Balıkesir yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da en önemli zeytin ve zeytinyağı merkezlerinden biridir.
Kazdağları’nın temiz havası ile Kapıdağ Yarımadası’nın kendine özgü iklimi arasında uzanan bu bereketli coğrafya, binlerce yıllık zeytin kültürünün ve genetik mirasının taşıyıcısıdır.
Türkiye; Akdeniz iklimi, verimli toprakları ve köklü üretim geleneği sayesinde İtalya, İspanya, Yunanistan ve Tunus ile birlikte dünyanın önde gelen zeytin ve zeytinyağı üreticileri arasında yer almaktadır.
Ülkemizde üretimin ağırlık merkezi Ege ve Marmara Bölgeleridir. Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Manisa ve Çanakkale başta olmak üzere 81 ilin 36’sında zeytin üretimi yapılmaktadır.
Türkiye, dünya zeytin ağacı varlığında dördüncü, zeytinyağı üretiminde ise beşinci sıradadır.
Ülkemizde yaklaşık 165 milyon zeytin ağacı bulunmakta; bunların 132 milyonu meyve veren, 33 milyonu ise henüz meyve vermeyen ağaçlardan oluşmaktadır.
Marmarabirlik ve Tariş gibi dünya çapında tanınan kooperatiflerimiz, bu üretim kültürünün en önemli temsilcileridir.
Zeytin; yalnızca ekonomik değeri olan bir tarım ürünü değildir. Aynı zamanda sağlıklı beslenmenin, kırsal istihdamın, ihracatın, çevre dengesinin ve binlerce yıllık Anadolu kültürünün vazgeçilmez simgesidir.Ancak bugün zeytincilik çok yönlü tehditlerle karşı karşıyadır. Üreticiler artan maliyetler karşısında yeterince desteklenememekte, kooperatifler Avrupa Birliği ülkelerindeki benzer kuruluşlarla rekabet edebilecek düzeyde güçlendirilememekte, tarım politikaları ise üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak planlamayı ortaya koyamamaktadır.
Bütün bu sorunların yanında en büyük tehlikelerden biri ise zeytinlik alanların imara açılmasıdır. Akdeniz, Ege ve Marmara kıyılarındaki pek çok zeytinlik geçmişte rant baskısıyla iskâna açılmış, otel, motel ve betonlaşmanın kurbanı olmuştur.
Geçmişte, yaklaşık otuz yıl önce çeşitli gerekçelerle bazı zeytinlik alanlara imar verilmiş olabilir. Ancak geçmişte yapılan yanlışlar, bugün yeni yanlışların gerekçesi olamaz.Artık bir kırmızı çizgi çekilmelidir.Balıkesir’de bundan sonra hiçbir zeytinlik alan imara açılmamalı; hiçbir belediye meclisi zeytinlikleri yapılaşmaya ve betonlaşmaya teslim edecek kararlara onay vermemelidir.

Bugün dünyada Avustralya, Arjantin, Şili ve İsrail gibi ülkeler milyarlarca dolarlık teşviklerle zeytinciliği geliştirmeye çalışırken, bizlerin binlerce yıllık doğal mirasımız olan zeytinlikleri betonlaşmaya kurban etmesi kabul edilemez.Zeytinliği korumak yalnızca birkaç ağacı korumak değildir. Toprağı, suyu, biyolojik çeşitliliği, iklimi, tarımı, üreticiyi, kırsal ekonomiyi ve çocuklarımızın geleceğini korumaktır.
Balıkesir’in gerçek zenginliği beton değil, zeytindir. Bu miras yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların ortak emanetidir.Bu nedenle zeytincilik sektörünün sorunları bilimsel yöntemlerle ele alınmalı, üretici desteklenmeli, kooperatifçilik güçlendirilmeli, zeytinlik alanlar mutlak koruma altına alınmalı ve bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kapsamlı bir araştırma yapılarak kalıcı çözümler üretilmelidir.
Bugün alınacak her yanlış imar kararı, yalnızca birkaç dönüm toprağın kaybı değildir; Anadolu’nun binlerce yıllık üretim kültürüne, doğasına ve gelecek kuşakların yaşam hakkına vurulacak ağır bir darbedir.
Zeytinlik alanları imara açmayın. Çünkü zeytin varsa yaşam vardır.
26.07.2026
Namık Havutça 24&26.Dnm CHP Balıkesir Milletvekili