Süha Oral

KARLSRUHE MÜZESİNDEKİ YENİÇERİ KIYAFETLERİ

KARLSRUHE MÜZESİNDEKİ YENİÇERİ KIYAFETLERİ

Bir süre önce:

Suriye sınırımızda, üzerinde Amerikan ve Rus bayrakları olan ağır silahlı askeri araçlar devriye

gezer olmuştu.

Tarihin sararmış sayfalarından hikâye gibi ama gerçekten yaşanmış bir olayı hatırladım.

Okuyunca siz de hatırlayacaksınız.

*

19. yüzyılda Almanya’nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Alman’lar, öbür yakasında

Fransız’lar oturuyorlarmış. Fransızlar, her sene nehrin karşı kıyısına geçip, Almanların yetiştirdiği ne varsa götürüyorlarmış.

UZMAN YORUMLARINDAN ANLARIZ

UZMAN YORUMLARINDAN ANLARIZ

Öncelikle,

yaşlısı, genci tüm annelerin anneler gününü kutlar;

evlatlarının sıkıntılı günlerini görmemelerini, onlar için göz yaşı dökmemelerini dilerim.

Biliyorsunuz,

Mustafa Kemal Atatürk’ün annesine, ailesine ve kendisine ağır hakaretler edildi.

Utanmazca, haysiyet cellatlığı yapan bu güruha,

nankörlüğü sınırsızca yaşandığını söylemek az gelir,

‘Kem söz sahibine aittir’, ‘Misli ile iade’ demekse kibarlık olacaktır.

En iyisi:

MÜVEKKİLİN TAKMA KOLU

MÜVEKKİLİN TAKMA KOLU

Referandum oylaması devam ederken aldığı kararlar ile YSK çok eleştirildi.

Eleştiriler halen devam ediyor, etmelidir de…

YSK, bu eleştirileri yapanları haksız bulmuş olmalı ki,

kararların gerekçelerini detaylı bir şekilde izah ettiklerini belirtip,

-Başkan ve üyelerini hedef gösteren,

-İçeriği itibariyle suç oluşturan açıklamaları

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bildirme kararı aldıklarını açıkladı.

*

Tercihlerin sayılmaya başladığı bir saatte, münferit bazı sandıklar için

KUTSAL METİN DEĞİLDİR!

KUTSAL METİN DEĞİLDİR!

Biliyorsunuz, ama hatırlamakta yarar var.

Yüksek Seçim Kuruluna, şifahi (sözlü)yapılan başvurularla;

BAZI ilçelerdeki,

BAZI sandık kurulları,

MÜNFERİT olarak yasadaki görevlerini yapmamış,

sandık kurulu mührü olmayan oy pusulalarının seçmene verdiği” bilgisi ulaşmış…

Bu bilgiye sahip olan AKP temsilcisi de:

“Sandık kurulu mührü olmayan bu oyların geçerli sayılmasını talep etmiş” idi…

*

RÖVEŞATADAN

RÖVEŞATADAN

Referandum bitti, iş:

Şimdilik, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deyimine bağlandı.

YSK, kesin sonuçları on- onbeş gün içinde açıklayacakmış…

Siz:

Mühürsüz oy pusulalarının geçerli olduğuna karar verdiklerinden sonra:

‘KESİN SONUÇ’ ların (benim gibi saflar dışında) merakla beklendiğini düşünebiliyor musunuz?

*

Ana Muhalefet Partisi;

Danıştay’a,

Anayasa Mahkemesine

Ve buralardan çıkacak sonuçlara bakarak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidecekmiş!

YSK yanlış karar verdi!..

YSK yanlış karar verdi!..

Hayali-kurgusal bir seçmenin, hayali oy verme işlemi:

Seçme,n sandık kurulu önüne gelir…

*

Kimliği kontrol edilir, listelerden sırası bulunur.

Görevliler, kendisine arkasında sandık kurulu mührü olan oy pusulası

ve

ilçe seçim kurulu mührülü olan zarf ile tercih mührünü verir.

*

Seçmen, oy verme kabinine girer.

Cebinden tercihi önceden belirlenmiş oy pusulasını çıkarır,

(ki bu oy pusulasının arkasında sandık kurulu mührü yoktur)

KEDİ MAMASI…

KEDİ MAMASI…

Aydın Bey, İlçemiz yerel gazetelerinden birinde gönüllü çalışan, zaman geçirmek veya

öldürmek yerine ona değer katmaya çabalayan, altmışlı yaşlarının ortasında, dinç ve

dinamik bir büyüğümüzdür.

Rasin Ağabeyin kendisine uzattığı yazıyı sindire sindire ve mırıldanarak okuduktan sonra

elindeki çizgili mektup kâğıdını masanın üzerine bıraktı.

-İyi olmuş. Duygularını aktarmışsın, eline sağlık.

-Çorbada benim de tuzum bulunsun istedim. Sizin gazetede yayınlar mısın?

Kural Böyle ...

KURAL BÖYLE… 

Aşağıdaki satırlarda “ölün” diyor,  

‘son nefesinizi verin’ anlamında kullanılmış mıdır? 

Sanmam.  

“Kullanılmış işte!” diyenlerdenseniz, anlarım ve belki de, kullanılmıştır.  

Ben, kesinlikle öyle anlamıyorum.  

O satırlardaki ölüm, ‘onlar’ için: 

Hatalarını anladıklarında,  

olan bitenin üstünü örtmek için nasıl çirkinleştiklerini hissettiklerinde,  

adaletsizliklerinin farkına vardıklarında,  

‘O’ insanların geride bıraktığı sevenlerinin yerinde olsalar hissedecekleri,  

GERİ VİTES YOK!

GERİ VİTES YOK!

Fıkra şöyle:

Temel, bir gün son model lüks bir araba ile Trabzon'a gelmiş.

Arkadaşları ile buluşmuş, sohbete başlamışlar…

Bizim ki, arabası ile övünmeye başlamış:

-Almanlar ne kadar zeki insanlar yahu, yaptıkları araba dört dörtlük.

Bu araba gibisi yok, öyle iyi, böyle rahat, çok ta hızlı gibi saymış dökmüş…

Ve eklemiş:

-Ben, bu arabayla Trabzon'dan Samsuna 4 saatte giderim.

Arkadaşları “Gi-de-mez-sin” demişler.

-Gi-de-rim!

-Gi-de-mez-sin…

“Rövanşa hazır mısınız?

“Rövanşa hazır mısınız?

Onların masasında sohbet etmek, oyunlarını seyretmek beni mutlu eder. Yanlarına

oturunca oyuna kısa bir ara verip, hal hatır sordular.

“Çaylar kimdenmiş bakalım” dedim de, tavlaya devam ettiler.

Emre, 6-4 yenilmeyi gerçekten hak etmedi. Son elde attığı üç gele ile mars olunca

şansına küsen hareketler yaptı, dayanamadı:

-Zar vermezse, ben ne yapayım?

-Üzülmeee… Ustaya yenildin, umarım bir şeyler de öğrenmişsindir.

Başını salladı, Rüştü Bey’e imalı imalı baktı. Vedat’a seslendi:

-Bize üç çay…

RSS - Süha Oral beslemesine abone olun.