Eleştiriyle Hakareti Ayıramayanlar

Öncelikle iyi bilinmelidir ki; eleştiriyle hakaretin anlamları çok farklıdır. Eleştiri yol gösterir, işe odaklıdır ve çözüm içerir. Hakaret ise kişiliğe saldırır, yıkım amaçlıdır.

Öyle ki hakarete maruz kalan birçok insan, kendilerine yapılan olumlu eleştirileri bile hakaret olarak kabul eder.

Oysa eleştiri, aslında ücretsiz verilen bir danışmanlık hizmeti gibidir; fakat çoğu zaman egoları tavan yapmış insanlara hakaret gibi gelir.“Ya hep öv ya da sus” diyen biriyle kimse dürüstçe konuşamaz.

Sonuç olarak bir bakmışsınız çevreniz dalkavuklarla dolmuş, ama siz bunun farkına varamazsınız. Çünkü patron eleştiriye tahammül edemiyorsa, çalışanlar sorunları halının altına süpürür. Halı kabardığında ise şirket tökezler. Onun için eleştiriyle hakareti ayırmak gerekir.

Bence eleştiride bulunanlara “O yine ne yazmış?” demek yerine, yapılan eleştirilerden olumlu sonuçlar çıkarmak gerekir.

Biz, yazılarımızda Bandırma için elini taşın altına koyan kim olursa olsun hiçbir zaman hakaret dilini kullanmadık. Kendimize has üslubumuzla, Bandırma için yapılan hizmetlerde bize göre doğru olanları alkışladık; yanlışları ise kimseye hakaret etmeden, özel hayatına girmeden eleştirmeye çalıştık.

Şu iyi bilinmelidir ki bizim tek derdimiz, doğup büyüdüğümüz Bandırma sevdamızdır. Elbette bu memleketin eğrisini doğrusunu vatandaşa aktarmaya devam edeceğiz.

Mesela bugünlerde gündemden düşmeyen Balcı Çamlığı’nı Bandırma halkına kazandıranın Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza olduğunu yazdıysak; şehre ayrı bir güzellik katan Sevgi Yolu’nun mimarının da Dursun Mirza olduğunu sürekli gündeme getirdik. Ayrıca Malta Parkı projesiyle sosyal belediyecilik adına yapılan tüm icraatları, özellikle dar gelirli vatandaşlarımıza düzenli olarak yapılan gıda ve yemek yardımlarını, Bandırma Belediyesini çok başarılı bulduğumuz için öve öve anlattık.

Evet, bizlere düşen görev Bandırma’da yapılan doğru işleri alkışlamak, yanlış olanları da eleştirmektir.

Peki, şimdi Bandırma’da her şey dört dörtlük mü? Elbette hayır.Bilindiği gibi General Balcı Çamlığı merkezi yönetim tarafından özelleştirme kapsamına alındı ve doğal olarak Bandırma halkı, kamu mallarının halkın malı olduğunu, satılamayacağını dile getirdi ve satış kararını protesto etti. Buraya kadar her şey doğruydu.

Yanlış olan ise çamlık satışını protesto edenlerin, ne hikmetse Bandırma halkına ait olan belediye (kamu) mülklerinin satışına sessiz kalmalarıydı. Burada bir akıl tutulması yaşandı. Ne güzel değil mi; merkezi yönetim satarsa “hayır, satamaz”, yerel yönetim satarsa “evet, satabilir.” Ortada bir çelişki, bir tuhaflık vardı ve biz de bu yanlışları eleştirdik.

Bandırma, sanayileşmenin, betonlaşmanın ve çarpık kentleşmenin sebep olduğu bir çevre felaketi yaşıyor. Şehir yeşile hasret kaldı. Sanayi tesislerinin bacalarından sızan kimyasallar, limandan gelen koku ve tozla birlikte Paşabayır, Paşakonak, Paşakent mahallelerinde yaşayan vatandaşlar evlerinin pencerelerini açamaz hale geldi. Aşırı kirlilik, Bandırma’da insan ömrünü 60’lı yaşlara kadar düşürdü.

Biz, Bandırma’da ciddi bir trafik sorunu var dedik. Şehir içi trafik tam bir işkence; cadde ve sokaklar çift taraflı araç işgali altında. Merkezdeki otopark başta olmak üzere diğer otoparklar ihtiyaca cevap veremiyor. Bandırma’nın çok acil yeni otoparklara ihtiyacı var. Her yer çukur; araçların ön takımı dayanmıyor.

Toplu taşıma ise tam bir çile: vatandaş sırt sırta, omuz omuza yolculuk ediyor. Araç şoförleriyle yolcular arasındaki tartışmalar bitmek bilmiyor.

Ne yazık ki Bandırma’da kaderine terk edilmiş bir şehir havası var; kimseden çıt yok. Biz de şehirdeki bu sessizliği eleştirdik.

Tabii ki bu kadar eleştiriden sonra Kent Konseyi Başkanımız Sayın Murat Ergöz’e de bir çift sözümüz olacak. Sevgili doktor, geçmiş dönemde Kent Konseyi Başkanlığı görevinde çok sert bir muhalefet örneği sergilemişti. Peki şimdi ne oldu da sevgili doktorumuzun sesi soluğu çıkmaz oldu?

Bandırma’da her şey güllük gülistanlık mı? Doktorumuz sürekli fotoğraf veriyor, şarkıyla türküyle uğraşıyor. Sayın Ergöz, Bandırma bölgede en pahalı suyu kullanıyor. Vatandaş hamam işletmiyor ama gelen faturalara para yetiştiremiyor. Siz Kent Konseyi Başkanı olarak fahiş su faturalarıyla ilgili Bandırma halkının şikâyetlerini kimlere ilettiniz? Ya da Kent Konseyi olarak sessiz sedasız yapılan su zamlarına karşı bir imza kampanyası başlatıp halkın tepkisini dile getirdiniz mi?

Elbette hayır.Bakın sevgili başkan, benim size naçizane eleştirim; sessizliğinizden kurtulup halkın gerçek sorunlarını kent yönetiminde söz sahibi olanlara iletmenizdir. Çünkü Bandırma Kent Konseyi Başkanının asli görevi, halkın sıkıntılarını yetkili mercilere bildirmektir sorunlara proje üretmek takip etmektir. Bandırma sizden suskunluk değil, geçmiş dönemde yaptığınız başkanlık performansını bekliyor.Bizden hatırlatması.

20-04-3026 /Serhat Ozar

115
A+
A-