“Gündüz ve Gece” Filmi Yönetmen ve Oyuncusuyla Söyleşide

“Gündüz ve Gece” Filmi Yönetmen ve Oyuncusuyla Söyleşide

“Yönetmenlerle Film Söyleşileri” etkinlik serisinin bu ayki konuğu, “Gündüz ve Gece” filminin yönetmeni Ali Altınöz ve oyuncusu Muttalip Müjdeci oldu. Alper Tunga Özdemir’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, filmin yapım süreci ve hikayesinin derinliklerine iniş yapıldı.

Balıkesir’in Susurluk ilçesine bağlı Muradiye köyünde çekilen film, toplumsal eşitsizliklere ve kırsal yaşamın gerçeklerine odaklanıyor. Yönetmen Altınöz, filmin çıkış noktasını şöyle anlattı: “Kuzenimin bana attığı düz yazı metninden sadece bir cümle alarak senaryoyu açtım. Ülkemizde herkes aynı şartlarda yaşamıyor. Gülşen karakterinin yaşadığı hastalık süreci, bulunduğu çevrede ve ailesinin görüşleri nedeniyle bambaşka bir yere gidiyor. Bu eşitsizlik beni bu hikayeye itti.”

İmece Usulü Film Yapımı

Sadece 12 günde tamamlanan film, sınırlı bütçeyle imece usulü çekildi. Altınöz’ün babasının doğduğu ev Tufan’ın evi, yapımcı ortağı Ataberk’in teyzesinin evi ise Gülşen’in evi olarak kullanıldı. Köy kahvesi dinlenme odası, sağlık evi ise kostüm evi işlevi gördü.

“Kendi en güçlü olduğumuz, en tanıdığımızın olduğu yerde yaptık. Bunu yapıyorken kendi memleketimizde, babalarımızın köklerinin geldiği yerde çalışmak filme de çok yansıdı” diyen Altınöz, bu tip filmlerin matematiksel anlamda mantıksız olduğunu ancak hikaye anlatmanın büyüsüne kapıldıklarını ifade etti.

Köy Gerçekliği ve Yabancılaşma

Söyleşide köy yaşamının sertliği ve değişen dinamikleri de tartışıldı. Bir izleyicinin köydeki dayanışma eksikliğine dair gözlemi üzerine Altınöz, “Köydeki hayat şehre göre daha sert ve faydacıdır. Cenazesi olan akrabamız ölmüş olabilir ama ineklere bakılması lazım. Eğer o inekler ölürse herkes ölür” diyerek kırsal yaşamın gerçekliğini özetledi.

Yönetmen ayrıca, filmin ana karakteri Tufan’ın aslında köye yabancılaşmış biri olduğunu, belki de köyün değil kendisinin değiştiğini vurguladı. Çekim sırasında köy halkının merakla kendilerini izlemesi, Altınöz için unutulmaz anlardan biri oldu.

Sinemanın Toplumsal Sorumluluğu

“Bu filmden en az bir kişide bir ışık, bir soru uyandırırsa ben kar ettiğimi düşünüyorum” diyen Altınöz, salon bulamayan, festivallerde zorla yer edinen bu tip filmleri yapmaya devam edeceklerini belirtti.

Söyleşi, 1980 sonrası köylerin bilinçli olarak boşaltılması ve kırsal alanların fakirleşmesi üzerine derin bir tartışmayla son buldu. Katılımcılar, üretken köylerin nasıl sıfıra indirildiğini ve bunun toplumsal maliyetini sorguladı.

7-05-2026-BANDIRMA GERCEK-HAYRETTİN İLDAM

8
A+
A-