H.Gencer Uçar

Yazar Olmak İstiyorum

Delinin Güncesinden

Yazar olmak istiyorum, yazarken sıraladığım harfler nota, kelimeler müzik, her tümcem müzikal etkisi yapsın. Gerektiğinde, okuru dansa kaldırsın yazdıklarım.

Yazar olmak istiyorum, bilgi birikimim kamil olana yaraşır olsun. Olsun ki, tümcelerimin felsefi derinliği, ikna ve ispat gücü olsun. Okurda farkındalık yaratsın yazdıklarım.

Yazar olmak istiyorum, vicdanımda duyumsadığım, doğruluğuna inandığım olayları, olguları eğip bükmeden, hiçbir şeyden, hiçbir kimseden korkmadan, yazabilmek istiyorum, ki okuru şaha kaldırsın yazdıklarım.

Yazar olmak istiyorum, felsefe, bilim, siyaset, sanat-kültür, spor ve yaşamın tüm alanına ilişkin yazılar yazabileyim istiyorum. İfadelerim; gerektiğinde rakı gibi sert, ama sahte rakı gibi kör eden, öldüren türden değil; şarap gibi yumuşak ama yavşak değil; likör gibi hafif ama suya tirit değil. İstiyorum ki, kanyak gibi insanın içini ısıtsın, kahve gibi kırk yıl hatırdan çıkmasın yazdıklarım.

Yazar olmak istiyorum, her geçen gün sayıları hızla artan mağdurların ağzı-dili, ağzındaki sözü olmak istiyorum. Ötekilerin sesi olmak istiyorum. Çoğalan mağdurlar birlik olursa mağduriyetleri azaltan bir yolun bulunabileceğini yalın kalem yazmak istiyorum. Mağduriyetler farklı olsa da mağdurların birlik olmasının yolunu yöntemini kavratabilecek yazılar yazmak istiyorum.

Yazar olmak istiyorum. Barışı, özgürlüğü yazmak istiyorum. Barışı, özgürce savunmak istiyorum. Sözcüklerim, tümcelerim havadaki ses ve görüntü dalgalarına karışsın, kulaktan kulağa dolaşsın, dolaşırken de özgür olsun, ister havada perende atsın, ister takla, ister doksana taksın. Yalanı, dolanı, talanı kontrpiyede bıraksın. Ters köşeye yatırsın. Faşizmin kalesine goller atsın. Bitime saniyeler kala üçlükler atsın potasına, maçı çevirsin…

Hayır! Ben yazar olmak istemiyorum yani ölmek, hapis yatmak, sürülmek, sürünmek istemiyorum.

Saklanıp parmağımın arkasına kimselere gözükmeden yaşamak istiyorum. Hem, okumadan yazanların yazar olduğu, yazılanları okuyanın olmadığı bir dünyada… Yazar olsam ne yazar, olmasam ne yazar…

Anlaşılan o ki ben bu yazıyı bağlayamayacağım. En iyisi ben size, bizden çok çok uzak bir ülkede, bizden çok çok önce yaşamış, bizimle hiçbir alakası olmayan bir diktatör hakkındaki, bir rivayetten bahsedeyim. Franco, asker, sivil, bürokrat tüm devlet erkanını toplamış, büyükçe bir salonda nutuk atıyor. Salonda onun çın çın yankılanan sesinden başka ses yok. (Hoş o günün İspanyasında başka bir ses zaten yok.) Tam bu esnada dinleyicilerden biri hapşırıyor. Franco, konuşmasını kesip, “kimdi hapşıran?” diye soruyor, soruyor ama kimsede ses yok. Emrediyor, “ön sırayı tarayın.” Tekrar soruyor, “kimdi hapşıran?” Yine kimsede ses yok. İkinci sırayı da taratıyor. Üç… Dört… Salonda insan kalmayacak... Bu sırada arkalarda birinin el kaldırdığı

görülüyor, Franco, el kaldırana, “söyle” diye gürlüyor, adam korka korka, “efendim, kendini tutamayıp hapşıran bendim…” Franco, tüm nezaketiyle hapşıran adama, “çok yaşayınız… çok yaşayınız…” diyor ve konuşmasına kaldığı yerden devam ediyor…

*

Memlekete kış geldi, havalar iyice soğudu ve kirlendi. Üşüdük, üşüttük… Üstüne üstlük her gün terör eylemleri, her gün, bombalama, sağı solu patlatma, onlarca ölüm… Neden yapıldığı, nerden geldiği, kimin yaptığı, yaptırdığı, kime yaradığı, kimi yaraladığı bilinmeyen, belki de bilinen saldırılar kötü kokular yaymaya başladı. Nefes alamıyorum, boğulacak gibi oluyorum. Genzim yanıyor. Hapşıracağım, hapşıramıyorum… Birilerinin, çok yaşayınız…, çok yaşayınız… demesinden korkuyorum. Ben yazar olmak istiyorum ama yazmak istemiyorum.

Okumadan yazanların yazar olduğu memlekette bir de yazmadan yazar olunsun. Çok mu ?

Gazete yazan da yazar.

Gazete yırtan da yazar.

“Ali yazar, Veli yazar.

/Küp suyunu çeker azar azar.

/ Keskin sirke küpüne zarar…”

HÜSEYİN GENCER UÇAR - OCAKLAR ,ERDEK -05-01-2017

FUTBOLİSTAN KIRALI

FUTBOLİSTAN KIRALI

Durduk yerde kafama takıldı, Fenerbahçe’liler neden kendi kulüplerine Fenerbahçe Cumhuriyeti derler? Bu sorunun cevabını bulmak için yarı gecelere kadar google’de dolandım durdum. Bir çok yazı okudum. İslam Cupi’nin “General Harington Kupası” başlıklı yazısını okuyunca biraz aydım. O yazıdan aldığım notları sizlerle de paylaşmak istedim…

“Fenerbahçe’nin işgal kuvvetlerine karşı en büyük zaferlerinden biri de -General Harington Kupası- maçıdır. Maç 29 Haziran 1923 günü, Taksim Stadında çok büyük bir seyirci topluluğu önünde oynanmıştır….

HAYIR… HAYIR… HAYIR…

 

 

 

HAYIR… HAYIR… HAYIR…

Çay ocağında okudum bu yazıyı;

“Taze demlenmiş çaysa sevgi

Çaya katılan şekerdir sevgili.”

O yüzden mi

Kimi tek, kimi çift, kimi de çok şekerli,

İçer çayı.

Ben ise, şekersiz içerim, adamakıllı da demli.

Ne deme su katarım,

Ne de çaya şeker.

Sırılsıklamsam eğer,

Ne yağmurda yaşta

Ne karda kışta

RSS - H.Gencer Uçar beslemesine abone olun.