26 Eylül’de Barış Manço Kültür Merkezinde bütün üyelerin katılımıyla yapılan Yeni Parti ilçe kongre sürecinde“yeni” ve “değişen” bir şey yok. İzlediğim kadarıyla “Eski hastalıklar” ve Adaylara haksız davranışlar devam ediyor.
CHP dönemi ilçe kongrelerinde olduğu gibi kongreye belediye başkanı Dursun Mirza damgasını vurdu. Başkan ve ekibi baştan son ana kadar kongreye taraf olarak müdahale etti. Mevcut ilçe başkanı M. Atak’ı desteklemekten öte bizzat çalışmalarını koordine etti, yürüttü.
Oysaki Yeni Parti seçimlere yönelik hazırladığı rehberde,” Parti, kamu veya belediye olanakları bir aday lehine haksız avantaj yaratmak için kullanılamaz.” ifadesi yer almıştı. Yine aynı rehberde “Görevde bulunan adaylar mevcut makam ve yetkilerinden kaynaklanan imkânları diğer adaylara üstünlük sağlayacak biçimde kullanmamalıdır.” denmesine karşın belediye başkanı Dursun Mirza ve ekibi bu “etik” kuralları yok sayarak mevcut başkan M. Atak için çalıştığı inkar edilemez bir gerçek.
Belediye başkanı Mirza ve ekibi, Atak’la birlikte hareket etmeyeceğini ifade eden eski ve yeni yönetim kurulu üyelerini defalarca arayarak, bu arkadaşların tutumlarını değiştirmeleri için her türlü yol ve yöntemi denedi. Etkili de oldu. Yine sanki ortada bi “belediye başkanlığı” yarışı varmış gibi üyeleri tek tek arayarak M. Atak’a destek istedi. Partiye üye belediye çalışanlarının Atak’a oy vermeleri için uğraşında baskı unsuru öne çıktı.. CHP’de olduğu zamanlarda da aynı şeyler yaşanıyordu..Beklentimiz artık faklı olsundu.
Kongre sürecinde bu tek taraflı destek net gözlemlendi, Başkan Mirza genel kurulun başından sonuna kadar salondan ayrılmadı gelenleri karşıladı, bir ara bir açılışa gitti geldi, kendi seçtiği 400 kongre delegesinin ve Yeni Parti’ye üye yaklaşık üç yüz elli belediye çalışanın gelip gelmediği sıkı kontrol edilerek takip edildi, gelmeyenlerin son dakikaya kadar da kongreye gelmesi sağlandı. Bu uğraş he iki aday için olsa sorun olmayabilirdi ama tek taraflı olduğu aşikardı.
Sadece başkan değil başkan yardımcıları, meclis üyeleri hakkını yememek gerekir, Hakkı Çaha da üyeleri arayarak M. Atak lehine hummalı bir çalışma içine girdiler. Ayrı ayrı aynı kişiyi defalarca aradılar. Salona dışarıdan bakan biri “belediye başkanlığı” adaylık seçimi var sanırdı.
Gelelim kongreye. Saat 11.00’de başlaması gereken kongrenin açılışını yapmak için 11.37’de kürsüye gelen ve konuşmaya başlayan İlçe başkanı Atak a, belediye başkanı Dursun Mirza, “ daha erken, neden başlatıyorsun bekle” dese de ilçe başkanı kongreyi açtı.
Konuşmak için kürsüye gelen Başkan Mirza konuşmasına kongrenin saatiyle ilgili olarak başladı. Kongrenin zamanında başlatılmaması gerektiğini, daha önce de böyle yaptıklarını ifade etti. Bu da doğruydu. Belediye başkanının kongrelere, toplantılara, açılışlara, davetlere, meclis toplantılarına dahi zamanında gitmeme gibi bir alışkanlığı olduğunu herkes biliyordu; ancak yeni üyeler bilmiyordu. Başkana göre insanları bekletmek gayet normal bir davranıştı nitekim kürsüde konuşmanın uzun olması üzerine sıkılan bazı üyelerin tepkileri oldu ancak yumuşatacağı yerde ”ben konuşurum, beni kimse susturamaz, konuşacağım” demesi, provokatif tartışmaların büyümesine neden oldu. Dursun başkan yaşlı, çalışan ve belki izin alıp gelmiş olan üyelere de agresfif davrandı işiniz varsa gidin, kongre 18.00’e kadar devam ediyor, sonra gelirsiniz diyerek, konuşmasını sürdürdü.
Tepkilerin artması üzerine mikrofonu alıp araya giren İl başkanı Erden Köybaşı, “kongreye zamanında başlanması, disiplinli hareket edilmesi, genel başkan Özgür Özel’in bile tam saatinde kürsüye çıktığına dair ve, yarın Karesi ilçe kongresinde de böyle olacağını söylemesi ve salondan ayrılıyorum demesi” üzerine de Dursun Mirza da konuşmasını yarıda kesmek zorunda kaldı. İl başkanı bu konuşmayı yapıp salonu terk etmeseydi, belki Dursun başkan konuşmaya devam edecekti eline mikrofonu her aldığında hep uzun uzun konuştu. Kimse de yeter demedi, diyemedi. İlk defa olsa gerek böyle bir tepkiyle karşılaşınca da kızdı,tepki gösterenlerin provakatör olduğunu ileri sürdü . Belki bu da planlıydı Çünkü destekçileri bu gerginlikten, kargaşadan, çatışmadan zaten etkilenmezdi; ama Nermin Mutlu’ya oy verecekler bu gerginlikten ve kongrenin zamanında başlatılmamasından etkilenebilirler, kongreyi terk edebilirlerdi. Nitekim öyle de oldu. En az elli,altmış üye bu ortamdan etkilenerek daha kongre başlamadan salonu terk ettiğini izledik.
Şimdi burada seçimi direk etkileyen asıl önemli bir ayrıntı var. Dikkatinize sunuyorum ve bu demokratik yarışma adına bu hiç etik değil.
Dursun Başkan konuşmasında birkaç kez “delege” konusuna değindi. Delegelerin bir öneminin olmadığını delegeliğin bir formalite olduğunu belirtti. Yine delege olmak için partiye gidip adını yazdırmak isteyen üyelere de ilçe başkanı M. Atak ve E. Erdoğan da aynı şeyi , “delegeliğin” bir formalite olduğunu söylediler.
Gerçekten öyle miydi?
Bu soru kongre sırasında kendilerine sorulmalıydı; ama sorulamadı. Şimdi soralım. Delegelik bir formalite ise neden diğer başkan adayı ile birlikte delegeleri belirlemediniz, önerilerini almadınız? Delegelik bir formaliteyse niye ilçe örgütünün yapacağı işe siz karıştınız. Delegeleri her zaman olduğu gibi niye siz belirlediniz? Bu belediye başkanlığı seçimi miydi?
Diye maalesef sorulamadı ama mızrak çuvala sığmıyor. Amacınız dört yüz delegeyi kendiniz belirleyip ve onları tek tek arayıp delege olduklarını söyleyip sayıyla 400, yazıyla dört yüz delege mevcut başkan M. Atak lehine avantaj sağlar . Bunu da başardınız. Böylece kongrede bu delegeler sizin adayınız M. Atak’ı destekleyecek ve ona oy vereceklerdi. Nitekim öyle de oldu. Olasıdır ki sizinle hareket etmediğini bildiğiniz on beş yirmi kişiden de oy alamamışsınızdır. Sizin için bunun da bir önemi yoktu. Dört yüze on , on beş yarışa önde başladınız.
Şimdi bu durum 2 adayın eşit şartlarda demokratik yarışına çomak sokmak siyaset kurnazlığı değil midir? Üyelerin bir aday lehine yönlendirilmesi etik midir.
Şimdi bu sayıya belediyede çalışan üç yüz elli dört yüz üyeyi ve onların birinci derece yakınlarının oylarını da ekleyin, alın size “bin yüz”, “bin iki yüz” oy.
Şimdi bu demokratik yarış mı ? Demokratlık mı? Bu demokratik irade mi?
Bunun adı olsa olsa “belediye oligarşisi” olur. Başkanı da oligark.
Oysaki, bu hastalıklı davranışları yaşanan onca tecrübelerle bilen ve bunların önünü kesmeye çalışan bir Yeni Parti yönetimi var. Ve “yeni örgütlenme modeli” adı altında 81 ile gönderdiği yönergede başta genel kurullarda uyulması geeken “etik ilkeleri” ne önemle vurgu yaptı. Bu yönerge “belediye başkanlarının”, “parti yöneticilerinin” ne yapmaları gerektiğini çok açık ifade ediyordu.
“…İlçelerdeki, illerdeki ve genel merkezdeki yöneticiler üyeler üzerinde mutlak hakim kişiler olmak yerine; üyelere hesap veren, partide ortak aklın sağlıklı bir şekilde işlemesini yöneten kişiler olacak.
Sürekli aynı kişilerin yönetici makamlarını işgal etmesi, bu kişilerin parti görevi üzerinden “ekonomik çıkar” elde etmesi, yakınlarından veya akrabalarından kendine bir çevre oluşturması engellenecek.
Belediye-parti ilişkilerinde de özel kurallar olacak. Ne belediye başkanları örgüte ne örgüt belediyelere müdahale edecek.” deniliyordu.
Belediye başkanı Dursun Mirza ve ekibi seçim sürecinde yukarıda belirtilen uyulması zorunlu etik kuralları dikkate alabildı mi? Yaşananlara bakılırsa Hayır. Bu kurallar yok sayıldı mı? Evet. Bu kuralların çiğnenmesi disiplin “suçu” mudur? Evet.
Kongre sürecine dönersek iki dönem ilçe başkanlığı ve kurucu başkanlık yapan, tanınan ve bilinen Belediye başkanı destekli Mehmet Atak ile on beş yıllık parti eğitmeni Nemin Kotil Mutlu yarıştı.
Adaylık çalışmalarında daha görünür olmak ve kendini tanıtmak amacıyla bastırdığı iki afişi ilçe örgütüne asan Nermin Mutlu’nun bu afişleri “yönetim kurulu kararı” var; kimse afiş asmayacak, reklam yapmayacak denilerek sökülmesi hiç etik değildi ve afiş asma konusunda ısrarcı olunsaydı, buna engel olamazlardı. Çünkü bu onun en doğal hakkıydı. Ancak; dışarıya yönelik olumsuz bir görüntü verilmemesi için, gerginlik ve çatışma yaratmama düşüncesi ve gerekçesiyle ekibinin bütün ısrarlarına karşın Nermin Mutlu afişlerinin indirilmesine göz yumdu.
Böyle bir demokrasi anlayışı ya da demokratlık olur mu? Böyle bir karar olur mu? Adayın çalışması engellenebilir mi? Aksine yukarıda da ifade ettiğim Genel Merkezin örgütlere gönderdiği “seçim çalışması kılavuzu” yok sayılmıştır. Aksine adaylar; adaylık süreci içinde kendini tanıtabilmek için her türlü afiş, bayrak asarak; video sunumu yaparak her türlü araçları kullanabilir, denilmiştir; ama buna rağmen kadın aday Mutlu’nun görünür ve tanınır olmasının önüne geçilmiş genelge gömezden gelinmiş ancak Kongre gününde yönetimin hazırlattığı iki afişi salonun girişine astırılarak görüntü kurtarılmaya çalışılmıştır.
Burada iki şeyi de vurgulamak şart. Birincisi, bu salon sağlıklı oy kullanmak için uygun değildi kargaşa yaşandı sahnede ve aşağıdaki iki sandıkta oy kullanımı mevcut yönetim lehine avantajdı Yetmedi, kongreyi dar bir zamana sıkıştırdınız. Kongre saat 10.00’da da başlayabilirdi, başlatmadınız. Dursun Başkana kalsa kongre 13.00’te, 13.30’da başlayacaktı sanki her şey Nermin Mutlu’nun kaybetmesi, M. Atak’ın dolayısıyla başkan Mirza nın kazanması üzerine kurgulanmıştı bu emeğe saygısızlıktı.
Bu ilçe kongresinde bir şey de çok dikkatimizi çekti. Kongreye katılan “genç üye” nin azlığı partide geleceğini göremeyen gençlerin siyasete uzak duruşu ile geçmiş sıkıntıların devam ettiğini gösteriyor.
N. Mutlu’nun konuşmasında belirttiği ilçe yönetiminin eylemlere katılmaması da üzerinde durulması gereken bir konuydu. . Araştırdım. İlçe yönetiminin dışında, mahalle temsilcileri, belediye meclis üyeleri ve dört yüz delege de Genel başkan Ö. Özel’in mitinglerine katılmıyormuş.
Bu eleştiriye İlçe başkanı M. Atak ın yanıtı yönetim kurulu üyeleri temsili katılıyormuş. Her eyleme katılamazlarmış, yorulurlarmış benzeri şeyler söyledi. Genel başkan eylemden eyleme koşacak, gecesini gündüzüne katacak örgütü temsil edenler evlerinde televizyon, ellerinde bir olasılık, Ö. Özel’i seyredecek. Oh, ne ala! İlçe başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin görevi bu mücadeleyi örgütlemek ve her mitingde en önde olmaktır. Genel merkezin mitinglerine kitlesel katılımı sağlamaktır, temsili değil. Ekim’den sonra bu mücadele daha da kızışacak, haberiniz olsun. Bakacağız yönetimin bu eylemlere, mitinglere katılımı nasıl olacak ?
Devam edelim. Kongrenin sonunda M. Atak, teşekkür konuşmasında Nermin Hocam ne istediyse yaptık diyor. Pusulalara mühür vurduk dedi. Pusulalara mühür vurulması Nermin Mutlu istemeden yapılmalıydı. Sahte oy ve seçim hilelerinin önüne ancak böyle geçilebilir nitekim önceki ilçe kongresinde yaşatarak kongreyi erteletmediniz mi? Yeni Parti’de eski oyunlarının yaşanmaması için pusulalara mühür vurulmasını istedi Nermin Mutlu ve bunu bir lütuf gibi göstermek siyasi kurnazlıktan başka bir şey değildi.
Belediye Başkanı Dursun Mirza ve Mehmet Atak kongre sürecinde birlikte hareket eden tutum ve davranışlarıyla Yeni Partinin ilkelerine, genelgelerine ve etik değerlerine aykırı hareket ederek Yeni Parti’ye olan artık yeni bir anlayış inancı sarsmışlar, üyelerin asıl hedef iktidarla mücadele yolunda birlikte yürüyüşe ket vurup umudu azaltmış, zarar vermişlerdir diye düşünüyorum.
Başta Balıkesir merkez olmak üzere tüm ilçe kongrelerine belediye başkanlarının müdahalelerini görmeyen ya da görmek istemeyen başta örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısı Ensar Aytekin olmak üzere tüm yetkili konumda olanlar, genel başkanımız Özgür Özel’in başlattığı iktidar yürüyüşüne zarar verdiğini düşünüyorum. Çünkü ilçe başkanlarını üyeler, taban değil, yine belediye başkanları seçiyor, başka bir ifadeyle belediye başkanları ilçe başkanları atıyor gibi bir görüntü var ortada . Oysa eski ama güçlü isimlerin desteğiyle yürüyen temiz geçmişiyle yeni isimler gerekli bize. Yani bu seçimlerde demokrasinin d’si var gibi ama e si yok. İşin üzücü tarafı E. Aytekin ve il başkanının da bu gelişmelere yol vermesi çanak tutmaktan öte, işin içinde olduğu, belediye başkanlarıyla birlikte hareket ettikleri söylentileri yayılıyor. Balıkesir’de bu konuşuluyor.
Maalesef, eskiden olduğu gibi şimdi de Yeni Parti’de “belediye başkanlarının hükümranlığı devam ediyor. Görünen o ki, her şey belediye başkanları için vardır. Her şey onların çıkarlarına hizmet etmelidir. Çıkarlarına hizmet etmeyen hiçbir unsuun ne kadar değerli olsa önemi ve değeri yoktur. Ne Yeni Parti ne Özgür Özel ne iktidar yürüyüşü ne halkın umudu… Varsa yoksa kendileri…
Yıllardır bu böyle geldi . Ne yazık ki böyle olmaya da devam ediyor. ve şimdi böyle gitmemeli demek zorundayız. Partimizden istifa ederek AKP’ye geçen belediye başkanlarına baktığımızda böyle gitmesin diyoruz.
Bu feodal ilkel anlayışlar ve bunları benimseyen belediye başkanlarının bu tutum ve davranışları sağlıklı büyümemize ve gelişmemize engel olduğu gibi umudun azalmasına giderek oylarımızın düşmesine ve küçülmesine neden olacaklar, iktidar yürüyüşümüze büyük zarar verecek küskünler çoğalacak endişesindeyiz. Partiye inananları birleştirmeye kucaklaştırmaya odaklanmalıyız. Oysa burada Bandırma da ve pek çok ilçede küskünler çoğalıyor. Bir şey yapmalı.
Bu nedenle Genel Başkan Özgür Özel ve MYK derhal bu işlere dur demelidir. Yoksa iktidarın ekmeğine yağ sürmeye devam ederiz.
Yoksa yarın yine çok geç olacak.
01-10-2026 AKSAK KARGA