Serhat Ozar
Marmara’nın incisi olarak anılan bu güzel şehir, bugün ne yazık ki bambaşka bir manzarayla karşı karşıya.
Bandırma’nın cadde ve sokakları, gözle görülür bir şekilde çöp ve pislik içinde . Gerek Büyükşehir Belediyesi’nin gerekse Bandırma Belediyesi’nin sahada çalışan emekçileri gece gündüz demeden temizlik için büyük bir çaba gösteriyor ama kentteki kirliliğin önüne bir türlü geçilememekte.

Sabah sahil yürüyüşümde gördüğüm manzara içimi acıttı.Bir kaç temizlik emekçisi ortalığı süpürürken bir arkadaş ta elinde hava üfleyen bir makine ile parke taşları arasına sıkışmış izmaritleri sürükleyip toplamaya çalışıyor. Hangimiz farkındasınız merak ediyorum. İnsanlar caddelerde, sokak ortasında tükürmekte; yediklerini, içtiklerini, çekirdek kabuklarını, sigara izmaritlerini yerlere atmakta; gezdirmeye çıkardıkları köpeklerinin pisliklerini görmezden gelmektedir.

Oysa unutulmamalıdır ki bir şehrin vitrini aynası, meydanı cadde ve sokaklarıdır.
Sabahın erken saatlerinde sahilde yürüyüşe çıktığınızda, denizin sarıya çalan maviliğinin yanında plastik şişeler, poşetler ve çeşit çeşit atıklarla karşılaşmak artık şaşırtıcı gelmemekte. Adeta bu çirkinliğe alıştık umursamaz olduk.
Pazar yerlerinin ardından kalan manzara ise adeta bir savaş alanını andırmakta idi gelenek gibiydi,cezalarla önlem alındı bakalım ne sonuç verecek .
Parklarda oynayan çocuklarımızın ayaklarının dibinde, akşamcıların yerlere kırıp attığı cam kırıkları, çekirdek kabukları ve pet şişelerden söz etmek bile istemiyoruz.
Bu tablo yalnızca Bandırma’nın imajını zedelemekle kalmamakta; halk sağlığını ve çevreyi de ciddi biçimde tehdit etmektedir. Peki, sorumlular kimdir?
Belediyeler mi, yoksa çöpünü uluorta denize, caddeye, sokağa atan insanlar mı?
Aslında cevabı çok basit ama bir o kadar da acıdır: Bizler.
Evet, şaşırmayın; Bandırma’da yaşayan her bir insan bu kirliliğin bizzat sorumlusudur. Çünkü yerlere tükürmeyi, sigara izmariti atmayı, yediklerimizi içtiklerimizi sağa sola bırakmayı normal bir yaşam biçimi olarak görmeye başladık. “Herkes atıyor, biz de atalım; nasılsa belediyenin temizlik emekçileri temizler,” diye düşünüyoruz.
Herkes böyle düşündüğünde ortaya çıkan sonuç çöp manzaraları oluyor.
Köpeklerimizi gezdirirken pisliklerini toplamayı ihmal ediyor, çevremizi temiz tutmayı ve doğayı korumayı öğrenemiyoruz. Sanki bu şehir bizim değilmiş, yarın da burada yaşamayacakmışız gibi davranıyoruz.
Peki, bu durumu nasıl değiştirebiliriz? Bana göre değişim, kendimizden başlamakla mümkün. Yerlere çöp ve sigara izmariti atmamak, sokak ortasında tükürmemeyi alışkanlık haline getirmek zorundayız. Evcil hayvanlarımızı gezdirirken yanımızda mutlaka poşet bulundurmalıyız.Elbette bunlar yeterli değildir. Çevremizdeki insanları da en yakınımızda olandan başlayarak bilinçlendirmeliyiz. Komşumuza, arkadaşımıza, akrabamıza ve gerektiğinde tanımadığımız insanlara nazikçe uyarılarda bulunmalı; çevreyi ve doğayı korumanın önemini anlatmalıyız. Çöpünü yere atan genci, sokağa tükürmeyi alışkanlık haline getiren adamı, sigara izmaritini kaldırımın ortasına atan kadını kibarca uyarmaktan çekinmemeliyiz.
Vatandaş olarak sorumluluk almak önemli olsa da tek başına yeterli değil. Bir yönü bu diğer yönü ise.. Mutlaka caydırıcı kent cezaları. Bu konuda kenti temiz tut diye görev verdiğimiz Belediyelerin de üzerine düşeni yapması kaçınılmazdır.
Şehrin en işlek caddelerine daha fazla görsel kirlilik arzetmeyen uygun çöp kutusu ve konteyner yerleştirilmeli temizlik hizmetleri sıklaştırılmalıdır. Her ne kadar temizliği ile ünlü Japonya’da cadde ve sokaklarda çöp konteyneri göremezsiniz diyorlarsa da bu henüz bize uymaz diye düşünüyorum.
Park ve bahçelerde köpek pisliği bırakanlar titizlikle takip edilip uyarilmali; çevre bilincini artıracak kampanyalar hayata geçirilmeli ve caydırıcı cezalar gecikmeden uygulanmalıdır.
Avrupa’nın birçok kentinde, başta sakız olmak üzere çevreyi kirleten davranışların ağır yaptırımlara tabi olduğunu biliyoruz. Bandırma’da ise bu konuda yasa olsa da ciddi bir uygulama bulunmamaktadır. Ceza kesilmemekte, kesilmek istendiğinde ise ciddiye alınmamaktadır. Ceza hoş bir şey değil elbette ama kentimizin geleceği adına bazı alışkanlıkları kazandirmak için artık bu kısır döngüyü kırmanın zamanı gelmiştir.
Bandırma’nın geleceği bizim elimizde. Geçmişte hatalarımız oldu duyarsız kaldık ama şimdi geleceğe bakalım. Bu şehri temiz, güzel ve yaşanabilir bir yer haline getirmek mümkündür. Şöyle bir düşünün: Yirmi yıl sonra çocuklarımız Bandırma’yı hatırladığında ne görmelerini isteriz? Çöp dağlarını mı, yoksa tertemiz sokakları ve deniz kenarında huzurla oturabilecekleri bir cennet köşesini mi?
Şehir bizim ortak yaşam evimizdir ve evimizi temiz tutmak hepimizin görevidir. Unutmayalım, değişim büyük hamlelerle değil, küçük ama kararlı adımlarla başlar. O ilk adımı atacak kişi ise şu anda bu satırları okuyan siz olabilirsiniz.
25-12-2025 / SERHAT OZAR
