Toplumların en büyük gücü, aynı düşünceye sahip insanların çokluğu değil; farklı düşüncelere sahip insanların ortak değerlerde buluşabilme iradesidir.
Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak budur.
Bandırma halkının örneğin bir sorunu var duyarlı iyiler toplanıyor pankart hazırlıyor itiraz ediyor, emekçiler, emekliler meydanda toplanıyor basın açıklaması yapıyor neredeyse herkes kalben ruhen destekliyor ama bunlar bizden değil yan yana gelmeyelim düşüncesi yok mu? Bir araya gelemiyoruz.
Birbirine benzeyen insanları değil, farklılıklarını koruyarak aynı hedefe yürüyebilen iyi insanları bir araya getirebilmek…meselemiz bu.
Peki, kimdir duyarlı ve iyi insan?
İyi insan; sadece bizim gibi düşünen, bizim siyasi çizgimizde yer alan kişi değildir. Sol olabilir, sosyalist olabilir, demokrat, muhafazakâr ya da liberal olabilir. Kimliği, inancı, dünya görüşü ne olursa olsun; demokrasiye, adalete, liyakate, laikliğe ve Cumhuriyet’in temel değerlerine sahip çıkıyorsa ortak bir zeminde buluşabilir.

Toplumsal kutuplaşmanın giderek arttığı bir dönemde, farklılıklarımızı ayrışma sebebi değil, zenginlik olarak görebilmeliyiz. Çünkü demokrasi, farklı seslerin birlikte yaşayabilme kültürüdür.
Yakın dönemde gerçekleştirilen NATO Zirvesi sürecinde, toplumun önemli bir kesiminin itirazlarına rağmen eylemsel mecrada farklı sol ve sosyalist yapıların ortak bir mücadele zemini oluşturmakta zorlandığı görüldü.
Bu durum, yalnızca fikir birliğinin değil, ortak olumsuzluğa,ortak hareket etme kültürünün de ne kadar önemli olduğunu ve bu konuda ne kadar örgütleme zaafı olduğu bir kez daha ortaya kondu.
Oysa geçmişte yetmislerde örneğin emekçilerin haklı bir talebi mi var ortak oluşturulan Direniş Komiteleri, toplumun farklı kesimlerinden insanları ortak talepler etrafında bir araya getirerek etkili sonuçlar alinabilmişti.
Başarının temelinde ideolojik benzerlik değil; ortak değerler ve ortak hedefler vardı.
Bugün de ihtiyaç duyulan şey, yeni ayrışmalar üretmek değil; demokrasi, adalet, liyakat, laiklik ve Cumhuriyet gibi toplumun geniş kesimlerinin sahiplenebileceği temel ilkeler etrafında güçlü bir dayanışma zemini oluşturmaktır.
Unutulmamalıdır ki hiçbir toplanma sadece kendi mahallesini büyüterek güçlenemez. Asıl güç, farklı mahallelerden iyi insanların ortak vicdanda buluşabilmesidir. Belki de Türkiye’nin geleceğini değiştirecek en önemli adım; illa ki tek tip değil birbirimize benzemek değil, farklılıklarımızla birbirimizi anlayarak aynı hedefe yürüyebilmektir.
Çünkü iyi insanların çoğaldığı yerde umut büyür, umut büyüdükçe demokrasi güçlenir, demokrasi güçlendikçe de toplum kazanır, kazanmıştır.
27-07-2026/ Şener Ünsal