ULVİYE AKCOŞ
TETKİKSİZ MUAYENE VE TANI KOYMA
Yıllar önce, çok sevdiğim bir arkadaşımın dayısı halk hekimiydi. Yılın belli aylarında Karadeniz Bölgesi’nin dağlarına çıkar ot toplar, onlardan ilaç yapardı. Takip ve tedavi ettiği onlarca hastası vardı.
Her hastalığı tedavi ettiği söylenirdi. Bunlara pek inanmam ama; kendisiyle sohbet fırsatı bulup aklımdaki soruların cevabını alınca, ikna olmadım diyemem. Kan, idrar, gaita tahlili yapmıyor. Elinde röntgen, tomografi, ultrason aracı yok! Nasıl oluyor da tahlil yapmadan, elinde incelemede kullanacağı bir araç olmadan tanı koyabiliyordu.
Şöyle açıkladı; insanın dış bedeni, iç organlarda yaşananları belirtiler vererek bize anlatır. Yeter ki onu iyi gözlemleyelim, dilinden anlayalım. Bir insanın saçları dik, seyrek, yağlı, kuru, yer yer dökülmüşse bunların her biri anlamlıdır.

Cildi, solgun veya kızarık, sivilceli, kepekli, lekeli, kuru ve çatlak mı! Gözleri parlak veya mat mı?
Gözün beyazında sararma veya kanlanma var mı?
Kulakları sarı, beyaz veya kırmızı mı? Akıntı ve kötü koku var mı?
Burun kızarık mı?
Üzerinde Kepeklenme veya sivilce, akıntı, hapşırık, öksürük var mı?
Dili paslı mı, üzerinde beyaz veya sarı tabaka var mı, çatlak mı? Aşırı kuru veya sulu mu? Konuşurken ağzı tükürük saçıyor, köpürüyor mu?
Konuşurken dili dolanıyor, sesi çatlıyor veya kısılıyor mu?
Boynunu rahatça sağa ,sola öne arkaya çevirebiliyor mu?
Omuz hareketleri rahat mı?
Boyun, meme kasık veya koltuk altında ele gelen kitle var mı?
Mide ve göbekte, basen bölgesinde şişme yağlanma var mı?
Yerden birşey almada, yürümede, dik durma ve adım atmada zorlanıyor mu?
Tırnaklar çok konuşkandır; fazla sert veya yumuşak mı? Üzerlerinde, tümsek , çukur, yatay veya dikey çizgiler var mı? Renginde, sarı, beyaz, mor veya kırmızılık göze çarpıyor mu?
Avuç içleri çok sıcak veya soğuk mu? Kuru, nemli, kepekli veya çatlak mı? Renk değişimi var mı?
Ayak altları da avuç içi gibi incelenebilir. Özel bölgede; kaşıntı, sarı, kanlı akıntı, yara, sivilce, yanma veya sızlama var mı?
Bunlara dikkat edildikten sonra; sohbet arasında, bu şahıs ne iş yapıyor, nerede yaşıyor, çevresinde temas edebileceği kimyasallar var mı? Uyku düzeni, aile ilişkileri nasıl?
Yakınında canlı hayvan, ağaç , bağ bahçe var mı?
Şiddete meyilli mi, şiddet görüyor mu?
Yaşadığı yerde aydınlanma , ısınma havalandırma nasıl sağlanıyor?
Yani; bütün bunlara bakılarak, sağlığımızla ilgi karar verilebilirmiş. AKLIMDAN; karşımızdaki insan temiz süt emmiş mi? Mayası nasıl? Karakteri sağlam ve güvenilir mi?
Bunları anlamanın bir yolunu bulsak, bilsek de; ikide bir güvendiğimiz dağlara yağan kar çığ olup bizi altına almasa diye geçti.
Teknolojinin hızla gelişmesini hayranlıkla izliyorum. Bu çalışmaların çoğu da sağlık sektöründe işe yarıyor. Ne var ki ben yaştakilerin bir ayağı geçmişten kopamıyor. Her konuyu, duyduğumuz her yeni bilgiyi ister istemez geçmişte görüp, yaşayıp öğrendiklerimizle karşılaştırıyoruz.
Herkes benim gibi yazmaya meraklı değil. Ben yazmayı ve yazdıklarımı dijital evrene kayıt etmeyi seçtim. Belki birgün bir yerlerde, geçmişi merak eden birilerinin işine yarar. Yaramazsa da; döner durur boşlukta. Konuya bir başka açıdan girmeden önce; başta doktorlarımız olmak üzere bütün sağlık sektörüne hizmet edenlerden özür diliyorum.
Ben doktora sık gidenlerdenim. Çoğunu anlamasam da; ilaç prospektüslerini illa ki okurum. Verilen tedaviyi dikkatle uygularım. Doktor çok hasta ve danışan görür. Doktora sık giden de; çok doktor görür. İkisininde de görür görmez az çok oluşan fikirler olabilir. Hasta; doktorun kendisine bakışından, yaklaşımından, konuşmasından, ses tonundan anlam çıkarır. Güvenir, kendini teslim eder. TanIdıklarına o doktora gitmelerini, önerir. Ya da; dediklerini dikkate almaz, dediklerini yapmaz. Hatta aleyhinde konuşur. Çevrede( iyi doktor ) algısı böyle doğar, yerleşir. Toplumu yönlendiren, yaşamı dizayn eden, yarınlarımızı belirleyecek olan siyasetçileri oy vermeden önce tanımanın yollarını arayalım.
Sosyal açıdan hastayız!
Çok hastayız!
Ulviye Kara Akcoş / 30-08-2026/Bandırma