Mülkünü satmak isteyen birçok kişinin aklından doğal olarak şu düşünce geçiyor: “Birkaç emlakçıya vereyim, hepsi ilan versin. Ne kadar çok kişi ilgilenirse o kadar çabuk satarım.
”İlk bakışta mantıklı gibi görünüyor. Ancak sahada çoğu zaman bunun tam tersiyle karşılaşıyoruz. Çünkü bir taşınmazın hızlı satılmasını sağlayan şey, kaç farklı emlakçının ilana verdiği değil; doğru fiyatla, doğru şekilde tanıtılması ve sürecin planlı yürütülmesidir.
Aynı mülk farklı emlakçılar tarafından ilan sitelerine konulduğunda ilk olarak fiyat karmaşası ortaya çıkıyor. Bir ilanda 5 milyon lira, diğerinde 4 milyon 950 bin lira, başka bir ilanda ise daha farklı bir rakam yazılabiliyor.
Bunları gören alıcının aklına ister istemez bazı sorular geliyor:
“Bu mülk neden bu kadar çok kişide?”
“Uzun zamandır satılamıyor mu?”
“Mülk sahibinin acelesi mi var?”
“Biraz daha beklersem fiyat düşer mi?”
İşte tam bu noktada taşınmazın gerçek değerinden önce ne kadar pazarlık yapılabileceği konuşulmaya başlanıyor. Mülk sahibi daha fazla alıcıya ulaştığını düşünürken farkında olmadan kendi pazarlık gücünü azaltabiliyor.
Bir başka sorun da ilan bilgilerinin birbirini tutmaması. Aynı taşınmazın metrekaresi, bina yaşı, oda sayısı, tapu durumu veya diğer özellikleri ilanlarda farklı yazılabiliyor. Fotoğraflar ve açıklamalar da birbirinden farklı olunca alıcının kafası karışıyor.
Gayrimenkulde güven çok önemlidir. Alıcı daha ilk aşamada birbirini tutmayan bilgilerle karşılaşırsa taşınmaza da satış sürecine de şüpheyle yaklaşmaya başlıyor.
Sahada gördüğümüz bir başka gerçek de şu: Bir mülkle herkes ilgileniyor gibi göründüğünde bazen hiç kimse tam anlamıyla sorumluluk almıyor. Profesyonel fotoğrafların çekilmesi, doğru fiyat çalışmasının yapılması, ilanların düzenli takip edilmesi, gelen aramaların değerlendirilmesi ve alıcılardan gelen yorumların mülk sahibine aktarılması eksik kalabiliyor.
Birden fazla ilan olması, birden fazla gerçek alıcının olduğu anlamına da gelmiyor. Aynı alıcı farklı ilanları görüp birkaç emlakçıyı birden arayabiliyor. Üstelik her emlakçıdan farklı bilgi duyarsa güveni daha da azalıyor.
Satış aşamasına gelindiğinde ise yetkilendirme ve hizmet bedeli konusunda gereksiz tartışmalar yaşanabiliyor.Burada yanlış anlaşılmasını istemediğim önemli bir nokta var: Tek yetkili gayrimenkul danışmanıyla çalışmak, mülkü yalnızca o danışmanın çevresine kapatmak değildir. İşini doğru yapan bir danışman gerektiğinde diğer emlak ofisleriyle iş birliği yapar, onların alıcılarına da mülkü sunar. Fakat fiyatı, ilan bilgilerini, gösterimleri ve pazarlık sürecini tek merkezden yönetir.Böylece mülk piyasada sahipsiz ve dağınık bir görüntü vermek yerine daha ciddi, kontrollü ve güvenilir şekilde temsil edilir.
Mülk sahibinin yapması gereken, ilanını mümkün olduğu kadar çok kişiye dağıtmak değil; kendisini doğru temsil edecek danışmanı seçmektir.
Danışmanın bölgeye hâkim olup olmadığına, fiyatı neye göre belirlediğine, mülkü nasıl tanıtacağına ve süreç boyunca düzenli bilgi verip vermeyeceğine bakılmalıdır.
Benim sahadaki gözlemim çok net: Gayrimenkulde hızlı satışın yolu çok sayıda emlakçıdan değil; doğru fiyat, güçlü tanıtım, planlı pazarlama ve güvenilir bir süreç yönetiminden geçiyor.Kısacası, bir taşınmazın ilan sitelerinde çok fazla görünmesi avantaj değildir.
Bazen çok ilan, hızlı satıştan çok daha fazla soru işareti anlamına gelir.

31-08-2026. Özer Ergün
Gayrimenkul Danışmanı & Taşınmaz Değerleme ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Alanında Uzman
ozerergun.com