Bu gün pazar.
Madem evdeyiz, (zaten hep evdeyim), bende boş konuşma yani lak lak hakkımı kullanayım.
Karınca kararınca bir şeyler karalayıp buradan paylaşıyorum.
Birebir aldığım tepkiler genelde ; “Türkçeyi çok güzel anlaşılır ve akıcı kullandığım” şeklinde oluyor.
*
Size bir itirafda bulunayım.
Ben aslında Edebiyat dersinden hiç hoşlanmazdım, bu yüzden lisede fen bölümünü seçmiştim(sanki kimyager olacaktım. Bakkal olup çıktık.

*
Edebiyat için “bu ders Fuzuli’nin kendisi gibi fuzuli bir ders, ben bu dersten neden sorumlu tutuluyorum, hayatımın hangi döneminde “tuti mucize güyem ne desem laf değil, çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil” bana nerede lazım olacak ki ezberletiyorsunuz?…”Mefülü mefailü failatün failün” u zorla öğretiyorsunuz, çay toplarken mi terennüm edeceğim?
Üstelik fen bölümünü seçtiğim halde beni edebiyattan neden sorumlu tutuyorsunuz?” diye kendi kendime söylenir dururdum.
*
Evet biraz bilgisizlik biraz aykırılık birazda cahilliğin verdiği herbokologluk olsa gerek, her şeyi en iyi bildiğimi sanırdım hep. Zaten ukalalığımdan fen bölümünü seçmiştim, güya farklı “bişey” yapmıştım .
Gerçekten de zaman ilerledikçe, geçmişte şiddetle karşı çıktığım, beğenmediğim, önemsemediğim, ne işe yarayacak dediğim, büyüklere itiraz ettiğim her konuda yanıldığımın farkındayım artık.
Yoksa sizler geçmişinizde hiç yanılmadınız mı?!!.

*
İnsan hayatı boyunca her konuda bir kere yanılgıya düşerek doğruyu bulur ve hayatı doğru yaşar.
Yok, ben hiç yanılmadım, attığım adımlar, düşüncelerim, davranışlarım her zaman doğruydu, hep doğrularla yaşadım!! diyenler……… vardır mutlaka!.
18-01-2026 / Cevat YILMAZ / BEYKOZ