Serhat Ozar
Bandırma’da yaşayanların vazgeçemediği, kentle duygusal bağ kurduğu nadir alanların başında Cumhuriyet Meydanı gelir.
Kentin farklı noktalarında yeni yaşam alanları oluşturulsa da vatandaşlar için olmazsa olmaz mekânlar; Cumhuriyet Meydanı, Sahil Bandı ve Sevgi Yolu ile meydana açılan cadde ve sokaklardır.
Bu alanlar yalnızca birer kamusal mekân değil, Bandırma’nın sosyal ve kültürel hafızasının merkezidir.

Evet, Cumhuriyet Meydanı ve çevresi Bandırma’nın kalbidir. Ancak ne yazık ki bu bölge, her geçen gün sessiz sedasız büyüyen ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya. Meydan ve çevresinde, 2000 yılı öncesi deprem yönetmeliklerine göre, hatta çoğu zaman herhangi bir yönetmelik dikkate alınmadan inşa edilmiş çok sayıda bina bulunmaktadır. Bu yapılar, adeta sessiz bir saat gibi “tik tak” ederek yaklaşan riski haber vermektedir. Bu binalar inşa edilirken temellerinden pancar motorlarıyla su tahliyesi yapıldığını hatırlayanlar var, bu dramatik durum dönemin koşullarını ve yapı güvenliğindeki zafiyetleri açıkça ortaya koymaktadır.

Üstelik Cumhuriyet Meydanı’nın büyük bir bölümünün deniz dolgusu üzerinde yer aldığı da bilinmektedir. Zamanla yaşlanan bu zeminin üzerindeki yapı yükünü taşıyabilecek gücünü büyük ölçüde yitirmiş olduğunu bilmek için mühendis olmaya da gerek yok. Meydanın geçmişini iyi bilenler, denizin bir zamanlar Öztaylan Süt Evi, Palas Kafe ve Haydar Çavuş Camii sınırlarına kadar uzandığını sıkça dile getirir. Birinci derece deprem kuşağında yer alan Bandırma’da, Belediye Başkanı Sayın Dursun Mirza’nın Cumhuriyet Meydanı’nda planlanan yeni düzenlemelerden önce atması gereken en acil adım; meydan ve çevresindeki, yıllara meydan okuyan tüm yapılarda kapsamlı bir deprem dayanıklılık testi yaptırmak olmalıdır. Bu testler bir formalite olarak görülmemeli; aksine olası bir felaketin önüne geçmenin ilk ve en kritik adımı olarak ele alınmalıdır.
Sorun yalnızca binaların yaşıyla sınırlı değildir. Bu yapılar, yıllar içerisinde defalarca tadilata uğramış, konut olmaktan çıkıp ticari işletmelere dönüştürülmüştür. Yapılan her ekleme, her müdahale, yapıların statik dengesini daha da zayıflatmış olabilir. Buna bir de meydanın büyük bölümünün deniz dolgusu olduğu gerçeği eklendiğinde, olası yedi ve üzeri şiddetteki bir depremde Cumhuriyet Meydanı’nın mevcut durumu, ciddi ve istenmeyen sonuçlara davetiye çıkarabilir.Bu noktada elbette en büyük sorumluluk Bandırma Belediyesi’ne düşmektedir. Dayanıklılık testlerinin yapılması, gerekli güçlendirmelerin hayata geçirilmesi ve olası bir afet için acil eylem planlarının hazırlanması kaçınılmazdır.
Ancak unutulmamalıdır ki depreme hazırlık yalnızca yerel yönetimlerin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bandırmalılar olarak yaşam alanımız olan Cumhuriyet Meydanı’ndaki riskleri doğru tespit etmeli, bu risklerin takipçisi olmalı ve gerekli önlem ve tedbirlerin alınmasını talep etmeliyiz. Bandırma’nın en köklü ve en yoğun kullanılan yapılarının bulunduğu bu bölgede yaşanabilecek bir felaket, yalnızca tarihi dokuyu değil, insan hayatını da doğrudan tehdit edecektir. Ne yazık ki depreme önlem için zaman hızla tükenirken, biz hâlâ şansa kadere razı bekliyoruz.
Ya şimdi harekete geçeceğiz ya da çok geç kalacağız. Saat tik tak ediyor…
Peki, biz dinliyor muyuz?
12-01-2026 / Serhat Ozar