Ne ağız tadı kaldı, ne de…Say, say bitmez.

Ne ağız tadı kaldı, ne de…
Say, say bitmez.
”Eski etler yok ki, lezzeti bulasın be kardeşim.”

**
Tak tak
“Kana kuvvet, göze fer, batna cilâdır çorba;
İllet-i cûa devâ, mahz-ı gıdadır çorba;
Sağlara, hastalara ayni şifadır çorba.
Ağniya dostu, muhibb-i fukarâdır çorba;
Hâsılı, hâhiş ile ekle sezâdır çorba!”

*

Bu günün diliyle söylersek;

“Kanı kuvvetlendirir, göze ışık verir, batnı (mideyi) cilalar.
Açlık derdine deva olur, gıdanın ta kendisidir.
Sağlara da hastalara da şifa verir.
Zenginlerin dostu, yoksulun sevgilisidir.
velhasıl, iştah ile yenilmeye değer.”

*

Güzel yazılmış da sahibini analım,
aslı daha uzundur aslında,
çorbacı dükkanlarının duvarlarında ,
Ahmet Rasim yer etmiş yıllardır.

*
Askerdeyim, seksenli yılların ikinci yarısında.
Bitince evleneceğim ve iş yerimi açacağım.
Nişanlıyım üç zamanlı ömrümün ikinci yarısında.
Hafta sonu tatilinde boştu, gördüm,
ikinci kat daire,
altı lokanta, daha altı kahvehane.
Kirası da ehven geldi ki herhalde,
bir yıl önce tuttum, yerim belli olsun diye.
Bir alt katım,
Tak Tak İşkembe ve Köfte Lokantası
Sahibi İlhan Satıcı
Aslında babalarımız eski dost,
bizde iyi dost olduk gönülden.
Bir işkembe çorbası yapar,
üstüne tanımam İlhan Usta’nın.
İşkembe, tuzlama, damar tuzlama,
kelle, beyin, dil, ayak paça,
istersen karışık.
Bir de ıslama köfte yapardı, harika.
Saat dört dedin mi biter her şey.
Yarının hazırlığı başlar, harala gürele.
O zamanlarda kostik falan yok,
elle temizlenir işkembe, emek ister,
temizlik ister, titizlik ister de,
fazlasıyla titizdi İlhan Usta, hala öyle.
Kocaman bir kazanı vardı,
kapağını kaldırmaya,
iki kişi ister neredeyse, abartı değil.
Hepsi bir arada kaynar, koca uyluk kemikleri ile de,
soğuyunca üzeri iki parmak jelatin olur.
Suyunun terbiyesini unla yapmaz,
taze günlük süt kullanır da tadına doyamazsın.
Çorbanın suyu aynıdır,
nasıl istersen, eti içine,
tahta üzerinde satır ile kıyılır da,
tak tak oradan mı gelir bilmem.
Bol sarımsaklı, sirkeli hatta pul kırmızı biberli,
çok severim de içemezdim hafta arası,
kokmayalım müşterilere diye ,
cumartesi akşam kavanozla verirdi bana,
nasıl istersem, akşama zevkle iç diye.
Biz kokmayalım derdik de,
bana gelen müşteriler,
-Doktor be, aşağıda işkembe içtim, kusura bakma,
deyince çok kızardım.
Yeni yetmesin, istersen bakma, aç kalırsın.
Şimdi randevu veriyorum, sarımsaksız saatlere.
Kırmızı biberli kemik suyuna ekmek batırılıp,
mangalda kızartılıp, içine köfte konur da,
zamanımız lezzetindeki ıslama köfteyi artık bulamaz olunca sordum.
-Eski etler yok ki, lezzeti bulasın be kardeşim. Dedi,

Dünya tatlısı eşi ile beraber yıllarca,
omuz omuza verdiler, çalıştılar çabaladılar,
hala daha ama başka adreste, aynı isimle,
1978 den beri Tak Tak devam ediyor.

Bol yemek çeşidi ile,
Adnan Menderes Bulvarı ismini alan,
Ordu Caddesi’nin başladığı yerde,
başka deyişle eski Tekel’in orada.
Gece de açık artık, iki vardiye…
Selçuk Özgüleryüz /Bandırma / İlk Yayın Tarihi : 07/ 03/ 2016 / 09-03-2026

521
A+
A-