.Pazar günü de buradan Muğla’ya geçilecek. İki günlük bir Muğla ziyaretinden sonra çarşambadan pazar gününe kadar İzmir’de ve İzmir’in ilçelerinde ziyaretler gerçekleştirilecek.

İnegöl ziyaretinde Zafer Partisi olarak sahada olduklarını belirten Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ gündemle ilgili soruya yanıt verdi.

“Şu an ülkenin gündemi okullardaki şiddet olayları. Bununla alakalı düşünceleriniz nedir?” sorusuna verdiği “Tabii Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta çok elim iki hadise gerçekleşti. Bu hadise gerçekleşir gerçekleşmez Genel Başkan Yardımcılarımızdan hem psikiyatri profesörü hem adli tıp doktorası olan ve üç sene de İçişleri Bakanlığı Bilim Kurulu Başkanlığı yapmış Prof. Dr. Sertaç Ak’la konuştuk. Sertaç Hoca bana Türkiye’deki psikiyatri, psikoloji ve sosyal hizmet çevrelerinin böyle bir saldırıyı beklediğini ifade etti. Onlar için sürpriz olmamış. Ancak hemen şunu ekledi, bu hadisenin basın yayın aracılığıyla geniş kapsamlı şekilde ele alınmaması lazım, aksine çok soğukkanlı ve mümkün olduğunca yüzeysel geçilmesi gerekiyor. Çünkü yayınlar diğer saldırıları tetikliyor dedi. Yine dün Almanya’dan bir akademisyen arkadaşımla konuştum Türk. Dedi ki ; bugün Türkiye’de olan, Kahramanmaraş’ta olan olayı büyük bir üzüntüyle izledik. Berlin’de dedi bir ilkokulda bomba bulunmuş. Dedim hemen basından bakayım. Yok dedi, basında bulamazsınız dedi. Basın yazmıyor bunları. Ama dedi o okulda komşumun çocuğu okuyordu. Komşum kendisi söyledi bana dedi.

Şimdi bakın arkadaşlar, bu noktada bir şeyin altını çizelim. Basının sansür değil, otokontrolle bu konuya yaklaşması gerekiyor bir. İki, sadece basın da yetmez. Sosyal medyada dün korkunç sahneler dolaşıyordu. Fotoğraflar çekilmiş. Burada olay yeri inceleme haricinde olay yerine gelen polislerin dahi telefonlarıyla fotoğraf çekmesi Daha geniş bir sorundan bahsediyoruz. 1990’lı yıllarda, hatırlayacaksınız bir kısmınız en azından yaş itibariyle. Liselerde ciddi bir şiddet yükselmesi vardı. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Bener Jordan beni davet etti ve liselerdeki şiddet konusunda bir araştırma yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de birisi psikiyatri uzmanı olmak üzere bir sosyolog arkadaşımla birlikte üç kişi Ankara, İstanbul ve İzmir, Diyarbakır gibi birçok ili kapsayan liselerde şiddet araştırması yaptım. Bu araştırma sonucunda ortaya çok net bir şiddet profili çıktı. Özetle, anne baba ayrı, çocuk sınıfta kalmış, okul üst gelir grubu ve alt gelir grubunun birlikte devam ettiği liseyse şiddet potansiyeli çok yüksekti. Okul eğer sadece alt gelir grubunun çocuklarının devam ettiği veya sadece üst gelir grubunun devam ettiği bir okulsa, şiddet potansiyeli düşüyordu.Şimdi bugün de liselerde ciddi bir çalışma yapıldığında kimlerin bu potansiyelin içerisine girdiğini tespit etmek mümkün. Mesela sebepsiz şekilde okul devamsızlığı, önemli bir şiddet potansiyeli olarak tespit ediliyor. Ama burada Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu verileri bu değerlendirmeyi yapacak birime ve bakanlığa aktarması gerekiyor. Eğer bu aktarım olmaz ise kapının önünde polisin olması bir şeyi değiştirmez. Yani kapının önünde polisle engelleyemezsiniz.

Kahramanmaraş’ta cinayeti gerçekleştiren çocuğun babası bile dört yıldızlı Emniyet arkadaşlar. Annesi de öğretmen yani en yakın çevresi, anne ve babası meslek itibariyle böyle bir sürecin içerisinde olmamasını gerektiriyor. Demek ki ortada ihmal edilen, gözden kaçırılan başka faktörler var ve bu konuyu günlük siyasetin içerisine almadan basının oto kontrolüyle ve Bakanlıkların da daha ciddi bir çalışma gerçekleştirmesi, koordineli bir çalışma gerçekleştirmesiyle yönetmek zorundayız. Bunlar oldu, bundan bir dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. İnşallah bundan sonra bu tür bir elim vaka Türkiye yaşamaz.”

Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın “Elinizde rakamsal olarak bir anket var mı?” sorusuna verdiği yanıt:

“Birçok sahada anket yapılıyor. Bazıları telefonla yapılıyor, çok azı yüz yüze yapılıyor. Çünkü yüz yüze anketlerin fiyatları çok arttı. İşte insanlar telefonda, telefonlarının dinlendiğini düşündükleri bir ortamda ne kadar gerçek fikirlerini söylüyorlar? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Sonra anket firmalarına anketi kimin sipariş ettiği, sipariş verene hangi anketin teslim edilip, piyasaya hangi anketin verildiği… Hepiniz biliyorsunuz bunları. Üzerinde konuşmaya gerek yok. Onun için ben anketler üzerinden konuşmaktan çok, sahadaki canlılık üzerinden değerlendirme yapmayı tercih ediyorum. Ama bilimsel, doğru yapılan anketlere de saygı duyduğumu ifade edeyim.”

Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ “Olası bir seçimde CHP ile birlikte hareket edecek misiniz?” sorusuna verdiği yanıt:

“Tabii Özgür Bey’le yapmış olduğumuz görüşmenin konusu ara seçimlerle ilgili. Ara seçimler Anayasal bir zorunluluk. Ama Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan bir hükümet var. Onun için Anayasal zorunluluk olması iktidarı çok etkilemiyor. Anayasa’yı rahatlıkla çiğneyebiliyorlar. Biz de buna rağmen Anayasal bir hükmün yerine getirilmesi için Parti olarak kamuoyu önünde mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu meselenin bir yanı.İkincisi, biz herhangi bir siyasi partiyle ittifaktan bahsetmiyoruz, bir ilke etrafında birleşmekten bahsediyoruz. O ilke de Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le birleşmektir. Fakat bunun için yerine gelmesi gereken şartlar vardır. O masada otururken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le birleşmek çok mümkün değildir. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi’ni o masadan kalkmaya davet ediyoruz. Mustafa Kemal Şeyh Said’le masaya oturmadı değil mi? Şeyh Said’le Mustafa Kemal masaya oturmadıysa, Seyit Rıza’yla masaya oturmadıysa, bugün Cumhuriyet Halk Partisi eğer Atatürk’ün partisiyim diyorsa, onun da Abdullah Öcalan’ın temsilcileriyle masada oturmaması gerekir. Bizim CHP’ye yaptığımız çağrı kamuoyu önünde çok açıktır.”

“Sevgili İnegöllülere de şunu ifade etmek isterim: Büyük bir başarıya imza atan ilçelerimizin başında geliyor. Bursa gibi bir şehrin sanayi şehrinin, ticaret şehrinin hemen yanında büyük bir ekonomik başarıyı gerçekleştirmek hem zordur hem de büyük bir başarıdır. Yani Bursa’daki ekonomik dinamizmden muhakkak istifade etmiştir ama kendi bağımsız ekonomik gelişmesini gerçekleştirmiştir ve 1,5 milyar dolar gibi önemli bir ihracata imza atmıştır. 1 milyar dolar gibi büyük bir parayı her sene fazladan ithalat ihracat dengesinde Türkiye’ye getirmiştir, bu şehre getirmiştir. Sadece bir sektörde ön plana çıkmakla kalmamış, bunu çeşitlendirmiştir ve çeşitlendirmeye devam etmektedir.

Özetle İnegöl çok önemli bir başarıyı gerçekleştirmiştir. Onun için de sevgili İnegöllüleri tebrik ediyorum.”

16-04-2026/Nazif Okumuş /Basın ve İletişim Başkanı

33
A+
A-