Berkan Kozan
BOR’UN GELECEĞİ: HALKA ARZIN IŞIĞI TAŞERONUN KARANLIĞINI AYDINLATACAK MI?

Sosyal medyada bir videoda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, Türkiye’nin enerji ve maden devleri olan Eti Maden ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) gibi kurumların halka arzına yönelik “ Eti Maden ve TPAO halka arz olabilir ” şeklinde bir söylemde bulunması dikkatimi çekti .
Bakan Alparslan Bayraktar, katıldığı bir yayında Türkiye’nin stratejik kurumları olan Eti Maden ve TPAO’nun geleceğine dair bu dev kurumların “halkın şirketi” olma yolunda daha şeffaf ve güçlü bir yapıya kavuşması adına halka arz yönteminin değerlendirilebileceğini belirtti.Bu Borsa’ya açılım demek oluyor. Bor konusunda kamuoyunun çok hassas olduğunu bilerek aynı zamanda büyük bir teknoloji transferlerini de içeren daha kapsamlı yatırımların önü açılabilir diye düşünüyorum.
Türkiye’nin stratejik derinliği denilince akla gelen ilk kurum tartışmasız Eti Maden’dir. Ülkemizin ve Bandırma’mızın ekonomik can damarı olan bu dev tesis, sadece bir fabrika değil; dünya bor piyasasının %73’ünü kontrol eden, son yıllarda Bandırma İşletmeleri içinde faaliyete geçen üç ürünler yatırımlarının getirisi ve küresel lityum ve nadir toprak elementleri yarışında Türkiye’nin güçlü kozu olduğu aşikar. Bakan Bayraktar’ın “Halka arz gündemimizde” açıklaması ve TBMM’ye sunulan Varlık Fonu denetim düzenlemeleri, bu devin artık “şeffaf bir dünya oyuncusu” olma yolunda vites yükseltme ihtiyacını gösteriyor.
Milli Servet, Milletin OrtaklığıEti Maden’in halka arzı, ekonomik açıdan bir “kazan-kazan” hamlesi gibi gözükmesi bir yanda vatandaşlarin birikimlerini tasarrufunu altın gibi pasif araçlardan çekip, getirisi garanti dünyanın en stratejik madenine yatırması, hem Borsa İstanbul’u derinleştirecek hem de kurumun yeni teknoloji yatırımları için devasa bir kaynak yaratacaktır. Bununla birlikte şeffaflaşan yönetim, göstermelik değil bilimsel denetlenen ve burokrasimizin emin ama çok zaman kaybettirici sürecin hantallığını üzerinden atıp dünya standartlarında yönetilen bir Eti Maden, ülkemizin ve Bandırma’nın ihracat rekorlarını daha da yukarı taşıyacağı kesindir. Dolayısıyla dikkatli ve ipin ucunu uluslararası tekellere kaptırmadan takip edilecek bir halka arz sürecinin acil yeni yatırımlara büyük kaynak sağlayacağı da ortadadır.
Ancak gelin görün ki bir işletmenin asli unsuru üretimi gerçekleştiren emektir. Emek barışıdır. Çalışanlar arasında ayrımcılık barışı zedeler verimli üretimi engeller. Kurumun borsadaki hisse değeri ne kadar yükselirse yükselsin, o değerin asıl kaynağı olan “insan kaynağı” huzursuzsa, o başarıya giden yol sıkıntılıdır.
Aynı Toz, Farklı Cüzdan: Taşeron Çıkmazı
Bugün Bandırma Eti Maden tesislerinde bakım onarımdan ,vites kutularına, ambalajlamaya, lojistikten üretime kadar her noktada sanki bir “görünmez ordu” çalışıyor: Taşeron işçiler. Bu emekçiler kadrolu çalışanlarla aynı servise biniyor, yemekhanede aynı masaya oturuyor ,aynı baretin altında daha fazla ter döküyor, aynı “bor tozu” ile ciğerleri doluyor. Fabrika sahasına girdiğinde statü “Eti Maden işçisi” ama iş ay sonuna, bordroya ve sosyal haklara geldiğinde; bir anda ayrımcılık duvarları örülüyor. Örneğin aynı iş aynı sorumluluk ama Kadrolu işçi yılda birkaç maaş tutarında ikramiye ile evine nefes aldırıp sevinebilirken , taşeron işçisi bu sevince sadece uzaktan bakıyor. Ücret Adaletsizliği: Aynı işi yapmanın, aynı sorumluluğu almanın bedeli, taşeron işçisi için maaş farkı kadrolu arkadaşıyla arasındaki makas her geçen gün açılıyor.
Hükümetimiz, Eti Maden’i daha özerk, daha şeffaf ve halka açık bir yapıya kavuşturmak için yasalar hazırlıyor. Bu reform paketi mecliste görüşülürken, Bandırma’dan şu soruyu sormak biz Taşaron çalisanları olarak boynumuzun borcudur. Soru şu “Kurumu halka açarken, kurumun yükünü sırtlayan taşeron işçisini bu gelişmenin neresine koyacaksınız? Bir yanda yılda 16 maaş alan aynı işçi diğer yanda 12 maaş. Bu hangi hakkaniyet ölçüsüdür.
Eti Maden’in şahlanışı, sadece hisse senetlerinin değer kazanmasıyla değil, taşeron işçisine verilecek “kadro” veya en azından “mali ve sosyal haklarda tam eşitlik” ile taçlandırılmalıdır. Bir kurumun gerçek sahibi halksa, o halkın en cefakar kesimi olan işçinin ikramiyesiz, düşük ücretli ve güvencesiz çalıştırılması “milli model” vizyonuna gölge düşürür.
Sonuç Olarak…Sayın Bakanımıza ve bölge milletvekillerimize sesleniyorum: Eti Maden’i dünya markası yapma yolundaki adımlarınızı sonuna kadar destekliyoruz. Ancak bu büyük dönüşümün içinde taşeron kardeşlerimizin feryadını da duyun. Halka arzın bereketi, ilk önce o madeni topraktan çıkaran, o fabrikayı ayakta tutan ellerde hissedilmelidir.Unutulmasın ki; adaletle dönmeyen çark, sadece aşınır; gönülleri kazanan çark ise dünyayı yerinden oynatır.
BERKAN KOZAN /BANDIRMA/30-01-2026