Kara Altın Kara Yasa Dönüşmesin

KARA ALTIN KARA YASA DÖNÜŞMESİN

Hafta sonu Balıkesir’de, Bandırma’nın Misakça köyünde , Bahçede birlikte zeytin topladık, ayıkladık. Köy kahvesinde oturup hasadı, maliyetleri, alım fiyatlarını konuştuk. Bahçede de kahvede de aynı söz dile getirildi: “Bu böyle gitmez.”

Edincik’te ,Erdek’te ,Edremit ‘te ,Gömeçte,Ayvalık ‘ta zeytin üreticisi ve işletmecisi hemşehrilerimizle bir araya geldim. Ayvalık’ta zeytin hasat etkinlikleri vardı.Hem üretici köylümüz hem de işletmeci ile istişare imkanımız oldu. Ben zeytin üreten bir çiftçi ailesinin çocuğuyum. Bu işin emeğini, zahmetini ve bir yıl boyunca gözü gibi baktığı ürünün karşılığını alamayan üreticinin ne yaşadığını bilirim. Milletvekilliğim döneminde zeytincilerin sorunlarını Meclis kürsüsünde ve araştırma önergeleriyle defalarca gündeme taşıdım. Zeytincilikle ilgili yasa görüşmeleri sırasında TARİŞ ve Marmarabirlik yöneticileriyle, ziraat odalarıyla ve çiftçi örgütleriyle görüştüm. Bugün Misakça’da bizzat gördüğüm tablo, üreticinin dayanma gücünün tükendiğini gösteriyor.

Köyümüzde üreticilerin aktardığına göre hasat işçisinin günlük yevmiyesi 1.300–1.500 lirayı, tarakçı ya da çırpıcı makine operatörünün yevmiyesi ise 2.000–2.500 lirayı buluyor. Kimi bahçelerde yalnızca toplama maliyeti kilo başına 30–40 liraya ulaşıyor. Ürün fabrikaya gidecekse nakliye, yağa işlenecekse sıkım ücreti de bu hesabın üzerine biniyor. Mazot, gübre ve ilaç giderleri yıl boyunca zaten üreticinin sırtında. Alım fiyatı bu maliyetleri karşılamadığında çiftçi hem bugünkü borcunu ödemekte zorlanıyor hem de gelecek yılın üretimine kaynak ayıramıyor.

Balıkesir’de çeltik üreticisi de üst üste gelen kuraklık, artan girdi maliyetleri ve emeğinin karşılığını vermeyen fiyatlar yüzünden zor durumda. Köylümüz “Çeltik harmanında kaybettiğimizi zeytin harmanında telafi ederiz” diye umut eden aileler var.

Şimdi o umut da tükeniyor. Bu kaygıyı, geçmişte sorunlarının çözülmesi umuduyla AKP’ye oy vermiş köylülerimiz de aynı açıklıkla dile getiriyor.Ege’de, Akdeniz’de ve Marmara’da yüzlerce yıllık zeytin ağaçlarına ev sahipliği yapan bu ülke, o ağaçları yaşatan üreticinin emeğine sahip çıkmak zorundadır.

Zeytin ve zeytinyağı soframızın temel ürünlerindendir. Üretimin sürmesi, halkın sağlıklı gıdaya erişimi ve ülkemizin gıda güvenliği açısından yaşamsal önemdedir.

Ülkemizde zeytin ve zeytinyağı üretimi en fazla Ege ve Marmara bölgesinde yapılmaktadır. Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Manisa ve Çanakkale üretimin gerçekleştiği başlıca illerdir. 81 ilimizin 36’sında zeytin üretimi yapılmaktadır.Zeytin üretimi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlıklı beslenmede, istihdamın sağlanmasında ve diğer sanayi kollarına pazar yaratmada, yüksek katma değeriyle tarım ekonomimiz can damarı niteliğindedir .

Zeytin ve zeytinyağı sektörü ülkemiz için üretim, istihdam ve ihracat boyutuyla, aynı zamanda çevre dengesi ve halk sağlığı açısından da yaşamsal önemdedir.

Türkiye; dünya zeytin ağacı varlığında 4’ncü, zeytinyağı üretiminde de 5. sıradadır. Zeytin ağacı varlığı 132 milyon meyve veren 33 milyon meyve vermeyen toplam 165 milyon dolayındadır. Görüldüğü üzere zeytini ve zeytin üreticisini korumak Türkiye açısından gıda güvenliği meselesidir.

Buradan Sayın Cumhurbaşkanına ve Tarım ve Orman Bakanına çağrıda bulunuyorum. Hasat sürerken acilen harekete geçin. Ziraat odaları, üretici örgütleri, TARİŞ ve Marmarabirlik ile birlikte gerçek üretim maliyetlerini belirleyin.

Sofralık ve yağlık zeytin için kaliteyi gözeten, üreticinin maliyetini karşılayan ve emeğine kazanç bırakan alım fiyatları oluşturun. Kooperatiflerin alım gücünü destekleyin. Kredi borcunu ödemekte zorlanan üreticilere erteleme ve uygun koşullarda yapılandırma olanağı sağlayın.

Hasat, nakliye ve sıkım giderlerine yönelik desteği ürün henüz üreticinin elindeyken devreye alın.Çiftçi maliyetin üzerinde fiyat açıklamasını hasat bittikten sonra bekleyemez. Köylümüzün kara altını zeytin, kara yasa dönüşmesin.

03.11.2026Av. Namık HAVUTÇA24. ve 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili

3
A+
A-