Bandırma’nın Eski Ustaları

Bir Ömürlük Emek, Bir Küçücük Atölye ve Rasim Usta

Bazı insanlar vardır; meslekleriyle birlikte bir şehrin hafızasını da yaşatırlar. Ellerindeki nasır, yüzlerindeki çizgi, gözlerindeki sıcaklık ve dillerindeki birkaç samimi söz, koca bir ömrün hikâyesini anlatır. İşte marangoz Rasim Örcün Usta da Bandırma’nın unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden, eski zamanların emektar ustalarından biriydi.

1936 yılında Gönen’de dünyaya gelmiş. 1970 yılında Bandırma’ya göç edip yerleşmiş. O günden sonra hayatını emeğiyle yoğurmuş, alın teriyle kazanmış, ahşaba şekil verirken aslında yıllara da iz bırakmış.

Cin Çukuru’nda, hal binasını biraz geçince, küçücük bir atölyesi vardı. Dışarıdan bakıldığında belki sıradan bir dükkândı burası. Ama o kapıdan içeri girenler için sadece bir marangoz atölyesi değildi. Orası, eski ustalığın, sabrın, emeğin ve hatıraların hâlâ yaşadığı bir dünyaydı.

Bir de kafeslerindeki keklikleri vardı Rasim Usta’nın. Onlarla arkadaş olmuştu. Öyle sıradan bir sevgi değildi bu. Kuşlarıyla konuştuğunu söylerdi. Belki de yıllarca aynı duvarların arasında çalışırken, insanın bazen bir dosta, bazen de kendisini sessizce dinleyen bir cana ihtiyacı olduğunu en iyi o biliyordu.

Bir gün iki resim çerçevesi yaptırmak için uğradım atölyesine. Beni güler yüzle karşıladı. Daha ilk sözünde eski dostluğun sıcaklığını hissettirdi.

“Eşin gelirdi her zaman, seni de gördüğüme sevindim,” dedi.

İnsan bazen bir cümleyle geçmişe döner. Unutulduğunu sandığı bir hatıranın, bir başkasının gönlünde hâlâ yaşadığını görür. Rasim Usta’nın bu içten karşılaması da öyleydi. Ne gösteriş vardı sözlerinde ne de yapmacıklık… Yılların içinden süzülüp gelen samimiyet vardı.

O çerçeveleri hazırlarken ayaküstü başlayan sohbetimiz koyulaştı. Ben sordum, o anlattı. Her cümlesinde bir ömrün yükü, her kelimesinde alın terinin kıymeti vardı.

“51 yıldan beri bu atölyedeyim,” dedi. “Kiracıyım, evim de kira. Ancak emekli olabildim. Buna da şükür. Elimde kalan usta payesi. Bir de gördüğün kuşlarım…”

Şu sözlere bakar mısınız?

Yarım asrı aşan bir emek, kiralık bir dükkân, kiralık bir ev… Ve bütün bunların sonunda insanın göğsünü kabartan tek bir unvan: Usta.

Bugün nice insanın peşinden koştuğu makamlar, unvanlar, zenginlikler var. Oysa Rasim Usta’nın en büyük sermayesi, yılların içinden süzülerek kazandığı ustalığıydı. Bir de kendisine eşlik eden keklikleri…

Sonra mesleğinin nasıl değiştiğini anlattı. Plastik ürünlerin piyasayı sardığını, eski eşyaların yavaş yavaş hayatımızdan çekildiğini söyledi.

Oklava, yastıkaç, küçük oturak, tel dolap, takunya…

Bir zamanlar evlerin vazgeçilmezi olan bu eşyalar artık eskisi kadar kullanılmıyordu. Fabrikasyon ürünler çoğalmış, plastik hayatımızın her köşesine girmişti. El emeğinin yerini seri üretim, ustalığın yerini hazır ürünler almaya başlamıştı.

Ama Rasim Usta hâlâ oradaydı.

Küçücük atölyesinde, bildiği işi yapmaya devam ediyordu. Çünkü bazı insanlar için meslek yalnızca para kazanmanın yolu değildir. Meslek, insanın kimliğidir, geçmişidir, hayatla kurduğu bağdır.

“Ben bu dükkândan ayrılamam,” derken sanki yalnızca bir binadan söz etmiyordu. Yarım asrını bıraktığı tezgâhından, ahşabın kokusundan, elinin alıştığı aletlerden, her köşesinde ayrı bir hatırası bulunan o küçük dünyasından bahsediyordu.

Gazetelere de çıkmıştı. Çalıştığı için mutluydu. Belli ki onun mutluluğu, büyük kazançlarda ya da gösterişli hayatlarda saklı değildi. İşini yapabilmekte, elinden bir şeyler üretmekte, hâlâ birilerinin ihtiyacını karşılayabilmekteydi.

İşte insanı asıl düşündüren de buydu.

Yıllarca çalışmış, ömrünü emeğe vermiş bir usta… Hayatının sonunda elinde kalanları anlatırken bile şikâyetten çok şükür vardı dilinde. Kimseden büyük beklentisi yoktu. Mesleğini sürdürebildiği için mutluydu.

Gözlerine baktım. O gözlerde yılların yorgunluğu kadar dostluk da vardı. İnsan, bazı kişileri uzun uzun tanımadan sever. Çünkü onların yüreğinde ne taşıdığını birkaç bakışta hisseder. Rasim Usta da içimde böylesine sıcak bir duygu bıraktı.

Çerçeveler hazırlandı. Ücretini sordum.

“Kaç para usta? Lütfen hakkını iste, ben bilemem,” dedim.

“On lira yeter,” diye karşılık verdi.

Bir an duraksadım. Yarım asrı aşan emeğin, el işçiliğinin, yılların birikiminin karşılığı bu kadar mıydı? Belki de söylediği rakamdan çok, artık unutulmaya yüz tutan bir mesleğin geldiği noktayı düşündüm.

Oysa o çerçevelerin içinde yalnızca iki resim durmayacaktı. Bir ustanın emeği, sabrı ve yılların deneyimi de olacaktı.

Rasim Usta’dan ayrılırken içimden ona duyduğum saygıyı bir kez daha dile getirmek geldi. Çünkü bazı insanlara yalnızca yaptıkları iş için değil, yaşama biçimleri, mütevazılıkları ve geride bıraktıkları izler için de teşekkür etmek gerekir.

Bugün Bandırma’nın sokaklarında dolaşırken eski dükkânlara, küçük atölyelere, elleri nasırlı ustalara daha dikkatli bakmak gerekiyor. Çünkü onlar yalnızca bir mesleği sürdürmüyorlar. Bir şehrin geçmişini, kültürünü ve insan sıcaklığını da yaşatıyorlar.

Bir gün o dükkânların kapıları kapanırsa, yalnızca bir meslek kaybolmayacak. Ahşabın kokusu, el emeğinin değeri, ustaya duyulan saygı ve eski günlerin hatıraları da biraz daha eksilecek hayatımızdan.

Rasim Usta, sen çok yaşa!

Senin gibi ustalar eksilmesin hayatımızdan. Emeğin, sabrın, güler yüzün ve o küçücük atölyende yaşattığın koca dünya unutulmasın.

Bandırma’nın hafızasında senin de bir yerin var. Belki bir gün o atölyenin kapısı kapanacak, tezgâhın sessiz kalacak, kekliklerin sesi duyulmayacak. Ama senden geriye yalnızca yaptığın çerçeveler değil, insanın yüreğine dokunan hatıralar da kalacak.

Bu satırları yazarken sana bir kez daha saygıyla selam gönderiyorum.

Nur içinde yat Rasim Usta…

Hakkını helal et bize.

Senin emeğinin, senin ustalığının, senin gibi güzel insanların kıymetini belki de yaşarken yeterince bilemedik. Ama bil ki bu şehrin hafızasında, eski ustaların arasında senin de adın yaşayacak.

Çünkü bazı insanlar dünyadan göçer; fakat emekleri, hatıraları ve insanlıkları geride kalır.

Rasim Örcün Usta, Bandırma’nın unutulmaması gereken değerlerinden biriydi.

Mekânın cennet olsun ustam.

18-10-2026-Sebahattin Pıravadılı

1
A+
A-