Eğitimde Sınıfsal Uçurum. Paran Kadar Kaliteli Eğitim

DESAM/ Gürkan Avcı

Okullar Bakımevi, Üniversiteler Gençleri Oyalama Merkezi Oldu.

Türkiye’de kaliteli eğitimin Anayasal bir hak olmaktan çıkıp, ayırt etmeksizin iktidar ve muhalefet siyasetçilerinin ve bürokrasinin elitleri ila parası olanın eriştiği ayrıcalıklı bir rejim haline geldiğini kaydeden ve “Eğitim sistemi vahim durumda; Milli Eğitim diye bir kurum yok onun adı artık ‘Gündüz Bakım Evi’,” diye konuşan DESAM (Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkezi) Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Avcı, yaptığı basın toplantısında şunları söyledi;

OKULLAR; GÜNDÜZ BAKIM EVİ, ÜNİVERSİTELER; GENÇLERİ OYALAMA MERKEZİ OLDU!

Değerli basın mensupları, sevgili veliler, kıymetli öğrenciler, gençler…Temel bir insan hakkı olan eğitim hakkı, sadece eğitime erişimi değil, nitelikli, eşitlikçi; sadece diploma değil meslek ve amaç odaklı bir eğitimi kapsar. Oysa hükümetin 12 yıl zorunlu hale getirdiği Milli Eğitim sistemi öğrenci ve ailesini meşguliyet terapisinde tutup, toplumu ıslah ve torna etmeyi, ayar vermeyi amaçlıyor. İşsizliği gizlemek ve toplumun gazını almak için de gençleri 25 yaşına kadar işe yaramayan, meslek öğretmeyen boş diplomalar uğruna üniversitelerde oyalayıp tutuyor.

TÜRKİYE, ‘PARAN KADAR KALİTELİ EĞİTİM’ ÜLKESİ OLDU!

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan eğitim sistemi, dün olduğu gibi bugün de derin bir krizin eşiğindedir. Eğitim, kamusal bir hizmet olmaktan çıkmış; parası olanların, siyasi ve bürokratik elitlerin çocuklarına mahsus lüks bir ayrıcalığa dönüşmüştür. Bu tablo, sadece bir yönetim zaafı değil; sistematik bir ihmalin ve yanlış politikaların sonucudur.

EĞİTİMDE SINIFSAL UÇURUM DERİNLEŞİYOR!

Devlet okullarında baştan savma, ezberci, disiplinsiz ve kalitesiz bir anlayış hâkimken; özel okullarda konforlu ortamlar, son teknoloji donanımlar ve nispeten daha nitelikli imkânlar sunulmaktadır. Resmi veriler ve saha gözlemleri, özel okul sayısının son 25 yılda dramatik şekilde arttığını ve devlet okulları ile özel okullar arasındaki imkânlar farkının giderek derinleştiğini ortaya koymaktadır.

BU KADAR HATA SEHVEN OLAMAZ!

05-05-202Devlet okullarında sınıf mevcutları yüksek, fiziki altyapı yetersiz, teknolojik donanım sınırlı ve güvenlik sorunları giderek sıradanlaşmıştır. Şiddet, mobbing, uyuşturucu ve disiplinsizlik vakaları birçok devlet okulunda olağan hale gelmiştir. Öğretmenlerimiz, bu zor şartlarda özveriyle çalışmakta ancak sistematik ihmaller nedeniyle mesleklerinin saygınlığı yerlerde sürünmektedir. Hükümetin ideolojik kadrolaşma ve beceriksiz bürokrat atamalarıyla eğitim kurumları, adeta “Gündüz Bakım Evi”ne dönüştürülmüştür.Öğrencilerimizle birlikte öğretmenlerimizde, cahil ve ideolojik partili bürokratların elinde ezilmektedir. Maaşlar yetersiz, mesleki gelişim imkânları sınırlı, itibarları sürekli törpülenmektedir. Bu durum, öğretmenlerimizin motivasyonunu düşürmekte ve eğitim kalitesini doğrudan etkilemektedir.

EĞİTİM MİLLİ VASFINI TAMAMEN KAYBETMİŞTİR!

Eğitim sistemimizdeki rezalet, aynı zamanda genç işsizliğini gizleme aracı haline getirilmiştir. Gençlerimizi 25 yaşına kadar okullarda tutarak istatistiklerdeki “işsiz” sayısını şişirmek yerine, onları nitelikli insan kaynağı olarak yetiştirmek yerine, sistemi bir “ıslah deposu” gibi kullanmaya çalışılmaktadır. Oysa gemi çoktan karaya oturmuştur.Milli Eğitim Bakanlığı, artık “Milli” vasfını tamamen kaybetmiştir. Zaten yoktu, gölgesi ve sadece adı vardı ama o da bitti. Partili, fanatik cahil ve cühelaya teslim edilen bir yapıya dönüşmüş, bilimsel ve pedagojik eğitim anlayışından uzaklaşılmıştır. Ulusal ve uluslararası değerlendirmelerde aldığımız düşük sonuçlar, ezberci, kof eğitim sisteminin ve nitelik kaybının somut kanıtıdır. Devlet okullarının bilinçli şekilde değersizleştirilmesi, aileleri paralı özel okullara mecbur bırakmakta ve eğitimde fırsat eşitliğini yok etmektedir.Bu politikalarla hükümet,

Türkiye’yi “paran kadar eğitim, paran kadar adalet” ülkesi haline getirmiştir. Bu, kasten yoksul ve eğitimsiz bırakılmış sahipsiz, kimsesiz, garip milletimize açık bir ihanet ve gelecek nesillerimize karşı ağır bir sorumluluktur.

GENÇLERİN DİPLOMAYA DEĞİL MESLEK ÖĞRENMEYE İHTİYACI VAR!

DESAM olarak diyoruz ki: Devlet okullarını acilen güçlendireceğiz. Bütçeyi özel okullara teşvik yerine, devlet okullarının fiziki altyapısına, öğretmen nitelik ve sayısına, güvenlik ve disiplin tedbirlerine aktaracağız.Öğretmenlik mesleğini itibarına kavuşturacağız. Ekonomik ve mesleki hakları güçlendirecek, ideolojik kadrolaşmayı bitirecek, liyakati esas alacağız.Eğitimi kamusal hak haline getireceğiz. Ezberci sistemden vazgeçip, eleştirel düşünme, bilim, teknoloji ve milli değerleri harmanlayan nitelikli bir müfredat oluşturacağız.Gerçek işsizlikle yüzleşeceğiz. Eğitimi gençleri oyalama aracı olmaktan çıkarıp, onları üretken ve nitelikli iş gücüne dönüştürecek politikalar uygulayacağız.Şiddet ve disiplinsizliğe sıfır tolerans. Okullarda güvenlik ve disiplin önlemlerini artıracak, veli-öğretmen-idare iş birliğini güçlendireceğiz.Biliyoruz ki: Bir milletin gerçek zenginliği ne yeraltı kaynaklarıdır ne binalarıdır ne de rakamlarıdır.Bir milletin gerçek zenginliği iyi yetişmiş vatanperver evlatlarıdır.Eğer bugün bu çocuklara eşit, nitelikli ve onurlu bir eğitim sunamazsak, yarın hiçbir başarı hikâyesi yazamayız.Ama başarabiliriz. Çünkü bu millet; yoklukta okul kurmuş, imkânsızlıkta öğretmen yetiştirmiş, karanlıktan aydınlık çıkarmış bir millettir. Şimdi yeniden ayağa kalkma vaktidir. Eğitim ya bir milletin istiklalidir…ya da sessiz esareti. Biz istiklali seçiyoruz.Sevgili öğretmenler, öğrenciler, veliler, Eğitim, bir milletin geleceğidir. Bu sistemi bu halde bırakamayız. DESAM, eğitimde eşitlik, nitelik ve millilik için kararlı bir mücadele verecektir. Gençlerimizi “paran kadar eğitim” değil, “her Türk gencine eşit ve kaliteli eğitim” vaadiyle buluşturacağız. Bu rezalete dur deme zamanı gelmiştir. Milletimizin aklı, vicdanı ve iradesi bu yanlışı düzeltecektir. Teşekkür ederim.’

05-05-2026/Gürkan Avcı

7
A+
A-