KRONİK MUHALEFET
Ülkemizde bildim bileli aynı muhalefet var. Azınlık desem azınlık değil. Çünkü her şartta, az bir farkla iktidar olma imkanını kaçırıyor. Sonucu; bir o tarafa bir bu tarafa geçebilen tarafsızlar belirliyor.

Son çeyrek asırda, iktidara yine aynı güç demir attı. Muhalefetin muhalefetliği kronik bir hal aldı. İktidarda hep bildiğimiz yüzler. Bunun bir sebebi olmalı!
Başarı diyenler vardır. Bu başarı kime, neye göre başarı? Seçmen nüfusunun yüzde elliye yakını muhalefette ise, neden aradaki minik rakam bir türlü kapatılamıyor.
Muhalefetin, kalabalık ve tutarlı bir seçmen kitlesi var. Ülkenin karakteristik özellikleri ortada. Ekonomik güç iktidarın elinde olduğu için sonuç değişmiyor olabilir mi?
Siyaseti belirleyen diğer önemli güç; sözlü, yazılı, görsel basın muhalefetten yana yeterince çalışmıyor mu?
Bilgi ve algı yönetiminin bu konudaki etkisi. Bürokrasi ( ordu ve polis) ve bir de derin devlet denen güç… Bu güçlerin iktidar belirlenmesindeki etkisi, toplumun sosyal yapısı ile ilgili. Otoriter, kapitalist veya demokrasiyle yönetilen toplumların her birinde farklı işleyiş var. Yani eğer demokratik bir toplum değilsek halk iradesi etkili olamıyor.
Görünen o ki; iktidar olmak için ekonomik güç gerek! Bürokrasiyi zaten iktidar belirliyor. Geriye derin devlet ve basın gücü kalıyor. Derin devlet dedikleri yasal ve anayasal düzenin dışında resmi hükümetlerden bağımsız kendi gündemini ve çıkarlarını koruyan gizli güce deniyor. Yani adı üstünde derin gizli güç… Neyler, ne yer, ne içer bilen yok! Geriye kalan basın gücü! Ülkemizde onu da iktidar yönlendiriyor.
Bu şartlarda; muhalefet nasıl iktidar olur? Elbette kronik muhalefet olmaktan kurtulamaz. Bunların hepsi bir yana; muhalefet kendi içinde bir bütün olamıyor. Bırakın partiler arası görüş ayrılıklarını. Partilerin kendi içlerinde çatlaklar var. CHP nin son yaşayıp yaşatıklarını hep birlikte içimiz yanarak izledik.
Bütün bunları görmek, anlamak ve kabul etmek hiç kolay değil. Muhalefet; hep iktidarın açığını kollamak yerine, önce kendi bünyesindeki noksanları tamamlayıp gücünü doğru cephelere kanalize etmek zorunda.
KİMSE, İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ ŞARTLARI KADER DEYİP KABUL ETMEK ZORUNDA DEĞİL!
Şu anda; tüm dünyada ve ülkemizde bir tarih yazılıyor, değişim yaşanıyor, tomurcuklar çiçekleniyor. Bizim ülkemizde de siyasi hareketlilik var. En önemlisi umudumuzu tüketmedik. Meydanlar umut vadediyor.
Bu noktada toplum haklarını korumaya yönelik çalışan derneklere, parti, kurum ve kuruluşlara ve toplumun bilinçli bireylerine çok iş düşüyor. Sağlam bir duruş, özverili çaba, birlik beraberlik ve de; LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ ni koruma, yaşatma sevdası. Engellerin aşılması, İktidar yolunun açılması bu görüşe katılmakla mümkün.
Eğitimin okullarla, kurumlarla sınırlı kalmayıp yüzeye yayılması ile mümkün. Bu yolda da basın rehber olmak zorunda.
Değerli muhalif basın yetkilileri! Kendinize sorun lütfen… Yapılan çalışmalar yeterli mi? Kendinizi başarılı buluyor musunuz? Tutuklu basın çalışanlarının sesleri duyuluyor mu? Davalar ilerliyor sonuç alınıyor mu? Tutuklular savunmalarını yapabiliyorlar mı? Yasalar işliyor mu? Sizin yanınızda olan size destek veren avukatlar hakimler nerede? Toplumun yarısı iktidar diyor ise diğer yarısı da sizin arkanızda. Bu potansiyeli değerlendirmenin bir yolu yok mu? Elbette bu noktaya bir günde gelinmedi. İktidar bu kadar güçlenirken siz neredeydiniz? Kendimce önemli bulduğum bir olayı sizlere iletmek için ne kadar uğraştığımı tahmin edemezsiniz!
Sizin topluma ulaşmanız kadar, bireylerin de size ulaşması gerekmiyor mu?
Frankfurt doğumlu ANILCAN adlı bir evladımız ülkemizi bir uçtan diğer uca yürüyerek toplumun ezilen kesimine destek vermeye çalışıyor. Hanginiz yanında duruyor? Hanginiz haber yaptı? Sesinizi kim duydu? Dünyada ilk sayılan saman ev projesi ülkemizde bir başarıya imza attı. Duydunuz mu? Duyurdunuz mu?
Milyarlarca para buhar oldu uçtu gitti sahte diplomayla para … Yüzlerce doktor ve avukatın sahte diplomayla para kazandığı, aramızda yaşadığı açıklandı… Gerisi yok!
Bu konuda ne yapılıyor merak ediyoruz. Mültecilere destek vermek için onlarca dernek kuruldu. Hastaları evlerinde ziyaret ediliyor, psikolojik destek veriliyor, ekonomik yardım yapılıyor konut sağlanıyor… Helal olsun!
Ama benim çocuğum okulda kullanacağı tuvalet kağıdını evden götürüyor. Kırtasiye malzemesini, anne baba yok canından alıyor. Mülteci kardeşlerimize konut, yiyecek yardımı yapılırken, üniversite bitiren evlatlarımız motosiklet tepesinde kuryelik yapıyor, atama bekliyor. Kimin umrunda?
Şükürler olsun öğretmenlerimize tek tip önlük verildi. Çok teşekkür ederiz. En önemli derdimiz buydu çünkü! Kimse bu yazdıklarıma kıskançlık, bozgunculuk, isyan demesin lütfen! Çok insanımızın aklından geçen bir klavyenin tuşlarında dökülüyor sadece… Aklımızı başımıza toplamazsak ne geçmişte yapılan hatalar, ihmaller telafi edilir ne de hak yerini bulur.
Yakında seçim olacak…
İKTİDARI BİR KEZ DAHA DİREĞİN TEPESİNDE GÖRMEK KADER DEĞİL!
29-09-2026 /Bandırma