Türk Futbolu ve Rezillikler – Süleyman Takunyacıoğlu yazdı

TÜRK FUTBOLU VE REZİLLİKLER

Kupayı alıp döneriz derken son derece ciddiydi. Gerçekten inanıyor gibi görünsede doğal olarak herkes güllüp geçti. Bu söz hayalden öte halüsinasyon içindeki birinin ifadesiydii. Sonuçta 48 takım içinde ( dünya kupası eskiden 24 takımla oynanırdı) ilk elenen takım olarak tatile çıktık.

Onlarca kez yazıp söyledim. Futbol oyunu güçsüzün güçlüyü yenebildiği tek spordur. Ancak bu durum geneli ifade etmediği gibi çok az rastlanır bir durumdur. Gün olur Fransa’yı da İtalya’yı da yenebilirsiniz ama olağan dışı durumlarda ve bu durum sizin Fransa yada İtalya vs gibi takımlardan üstün olduğunuz anlamına gelmez.

Futbol oyunu soyutlamalar toplamıdır. Zaten cazibesinide buradan alır . Çok geniş alanlarda ve sosyal alanda çok kişi ile oynandığından sonsuz sayıda enstantane ve onların getirdiği sürpriz pozisyonları içinde barındırır. Bu yüzden oluşan anlar hesap etmeden hatta önlem dahi alınmazlar. Bakmayın T.V ve medyadaki futbol ulemalarına, dünyadan haberi olmayan bu insanların futbol gibi basit bir oyuna doğru yorumlar getirmeleri de söz konusu değildir.

Yok stoper 1 metre ileride yada geride olacakmış.Yok kaleci topa çıkarken risk satın almış ( Pazardan domates biber mi satın alıyorsun. Türkçeyi de darmadağın etmeleri de ayrı bir yazı konusudur.

Yok geçiş oyunuymuş . Bu da 100 yıldır oynan oyunda çok oyuncuyla savunmaya geçişten başka bir şey değildir.

Yok önde baskı uygulamakmış. Nasılsa cahiller önde baskı uygulamak savunma ve hücum oyuncuları dahil İngilizlerin 50 yıl önce ortaya çıkardıkları ForCeking denilen toplu halde rakibi baskılamaktır ki, burada yeni bir şeymiş gibi anlatıyorlar. Konuşacakları o kadar az şey var ki, olanı yeni gibi göstermek zorunda kalan ve bu işten milyarları kazanan bir sürü sözde futbol yorumcusu.

Ülkemizde İtalya ile oynuyoruz. Tüm medya Türkiye’ yi favori gösteriyor. Rezalet bir futboldan sonra farklı mağlubiyet aldıktan sonrada şaşırıp başlıyorlar hoca ve futbolcuları eleştirmeye. Kardeşim rakibin İtalya her ne kadar bunalımlı bir dönem içinde olsa da 4 kez Dünya şampiyonu olmuş bir dünya markası ekolü olan yüzlerce yıldız oyuncu çıkartmış bir futbol ülkesi. İnsanları beklenti içine sokup birde ulusal takıma karşı nefret duygusu aşılamak niye…

Türkiye’ nin 2002 de yarı final oynaması yukarıda bahsettiğim futbolun içinde çok nadirde olsa gelişen bir sonuçtur. Keza Avrupa şampiyonasında da yarı final oynaması aynı şeydir.

Yine yıllardır yazıyoruz . Sorun bugünün değil her konuda olduğu gibi sosyolojiktir. Ülkenin hal ve ahvali neyse futbolu da odur.30 yılı geçti dilimde tüy bitti. Tek kurtuluş her takımın bütçelerinin en az yarısını alt yapıya yani Akademilere ayırmasıdır. Buda yetmez bu yapıların başına doğru AKADEMİSYEN leri getirmekten geçer.

Devlet Akademisi olmayan kulüpleri liglere almasın olanlarıda iyi denetlesin ve kükreyen bir futbol ekolü oluşsun ancak o zaman ( oda en az 5-10 yıl içinde olabilir) Fransa, İtalya vs gibi takımlarla oynadığımız oyunlarda dengeyi kurup futbol ülkesi haline gelebiliriz.

Yunanistan’ ın bile düne kadar bir futbol felsefesi vardı. Savunma ağırlıklı, kontraya dönük bir futbol ekolü. Birazda şansla Avrupa şampiyonu oldular. İyi güzelde bu başarı Yunanistan’ın Avrupa’ nın en büyüğü anlamına geldin mi. Dönüp dolaşıp aynı yere geliriz şu Yunanistan örneğinde bile futbol güçsülün güçsüzü yendiği tek oyundur.

Son olarak M.H.K. ‘ nin başındaki zatın rezilliği sonucundaki bu günkü gelişmeler şunu gösteriyor. Bu adam göreve geldiğinde bu güne dek ligler ve alınan derecelerin tamamı hükümsüzdür. Bununda en somut örneği Beşiktaş’ın bu yıl sırf hakem faciaları yüzünden kaybettiği 6 puandır. Ve bu örnekler sonsuz sayıda çoğaltılabilir.

06-10-2026

06-10-2026 /Erdek/ Süleyman Takunyacıoğlu

49
A+
A-