Ulusal Egemenlik ve Çocuk

ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK

( 23 NİSAN Ulusal Egemenlik ve Çocuk ) sonuna bir de BAYRAM sözcüğü eklenince; kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?

Benim hatırladığım; yetmiş sene önce böyleydi, ilan edildiği gün de böyleydi, bundan sonra da böyle olacak. OLMALI!

Çünkü bu özel gün; koskoca bir dünya savaşından çıkmış, enkaza dönmüş bir imparatorluğun yeni bir ülke olarak yeni kimliğini ispatladığı, adını koyduğu muhteşem gün. Cümle anlamını yitirmedi. TC vatandaşıyım diyen herkes bunu böyle bilir ve kabul eder.

Miladi takvim kullanan ülkelerde 23 Nisan her yıl gelir. Günün önem ve anlamını bilenler tarafından kutlanır. Daha doğrusu yakın zamana kadar bu böyleydi. Cumhuriyet sevdalıları için değişen birşey yok. Ancak, zaman içinde; birşeyler değiştirildi, yıpratıldı, eskitildi.

Demokrasilerde insanların düşüncelerine, görüş ve fikirlerine saygı duyulur. Demokrasi kapısı daima aralıktır. Bu aralıktan farklı düşünceler sızarsa, onlar da demokrasi platformlarında değerlendirilir. Kabul görür veya ters teper. Ülkemiz demokrasisinde de böyle bir süreç ulusun takdirine sunuldu ve kabul gördü. Süreç başladı ve devam ediyor. Ulus, bu süreçte kazançlı çıkar, ülkenin rezervleri dolar, uygar ülkeler arasında söz sahibi olur, birey hakları çiğnenmez, gelir dağılımında eşitlik sağlanırsa, adalet tıkır tıkır işlerse, eğitimde, sağlıkta, tarım, sanayi ve ticaretle uğraşanların, memurun, işçinin emeklinin, sanatçının yüzü gülerse neden olmasın?

Sözün burasında, biri çıkıp herkes adına ahkam kesemez! Tek tek; işçiye, çiftçiye, sanatçıya, ticaretle uğraşana, memura, bilinen her kesime kulak verip dinlemek, ne düşündüklerini anlamak gerekir. Bunu yapmak da iktidar yetkililerine düşer. Ben bilirim, ben yaparım diyerek koltuğa oturanların elbette bir açıklamaları vardır. Ulus bu açıklamalarla ikna olursa, iktidar yoluna devam eder…

Bugün seçilmişlerin yerinde atanmış kayyumlar oturduğu için egemenlikten söz edemeyiz. Ülkede sahipsiz , eğitim hakkına ulaşamayan, yarı aç yaşayan çok çocuk olduğu için (Çocuk Bayramı) demenin de pek anlamlı olduğunu düşünemiyorum. ( Ülke nüfusunun % 24.8 yaklaşık 21 milyon çocuk. 15 bin çocuk devlet korumasında, 9 bin çocuk koruyucu ailede, kayıt dışı olanlar da var.)

Miladi takvim kullanıyoruz ve 23 Nisan geldi çattı. Herkes takkesini önüne koyup düşünecek. Herkes kendi kararını vicdanının sesini dinleyerek verecek! Biz yine şanlı bayrağımızı asıp kutlamaların yapıldığı mekan ve alanlara gideceğiz. Yine protokol Anıt kabir”e çelenk koyacak ve insanlar orada saygı duruşunda bulunacaklar. Marşlar okunacak. Muhalif olanlar suya sabuna dokunmadan, daha doğrusu dokunamadan rutin konuşmalarını yapacaklar. Bir dahaki 23 Nisan da çoğumuz öbür dünyaya geçmiş olacak. Dünya dönüyor, zaman hızla geçiyor… Yaşayanlar, zamanın neler getirip neleri götürdüğünü yine görecek, yine değerlendirecek…

Bu kervan ya yürüyecek… Ya yürüyecek! Beklenen güneş ya doğacak… Ya doğacak… BAYRAĞINIZI ASMAYI, MİLLİ MARŞIMIZI OKUMAYI UNUTMAYIN LÜTFEN!

23-04-2026/ ULVİYE KARA AKCOŞ

42
A+
A-