Yaşamımız boyanca kazanmak istediğimiz en önemli sıfatlardan biri saygınlıktır. Saygınlık, onurlandırdığı kişiyi sevgiyle de kuşatan, bir arada bulunduğu kişilerin davranışlarını, duruşlarını, üsluplarını etkileyen çok önemli bir niteliktir.
Ailemizde, komşularımız arasında, sokağımızda, mahallemizde, iş yerimizde, topluma açık yerlerde katıldığımız gruplardaki kişiler arasında hoşnutlukla karşılanıyorsak bu, insanların bizden herhangi bir olumsuzluk, bir zarar beklemediklerini, aksine herkese yararlı, olumlu davranışlarda bulunacağımızı umduklarını gösterir.
Akşamları iş yerimizden ya da bir nedenle bir süreliğine gittiğimiz yerden eve döndüğümüzde eşimiz, çocuklarımızca, varsa evimizdeki diğer bireylerce sevgiyle, heyecanla karşılanıyorsak ne mutlu bize ve ailemize.
Bu aynı zamanda saygınlığımızı da gösterir. Aksi halde ailemizde bile saygınlığımız kalmamış demektir. Böyle bir duruma düşenlerin hemen yapması gereken şey bir psikoloğa görünmek ve davranışlarını ciddiyetle gözden geçirmektir. Ailede istenmezlik nedenlerini yaratan kusurlarımızı düzeltemezsek en doğrusu onları bunaltmaya devam etmek yerine ortamdan çekilip gitmek, mutluluğumuzu başka yerde aramaktır…Kişinin ailesindeki yeri sevgi ve saygıca yeterliyse, evinin dışında da seviliyor ve sayılıyor olması büyük olasılıktır. Ancak saygınlık markette, pazarda alınıp satılan, bağda bahçede ekilip biçilen, tezgahta üretilen bir meta değildir. O, ancak kişinin davaranışlarında ve düşüncelerinde dışa yansıyan doğruluk, dürüstlük, terbiye, adalet, hoşgörü, iyilik, cömertlik, alçak gönüllülük, yardım severlik, paylaşımcılık, gerçekten ve haktan, haklıdan, muhtaçtan, yoksuldan bilgiden, bilimden yanalık, yurtseverlik gibi ERDEM denilen niteliklerle donanmışlıktır. İnsanlar acak erdemli insanlara sevgi ve saygı duyar ve açıkça gösterirler.

Saygı ve sevgi ancak erdeme karşılıktır; alınıp satılacak ya da zorbalıkla elde edilecek bir mal değildir.
Kısacası, insanın ailesinde ve toplumda sevilen, sayılan bir birey olması sanıldığı gibi parayla pulla satın alınabilen bir nesne değildir. Öyle olsaydı dünyada en çok sevilenler en büyük zenginler, en büyük dolandırıcılar, en büyük hilekarlar, kumarbazlar, namussuzlar, memleketlerini soyup soğana çeviren vatan hainleri, ülkelerinin zenginlik kaynaklarını yerli ve yabancı sömürgencilere peşkeş çeken yetkililer, oylarını satan vekiller ve benzerleri olurdu!
Oysa böyleleri ne mal oldukları açıkça herkesçe bilindikleri halde kendilerini halka yemin billah ahlaklı, dürüst, dindar v.s. sıfatlarla takdim ederek ülke yönetimine ömrübillah yapışıp kalmaktadırlar.Milyonlarca işsizin, yoksulun, emeklinin, asgari ücretle çalıştırılan emekçinin, yüksek öğrenimde açlıktan bunalan yüz binlerce gencin kurtuluşu artık eski partilerin iktidarlarıyla mümkün değildir.
Bunu halkın büyük çoğunluğu anlamış durumdadır. Halkımız bu bataktan kurtulmak istiyor.
HALKIMIZ KURTULMAK İSTİYORSA“KURTARILMALIDIR” DEĞİL,KENDİSİNİBİZZAT“KENDİSİNİ KURTARMALIDIR!”
BİZİ YERLİ VE YABANCI SÖMÜRGENLERDENANCAK KENDİMİZ KURTARABİLİRİZ!
ÖYLEYSE İLK SEÇİMLERDESÖMÜRGEN İKTİDARA KARŞIEN İYİ MÜCADELEYİ VERECEK KARDEŞLERİMİZLEBİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ.YERLİ ve YABANCI SÖMÜRÜCÜLERDENKURTULACAĞIMIZBAŞKA BİR YOL,KURTULUŞU ÖRGÜTLEYECEKESKİ BİR PARTİ YOKTUR!
BİZİ ANCAK KENDİ KURACAĞIMIZYENİ BİR PARTİ KURTARABİLİR .YANİYENİ PARTİKURTARABİLİR!KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA,YA HEP BERABER, YA HİÇ BİRİMİZ.PARTİMİZE ÜYE OLALIM!PARTİMİZE DESTEK OLALIM!
Saygıyı, sevgiyi, takdiri kazanmanın daha iyi bir yolu yok.
BUNU ANLAYALIM ARTIK
Sevgiler, saygılar sevgili insanlar.
Remzi KISA, KOCAPINAR NOTLARIM, Ağustos, 2026