Bandırma’nın Trafikle İmtihanı
Her şehrin kendine özgü bir hikayesi vardır. Bandırma’nın hikayesi ise denizle başlar. Anılardaki Bandırmada hep denizi göreceksiniz. Şehirlerin kendine ait bir kimliği ve ruhu vardır. Bandırma da, tarihiyle,iklimiyle ve doğal güzelliğiyle bir şehir. tarihi dokusu ve anılarda denizi eksik olmayan kozmopolit ruhuyla yazılmış bir hikaye… Ama gelin görün ki ; Bandırma sahili hala planı yıllar önce yapılmış projelerin bitmesini bekliyor. Umurunda olan yok ! Bandırmalı eskisi gibi sahilinden denize girmek istiyor. Kimsenin derdi değil !
Ancak son yıllarda bu hikayeye eklenen yeni bir dramatik bölüm var: Trafik çilesi.
Sabah 8’de evden çıkan bir Bandırmalı, işine varmak için artık yarım saatlik bir maraton koşuyor. Akşam eve dönerken de aynı manzara… Cumhuriyet Caddesi’nden Ordu Caddesi’ne, şehrin ana damarları adeta tıkanmış durumda.
Nereden Çıktı Bu Kargaşa?
Bandırma’nın trafik derdi bir sabah ansızın çıkmadı ortaya. Yıllar öncesinde çizilen yollar, bugünün araç yoğunluğunu öngörememiş. Şehir büyüdü, nüfus arttı, araç sayısı katlandı ama altyapı aynı kaldı. Sonuç? Her kavşağın bir darboğaz, her caddenin bir çile haline gelmesi.
Özellikle sabah 8-9 arası ve akşam 17:30-18:30 saatleri tam bir kabus. Normalinde 10 dakikalık yol 40 dakika sürüyor. Bu sadece zaman kaybı değil; yakıt tüketimi, hava kirliliği ve en önemlisi günlük stres dozumuzun had safhaya çıkması demek.
Bir de park yeri dramı var tabii. Şehir merkezinde park yeri arayışı, trafik yoğunluğuna tuz biber ekmekten başka bir işe yaramıyor. Sürücüler park yeri aramak için tur atıp duruyor, trafik daha da kilitleniyor.
Çıkış Yolu Var mı?
Elbette var. Yol genişletelim deseniz bu yapı stokuyla olanaksız. . Akıllı çözümler gerekiyor:
Kavşakları yeniden düşünmek belki… Trafik ışığı sürelerinin trafiğe göre ayarlanması, uygun yerlerde -“ehliyeti bakkaldan almış ! sürücüler yüzünden başarısız denemeler olsa dahi” – dönel kavşak sistemine geçilmesi akışı rahatlatabilir.
Toplu taşımayı cazip hale getirmek de kritik bir çözüm. Minibüs hatlarının modernizasyonu, belki imtiyazlı yollar, düzenli seferler ve belki de Bandırma’nın yokuşlarına uygun olmadığı iddia edilse de elektrik destekli bisiklet yolları… İnsanlar arabalarını bırakıp alternatif ulaşım araçlarına yönelebilir.
Teknoloji de yardımımıza koşabilir. Akıllı trafik sistemleri, mobil uygulamalarla gerçek zamanlı trafik bilgisi paylaşımı gibi çözümler trafiği öngörülebilir hale getirebilir.
Park politikalarında da devrim gerekiyor. Mevcut otopark kapasitelerinin artırılması, kolay ulaşılabilen kenar mahallelerde “Park et – bin” sistemlerinin kurulması fantezi değil aslında merkezdeki yoğunluğu dağıtabilir. Park Et Bin Sistemi amaç; otomobil sürücülerinin araçlarını, şehir merkezi dışındaki toplu taşıma istasyonlarının yakınında park ettikten sonra, toplu taşıma araçlarını kullanarak merkeze gitmek. Tabii ki öncelikle park alanı üretmek gerek ve yerel yönetim arsa satışlarının bir kısmını yeraltı yer üstü park yatırıma ayırsın diyen bir meclis üyesi de duyamadık nedense ..
Hep birlikte çözüm. Siyaset dışı özverili çaba verecek yerel yönetim çalışanları.
Sonuçta bu sorun sadece belediyenin çözeceği bir mesele de değil. Bizler de toplu taşımayı tercih ederek, gereksiz araç kullanımından kaçınarak bu sürece katkıda bulunabiliriz. Ama bizi saatlerce bekleten bilgi verilmeden iptal edilen seferlerle tasarruf yaptığını sanan toplu taşıma yöntemi ve yönetimiyle değil.
Bandırma, yerel yönetim tarihinden aldığı deneyim beceri ile birçok zorluğun üstesinden gelir.. Trafik sorunu da aşılacak engellerden biri olacak. Çünkü bu şehir, sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de gurur duyacağımız bir yaşam kalitesini hak ediyor. Bu kalite mutlaka yeni yerleşim yerleri için üretilecek yatay mimarili imar planlarıyla gerçekleşebilir. Belediyemiz kiralık daire aramakla boğuşan sakinleri için çaba göstermesini bekliyoruz. Benim kira sorunum yok ama yaşanan durum gerçekten içimizi acıtıyor.
Belki de asıl soru şu: Bandırma’nın “Kabuğumu kırın, beni özgürleştirin” çağrısını ne zaman duyacağız?
Ne zaman laf değil iş üreteni belirleyeceğiz.
19-08-2025/ BERKAN KOZAN