Seçilmiş CHP’yi Destekliyorum

Bu ülkede siyaset her zaman sert oldu.
Özellikle yerelde neler yaşadık neler gördük.
Ancak son dönemde yaşananlar, siyasi rekabetin ötesinde . İktidarı kaybetme korkusu, devletin tüm kurumlarını CHP’ye yönelik bölmek parçalamak projesini başlatırken hukuk ve yargıyı sopa olarak kullanıldığını ibretle izliyoruz.

Şaka gibi. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu partisini ikiye bölmeyi başardılar.

Seçilmiş CHP , atanmış CHP .

Ben seçilmiş CHP’yi destekliyorum ve tüm bu olan bitenin ilk seçimde kaybedecek olan iktidarın tüm olanaklarıyla CHP’yi bölerek ayrıştırarak parçalama hamlesi olarak görüyorum. Bu konuda iktidarın projesine destek veren tüm işbirlikçilerin siyasi tarihin çöplüğüne yazılacağına inanıyorum.

Eski Başkan Kılıçdaroğlu’nu kayyum atayan iktidar, uyumlu ve kontrollü muhalefet sürecini devam ettirmek istiyor.
Kurultay kaybedenlerine parti teslim edildi kısaca CHP’ye el konuldu.
Ama takke düştü kel göründü.
Bu kolay olmayacak.
Bu satırların yazanı olarak ” İçeriden Fethedilen Kale” tespitimi yıllar önce yapmıştım.
Celal Eren Çelik’in yazdığı CHP ‘nin içerden nasıl işgal edildiği kral çıplak içerikli çarpıcı kitabını medya görmezden gelmişti pek çok kişiye tavsiye etmiştim. Yandaş ve candaş kanallarda görmezden gelindi korkusuz bir araştırmacı gazetecinin kaleme aldığı ibret vesikasıdır.
Kılıçdaroğlu başkanlığında her seçime kaybetmek için girildiğini de.
Altılı masada İmamoğlu adaylığında kesin kazanılacağı tespitine rağmen kaybetmek için Kılıçdaroğlu’nun aday yapılması üzerine Meral Akşener masayı dağıtmış isyan etmişti.
Bu olayı bile medyada ustaca çarpıttılar.
Muharrem İnce’nin “tehditle” kaybettirildiği seçimde CHP genel merkezinde KUTLAMA yapanları neden sorgulamadık?
Sonuçta şimdi.

Yargı müdahalesi, kurultay tartışmaları siyasi olsun olmasın tüm kamuoyunda tepkiyle sorgulanıyor.

Bu müdahale görüntüleri çok rahatsız edici oldu.

Benim gözlemim şu: Muhalefeti zayıflatmak amacıyla atılan adımlar, beklenenin aksine muhalefeti daha da kenetliyor güçlendiriyor.
İnsanlar siyasi görüşleri farklı olsa da adalet duygusunda buluşabiliyor.
Çünkü vicdanlar reddediyor.
Haksızlığa adaletsizliğe dayatmalara karşı sessiz bir öfke birikimi var bu hissediliyor.
Çünkü vatandaş, sandıkta verilen kararın ve demokratik süreçlerin korunmasını istiyor.

Kılıçdaroğlu tehdit ve santajla kullanılan bir aparat gibi eline tutuşturulan emirleri yerine getiriyor gibi.
Rize’de katıldığım mitingde de bunu gördüm. İnsanlar yalnızca bir partiye destek vermek için değil, seslerinin duyulmasını istedikleri için oradaydı. Toplumda değişim beklentisinin arttığı bir dönemde, bu haksız dayatmaları hukuku geçin vicdanında kabul edebilen yok.

Demokrasinin gücü, kanunları lehine eğip bükerek hukuk yoluyla etkisiz hale getirmekte değil; sandıkta yarışabilmektedir. Anlaşılan o ki kazanma şansı bitenler bu şekilde yol izler. Son sözü yine millet söyleyecektir.

29-05-2025/ Mehmet Leventoğlu/ Bandırma

15
A+
A-