Balıkesir’in Bandırma ilçesinde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ile Bandırma Rotary Kulübü tarafından Eken Prestige Otel’de düzenlenen söyleşide gergin anlar yaşandı. Prof. Dr. Süheyl Batum ile Çağdaş Bayraktar’ın konuk olduğu etkinlikte, Batum’un ifadeleri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) cephesinde sert tepkiyle karşılandı.
Edinilen bilgilere göre, söyleşideki konuşmasında yer verdiği ifadeler ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik “mutlak butlan” nitelemesi üzerine, salonda bulunan CHP Bandırma İlçe Başkanı Remzi Poyraz ile Batum arasında sözlü gerginlik meydana geldi. Yaşanan tartışmanın ardından kamuoyuna yazılı bir basın açıklaması yapıldı.
“Eleştiri Hakkı, CHP’nin Tarihini Küçümseme Hakkı Değildir”
Açıklamada, yargı kararlarının ya da parti yönetimlerinin politikalarının tartışılmasının demokratik bir hak olduğu belirtilirken, partinin kurumsal kimliğine ve tarihine yönelik ifadelerin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Mahkemenin verdiği bir kararı doğru ya da yanlış bulabilirsiniz. Kararın hukuki dayanaklarını tartışabilir, gerekçelerini eleştirebilirsiniz. Bir siyasi partinin yönetimine karşı çıkabilir, göreve gelenlerin politikalarını ve uygulamalarını sorgulayabilirsiniz. Bütün bunlar demokratik hayatın doğal ve gerekli parçalarıdır. Ancak yöneticilere duyduğunuz öfke nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi’ni sürekli ‘Butlan CHP’si’ diye adlandırmak, eleştirinin sınırlarını aşan bir küçümsemedir.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, bugünkü yöneticilerinden ibaret değildir. Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olan CHP; köklerini Millî Mücadele’den alan, Cumhuriyet’in kuruluşuna ve devrimlerine öncülük etmiş bir partidir. Onun tarihinde bağımsızlık, halk egemenliği, laiklik ve aydınlanma mücadelesi vardır. Bu tarih, herhangi bir yönetime duyulan kızgınlığa indirgenemez; kişisel kırgınlıkların ve siyasi hesaplaşmaların gölgesinde değersizleştirilemez.”
“Ortak Birikimi ve Yurttaşları İncitir”
Partinin tarihsel köklerine ve tabanına dikkat çekilen açıklamada eleştirinin sınırlarına işaret edildi:
“CHP’nin kimliğinde kuşaklar boyunca mücadele etmiş insanların emeği, baskılara karşı direnenlerin cesareti ve daha adil bir Türkiye isteyen milyonların umudu vardır. Partinin adını küçültücü bir ifadeyle anmak, yalnızca mevcut yöneticileri hedef almakla sınırlı kalmaz; bu ortak birikimi ve ona bağlılık duyan yurttaşları da incitir.
Elbette tarihsel miras, hiçbir yönetimi eleştiriden muaf tutmaz. Cumhuriyet’in değerlerini savunan bir partide demokrasi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve üyelerin söz, yetki ve karar hakkı titizlikle korunmalıdır. Yanlışlar açıkça söylenmeli, kararlar sorgulanmalı, sorumluluk taşıyanlardan hesap sorulmalıdır. Partiye bağlılık, yanlışlar karşısında susmayı gerektirmez. Ancak eleştirinin gücü, kullanılan sıfatların sertliğinden değil; gerekçesinin sağlamlığından ve çözüm üretme iradesinden gelir.”
“Siyasi Nezaketi Korumak Hepimizin Sorumluluğu”
Açıklama, siyaset dilinde özen gösterilmesi gerektiği çağrısıyla son buldu:
“Hukuki uyuşmazlıklar kendi konusu, delilleri ve gerekçeleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu tartışmaları bir partinin bütün tarihini ve siyasi kimliğini tanımlayan bir etikete dönüştürmek, meseleyi aydınlatmak yerine öfkeyi derinleştirir. Üstelik siyasette kullandığımız dil, başkalarından beklediğimiz davranışın da ölçüsüdür.
Bu nedenle CHP’nin yönetimini eleştirin, politikalarını sorgulayın, yanlış bulduğunuz uygulamalara itiraz edin. Fakat eleştirinizin muhatabını ve konusunu açıkça ortaya koyun. Bir yönetime karşı duyduğunuz tepkiyi, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olan bir partinin tarihini küçümsemeye dönüştürmeyin. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel mirasına saygı ile bugünkü yönetimini eleştirmek birbiriyle çelişmez. Demokratik olgunluk, bu ikisini birlikte başarabilmektir. Siyasi eleştiri herkesin hakkıdır; bu hakkı kullanırken bir partinin tarihine, üyelerinin emeğine ve seçmenlerinin onuruna saygı göstermek de herkesin sorumluluğudur.”