Nermin K. Mutlu : “Özgür İradenin Belirlediği Siyaset İçin Mücadeleye Devam Edeceğim”

Nermin K. Mutlu : “Özgür İradenin Belirlediği Siyaset İçin Mücadeleye Devam Edeceğim”

Yeni Parti 1.olağan kongresinde konuşan Yeni Parti Bandırma İlçe Başkan adayı Nermin Kotil Mutlu seçim sürecinde yaşanan sıkıntılara yönelik üyelerin özgür iradesiyle yol alınan bir demokrasi için mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

YENİ Parti Bandırma İlçe Örgütünde tüm üyelerin katılımıyla yapılan 1512 üyenin katılımıyla yapılan ön seçimde Mehmet Atak karşısında 1086 / 384 sonucuyla kaybeden MUTLU dün yapılan resmi genel kurul öncesi kürsüde delegelere hitaben yaptığı konuşmada seçim sürecinde yaşanan olumsuzlukları eski alışkanlıkları eleştiren bir konuşma gerçekleştirdi.

Mutlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi “

Sayın divan, sayın delegeler, değerli yol arkadaşlarım,Yeni Partinin ilk önseçimini yaptık, bugün ilk ilçe kongresini yapıyoruz.Bu süreçte hepimizin gördüğü, hissettiği ve düşündüğü çok şey oldu.Ben bu yola bir makamın sahibi olmak için çıkmadım.Siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair bir düşünceyi ortaya koymak için çıktım.Daha temiz, daha şeffaf, daha katılımcı ve insanı merkeze alan yeni bir siyaset anlayışının mümkün olduğunu göstermek istedim.

Türkiye’nin de tam olarak buna ihtiyacı olduğuna inanıyorum.Siyasetin; kişisel hesapların, makam ilişkilerinin ve güç dengelerinin değil, üyelerin iradesinin, ortak aklın ve halkın beklentilerinin belirleyici olduğu bir alan olması gerektiğini savundum.Bu süreçte beni en çok üzen konulardan biri, yerel yönetimin seçim sürecine taraf olduğu yönündeki güçlü algı ve bunun yarattığı hayal kırıklığıdır.

Beni sevdiğini, saydığını, yanımda olduğunu söyleyen gençlerin, korkuları nedeniyle oy vermeye gelemediğini gördüm.

Divan görevine yazılan bir gencin bile görevine gelmemesi, beni sonuçtan çok daha fazla düşündürdü.Kimseyi suçlamak istemiyorum.Korkunun ne demek olduğunu biliyorum.Tam da bu yüzden içim acıyor.Çünkü bugün bazı insanlar düşünceleri, sözleri ve mücadeleleri nedeniyle bedel öderken; bizim gençlerimizin daha yolun başında korkuya teslim olmak zorunda kalması çok ağır geliyor.

Siyaset yalnızca sandıkta kazanmak değil.Siyaset, korkuya rağmen söz söyleyebilmek, inandığının arkasında durabilmek ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alabilmektir.Gençler, sizlere kızmıyorum.Sizleri yargılamıyorum.Tam tersine, sizlerin korkmayacağı bir siyaset kültürü yaratmak gerektiğine şimdi daha çok inanıyorum.Sizler bu kadar korkuyu ne zaman öğrendiniz? Korkmayı ne zaman bu kadar içselleştirdiniz?Bu ülkenin gençleri,“Ya başıma bir şey gelirse?” ‘’ Ya işimden, aşımdan olursam?’’ diye düşünmeden, korkmadan;“Ben neye inanıyorsam onun yanında duracağım.” diyebilmeli.

Ben bugün bir seçimi kaybetmiş olabilirim.Ama inandığım değerleri kaybetmedim.Tam tersine inandığım değerlerin ne kadar büyük ne kadar yüce olduğunu bir kez daha gördüm.Ve belki de bugün en çok şunu anladım:

Korkunun olduğu yerde demokrasi eksiktir.

Cesaretin olmadığı yerde değişim yarımdır.Ben yine de gençlere inanıyorum.Çünkü onların korkularını değil, cesaretlerini büyütmek istiyorum.Ve yoluma, inancını kaybetmemiş biri olarak devam edeceğim.

Ve kadınlar…

Çünkü ben kadınlara gerçekten değer verdim.Onları sadece ihtiyaç olduğunda hatırlanan, çalışırken çağrılan insanlar olarak görmedim.Sözlerinin, emeğinin ve iradesinin karar mekanizmalarında karşılığı olması gerektiğine inandım. Ben sizlere değer verdim. Sizin cesaretinize inandım.Sizin yanımda değil, kendi iradenizin yanında duracağınıza inandım.Kadının özgürce söz söyleyebildiği,gencin korkmadan karar verebildiği,üyenin iradesinin her şeyin üzerinde olduğu,kimsenin makamdan ya da güçten çekinmek zorunda kalmadığı bir siyaset…Ben buna inandığım için yola çıktım.

Bugün kırgınım.Evet, çok kırgınım.Ama kırgınlığım insanlara değil;insanları korkutan bu düzene.

Ve belki de bundan sonra yapmamız gereken en önemli şey,birbirimizden oy istemekten önce birbirimize cesaret vermeyi öğrenmek.Gerçek demokrasiyi öğrenmek.

“Seçim sürecinde belediyenin taraf olduğu yönünde oluşan görüntü, bende ve arkadaşlarımızda ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Biz siyasetin kamu gücüyle değil, üyelerin özgür iradesiyle şekillenmesini savunduk.”İşte kirli siyaset diye bahsettiğim tam da bu. Yönetimdeki arkadaşlarım kirli siyaseti üzerlerine alınmışlar. Müsterih olun. Sizinle hiç ilgisi yok. Benim kirli siyaset dediğim, her dönemde çıkan adayı düşman olarak göster, kavga çıkar, ortamı ger, tabanını kemikleştir ve seçimi yap; sonra bunun adını siyaset koy.

Siyaset bu değil arkadaşlar.

Siyaset hoşgörüdür, demokrasidir, eşitliktir. Siyaset; başkanların adaylara eşit davranması, demokrasi gereği onları kucaklaması, seçimlerin bayram havası içinde yapılmasını sağlamaktır.

Sevgili başkanım, sevgili belediye başkanım, Benim de belediye başkanımsınız.

Bu salondaki herkesin hatta bu salonda olmayanların belediye başkanısınız. Hatta Bandırma’da yaşayan AKP’lilerin de belediye başkanısınız. Hatta Bandırma’da dünyaya gözlerini bugün açmış yeni bir bebenin de belediye başkanısınız. Bunu kabullenmek bu kadar zor mu? Bunu içselleştirmek bu kadar güç mü? Neden hepimizin belediye başkanı olmuyorsunuz?

Sandıktan çıkan isim önemli değildi. Önemli olan bu seçimi nasıl yaptığımızdı. Belki bugün bir seçimi kaybettim. Ama Yeni Partililerin kaybettiği umut benim kaybettiklerimden daha büyük maalesef. Sorguladığım şey bu seçimin sonucu değil.Biz nasıl bir siyaset istiyoruz?Korkunun belirlediği bir siyaset mi, özgür iradenin belirlediği bir siyaset mi? Tam demokrasi, tam liyakat, tam eşitlik, tam irade.İşte biz bu demokrasiye hasretiz. Biz bunu hak ediyoruz.

Ve bu yolda mücadeleye devam edeceğiz.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

06-10-2026 / BG HABER MERKEZİ

137
A+
A-