Şikayetler Havada Kalıyor

Sanırım herkesin şikayet ettiği, haksızlığa uğradığı bir konu var.

Benim de var.

ÜSTELİK HER ŞİKAYET KONUSU BENDE TAKINTIYA DÖNÜŞÜYOR!

Bir değil ,iki değil , üç değil… Çaresizlik ve katlanmak zorunda kalmak çok yıpratıcı bir duygu.

Günlerce internet konusunda mağduriyet yaşadık. Cayma bedeli ödemeden ayrılma hakkımız olduğu halde 3500 Tl cayma bedeli hesap çıkarıldı. O da yetmezmiş gibi faturamız 7000tl olarak geldi. Biz de paşa paşa bu faturayı ödedik, daha doğrusu ödemek zorunda kaldık.

Bazı insanlar “Parasında değilim ama uğradığım haksızlığı kabul edemiyorum.” diyor. Ben öyle demiyorum.

Çünkü o yedi bin lira benim, elektirik , su, doğalgaz faturamın karşılığı. O yedi bin lira, benim ekmek param. Ben o parayı soyguncuya, hırsıza kaptırmak istemiyorum. Bu nedenle de avaz avaz sesimi duyurmaya çalışıyorum. Ayrıca da bu “şerefsizlere” boyun eğmek, çaresiz kalmak gücüme gidiyor.

Tüketici Hakları Hakem Heyeti var. İl merkezlerinde ?!.

Şikayetini bildiriyorsun, kanıtlarını ekliyorsun; hakem heyeti davayı ücretsiz açıyor, takip ediyor, haklının hakkını savunuyormuş.

Gerçekten bu yol ile hakkını alabilen varsa kendilerini kutlar “Hakem Heyetine”de sonsuz teşekkürlerimi iletirim. Güvenemediğim için de tekrar tekrar özür dilerim. Güvenemiyorum!

Neden?

Bu değerli heyete başvuru yapmak için dilekçe yazıp derdimi anlatmak yetmiyormuş. Bir sayfalık dilekçem yapay zeka aracılığı ile düzenlenince beş altı sayfalık kitapçığa döndü. Hukuk dili ile yazıldığı için dilekçede ne yazılı ben bilmiyorum. Türk Telekomla yaptığım ilk sözleşme, ayrıntılı fatura ve diğer deliller PDF olarak dilekçeye eklenecekmiş. Sözleşme metni eski bir tarihe ait, biz depremden kaçtık. Kırılan tabak , çanaklarla birlikte belgeler de yok oldu. Böyle durumlarda çağrı merkezlerinden yardım isteniyormuş. Çağrı merkezine kolay ulaşılıyor, belgeler hazırda bekliyor sanki. Defalarca aradıktan sonra Türk Telekom binasına gitmem önerildi.

Üç vasıta ile gittim.

Sıramı bekledim ( Onlarca kişi şikayet için ) kuyrukta bekliyor. Görevli arkadaş yüzümüze bakmadığı gibi, bilgisayarda bize ait tek bir kayıt bulamadı. Ne olduysa, ne bize gönderdikleri arıza mesajları, ne senelerce ödediğimiz faturalar, ne de sözleşme metni var… Kös kös oradan ayrılıp tekrar heyete gittik. Yine sıra, yine randevu, yine kuyruk…

Ve yeniden bir yapay zeka eseri dilekçe… Bırakıp çıktık, sonucu bekliyoruz bakalım!

Bu arada evimize yakın market olduğu için 101 den ekşimaya köy ekmeği aldık. Misafirim var, birlikte kahvaltı yapacağız. Paketi bir açtım. Boydan boya yemyeşil küf. Birgün önce sosyal medyada 101, ŞOK ve CARRE FURSA marketlerindeki ürünlerdeki peptisit ile ilgili paylaşımı okumuştum. 101 den daha önce aldığımız tost ekmeği de küflü çıkmıştı…

Bu durumda ders almadığım için önce kendime kızdım. Sonra 101 MARKET’ in çağrı merkezini aradım. Çağrı merkezi başka bir numara verdi orayı aradım. Cevap vermedi. Hem hastayım, hem yaşlı, hem de yorgun…

Toplumumuzda onlarca kişinin eli kalem tutmuyor, bu işlemleri yapacak iradesi ve imkanı yok! Ben sürüne sürüne de olsa evimize hayli uzakta olan markete bu küflü ekmeği götüreceğim. Büyük ihtimalle bu küflüyü alıp yerine başka küflü ekmek vermeye kalkacaklar… Orada çalışanın yapacağı ne var ki? Bırakıp döneceğim.

Olay, onlarca kişini başına gele gele daha da sıradanlaşacak.

Biz toplum olarak tüm enerjimizi bu yollarda gide gele tüketeceğiz demek ki… Ben çok zorlanarak da olsa üstüme düşeni yapmaya hakkımı aramaya çalıştım. Umarım şikayeti olan, derdini dile getirir.

Dibe vurduk, çürüdük, anladık ama umudumuz bari tükenmesin. Belki yetkililer sesimizi duyar diye inanmaktan, beklemekten bıkmayalım.

Ulviye Kara Akcoş/ 20-09-2026/Bandırma

27
A+
A-