Köy Ebeleri ve Yokluğun İçinden Doğan Cesaret: Şadiye Hala’nın Hikâyesi

Yol yoktu. Araba yoktu. Doktor yoktu. Hastane yoktu.Ama doğum vardı. Hayat vardı. Ve o hayatı karşılayan köy ebeleri vardı.

Eşiniz hamile ve doğum yapacak. Bebeğin ölme ihtimali %30, eşinizin de en az %20, Ne yapardınız?. Ey gidi eyy.. zor yılların mübarek insanları. Yokluğun verdiği sıkıntı insana her işe bir çare buldurur.

Eskiden köylerde ebeler vardı, köyün bilgili , akıllı cesur ve becerikli kadını köyün ebesi olurdu. Doğumu yaklaşan kadın köy ebesine haber gönderir, ebe de hep hazır duran “ecza çantasını! ” kaparak koşar adım hastasına giderdi.

Evin bir “Bulme’sinde* , leğenin içine kuru yaprak yada kuru ot serer, gebe kadını o leğende doğum yaptırtırdı, artık steril ortamı siz düşünün. Bebek erkek ise göbek bağını Tahra* ile, kız ise Orak ile keser ve bağlardı. Tentürdiyot batikon gibi ilaç merhem falan olmadığından öylece bırakırdı.

Bebeğin anası her gün bir miktar has yünü yakarak kül haline getirir, o kül ile göbek kordonuna bastırarak çevirir, böylece zamanla kuruyup düşmesini sağlardı.

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, o yıllarda kadının gelinin kızın “beş kuruşluk” değeri olmadığından, bir çok hamile kadın ya ot biçerken, ya eğratlıkta kebre taşirken, yada Bozgerlikte* yaprak süpürürken doğum yapardı.

İş yaparken doğum yapan gelinin zalim kaynatası, gelin erkek doğurdu diye sevinir, havaya peş peşe bir kaç şarjör mermi sıkardı, kefere kaynanası da horon teperdi, ama gelin tarlada doğurmuş, doğururken ölüm tehlikesi varmış önemli değildi.

Şimdilerde pek olmayan, ama bir zamanlar köyde ölümlerin çoğunluğunu oluşturan, bebek, çocuk ve genç anne mezarlarının, sayı olarak fazla olduğunu ve bir çok bebeğin neden yetim kaldığını zannediyorsunuz.

Yukarda bahsettiğim ”Ecza çantasında” neler bulunduğunu merak etmişsinizdir.Bir parça iplik ve eski bir makas, evet bu kadar .

Ebeler yaptıkları işten belli bir miktar para talep etmezdi, her aile kendi varlık durumuna göre bir miktar belirler verirdi. Zenginler çok verir, fukaralar verebildiği kadar verirdi.Yalnız eğer bebek erkek ise durum biraz daha farklı olurdu, Zaten kız yada erkek bebeğin ebe tarafından taktımı farklı idi.Eğer bebek kız ise, yüzünü buruşturup malını beğenmemiş kasap gibi ”Paçi” derdi, ama bebek erkek se, en coşkulu, en neşeli, en yüksek tonla ve sevinç nidalarıyla ”Erkeeeekkk” diye bağırıdı.(canlandırabildim her halde ne dersiniz)

***

İşte bizim köyün ebesi de rahmetli Şadiye Hala idi. Aslen Palodya’da Bekiroğlu Kadir efendinin kızı olan Şadiye hala, Siliva’ya Kalyoncular’a gelin gitmiş, ahir ömrünü orada tamamlamıştı.Tahminen 1940 lardan 1970 yılına kadar bizim köyde doğan çocukların (bizde dahil) %80 ine ebelik yapmış, 70 lerde Haytef’te sağlık ocağı açılınca artık emekli olmuştu.

Şadiye Hala, – Şadiye Teyze, yada Baba ismiyle Kedir Hala diye çağrılan Şadiye halamız,- 1986 yılında aramızdan ayrıldı. Doğum tarihini bulamadığımdan yazamadım. Sadece bir fotoğraf bulabildim onunla idare edeceğiz. Köyümüze bu kadar hayırlı değerli faydalı hizmetler vermiş bu iyi kadına, Allah’tan rahmet diliyoruz.

Allah ondan razı olsun.

*Tahra = Ucu hafif kıvrık burunlu küçük balta.

* Bulme = Oda.

* Bozger = Orman.

08-02-2026/ Cevat Yılmaz /Beykoz

151
A+
A-
REKLAM ALANI