Ülkemizde sık rasladığımız afetlerden biri de sel baskınlarıdır. Toprak suya doyarsa, suyun fazlası yeryüzünde birikir. Dere yatakları bu suyu taşıyamaz, bölgede önlemler alınmamışsa, drenaj yoksa, alt yapı yetersizse, arazide meyil varsa, barajlar bentler sağlam değilse , dere yatakları dar ve atıklarla tıkalıysa, toprak geçirgen değilse, kil oranı yüksekse , sel suyu yerleşim merkezlerine ve ekili arazilere ulaştıysa zarar büyür de büyür. Sel suyu pistir, içinde çok miktarda mikrop barındırır. Önüne ne gelirse yıkar, batırır, sürükler. Zarar verir, can yakar…
LAİK DEMOKRASİ YOLUNDA İLERLEMEK DE; ÇABA VE MORAL GEREKTİRİR.
Bugün ülkemizde yaşanan sosyal sel baskını karşısında bütün olumsuz şartlar ne yazık ki mevcut. Toplum mental olarak yorgun ve bitkin. Meydana gelen zararı karşılayacak alt yapı yok!

Ulaşım, iletişim kanalları tıkalı. Her birey kendi içinde korumasız. Sosyal sel üzerimizden geçiyor. Oturup ağlaşmanın kimseye faydası yok!
Yaşamak ve idolerimizi yaşatmak istiyorsak, “Laik Demokratik TÜRKİYE CUMHURİYETİ” bizimdir diyorsak; hiç zaman kaybetmeden çözüm odaklı düşünmek ve hareket etmek zorundayız.
Sel suyunun bir akış ömrü vardır. Önüne kattıklarını sürükleyerek , sağa sola çarparak yokuşun bittiği yere taşır. Barajlar taşar, bentler yıkılır. Yolun sonu; ya yumuşak toprağın altı, ya denizler, okyanuslar, ya da buhar olup gökyüzüne karışmaktır. Oradan öteye gidecek yol yoktur! Bu arada sel suyunun, doğal çevrede bazı ekolojik faydaları vardır. Toprak mineral açısından beslenir ve üzerindeki bitki örtüsüne can katar. Sosyal sel ise; bireyleri uyarır, yaşama daha güçlü tutunmalarını, çözüm odaklı düşünmelerini sağlar. Olanları anlama , dinleme, araştırma, sorgulama zorunluluğu yaratır.
İşte şimdi, biz tam da bu noktadayız. Üzerimizden geçen sosyal sel ,en derin uykuda olanları bile uyandıracak. Canımız sıkılmış, umudumuz tükenmiş görünsek de; bir oksimoron etkisinin olduğunu anlayacak durumumdayız…
HERŞEY, ÇOCUKLARIMIZ VE GENÇLERİMİZ İÇİN ÇOK GÜZEL OLMAK ZORUNDA!
22-05-2026/ULVİYE KARA AKCOŞ