Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Bandırma Belediyesi arasında yaşanan polemik devam ediyor. Türkiye gündemine giren Çorba dağıtımının yasaklanmasını da kapsayan Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın basın toplantısında yaptığı eleştirel açıklamalar üzerine bugün BANÜ ‘den tüm başlıkları kapsayan açıklama Rektör Prof Dr. İsmail Boz Tarafından yapıldı.

BANÜ BASIN AÇIKLAMASI-
“Çorba Dağıtımı Üzerinden Oluşturulan Suni Gündem” “Bir Bardak Çorbada Fırtına(!) Koparmak”
Üniversitemizde kısa süre (2024 Aralık-2025 Oak – 2 ay) yürütülen çorba dağıtımı uygulamasının haklı ve zorunlu nedenlerle durdurulmasına rağmen, bazı çevrelerce konunun çarpıtılarak kamuoyuna yansıtılması üzerine açıklama yapılması gerekli görülmüştür.Öncelikle belirtilmelidir ki üniversitemiz, öğrenci yararına yürütülen hiçbir uygulamayı keyfî gerekçelerle sonlandırmaz. Çorba dağıtımı, üniversite yönetiminden izin alınmaksızın başlatılmış olup, yapılan denetimlerde ciddi hijyen ihlalleri, sağlık riskleri ve düzensiz uygulamalar tespit edilmiştir.
Üniversitemiz, Sağlık Bakanlığı denetimlerinden tam puan alarak “Beslenme Dostu Üniversite” sertifikasına sahip bir kurumdur. Bu nedenle öğrenci sağlığını tehdit eden herhangi bir uygulamanın sürdürülmesine müsaade edilmesi mümkün değildir.Denetimlerde:• Hayvan pazarında kullanılan bir kabinde hijyen kurallarına aykırı biçimde dağıtım yapıldığı,• Dağıtım alanlarının temiz olmadığı,• Üründe sağlığa zararlı katkı maddeleri, özellikle MSG bulunduğuna yönelik güçlü şüpheler olduğu,• Dağıtımın düzensizleştiği, ara tatil sonrası kabinin terk edildiği ve güvenlik riski oluşturduğu vtespit edilmiştir.

Öğrencilerimizin aç ve açıkta olduğu iddiası tamamen yalan ve iftiradır. Devletimiz güçlüdür ve cömerttir. Geleceğimizin teminatı, gözbebeğimiz öğrencilerimizi doyurmaya ve barındırmaya muktedirdir. Birilerinin bühtanları ve algı çalışmalarının aracı hâline getirilmeye çalışılan açıklamaların ise hukuk nezdinde takipçisi olacağız. BEski belediye başkanlarımız zamanında kusursuz sunulan çorba hizmetinin sizin döneminizde niçin inkıtaya uğradığını tekrar düşünmenize ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Ayrıca yaklaşık yedi-sekiz ay önce gerçekleşmiş bir konunun bugün gündeme getirilmesini de manidar buluyoruz.
Bu koşullar, öğrencilerimizin sağlığını doğrudan tehlikeye atan unsurlardır. Üniversite
yönetimi popülist yaklaşımlara prim vermez; yalnızca bilimsel veriler ve kamu yararı
doğrultusunda karar alır. Bu nedenle dağıtım durdurulmuştur.
Bazı çevrelerin söz konusu kararı “tezgâh” şeklinde nitelendirmesi gerçek dışıdır ve
kamuoyunu yanıltmaya yönelik sorumsuz bir tutumdur.
Öğrencilerimizin “aç ve açıkta” olduğu yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Devletimiz,
evlatlarımızın beslenme ve barınma ihtiyaçlarını karşılayacak güce sahiptir. Bu konuda
yürütülen mesnetsiz söylemler hukuki olarak takip edilecektir.
Öte yandan öğrencilerimizin belediyeden beklediği ve kamuoyunun bilgisine sunulmasını
istediği talepler şunlardır:
“Geçici Yapı Görünümlü Kalıcı İşgal Girişimine Karşı Kurumsal Tavrımız”
Üniversitemiz arazisi üzerinde bazı yapılaşma girişimleriyle ilgili kamuoyunda yer alan iddialar
üzerine, sürecin doğru anlaşılması için açıklama yapılması gerekmiştir.
2023 yılında Sayıştay talimatıyla kurulan Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü, belediyenin
kendi yerinden kendi kurumunun yerini satışa çıkardığı için malzeme depolamak amacıyla
üniversitemizle geçici nitelikte bir protokol yapmıştır. Bu protokol, sadece afet durumlarında
kullanılacak 2–3 konteynerlik malzemenin geçici olarak yerleştirilmesine izin vermektedir.
Ancak yapılan saha incelemelerinde ve ilerleyen süreçte belediyenin:
“Mağduriyet Algısı Üzerinden Manipülasyon” “Mağdurum Tiyatrosu”
Son günlerde bazı siyasi çevrelerce üniversitemiz hakkında kasıtlı biçimde dolaşıma sokulan
çarpıtılmış iddialar nedeniyle, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına açıklama yapılması
zorunlu hâle gelmiştir.
Uzman Doktor Atama Sürecine İlişkin Gerçekler
Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ihtiyaç doğrultusunda
planlanan ortopedi uzmanı istihdamı, ilgili mevzuat ve akademik süreçlere tam uyum içinde
yürütülmüştür. Atama öncesi jüri değerlendirmeleri ve tüm hazırlıklar hukuka uygun şekilde
tamamlanmış, ilgili hekim göreve başlama koşulları konusunda ayrıntılı biçimde
bilgilendirilmiştir.
Buna rağmen hekim, yaklaşık altı ay boyunca hiçbir hukuki dayanağı olmayan gerekçeler öne
sürerek göreve başlamayı sistematik şekilde geciktirmiş; üniversitemizin defalarca yaptığı
çağrılara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Bu süreçte bir akademik yarıyıl
boyunca çok ihtiyaç duyulan hem eğitim faaliyetleri hem de acil sağlık hizmetleri aksatılmıştır.
Söz konusu davranış, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve akademik istihdam mevzuatına
açıkça aykırıdır. Bu nedenle atama süreci hukuka uygun biçimde iptal edilmiştir.
Buna karşın hekim ve babası, sürecin kendi kusurları sonucu ortaya çıktığı gerçeğini gizleyerek,
kamuoyunu yanıltmaya yönelik ithamlarda bulunmuşlardır. Bu iddiaların hiçbirinin hukuki
karşılığı yoktur.
Mahkeme Süreci
Mahkeme tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararı doğrultusunda üniversitemiz derhal
harekete geçmiş; kararın tebliğinden itibaren 30 günlük yasal süre içinde atamayı
gerçekleştirmiş ve göreve başlaması için Tebligat Kanunu’na uygun iki ayrı resmi tebligat
göndermiştir.
Ancak hekim: