Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim

YAŞAMAK GÜZEL ŞEY BE KARDEŞİM

Kıymetli zamanlardan geçiyoruz.

Hepimizin sağlığı, akıl sağlığı, zaman zaman şirazesinden oynuyor. Ve yolumuz hastanelere düşüyor. İşte o zaman bizleri, “Bırakın da giderlerse gitsinler!” diye aşağılanan sağlık ekipleri karşılıyor.

Mart ayının 30’unda 9 Eylül Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Bölümüne yolumuz düştü.

Hastaneleri bilirsiniz, bir kalabalık “insan tamirhanesi”, ana baba günü. Her yaştan insan sağlığına kavuşmanın çaresine düşmüş, bir koşturmaca içindeler.

Asansörler yaşlıları, sedyeli hastaları bir üst kata taşırken, kendini biraz daha iyi hissedenler merdivenleri çıkıyorlar, iniyorlar.

Bekleme salonunda belki 60 70 koltuk dolmuş, diğerleri ayakta beklemekte. Hepsinin de gözü ekranda yazan hasta ismi ve tedavisini yapacak olan hekimin ismini okumakta. Ekrana kitlenmiş bir sessiz bekleyiş. Kapıdan çıkan bir kişiye karşı, kapıdan girmekte olan 3-5 kişi var. Her hastaya bir refakatçi. Suratlar asık, boyunlar bükük beklemedeler.

Sabah erken saatte gelip, doktoruyla görüşenler odayı terk ediyor, biraz daha geçe kalanlar ise saatine bakıyor: “Eyvah, öğlen saati yaklaşıyor. Yemek saati geliyor. Benim işim öğleden sonraya kalacak galiba” endişesi içinde. Bekleme salonunun yarısı bu kaygı içinde.

Ve nitekim öğlen saatinde doktorlar, sekreterler, hastane personeli birer birer koridora doğru yol alıyorlar. Haklı olarak, kendilerine ayrılan zamanı değerlendirmeleri gerekiyor ki hizmetleri öğleden sonra da sürsün. Kolay değil insanı tanıyıp, dinleyip, aksayan organını tedavi etmek.

İnsanı tamir etmek için, insan psikolojisini bilmek gerek. Her insan hayatı önemlidir diye klasik bir cümle kurmak istemiyorum, çünkü etrafımız ateşten çember. Füzeler düşüyor, şehirler bombalanıyor. Toplu katliamlar sürüyor ki bu toplu dediğimiz ölümler bireylerden meydana geliyor. Okullar bombalanıyor. Hastaneler yerle bir ediliyor.

Bütün bu yaşananların yanı sıra bizler de hastanelerde derman arama peşinde beklemekteyiz. Öğlen saatinde, isim yazan tabelada hareket devam ediyor. Bir sırası gelen hasta ismi, bir tedavisini üstlenen hekim ismi. Bir hasta ismi ve değişmeyen bir hekim ismi.

Bu böyle sürüp giderken sıra bana geliyor. Bir benim ismim yazıyor tabelada, bir de hekim; Prof. Kemal Can Tertemiz. Adı gibi kendisi de Tertemiz. Genç diyebileceğimiz çağda Prof. olmuş. Bekleyen hastaların umut ışığı Tertemiz hoca. İyi ki varsınız. İyi ki sizi tanımak imkânına erdim.Daha birkaç önce, yemek davetine helikopterle giden Sağlık Bakanı’nın olduğu sağlık sektöründe, ara vermeksizin çalışan, ciddi bilim adamlarımızın olması, biz hastalara umut oluyor, yaşam sevinci katıyor.

“Bozuk düzende sağlam çark olmaz” diye öğrendik ama oluyormuş be kardeşim!

31.03.2026 /Sedat PAMUK, İzmir

33
A+
A-