Azmi Karamahmutoğlu: “Vatandaşın duyması, bilgilenmesi, bilmesi istenmiyor”

Azmi Karamahmutoğlu: “Vatandaşın duyması, bilgilenmesi, bilmesi istenmiyor”

Zafer Partisi Parti Sözcüsü basın açıklamasıyla gündemi değerlendirdi

Azmi Karamahmutoğlu: “Türkiye tarihinin en büyük borsa, fon ve hisse manipülasyon skandalı patlayınca AKP hükümetinin başı olan AKP’nin Sayın Genel Başkanı Tayyip Erdoğan Bey bütün bu borsa yolsuzluklarından Sayın Erdoğan’ın işlem yapılırken haberdar olmadığı söyleniyor.

Biz Zafer Partisi olarak, vatandaşlar olarak buna inanmak istiyoruz. Sayın Erdoğan’ın bütün bu olan bitenlerden, işlemler yapılırken haberdar olmadığına inanmak istiyoruz. AKP’nin bazı genel başkan yardımcılarının karıştığı bu borsa yolsuzluğundan, AKP’nin bürokratlarının karıştığı bu borsa dolandırıcılığından, AKP’li bazı eski bakanların içinde olduğu bu borsa manipülasyonundan AKP’nin Sayın Genel Başkanı Erdoğan’ın haberdar olmadığına inanmak istiyoruz. Fakat bu hafta birinci ayını dolduran Türkiye tarihinin en büyük fon, hisse ve borsa manipülasyonu skandalını açığa çıkarmak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geçen hafta bir araştırma önergesi verildi. Meclis araştırma önergesi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin oylarıyla reddedildi. Cumhur İttifakı’nın oylarıyla bu Meclis araştırma önergesi reddedildi.

Şimdi, tek adam rejimini meşrulaştıracak şekilde müdahaleyi yalnızca hükümetin başı olan Sayın Cumhurbaşkanı’ndan beklemeyi de doğru bulmuyoruz. Hükümetin başı olan Sayın Cumhurbaşkanı, tek başına müdahale etmeye yetkili olan tek makam, mevki değildir. Bu yüzden daha doğru bir soruyla, devletin kurumları, kamu otoritesi ne için tam olarak işletilmiyor, diye soruyoruz. Ne için bu yolsuzluk ve suçtan elde edilen gelirlerle zenginliğine zenginlik katanlar adaletin huzuruna çağrılmıyor, yargıya gitmeleri engelleniyor ve neden korunuyorlar? Borsa yolsuzluğu yapanlar için ‘Hırsız bizim hırsızımızdır.’ anlayışıyla bir koruma olduğunu görüyoruz. Borsa yolsuzluğu yapanlar, ‘Hırsız bizim hırsızımızdır.’ anlayışıyla korunuyor. AKP çevreleri, ‘Hırsız bizim hırsızımızdır.’ diyor. İyi ama para da bizim paramız, halkın parası.

Değerli arkadaşlar, AKP hükümetinin başı olan Sayın Erdoğan, fon kriziyle ilgili yaptığı açıklamada, sorumluluğu olan kim varsa bunlardan hukuk önünde hesap sorulacağını söylüyor. Fakat bu ‘kim’ vurgusuna dikkat çekmek istiyorum. Çünkü kimlerin kim olduğunu bir türlü öğrenemiyoruz. Üzerinden bir ay geçmiş bulunuyor. Bu ‘kim olursa olsun’ sözünün karşılığındaki ‘kim’in kimler olduğu sorusunun cevabını bulamıyoruz. İsimlerin üzeri kapatılıyor. Vatandaşın duyması, bilgilenmesi, bilmesi istenmiyor. Vatandaşı bilgilendirme çabasında olan gazeteciler ve medya kuruluşları ise gözaltılarla, tutuklamalarla, yayın yasaklarıyla, cezalarla susturuluyor. Bir örnek olarak, internet haber sitesi T24.com.tr’ye erişim engellendi. Gazeteci Doğan Akın’ın dünyaya açılan penceresi T24’e erişim günlerdir kapalı. AKP adaletinin düşman ceza hukuku uygulaması artık yerleşik kural hâline gelmiş bulunuyor. Gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, İsmail Saymaz ve sevgili Murat Ağırel, siyasallaşan yargı yoluyla susturulmaya çalışılırken, bu gazeteci arkadaşlarımızın cezalandırılmaları üzerinden aslında gerçekte tüm medyaya gözdağı veriliyor. Cumhuriyet tarihinin bu en büyük borsa dolandırıcılığı konuşulmasın, haber yapılmasın ve Türk halkı bu rezaleti duymasın isteniyor.

Değerli arkadaşlar, kurumlar ve kamu otoritesi ön almıyor, ağırdan alıyor. Ankara 2. Barosu Başkanı avukat Gökhan Ağdemir, katıldığı bir televizyon programında Adalet Bakanlığı’nın kendilerine ayrıcalık tanıdığını söyleyerek 70 avukat arkadaşlarının hâkim ve savcı yapıldığını söyledi. Keşke ayrıcalık yolu değil de liyakat gözetilseydi. Şimdi siz AKP’nin tek adam düzeni ve partizanlıkla mesleğe getirilen bu savcılardan, hâkimlerden Cumhuriyet adına soruşturma yürütmelerini mi bekliyorsunuz? Şimdi siz bu hâkimlerden, liyakatle değil de kayırma ve kollamayla iş başına getirilen bu hâkim ve savcılardan Türk milleti adına adil, tarafsız yargı kararı mı bekliyorsunuz? Ne yazık ki hayır. Ne yazık ki yürürlükteki düşman ceza hukuku uygulamasının süreceğini endişeyle bekliyoruz.

Değerli arkadaşlar, AKP Grup Başkan Vekili Abdullah Güler, fon yolsuzluğuna karışanların isimlerinin açıklanmayacağını, bu insanların lekelenmeme hakkı bulunduğunu söyledi. Şimdi, suçluların telaşıyla edilen bu sözlere vereceğimiz karşılık şu: Keşke evlerine sabah kamerayla girip eşlerinin gecelikli görüntülerini servis ederken veya gözaltındaki bireyleri savaş esiri gibi sıraya dizip videoya çekerken de insanların lekelenmeme hakkı olduğunu düşünebilseydiniz. İşte düşman ceza hukuku uygulaması tam da böyle bir şeydir. Zafer Partisi olarak, Sayın Genel Başkanımız düşman ceza hukukuyla gözaltına alınıp siyasetten el çektirildiği günden itibaren bu kavramı tedavüle soktuk ve ısrarla hafızalarda diri tutmaya çalışıyoruz. Değerli arkadaşlar, AKP’nin fon yolsuzluğuyla ilgili Meclis’e sevk etmiş olduğu yasa tasarısı, maksatlarının fon yolsuzluğunun üzerini kapatmak olduğunu göstermektedir. Çünkü milyarlarca dolarlık hırsızlık, üstü örtülerek ve bunu dile getiren basın mensupları tutuklanarak kapatılmaya çalışılmaktadır.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in birkaç gün evvel yapmış olduğu bir açıklamaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Tam dört kez sorular kendisine, şahsına ve arkadaş çevresine dönük olduğu hâlde, o kendinden bahsetmeyerek tam dört kez konuşmasında Cumhurbaşkanı’na ve ailesine atıfta bulunarak Cumhurbaşkanı’nın ve ailesinin arkasına saklanmayı yeğlemiştir. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, yolsuzluğu gündeme getiren siyasetçileri ve basını bu konuşmasıyla açıkça tehdit etmiştir. Fon açıklamasıyla Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı’nın gücünü arkasına alarak Cumhurbaşkanlığı üzerinden siyasetçileri ve medyayı doğrudan tehdit etmiştir. Ömer Çelik’in sergilediği bu güya cesur fakat gerçekte küstah olan bu tehdit ve saldırganlığını Zafer Partisi olarak unutturmayacağız. Bunu sürekli Ömer Çelik’e hatırlatacağız.

Değerli arkadaşlar, bu anlattığım örneklerle varacağımız sonuç şudur ki: Borsa yolsuzluğunu ortaya çıkarmak, hesap sormak için ucunun dokunduğu yere kadar gidemiyorlar. Evet, ucunun dokunduğu yere kadar siz AKP gidemiyorsunuz, gidemeyeceksiniz. Çünkü ucu zülfiyare dokunuyor. Ucu da dibi de başı da sonu da aynı yerde; elinize ayağınıza dolanmış vaziyette. AKP’nin ilk hükümet olduğunda milletin, Cumhuriyet’in birikimlerini özelleştirmelerle yağmalatarak başlatmış olduğu soygun düzeni, beşli çete gibi yandaş şirketlere verilen kayırmacı ihalelerle, kamu-özel iş birliği gibi örtülü vurgunculuk yatırımlarıyla sürdürüldü. Fakat çeyrek asrın sonunda deniz bitince artık son perdede giderayak son bir vurgun yapmak için doğrudan vatandaşı tuzağa düşürmeye, dolandırmaya başladılar. Haramiler artık yolun sonuna gelmiştir. Canını yaktığınız, cebindeki parayı, kursağındaki ekmeği çaldığınız halkın gözü açıldı. Borsa yolsuzluğuyla vatandaşların çalınan milyarlarca dolarının peşine düşmek, vurgunculardan hesap sorup suçtan elde edilen bu gelirleri alarak devletin hazinesine geri kazandırmak, içinde Zafer Partisi’nin bulunduğu yeni hükümetin işi olacaktır. Evet, Zafer Partisi iktidarında halkın cebinden çalınan paraların tamamı haramilerin cebinden, kasasından, ister yurt dışında ister yurt içinde olsun, her nerede saklanıyor olursa olsun geri alınıp halkın cebine, hazineye, devletin bütçesine, kasasına geri kazandırılacaktır. AKP’nin iktidardan gönderileceği ilk genel seçimle birlikte kurulacak olan yeni hükümetle halkın cebinden çalınan bu milyarlar hazineye geri kazandırılacaktır.

Değerli arkadaşlar, her Eylül ayında okulların açılacağı zaman bir konuyu Zafer Partisi olarak ele alıp işliyoruz. Okullarda günde bir öğün ücretsiz yemek verilmesini talep ediyoruz. Fakat AKP iktidarı, her yıl yaptığı gibi bu yıl da öğrenci çocuklarımıza okullarda bir öğün ücretsiz yemek vermeyi çocuklarımızdan esirgiyor. Bunu esirgiyorsunuz fakat milyarlarca doların borsa yolsuzluğuyla iç edilip ceremesinin, yükünün vatandaşın sırtına yüklenmesine seyirci kalıyorsunuz. Borsa yolsuzluğundaki 20 milyar dolar, bugünkü maliyet hesabıyla 18 milyon öğrencimize üç yıllık eğitim döneminde, her eğitim günü için bir öğün ücretsiz yemek verebiliyor. Bunu karşılıyor. Her okul günü bir öğün ücretsiz yemek sağlamaya yetecek olan bir rakamı çaldınız, çaldırdınız ve bunun peşine de düşmüyorsunuz. 40 bin kişi için başlangıçta yapacağınız ödemeyle birlikte bir pansuman tedbirin peşindesiniz. Oysa 455 bin mağdur vatandaşın, etkisini ve çarpanını hesaba katmıyoruz, 22 milyar dolar parasının da çarpanını ve etkisini hesaba katmıyoruz; 100 milyar doları aşmış olduğu hesaplanıyor.

AKP’nin siyaset baronlarının gözü doymadığı için okullarda öğrencilerimize bir öğün ücretsiz yemek veremiyoruz. Asgari ücretliye açlık sınırının altında maaş veriliyor çünkü AKP’nin siyasal elitlerinin gözünü doyuramıyoruz. AKP hükümetinden geçinenlerin doymak bilmeyen açgözlülüğü, iştahları yüzünden emeklilerimize asgari ücretin bile altında bir maaş veriyorsunuz. Geçmişte Yeşil Sermaye yolsuzluğu yaşanmıştı. Yimpaş ve Kombassan örneklerinde olduğu gibi Avrupa’daki gurbetçilerimiz dolandırılırken sizden yardım istendiğinde, ‘Verirken bana mı sordunuz?’ diye bir savunma geliştirmiştiniz. Bugün de borsa yolsuzluğunda aynı şekilde suçluların telaşı içindeler. Fakat vatandaş, soyulmamak, dolandırılmamak için devletin kurumlarına güvenmişti. Yatırımının, girişiminin güvence altında olduğunu, kanunlarla korunduğunu sanmıştı.

AKP’nin siyaset baronları borsa yolsuzluğu yapma, yatırımcının parasını dolandırma hakkını kendilerinde görürken üstüne bir de hırsızların adının açıklanmasına engel olup isimlerini gizli tutmayı ‘lekelenmeme hakkı’ diyerek gerçekte ortaya dökülecek, akacak olan cerahatin atmasına engel olmaya çalışıyorlar. Çünkü o cerahatin seli hepsini önüne katıp götürecek. Gerçekte çabaları, tepeden tırnağa kir, pas içinde lekelenmiş AKP siyaset baronlarının isimlerini kamuoyundan saklamaktır; maksatları, muratları budur. Suçtan elde edilebilen gelirleri ve suçluları saklamaktır. AKP, suçtan elde edilebilen gelirleri saklayarak aslında kendini koruma altına almak istiyor. Fakat nafile. AKP çıbanı patlamıştır artık. AKP’nin cerahati ortaya saçılmıştır ve bu cerahatten vatandaşın midesi bulanmıştır, midesi ağzına gelmiştir.

Değerli Türk kamuoyu, kıymetli basın mensupları, dış politikada Türkiye’mizin Suudi Arabistan’a hava savunma sistemleri ve onları kullanacak birlikler göndermesi konuşuluyor. Peki, bunların gönderilmesi ne tür riskler barındırıyor? Emperyalizm, Yemen ülkesini bölmek istiyor diye, Yemen bölünecek diye bize yeni Yemen türküleri yaktırmak istiyorlar. Yeni Yemen türküleri yakmayacağız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayladığı, imzalı bir metin olmadan devletler arası ilişkilerde verdiğiniz sözün hiçbir hukuki değeri, karşılığı yoktur. Arap çöllerinde kurulu saraylarda Arap krallarına verdiğiniz sözler hukuki zeminden yoksundur. Bu verdiğiniz sözleri, taahhütleri Yüce Meclise getirmek zorundasınız. İşte o gün, Meclise o metin geldiği gün, peşinde koştuğunuz o pek bir mühim azami mutabakat için hangi milletvekillerini devşirebileceğinizi, muhalefetteki hangi partileri yanınıza çekeceğinizi göreceğiz.

Dış politikada AKP hükümeti milletimize yeni Yemen türküleri yaktırmaya girişirken varoluşlarına, yaşadıkları hayata yalnızca din ve hatta sadece mezhep penceresinden, bu kimliğin penceresinden bakan millet ve milliyet düşmanı zihniyetler, son haftalarda Türk milletinin ve Türk devletlerinin arasına nifak sokmak için hastalıklı ve Türk düşmanı sinsi tuzaklarla özellikle kardeş can Azerbaycan ile Türkiye arasındaki birlikteliği, beraberliği bozmayı hedef almışlardır. Maaşlandırılmış, görevlendirilmiş trollerin Türkiye’den Azerbaycan’a yaptığı saldırılara Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ bir açıklamayla cevap vermiştir. Sayın Ümit Özdağ’ın bu açıklaması gayet olumlu karşılanırken her iki ülkede de insanlar destekle hemfikir olduklarını ortaya koydular.

Biz Zafer Partisi olarak, Türklüğe kurulan tuzakları bozmak için Türk dünyasının bütün stratejik meselelerde sözcüsü olmaya devam edeceğiz. Zafer Partisi’ndeki kadroların müktesebatı ve birikimi, Türk dünyasıyla Türkiye arasındaki köprünün, bağların en güçlü yanlarındandır. Değerli Türk kamuoyu, partimizin bu zenginliğini Türklüğün hizmetine sunacağımız seçim gününü erkenden bekliyoruz. Bu zenginliğimizi Türklüğün hizmetine sunmak için erken seçim gününü en erken tarihte bekliyoruz. Geciktirilmiş bir seçim değil, erken seçim istiyoruz.”

Nazif Okumuş

Basın ve İletişim Başkanı

12-10-2026 ZAFER P. BSN.

9
A+
A-