Ya Ölüm Olmasaydı

Ulviye Kara Akcoş

Bütün canlılar yaşamaya odaklı ve dirençli. Ancak; hiçbiri ne yaparsa yapsın, ölümsüz olamıyor. Çünkü yaratıcı güç, dengeyi varlık ve yokluk arasına kurmuş.

Kabullenemesek de , çok canımız yansa da; iyi ki de öyle yapmış. Ölüm olmasa, tohum da olmaz. Tohum; varoluşun bilinen ilk noktasıdır. Tohum can bulur, büyür gelişir. Her evresi önemlidir. Bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık bir ömür demektir.

Bitkilerin de aynı şekilde yaşam evreleri var. Her tohum bu evreleri tamamlayamaz. Birçoğunun yaşamı yarım kalır veya başlamadan biter. Bazıları ise bütün evreleri dolu dolu yaşayacak şansa veya sanssızlığa sahiptir. Her birinin yaşam öyküsü de farklı gelişir. Sonuç değişmez. Mutlak son; ölüm gelir.

Ölüm sonrası hakkında farklı düşünceler üretilmiş, bu düşüncelerin bazıları kabul görmüş bazılar reddedilmiştir. Burada da tek bir gerçek vardır. Ölümden sonrasına ait net bilgi ve kanıt yoktur. Dinlerin çoğunda; cennet , cehennem kavramları yer alır. Ancak cennet ve cehennem düşüncesi de kişiye veya topluma göre değişir. Aşırı sıcak yerde yaşayanların cenneti serin, buzullar içinde yaşayanların cenneti sıcacık olmalıdır.

Yedi yirmi dört alkol alan birini kevser şarabı kesmez, kadınları siyah poşete sokan bir toplumun erkeği, kaçıp saklanmayacak çok sayıda kadının kendi hizmetinde olacağı bir yer hayal etmesi, o yere ulaşmak için ibadet etmesi doğaldır. Kadın, cennete gidip erkeğe hizmet eden kırk huriden biri olmak için neden ibedet eder? İşte orası; toplumun dayatması mıdır, kadın beyninin eğitimden mahrum edilerek, düşünmesi engellenerek , bloke edilmesi midir? Araştırmak gerekir. Erkek egemen bir toplumda, bunu araştırma ve sorgulama yolları tıkalıdır. Burada; kaba güç, erkeği haklı kılan yasalar, toplumun baskı altında tutulması, kadın ticareti, kadın taciz ve cinayetler, eğitimin bu şekle uygun düzenlenmesi, etkenlerden bazıları olabilir.

Ya ölüm olmasaydı derken konu nereye geldi?

Ölüm varsa öncesi ve sonrası da vardır noktasında, çoğunluk birleşiyor olmalı ki; bilinen dört büyük kitap ölüm ve sonrasından söz eder. Ama hiç birinde cevap net değildir. Demek ki; bu şartlarda, ölümden sonrasını bilmek için, ölmek gerekiyor. Diyelim ki; ölüm yok! Herkes bulunduğu yaşta veya hepsi aynı yaşta sonsuza dek kalacak! Her tohum can bulmadan duracak veya yok olacak. Hiçbir dişi anne, hiçbir erkek baba olma duygusunu tadamayacak. Bahar gelmeyecek, koyunlar kuzulamayacak, çiçekler gonca olmayacak, açmayacak, derlenip sevgiliye sunulmayacak. Kuşlar yumurtlamayacak, yumurtadan çıkan yavrular kanat çıpıp gökyüzünde süzülmeyecekler. Bütün canlılarda üreme ve gelişme duracak. Bitkiler yeşermeyecek, olgunlaşıp meyve vermeyecek. Yaşayanlar, yaşamın bu hallerini görmeden, bilmeden durağan kalacaklar.

Ölüm olmasa, tedavisi olmayan hastalar, hep hasta olacaklar. Herkesin aynı eminim.

SAYGI DUYUYORUM!

Ama ben okuyup öğrendiklerime dayanarak, diyorum ki; Yüce Yaratıcı, bu sistemi tam da olması gibi kurmuş. İşletiyor denetliyor. Kim ne yaparsa yapsın, denge bir şekilde sağlanıyor. Gerektiğinde yağmur, gerektiğinde kar yağıyor. Depremler oluyor, yeraltı zenginlikleri yer yüzüne çıkıyor, kirlenen atmosfer temizleniyor, sular, petroller basınçla yer yüzüne fışkırıyor. Kuruyan toprak can buluyor, acımasızca yakılan ormanların yerine, inadına inadına yeni fidanlar yetişiyor. Yeni bitkiler, hormonsuz GDO suz yeşeriyor. Genetiği bozulanlar ilk günkü gibi oluyor. Her canlı kendi özüne dönüyor. İnsanlar da bu dönüşümden payını alıyor.

Tarih yalan söylemez. Dünyanın ilk oluşumuna ait bilgiler, yeni bulunan belgelerle kanıtlanıp sürekli değişiyor. Öğreniyoruz ki;eskinin eskisi var. Daha nice Göbeklitepe efsanesi ilmek ilmek çözülecek. Bugün yaşadıklarımız çok daha öncelerde de yaşandı. Fraunlar, diktatörler, peygamberler, kurtarıcılar, mucitler, bilim adamları geldi. Daha önce de hazineler, piramitler, teknolojiler, uçsuz bucaksız topraklar, elden ele geçti. Bundan sonra da; böyle olacak..

Ne yazık ki; kötü bir döneme denk geldik!

Belki bu değişimin sefasını sürmek bir kaç kuşak daha geç gelenlere kısmet olacak. OLSUN! Belki de yeni enkarnelerimizle; o kuşağın şanslı insanları biz oluruz. Uçmak iyidir, kanat çırpmak iyidir… Dönemin üzerimizde yarattığı baskı ve zulmü aşmanın en kolay yolu..

. KİBİRLENME!

KİMSEYE PARMAK SALLAMA! ELİNDEKİ GÜCÜ KÖTÜYE KULLANMA! SIRA SANA DA GELECEK!

KİM BİLİR? BELKİ YARIN, BELKİ YARINDAN DA YAKIN! 25-11-3025 /BANDIRMA/ULVİYE KARA AKCOŞ

403
A+
A-
REKLAM ALANI