Gönen Tarihi (1882 - 1922) En Sıcak Yıllar

MAKALE: 

XIX. YÜZYIL SONLARI XX. YÜZYIL BAŞLARINDA GÖNEN KAZASI ( 1882 - 1922 )

HAZIRLAYAN : ÖZER KÜPELİ

DANIŞMAN:  Prof. Dr. NECMİ ÜLKER

İZMİR  - 1997

EGE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMÜ

Bu bilgilerden anlatıldığı üzere Gönen kelimesinin pek çok yerde şahıs, cemaât ve yer adı olarak kullanılması bu kelimenin menşeînin Türkçe olduğu ihtimâlini kuvvetlendirmektedir.
 B -Gönen’in Coğrafî Konumu:

Şemseddin Sami‟ye göre Gönen Kazası, Hüdavendigâr Vilayeti‟nin Karesi Sancağı‟nda veBalıkesir‟in altmı km. kuzeybatısında, Marmara sahilinden yirmi iki km. içeride ve aynı adla anılan nehrinüzerinde vakî merkezî bir kasabadır.
11 Günümüzde Gönen, Marmara Bölgesi‟nin güneybatısında yer almakta ve Balıkesir‟e bağlı bulunmaktadır. Doğusunda Manyas ilçesi, kuzeydoğusunda Bandırma ilçesi, batısında Biga ve Yeniceilçeleri, kuzeyinde Erdek Körfezi ve Marmara Denizi, güneyinde de Balya ilçesi bulunmaktadır.
12 Balıkesir vilayet merkezine uzaklığı 114 km. olup, toplam 1152 km.² yüzölçüme sahiptir ve kazamerkezinin nüfusu 1990 yılındaki sayıma göre 26.850 kiidir.

Kaza, güneyden kuzeye hafif meyille ( güneyde % 2,5; kuzeyde % 1) inen bir alan üzerindekurulmutur.
13Kazanın kuzeybatısında Karaduru, Deniztepe, Makina, Porta, Tavanlı ve Aksutepelerinin bulunduğu 905 metre yüksekliğinde Armutcuk Dağı ile 600 metre yüksekliğinde Hodul Dağı; batısında üzerinde Devecik, Sürgüler, Poyracık gibi tepelerin bulunduğu 860 metre yüksekliğindeAladağ; güneybatısında Kocadüz, Karayaprak ve Bal adlı tepelerin yer aldığı 950 metre yüksekliği ilekazanın en yüksek noktası olan Karlık Dağı bulunmaktadır; güney ve güneydoğusunda, üzerinde Duman,Düzçam, Kukırıldı, Uluçal ve Akçam gibi tepelerin mevcud olduğu 600 metre yüksekliğindeki Deliçal ileSularya Dağları‟nın batı kısmı bulunmaktadır.
14Bölgenin doğu kısmı ise Manyas Havzası‟naaçılmaktadır.
15Akarsu olarak Gönen Çayı, Keçidere ve Çerpe deresi ile bunlara bağlı bir çok kollar bulunmaktave Gönen Çayı‟nda birleen kollar Marmara Denizi‟ne dökülmektedir.
16Uzunluğu 55 km. olan GönenÇayı‟nın su toplama alanı 2.330 km.²dir. Çay, Pazarköy‟ün güney-güneybatı istikâmetindeki EybekDağları‟ından (1.298 metre) kaynağını almakta ve Kapıdağ Yarımadası‟nın batısından MarmaraDenizi‟ne dökülmektedir.17Kaza dahilinde göl ve bataklık yoktur.
 Gönen, Sarıköy ve Tahirova ziraât yapılan ve kazanın can damarı olan ovalardır. Bu ovalarındenizden yüksekliği ortalama 30 metre ol
up18üzerinde bulunduğu Gönen vadisi evvela eski bir depresyona, sonra da Alp tektonik hareketlerine uyarak teekkül etmi ve vadinin iç kısımlarından balayarak 40 km. kadar içeriye sokulan alüvyonlar Gönen ve Sarıköy ovalarını meydana getirmitir.
19 Kenarlara doğru ovadan tepelik sahaya, buradan da dağlık yerlere geçilir. Talık ve takır toprakGönen‟le Bandırma arasında sınırı tekil etmektedir.
20
Bitki örtüsü bakımından Karadeniz ile Akdeniziklimi arasında bir geçi tipi özelliğini yansıtmaktadır. Gönen ve çevresinde hakim olan bitki formasyonuorman, fundalık ve çalılıklardır. Ormanlar yüksek kısımlarda yamaçlarda bulunmakta, ovalarda ağaç çalıve yüksek boylu otlar bulunmaktadır. Özellikle dalgalı yüzeyler üzerinde görülen fundalık ve çalılıklar ise
sonradan tahrip edilmi olan ormanların kalıntılarıdır.
21Ormanlar kazanın güneyinde yer almakla beraber bakımsızlık ve yangınlar yüzünden zamanla azalarak kasabadan uzaklamıtır. Ağaç türü olarak ak vekaraçam, kayın, gürgen, mee ve köknar en yaygın olan ağaçlardır.
22kliminde, Marmara Denizi‟nin etkisi görülmekle beraber belirli ve kararlı bir iklimi yoktur.
23Günümüzde hakim olan iklim Akdeniz ile Karadeniz iklimleri arasında bir geçi tipi özelliğini tekil eder.Kıın orta yağılı, az soğuk, ılık rüzgarlı ve bir müddet sonra karayelden gelen yağmurlu havalarKaradeniz‟in iklim etkisini; yazın görülen iddetli sıcaklar, bazen hiç yağmursuz geçen yaz ayları daAkdeniz iklimi‟nin etkisini gösterir.
24Yeraltı suları bakımından zengin bir yer olan Gönen‟de biri merkez kasabada çay kenarında, diğeriEkidere köyü yakınlarında olmak üzere Dağ Ilıcası adıyla bilinen iki kaplıca bulunmaktadır. Gönen'dekikaplıcanın ilk kurulmasıyla ilgili ayrıntılı bilgi tarihçe kısmında verilmitir. Dağ Ilıcası'nın suyunun ise insanıgençletirdiği ve güç kattığı söylenir. Rivayete göre Hızır Peygamber buralardan geçerken susamı, bununüzerine elinde bulunan asayı birkaç defa yere vurmu ve asayı vurduğu yerden göz göz su kaynar olmu,ondan sonra bu sular yüzyıllarca insanlara ifa vermi ve hala vermektedir.
25C - Balangıcından 1882 Yılına Kadar Gönen Kazası’nın Kısa Tarihçesi :
 Gönen ve civarının dahil olduğu imdiki Balıkesir Vilayeti‟nin içinde bulunduğu topraklara lkçağ‟da
Mysia (Mizya) denilmektedir.26Tarih boyunca farklı medeniyetlerin hakim olduğu bu sahada sırasıylaHititler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bergama Krallığı, Romalılar, Bizanslılar ve sonolarak da Türkler hakimiyet kurmulardır.27

Gönen‟in Helenistik dönemdeki adının
 Artemea olduğunu daha önce belirtmitik. Rivayet edildiğinegöre M.Ö. III. yüzyılda Belkıs ehrini almak için yola koyulan Makedonyalı Büyük skender, Aisepos(Gönen Çayı) Nehri‟nin kenarına vardığında dinlenmek için mola vermi, bu sırada nehir kenarındadolaan askerler sazlıkların arasından buhar çıktığını farkedince yıkanmak istemiler ve suyu ılıklatırmakiçin Aisepos (Gönen Çayı) Nehri‟nden bir kanal açmılar ve bu sayede yıkanmılar, yıkandıktan sonraise hastalıklarında bir iyileme olduğunu farkederek bu suyun tılsımlı olduğuna karar vermiler ve bununüzerine skender bu mevkide bir ehir kurulmasını emretmitir.
28Bu suretle kurulan ehrin Helenistikdönemdeki adı olan Artemea, Gönen‟deki ılıcalardan dolayı bu ehre verilmi olup pınarlar ve kaynaklar
Artemis ile bağlantılı sayıldığından bu ılıca kaynağı daArtemis‟in kutlu yeri olarak görülmütür.
29 AncakArtemis‟in adından türetilecek bir kelimenin Artemea olamayacağı ve böyle bir kelimenin eski Helendilinde bulunmaması dolayısıyla, bu kelimenin Luwi dilinde "Kaynak Halkı(nın köyü)" manâsına gelenArta(u)ma kelimesinden türetildiği anlaılmaktadır.
30Buna göre Arta(u)ma kelimesi Helenlemedöneminde Artemis ile bağlantılı izlemini verilmek için Artemea ekline dönütürülmütür.
31Bu bilgilerden anlaıldığına göre Artemea daha önce de belirttiğimiz gibi ilk olarak Büyük skenderzamanında kurulmu ve burada Artemis adına bir tapınak inâ edilmitir.32Daha sonra Roma hakimiyeti
sırasında buradaki tapınağın kiliseye çevrildiği anlaılmaktadır. Çünkü, bu tapınak Hierocler veWesseling‟in piskoposluk listelerinde yer almıtır.33Kısacası, Gönen‟in kurulmasına ve gelimesine etken olan faktörün üzerinde bulunduğu sıcak sukaynakları olduğu anlaılmaktadır.
34Bu nedenle Gönen, Bizans döneminde kralların, saray erkanının veor du komutanlarının uğrak yeri olmutur.35Bu durumu, seyahatnamesinde Gönen‟e de yer vermi olanEvliya Çelebi öyle tasvir etmektedir:
"Bursa krallarının ehebi Mihâliç nâm kralın saydgâh veteferrücgâhı bir ehr -i müzeyyen imi." 36XI. yüzyılın sonları Anadolu‟nun Türklemeye baladığı yıllardır. Özellikle 1071 yılındaki MalazgirtSavaı‟ndan sonra Anadolu‟nun büyük kısmını ele geçiren Türkler topraklarını batıda Ege Denizi‟ne vekuzeybatıda Marmara Denizi‟ne kadar geniletmilerdi. XIII. yüzyıl balarında doğudan gelen Moğolistilâsı sonucu yavalayân Türkleme hareketi uç bölgelerde yüzyılın sonlarına doğru tekrar balamıtır.Gönen‟in Türklemesinin bu tarihlerde olup olmadığı hakkında kesin bir bilgimiz yoktur. Bu zamanakadar Gönen‟le ilgili yazılmı eserlerde bu yörenin Karesi Beyliği topraklarında bulunduğu ve 1334 veya1335‟te Osmanlı sultanı Orhan Gazi tarafından fethedildiği yazılmaktadır.
37Evliya Çelebi ise burasının hicri 735 (miladi 1334-
1335) tarihinde Orhan Bey tarafından fethedildiğini belirtmektedir.
38Aynı ekildeTarihçi Zeki Velidî Togan'da bir eserinde, Orhan Gazi'nin Apolyon (Ulubat) ve Manyas Gölleri etrafını1330'larda fethettiğini belirtmi, bunun yanısıra Osmanlılar'ın buraya geldiklerinde çok sayıda Rum ilekarılatıklarını ve bu Rumların dinlerini ve kimliklerini kendi köylerinde 1923 mübadelesine kadarkoruduklarını yazmıtır.
39Fakat Karesi Beyliği ile ilgili eserlerde bu beyliğe bağlı yerler arasında Aydıncık(Edincik) ve Kapıdağı'ndan (Erdek ve civarı) söz edilirken Gönen'den bahsedilmemesi, Gönen‟infethedildikten sonra Karesi Sancağı‟na dahil olmayıp beyüz yıl boyunca Hüdavendigâr Sancağı‟na bağlıkalması ve bu yörede çok sayıda yerli Rum'un yaaması Gönen yöresinin Karesi Beyliği topraklarınadâhil olduğu konusunda üpheye neden olmaktadır.
40Bu açıklamalara istinaden Gönen, KaresiBeyliği‟ne dahil olmaması durumunda muhtemelen Bizans veya Cenevizlilerden fethedilmitir.
41Gönenüzerine yazılmı baka bir eserde yer alan, Osmanlıların bu havaliyi fetihlerinden sonra Bolu taraflarındangelen Akça Ali, Rüstem, Malkoç gibi beylerin airetleri tarafından eski Artemea ehrinin enkazı üzerine hicri 728 (miladi 1327-1328) yılında kurulduğu eklindeki ifadenin ise hangi kaynağa dayânılarakyazıldığı belli değildir.
42 Nitekim bu ifadeyi dikkate alacak olursak 1487 yılına ait tahrir defterinde sadeceMalkoç Mahallesi‟nin adı geçtiği görülmektedir.
43XVI. yüzyıl balarında Gönen yeni airetlerin iskânıyla gelime göstermitir. Bu tarihlerde Gönen, bazı kaynaklarda Hüdavendigâr Sancağı‟na bağlı otuz üç nahiye arasında yer alırken, diğer bazıkaynaklarda da kaza olarak geçmektedir.
44Ancak bu durum XV. ve XVI. yüzyıllardaki nahiye ve kazakavramının değiik bölgeleri ifade etmesinden kaynaklanmaktadır. Kaza aslen kadının salahiyet bölgesi
olup bir iskan yerini değil bir bölgeyi göstermekte ve kadılar bölgenin en önemli iskan yerindeoturduklarından orası kadılık yani kaza merkezi olarak anılmakta ve bu nedenle kaza da o iskan yerininadıyla bilinmektedir.
45Bununla beraber kazalar, ayrı ve bağımsız bir birim olduklarından bağlı bulundukları sancak ve eyaletin niteliğine bakılmaksızın hep yalın olarak zikredilmekte ve bu nedenle deçok iyi bilinmedikçe nerede olduğunu tespit etmek güç olmaktadır.
46Ancak kazaların zaman zaman bağlı bulundukları sancağın adıyla da kaydedildiği anlaılmaktadır.
47Mesela Gönen‟in, XVIII. yüzyılda veXIX. yüzyıl balarında
"Gönan-ı Karesi" eklinde vesikalar da yazıldığı bilinmektedir.48Nahiye ise yöre, çevre, memleket anlamında bir kelime olup Osmanlı Devleti‟nin ilk dönemlerinde coğrafî birlikgösteren yerler için kullanılmıtır.
49Bu nedenle de bazen coğrafî-idarî manada küçük veya büyük bir bölgeyi, bazen de oldukça geni bir mıntıkayı ifade eder.
50 Nitekim Gönen‟de XV. yüzyıl sonlarında kadı bulunmasından buranın kaza merkezi olduğu anlaılmaktadır.
51XVI. yüzyılda Gönen‟de be mahalle mevcud olup bu mahalleler Hatip (Ahi), Hacı Yusuf (Yanık),Bekir (Bölücek), Ayas (Malkoç) ve Çerçi mahalleleridir.
52Bunlara ilâveten Gönen‟e tabiî ellidört köy veyedi cemaât bulunmaktadır.
53Gönen‟in XVII. yüzyıldaki mahalleleri ise El-hacc Kasım, Pazar, Malkoç,
El-hacc Mustafa, El-hacc Mahmud ve Yanık adını taımaktadır.
54XVI. yüzyıl balarından itibaren Osmanlı devlet düzeninde bir takım sosyal ve siyasî koullarındeğimeye baladığı görülmektedir. Bu değimelerle beraber ülkenin baına çöken ağır ekonomik sıkıntıneticesinde XVI. yüzyıl ortalarında ilk belirtileri görülüp, XVI. yüzyıl sonlarına doğru doruğa ulaan ve"Büyük Celalî Kavgası" olarak nitelenen iç karııklıklar devri, köylerden kasabalara, ehirlere ve hatta baehire kadar bütün Türk toplumunun ekonomik, sosyal ve siyasî düzenini derinlemesine tüm hatlarıylakapsayân büyük çaplı toplumsal bir kavga olmutur.
55te Osmanlı Devleti‟nde büyük yaralar açanCelalî Fetretinin devam ettiği yıllarda Gönen ve civarında da pek çok aki türemi ve çevreye dehetsaçmılardır. Bu dönemde Gönen ve civarında ekâvetlerde bulunarak çevreye nam salmı ekiyalararasında Kırmaoğlu Musa, Veysoğlu Çedeci Sinan ve Kalenderoğlu Mehmed olup bunlar hakkındadönemin Balıkesir, Bursa ve Manisa er‟iyye sicillerinde ve Babakanlık Osmanlı Arivi‟ndeki mühimmedefterlerinde pekçok kayıt bulunmaktadır.
56Bu ekiyalardan özellikle Kalenderoğlu Mehmed, SaruhanSancağı‟nda birçok ekâvetlerde bulunmu
57, daha sonra Manyas, Gönen havalisine gelerek burada daekâvetlerine devam etmi, kendisini derdest etmek için gönderilen Dalgıç Ahmed Paa‟yı 1607 yılındakisavata yenmi, ancak Kuyucu Murad Paa‟nın daha güçlü bir ordu ile harekete geçtiğini öğrenince
avanesi ile beraber ran‟a gitmitir.58Kalederoğlu ile yapılan savata yaralanan Osmanlı kuvvetlerininkumandanı Dalgıç Ahmed Paa ise savatan sonra Gönen‟e getirilmi, fakat burada vefat edince,günümüzde park olan eski mezarlığa defnedilmitir.
59

XVIII. yüzyıla gelindiğinde Gönen‟de bir takım ayânların hakim olduğu görülmektedir. Ayânlıkkurumu XIV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren güç kazanmaya balamı ve ayânlar devletin sık sıkkendilerine yardım istemek için bavurması dolayısıyla reaya tarafından itibar edilir, sözü dinlenir bir halegelmitir. Ayânların bazıları devletin XVII. yüzyıldaki savalar nedeniyle Anadolu ile ilgilenememesinifırsat bilerek bulundukları yerlerde sancak ve kaza idaresine hakim olmulardır.
60ite bu ekilde Gönen‟e hakim olan ayânlar mevcut olup, Sepetoğlu Osman
61, Ali Ağa62, Arif Bey63, Mehmed Said64ve Seyyidzâde Lütfullah Ağa 65 bu ayânların bilinenleridir.XIX. yüzyılda müstakil bir sancak halindeki Karesi‟ye bağlı olan Gönen, Karesi‟nin HüdavendigârEyaleti‟nin bir livası olduğu 1864 yılına kadar  "Gönen-i Karesi" adıyla bu sancağa bağlı kalmıtır.66Vilayet sistemine geçilen ve yeni bir mülkî-idarî düzenlemeye gidilen 1864 yılında, bundan önce kazastatüsüne sahip Gönen nahiye yapılarak Erdek Kazası‟na bağlanmı ve buraya bir müdür tâyinedilmitir.671878 yılında Erdek‟ten ayrılarak Bandırma‟ya bağlanan Gönen Nahiyesi‟ne, Karesi‟ninvilayet olduğu 1882 yılında tekrar kaza statüsü verilmi ve Gönen bundan sonraki dönemdeHüdavendigâr Eyaleti dahilinde bulunan Karesi Vilayeti‟ne bağlı kazalardan biri olarak varlığını devamettirmitir.
68 1882-1922 YILLARI ARASINDA GÖNEN’iN iDARî DURUMU
 Osmanlı Devleti‟nde Tanzimat ve sonrası ülke yönetiminde önemli değiikliklerin yapılmaya balandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti‟nin kuruluundan itibaren var olan ve ilk zamanlar idarî
-adlî,daha sonraları ise sadece adlî bir birim olarak bilinen
"kaza" kavramı Tanzimat‟a kadar devam etmiveTanzimat sonrası 1842 yılında yapılan düzenleme ile kaza ilkinden farklı bir statü kazanmıve devlettarafından tayin edilen müdürün yönetiminde olan idarî bir birim olarak teekkül etmitir.
69 A -Gönen’in XIX. Yüzyıldaki İdarî Geliimi:
Bu açıklamalardan sonra Gönen‟in XIX. yüzyıldaki idarî geliiminden bahsedecek olursak Gönen,XIX. yüzyıl balarında müstakil bir sancak olan Karesi Sancağı dahilinde bulunuyordu. 1864 yılına kadar bu sancağa
"Gönen-i Karesi" adıyla bağlı kalan Gönen, yeni bir mülkî-idarî düzenlemeye gidilen buyılda nahiye yapılarak Erdek Kazası‟na bağlanmıtır.
701878 yılına kadar Erdek Kazası dâhilinde kalanGönen, 1878 yılında Erdek‟den ayrılarak Bandırma Kazası‟na dâhil edilmitir.
71Diğer taraftan, 1877-1878 OsmanlıRus Harbi neticesinde Rumeli‟den gelen muhâcirlerin kasaba ve civarında iskânolunmasıyla Gönen ve havalisinin nüfusu bir hayli artmıve bu durum kasabanın birdenbire gelimesineyol açarak Gönen Nahiyesi‟nde kaymakamlık tekilini gerektirmitir. 1882 yılında Gönenli bir kısım ahalitarafından Gönen‟de kaymakamlık tekili için bavuru yapılmıfakat kaymakamlık tekil edilecek dahamühim nahiyeler bulunduğu ve hâl-i hazır durumun buna müsaid olmadığı gerekçesiyle reddedilmitir.72 
Kısa bir süre sonra Gönen ahalisi isteğine kavumuve 1882 yılı sonlarına doğru 16 Kasım 1882'de(Hicri 5 Muharrem 1300) tarihinde Gönen, Hüdavendigâr Eyaleti‟ne bağlı Karesi Vilâyeti dahilindekiüçüncü derece kazalardan birisi olmutur.
73B - Kazadaki İdarî Tekilâtlanma:
 Tanzimat sonrasında tekil edilen yeni statüye göre kazanın en yetkili amiri kaymakam olup, kazanınmülkiye, maliye ve zaptiye ilerinin yürütülmesinden sorumluydu.
74 Buna ilaveten kaymakambakanlığında bir idare meclisi oluturulmuve bu meclis mülkiye, maliye, zaptiye, tahsiliye, nafia, tapu veziraâte dair ilerin yürütülmesiyle görevlendirilmitir.

Belediye Meclisleri ise reis bakanlığındaki altı üyeden olumakta ve kazanın imar denetimi, yol vekaldırım çalımaları, su yollarının bakımı, memleketin düzen ve temizliği, ulaım hizmetleri ile yangıntulumbalarının hazırlanmasını sağlamakla görevliydiler.
76Kazanın hukuk ileri ise naibin bakanlığındaki Bidayet Mahkemesi‟ne bırakılmakta, diğer taraftanda kadıların bakanlığındaki ier‟iyye Mahkemesi‟de varlığını sürdürmekteydi.
77Öte yandan kazada Nafia, Maârif, Muhacirîn, Ziraat, Sanayi ve Ticaret gibi özel ihtisas komisyonlarımevcut olup, bunlar asıl yerel ilerin yürütülmesi ile yükümlüydüler.
78Mal Müdürlüğü ve Tapu Kalemiyine kendileri ile ilgili ilere bakmaktaydılar. Reji idaresi ise tütün üretiminin denetlenmesi iindensorumluydu.
Zaptiye Dairesi ve Redif Taburları kazanın güvenliğini sağlamaktaydılar.
 Kazadaki idarî tekilâtlardan bu ekilde kısaca bahsettikten sonra Gönen‟dekaymakamlık tekiliyle birlikte oluturulan idarî birimler unlardır:
79
 
-Kaza idare Meclisi
- Belediye Dairesi
- Nüfus idaresi
 -Mal Müdürlüğü
-Ziraat Odası
 -Ticaret Odası
 -Sanayi Odası
-Zabıta Dairesi
 -Redif Taburu
-Tapu Kalemi
-Orman idaresi - Nafia Komisyonu
-Düyun-ı Umumiye idaresi
 istatistik Komisyonu
- Muhacirîn Komisyonu
 -Maârif Komisyonu
 -Reji idaresi
 Ziraât Bankası iubesi
 -Tahsilât Komisyonu
 -Tedârik -i Vesait-i Nakliye-i Askeriyye Komisyonu

-Telgraf ve Posta idaresi
-Bidâyet Mahkemesi-ier‟iyye Mahkemesi

80 C - İdarî Görevliler:1-) Mülkî Amirler:Kazanın baŞında en büyük mülkî amiri olarak kaymakamın bulunduğunu ve kazanın mülkiye, maliye,zaptiye iŞlerini yürüttüğünü daha önce belirtmiŞtik. Kaymakamın asıl manası "makamın yerine geçen" olup1842‟lerde sancaklarda en büyük mülkî amir için kullanılmıŞ, 1864
-sonra ise mutasarrıfvekili manasıyla kazalarda kullanılmıŞ ve bu anlamıyla günümüze kadar gelmiŞtir.
81Buna göre Gönen‟de
1882-1922 seneleri arasında görev yapmıŞ bulunan kaymakamlardan tespit edebildiklerimizin adları vegörev yılları Şöyledir:8

1882-83 Mehmet Bey

1883-86  Mahmud Celaleddin Bey
1886-89  Mehmed Tevfik Bey1
1889-91  Ahmed Bey1
1891-95  EŞref Efendi
1895-1901 Hacı Tahir Efendi
1901-04 Rıza Bey
 1904-05 Süleyman Rauf Efendi
 1905-07  Mehmed Memduh Efendi
 1907-08  Mehmed Vehbi Efendi ( Vekil olarak)
1908-09  Halil Sami Efendi
1909-10  Kamil Efendi
1910-12  Hüseyin Hacim Bey
 1912-13  Fuad Bey84 Cemal Bey
1913-14  Cemal Bey

1914-15  Azmi Bey - vekil

1915-16 İbrahim Ethem

1916-17 Refet Bey ,Nazım Bey ,Sait Bey

1917-18 Fuat Bey

1918 yılından sonra Gönen‟de kaymakamlık yapan fakat görev baŞlayıŞ ve bitiŞ tarihlerini tespit edemediğimiz kaymakamların sırasıyla isimleri Şöyledir :

ÇERKEZ TEVFİK BEY -88

ALİ MUNİS BEY

KADI SEYYİD OSMAN REMZİ -vekil olarak-

2-) Belediye Reisleri:

Belediye reisleri her sene yinelenen seçimler sonucu iŞbaŞına gelmekte ve kazanın altyapı, ulaŞım vetemizlik iŞlerini yürütmekle görevlidirler. Buna göre Gönen Kazası‟nda 1887-1922 yılları arasında görev yaptığını tespit edebildiğimiz belediye reislerinden bazıları ve görev yılları Şöyledir.9

1887-94  Halil Kamil Efendi1
894-95  Salih Sadi Efendi1
895-96 ?

1896-1900  Filibeli Mustafa Efendi

1900-04  Hacı Ahmed Ağa
1904-06 Osman Efendi
1906-10  Osman Nuri Efendi
1907-13 ?
1913-14Hasan Bey (91)

1914-15Osman Bey (92)

 1915-18 ?

 

1918 yılından sonra görev yaptığı tespit edilebilen belediye reislerinden bazılarının isimleri sırasıyla Şunlardır 93

Berber Ahmed Usta
Hüseyin ÇavuŞ
 
Çerkez Tevfik Pehlivan
 Hasan Bey ( Vekil olarak )

3-) Muhtarlar:
Türk taŞra idaresinin temel birimlerinden biri olan muhtarlık örgütünün ilk defa kurulması II. Mahmuddevri ıslahatları neticesindedir.
 Bu teŞkilâtın ilk defa taŞradaki halkı âyanın zulmunden kurtarmak içinâyanlık teŞkilâtının yerine kurulduğu bilinmektedir.
94Mahalle veya köyün tanınmıŞ, iyi huylu ve sözügeçer sakinleri arasından seçilen muhtarlar bulundukları yerin asayiŞini sağlamakla yükümlüdürler. Bunun yanında Şer‟iyye mahkemelerinde Şahidolarak da bulundukları Şer‟iyye sicil kayıtlarından anlaŞılmaktadır.
 Yine sicil kayıtlarında geçen "... karyesi muhtar-ı evveli" ve "... karyesi muhtar -ı sanisi" ifadelerinden anlaŞıldığı üzere köy ve mahallelerde ikimuhtar bulunmaktadır.
95Ayrıca muhtarların yanında iŞlerinde yardımcı olmak maksadıyla ihtiyar heyetleride bulunmaktadır.
 4-) Diğer Görevliler:
 Nahiyelerinde belediye teŞkilâtı bulunmayân96Gönen‟de nahiyeler müdür tarafındanyönetilmektedir.97
 Nahiye müdürleri mahâllin ahâlisinden olub vilayet tarafından tayin edilir. Kendisinin 25yaŞını geçmiŞ, okur -yazar ve Osmanlı tebâsından olması gibi Şartların yanında mahkumiyeti bulunmamasıda gereklidir. Ayrıca nahiyelerde müdüre ilaveten bir de nahiye meclisi bulunmaktadır.TaŞra idaresinde diğer önemli bir unsur olan imamlar özellikle köylerde etkili olmuŞlardır. Bir takımresmî iŞlerin yürütülmesinde imamların önemli rolü bulunmaktadır. Bunun yanında Şer‟iyyemahkemelerinde imamların da Şahid olarak bulunduğuna dair sicillerde pek çok kayıt vardır. İmamların tayini sırasında göze çarpan önemli özelliklerden birisi imam öldükten sonra yerine oğlunun atanmasıdır.Eğer imamın oğlu reşid değilse, bir başkası imamın oğlu reşid oluncaya kadar vekâleten imamlık görevine  tayin edilmektedir.98 İmamlar maaşlarını câminin bağlı bulunduğu vakıflardan veya câmiye vakfedilen paralardan alırlardı.

 

II. BÖLÜM
 
NÜFUS, YERLEiiM BiRiMLERi VE MUHACiRLERiN iSKANI
 
XIX. yüzyılın ortalarına yaklaştığımızda altı yedi mahalleden müteşekkil küçük bir kasaba olanGönen, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kafkasya ve Rumeli‟den göçlere mâruz kalarak kısa birsüre içerisinde aşırı bir gelişme göstermiştir. Kafkasya ve Rumeli‟deki savaşların neticesi olarak Gönenve civarına gelmiş bulunan muhâcir topluluklarının iskânıyla mevcud yerleşim yerleri büyümüş ve bunlarailave olarak yeni yerleşim birimleri teşekkül etmiştir.
  A -Nüfus:
 Gönen‟in 1882 ile 1922 yılları arasındaki nüfusuna ait en sağlıklı bilgileri muhtelif tarihlerdeki nüfustahrirlerinden ve vilayet salnamelerinden edinmekteyiz. Lakin bu k aynaklardan aynı zamana ait olanların bazıları farklı rakamlar vermektedir. Bu durum kaza dahilindeki iç-dış göçlerden ya da nüfus tahrirlerininsağlıklı ve düzenli bir şekilde yapılamamasından kaynaklanmaktadır. Gönen‟in incelediğimiz dönemlerdeki nüfusu ile ilgili olarak en iyi bilgiler 1892, 1898, 1919 yıllarınaait nüfus tahrirlerinde yer alır. Bu tahrirler kaza dahilindeki mahalle ve köylerin isimlerini belirtmeleriaçısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Ayrıca vilayet salnamelerinde de nüfus ile ilgili ayrıntılı bilgilermevcud olup incelediğimiz dönemde nüfusa dair bilgiler şöyledir:
 1880 yılında Bandırma Kazası dahilindeki nahiyelerden biri olan Gönen Nahiyesi‟nin nüfusu 819‟u Rum, 5214‟ü müslüman olmak üzere toplam 6.033 kişidir.

99 Vilayet salnamesinde belirtilen bu nüfus sadece erkek nüfusudur. Bir bu kadar da kadın nüfusun olduğunu düşünürsek toplam nüfusun 12.000 ile13.000 kişi arasında olması gerekmektedir. Gönen‟in nüfusunda bu tarihlerden itibaren büyük artışlar görülür ki bunun nedeninin göçler olduğunu daha önce belirtmiştik.
 Gönen‟in kaza olduktan sonraki nüfusuna ait ilk bilgiyi 1887-1888 yıllarına rastlayân vilayetsalnamesinden öğrenmekteyiz. Bu salnameye göre toplam nüfus 1.409‟u gayrimüslim olmak üzere19.399 kişidir.
1001892 yılında düzenlenmiş Gönen Kazası‟na ait bir nüfus tahriri bulunmaktadır ki bu tahrire göre kazadahilinde 11 mahalle ve 71 köyde toplam 5.472 hane bulunmaktadır.Bu tahrirde belirtilen nüfusun cemaâtlara göre dağılımı şöyledir 

                       (erkek,kadın,toplam)
Müslüman     11.576 - 10.983 - 22.559
Rum              799 -760 -1.559
Ermeni           9 -12 - 21
Bulgar            4 -3 -7
Yahudi           3 - 5 - 8
Toplam        12.391 - 11.763 - 24.154

Miladi 1892-1893 yıllarına rastlayân vilayet salnamesi ise aynı tarihteki nüfus tahririnden farklı rakamlar vermektedir. Bunagöre kaza dahilinde 75 köy ve 4.966 hane mevcud olup toplam 23.459ahali bulunmaktadır.102Aynı tarihdeki iki kaynağı karşılaştıracak olursak 1892 tahririnde belirtildiğinegöre kaza dahilinde 71 köy ve 5.472 hane bulunmakta iken, vilayet salnamesine göre ise kazada 75 köyve 4.966 hanenin bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca tahrirde genel nüfus 24.154 olarak belirtilirken,salnamede bu rakam 23.459‟dur. Aradaki fark muhtemelen göçler nedeniyle sürekli değişen köysayısının sayımlara düzgün bir şekilde yansıtılamamasından kaynaklanmaktadır. 101

Miladi 1892-
1893 yıllarına rastlayân vilayet salnamesi ise aynı tarihteki nüfus tahririnden farklı rakamlar vermektedir. Bunagöre kaza dahilinde 75 köy ve 4.966 hane mevcud olup toplam 23.459ahali bulunmaktadır.
102Aynı tarihdeki iki kaynağı karşılaştıracak olursak 1892 tahririnde belirtildiğinegöre kaza dahilinde 71 köy ve 5.472 hane bulunmakta iken, vilayet salnamesine göre ise kazada 75 köyve 4.966 hanenin bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca tahrirde genel nüfus 24.154 olarak belirtilirken,salnamede bu rakam 23.459‟dur. Aradaki fark muhtemelen göçler nedeniyle sürekli değişen köysayısının sayımlara düzgün bir şekilde yansıtılamamasından kaynaklanmaktadır.

 1897 yılında yayınlanmış olan Şemseddin Sami‟nin
 Kamûs-ül âlâm adlı eserine göre ise kazamerkezi olan Gönen‟de 680‟i Rum gerisi Müslüman olmak üzere 5.370 nüfus, kaza dahilinde ise2.802‟si Rum geri kalanı Müslüman olmak üzere toplam 38.800 nüfus bulunmaktadır. 105 Lakin Şemseddin Sami‟nin kazanın genel nüfusuna dair belirtmiş olduğu sayı oldukça abartılı olup bu rakamı hangi kaynağa dayânarak verdiği hakkında bir bilgimiz yoktur.

Bu eserin basıldığı 1897 yılından bir yıl sonra, 1898 yılında düzenlenmiŞ Gönen‟e ait bir nüfus tahriri bulunmaktadır. Bu tahrirde gayrimüslim cemaâtın nüfusu ayrıca belirtilmeyerek kaza dahilindeki genelnüfus belirtilmiŞtir. Bunun yanısıra köylerin kaza merkezine yaya olarak uzaklıkları verilmiŞtir. Ayrıcatahririn sonunda Gönen Kazası‟na ait bir harita bulunmaktadır. Fakat bu harita üzerinde bir çok köyünyeri belirtilmemiŞ yeri belirtilen köylerin çoğuda hatalı yerleŞtirilmiŞtir. Bu tahrirden öğrendiğimiz nüfusadair bilgiler Şöyledir: 106

13.722 Erkek, 13.174 Kadın TOPLAM 26 896

1897-1898 yıllarını içeren vilayet salnamesi ise bu iki kaynaktan farklı bir rakam ortaya atmaktadır.Buna göre:107

ERKEK- KADIN TOPLAM

Müslüman 13.355 -12.862- 26.217

Rum  849 -813- 1.662

Ermeni  9 -12- 21

Bulgar  4-3 -7

Yahudi 3- 5- 8
Kıptî ? ? 1

  ERKEK 13.355 KADIN 12.862 TOPLAM 28.903

Cumhuriyet dönemi nüfusuna ait ilk bilgiler 1926-1927 yıllarını içeren devlet salnamesinde bulunmaktadır. Buna göre kazada 21.166‟sı kadın, 20.978‟i erkek, toplam 42.144 kiŞi vardır.116 Bütün bu bilgiler ıŞığında belirli tarihlerdeki genel nüfusa bakacak olursak ortaya Şöyle bir tablo çıkmaktadır:

**

Görüldüğü üzere nüfusta yıldan yıla devamlı bir artış söz konusudur. Bu artışın en büyük nedenigöçlerdir. Bunun yanısıra, vilayet sınırlarında yapılan değişiklikler ve köy sayısının artması da nüfusunartışına neden olmuştur.
  Nüfusun büyük çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu Gönen‟de az sayıda gayrimüslim bulunmakla beraber bunun büyük çoğunluğunu Rumlar oluşturmaktadır. Bunun yanısıra Ermeni, Yahudi ve Bulgarlarda gayrimüslim tebaâ içinde küçük bir azınlık teşkil etmektedirler. Bunlara ilâveten kaza dâhilinde Kıptîlerde bulunmaktadır. Yakın zamana kadar gayrimüslim nüfusun varlığı kazanın İlkçağ‟dan beri var olması ilealakalı olmalıdır.
117Gönen, son asır içinde, Kafkasya ve Balkanlar‟dan gelen göçmenlerin yanısıra muhtelif etnikkökenlere mensup zümrelerin de bu civara yerleşmesi suretiyle heterojen bir manzara arz etse de değişikzümrelere mensup bu insanlar arasındaki birlik ve dayânışma bize Gönen bölgesinde dinamik birkültürleşme ve etkileşme hadisesinin cereyan ettiğini göstermektedir .11

B -
 
Yerleşim Birimleri:
 
Gönen ahalisinin heterojen bir manzara arzettiğini daha önce söylemiŞtik. Gerçekten de kazadahilinde, asıl yerli halkın ikâmet ettiği ve manav diye nitelenen mahaller, göçmen Türk aŞiretlerinin iskânedilmesi sonucu oluŞmuŞ yörük diye nitelenen mahaller ve bunlara ilâveten muhtelif zamanlarda kazayagöç etmiŞ bulunan Rumeli Türkü, Pomak, Gürcü, Çerkez, Tatar ve az sayıda Kazak nüfusun iskânedildiği mahaller bulunmaktadır. Kazada iskân olunan göçmenlerin en önemli özellikleri Müslüman veSünnî olmalarıdır. Bu yüzden dinî birlik etkili bir iletiŞim aracı olmakta ve Türk, Gürcü, Çerkez, Pomakköylerinin bir arada bulunmasını kolaylaŞtırmaktadır.
119
 
incelediğimiz yıllarda Gönen‟in mahalle, nahiye ve köylerinin isimleri Şöyledir:
 
1-) Mahalleler:
 Nahiye olduğu zamanlarda altı yedi mahallesi mevcud olan Gönen‟de mahalle sayısı göçler sonucuartmıŞtır. Bu zamana ait mahallelerden Rumların oturdukları mahalleler hariç diğer mahalleler bugün deaynı isimler altında varlıklarını sürdürmektedirler. Rumların oturdukları mahalleler ise Millî Mücadelesonrasında, bunların Yunanisatan‟a göç etmesi nedeniyle boŞalmıŞ ve buralara Türkler yerleŞtirilmiŞtir.
 
Buna göre nefs
-
i Gönen‟de XIX. yüzyılın ortalarından önce var olan mahalleler Şunlardır:
 
·Akçaali Mahallesi
 
·ÇarŞı Mahallesi
 
·KurŞunlu Mahallesi
 
·Malkoç (oğlu) Mahallesi nam
-
ı diğer Beğalanı
120
 
·Rüstem Mahallesi
 
·Yanık Mahallesi
 
XIX. yüzyıl sonlarında teŞekkül eden mahalleler ise Şunlardır:
 
·Çerkez Mahallesi (Gündoğdu Mahallesi)
 
·Osmanpazarı
Mahallesi
·Plevne Mahallesi
 
·Tırnova Mahallesi
 
·Yeni Mahalle namı diğer ReŞadiye Mahallesi
 
Gayrimüslimlerin oturduğu mahalleler ise Şunlardır:
 
·KurŞunlu Rum Mahallesi
 
·Malkoç Rum Mahallesi
 
·Kıptî Mahallesi

2-) Nahiyeler:
Gönen‟de kaymakamlık teşkilindensonra bilinen ilk nahiye tespitlerimize göre Balya‟dır 121
  Kısa birsüre sonra Balya kazaya tahvil olarak Gönen‟in nahiyesi durumundan çıkmıştır.1892 yılına ait salnamede ise Gönen‟in nahiyesi olmadığına dair bir kayıt mevcuddur.
122Aynıtarihteki nüfus tahririnde de nahiye olarak herhangi bir yerin adının geçmemesi bu kaydı doğrulamaktadır. 
1898 yılına ait tahrirde ise Gönen‟in Sarıköy ve Karasuçam Köylerinin nahiye merkezi olduklarınıgörmekteyiz. Bu tarihte Sarıköy Nahiyesine bağlı 14 köy , Karasuçam Nahiyesine bağlı 10 köy bulunmaktadır.
 1919 yılına kayıtlı olan tahririn Tahrir-i âtikkısmından anlaşıldığına göre Sarıköy Nahiyesimevcudiyetini devam ettirirken, Karasuçam Nahiyesi 1910‟lu senelerde Taban Nahiyesine ilhakolunmuştur.
123Bu tarihte Sarıköy Nahiyesine bağlı 16 köy, Taban Nahiyesine bağlı 10 köy vardır. Birsüre sonra Edremid Kazası‟ndan ilhak olunan köylerle birlikte Taban Nahiyesi dahilindeki köy adedi29‟a yükselmiştir.
 Günümüzde ise Gönen‟in belediyesi olan tek nahiyesi Sarıköy‟dür. Bununyanısıra Buğdaylı veTütüncü adlı iki nahiye merkezi vardır.
3-) Köyler:
Gönen‟e dahil olan köy adedi vilayet dahilindeki idarî düzenlemeler ve sürekli iskan dolayısı ile yıllaragöre farklılıklar göstermektedir. Belirli yıllardaki köy adedi şöyledir:

Yıllar -Aded
 1891 71
1897 68
1917 93
1927 96
1932 84
1962 94
1981 88

Buna göre kazadaki köylerin % 19.3‟ü yol boyu, % 67‟si toplu, % 10.2‟si dağınık, % 3.5‟i seyrekköy tipi olup, bunların % 19‟u ovada, % 47‟si sırtta, % 6‟sı vadide, % 28‟i etekte konumlanmış ve % 5‟idağ, % 17‟si orman bitişiği, % 19‟u orman içi, % 11‟i ormana on kilometre mesafede ve de % 1‟i sahilköyüdür.
 Köylerin sosyal durumlarına gelince, XIX. yüzyıldan önce Gönen‟i de içine alan bölgede yerligöçebeler çoktu. Bunların bir kısmı XVI-XVII. yüzyılda Rumeli‟ye göçürülmüş, bir kısmı da XIX.yüzyılda Hüdavendigâr Vilayeti valiliği yapmış olan Ahmed Vefik Paşa‟nın gayretleriyle yerleşik hayatageçirilmiştir. Bu köyler
 yörük köyleri olarak nitelendirilmektedir. Yerli ahalinin oturduğu köyler ise manav köyleri olarak nitelendirilir. Geri kalan köylerin çoğu ise göçler neticesinde teşkil etmiş Gürcü,Çerkez, Pomak ve Rumeli Türklerinin iskan edildiği köylerden oluşmaktadır. Bunlara ilâveten Rumlarında
 kendilerine ait köyleri vardır. Ayrıca Asmalıdere, Alâaddin, Yortan ve Tuzakçı köylerinde de Rumlarınikamet ettiği şer‟iyye sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.
 Gönen‟in üzerinde durduğumuz tarihlerdeki köyleri ve nüfusları hakkındaki bilgiler alfabetik sırayagöre şöyledir:
126
 
1-)Akçapınarı :
 
Akçapınarı Kâdim ve Akçaoba adı ile de zikredilmektedir. Gönen‟in en eskiköylerinden olup bugün aynı isimle merkez kazaya bağlıdır.

2-)Akçapınarı Hamidiye :

1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında gelenler tarafından kurulmuşmuhacir köylerindendir. Corcu Çiftliği adıyla da anılır. Bugün Yeni Akçapınar adıyla merkez kazaya bağlıdır.

3-)Alaâddin :

Gönen‟in en eski köylerindendir ve merkez kazaya bağlıdır. Bu köy halk arasındaAlamadın adıyla da bilinmekte ve bu bir hikayeye dayândırılmaktadır.

127Fakat bu köyün tarihi beşyüzsene kadar eski olup o zamanki adı yine Alâaddin‟dir.

128Ancak XIX yüzyıl ortalarına ait tarihi belirsiz bir temettuat defterinde bu köyün adı Alemeddin ( ) olarak geçmektedir.

129Bu kayıttan anlaşıldığıüzere Alamadın adı, Alemeddin adının zamanla halk arasındaki telaffuzunun değişerek Alamadın şeklinedönüşmesinden kaynaklanmaktadır.

Ninem Hanife Nizamoğlu'nun anlattığı bu hikâyeden hatırımda kalan şöyledir: Vaktiyle bir baba ile oğul bu civaraasker toplamak için gelmişler. Fakat savaşlardan bıkmış olan halktan kimse askere gitmeye yanaşmamış. Oğul uzunsüre dolaştıktan sonra asker toplayamayınca babasının bulunduğu tarafa doğru “Babam Yaka” halktan asker alabildinmi diye bağırmış. Babası ben alamadım, sende mi "Alamadın"diye sormuş. Bunun neticesinde karşılıklı iki yamaçta bulunan bu köylerden birinin adı "Alamadın", diğerinin adı "Babayaka" olarak kalmış.

4-)

 Alacaoluk : Günümüzdeki adı da Alacaoluk‟dur. Nüfusuna dair ilk bilgi 1917 senesine aittahrirde bulunmaktadır. 267 kişi

5-)Asmalıdere :

Günümüzde de aynı adı taşımaktadır. 1917 nüfus 856

6-) Atgölcüğü Emirler:

Kaynaklarda Gölcük, Yapağlı Oba adıyla da zikredil-mektedir.

Günümüzdeki adı Atgölcük‟tür. 1892 nüfus 102

7-)Atıcıoğlu Obası:Günümüzdeki adı Atıcıoba‟dır. Bu köyün yakınında eski bir kasabanıntemelleri mevcud olup bir de kale harabesi bulunmaktadır.

8-)Ayvacık:Günümüzdeki adı Tütüncü olup aynı zamanda nahiye merkezidir.

9-)

 

 Ayvalıdere:

Üzerinde durduğumuz dönemde Sarıköy Nahiyesi‟ne bağlı olan bu köy günümüzdeaynı ad ile mevcuddur

0-)

 

 Babayakası:

iimdiki adı Babayaka‟dır. Köy civarında granid kayadan yapılmış bir harabemevcud olup Bizans döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Lakin son zamanlarda bakımsızlıktandolayı yavaş yavaş yıkılmaktadır.

11-)

 

 Bakırlı çiftliği:

1892 yılına ait tahrirde diğer adı olarak Selimiye adı geçer.

13

12-)

 

 Balcı:

Günümüzdeki adı Balcıköy‟dür.

13-)

 

 Balcıdedesi:

 

Kırım‟ın Bahçesaray ahalisinden olan göçmenler tarafından kurulmuştur.Günümüzde Balcıdede veya Dedeköy adıyla zikredilmektedir

14-)

 

 Bayramiç:

Günümüzde de aynı adı taşımaktadır.

15-)

 

 Beyoluk:

 

Günümüzde aynı adı taşımaktadır.

16-)

 Burunoran:

1892 ve 1898 tahrirlerinde bu köyün ismi geçmekte ve Karasuçam Nahiyesidahilinde bulunmaktadır. Lakin günümüzde Gönen sınırları içinde bu isimde bir köy mevcud değildir.

17-)

Çakır(oğlu) Obası:

Günümüzdeki adı Geyikli‟dir.

8-)

 

Çakmak Oba:

Günümüzde Çakmak adını taşımaktadır.

9-)

 

Çal(ı) Oba:

 

Türkmen ve Çerkez olmak üzere iki kısımdan oluşan bu köyün; Türkmen kısmınınşimdiki adı Çalıoba, Çerkez kısmının şimdiki adı ise Taştepe‟dir.

20-)

 

Çam Obası:

 

Günümüzde Gönen Kazası dahilinde bu isimde bir köy mevcud olmayıpmuhtemelen bu köy Yenice Kazası dahilindeki Çamköy‟dür.

21-)

 

Çıkmış Obası:

 

Sarıköy Nahiyesi‟ne bağlı bu köyün günümüzdeki adı Çığmış‟tır. Köy ahalisi buadın ağaçların haşmetinden kaynaklandığını söylese de köyün adının obadan geldiği anlaşılmaktadır.

13

22-)

 

Çınarpınar(ı):

Günümüzdeki adı Çınarpınar‟dır 

23-)

Çiftlik Alanı:

Günümüzdeki adı Çiftlikalan‟dır.

24-)

 

Çoban Hamidiye:

Çoban veya Çobanlar adıyla da zikredilen bu köy günümüzde Çobanköy

diye bilinir

25-)

Çukur maa Canbaz:

Çukuroba ve Canbazoba‟larından oluşan bu köy günümüzde Canbazadıyla bilinir.

26-)

 Dızman:

Günümüzdeki adı Güneşli‟dir.

27-)

 Dumanalanı Hamidiye:

Gönen Aladağ Ormanı‟nın Dumanalanı mevkiînde Bulgaristan‟dangöç eden muhacirler tarafından kurulan bu köy bugünde aynı adla mevcuddur.

 28-)

 Ekşidere:

Günümüzde aynı adla bilinmektedir.

 29-)

 

 Elbeslik Rum Köyü:

 

Ahalisi Rumlardan oluşan bu köy günümüzde halk arasında Elbizlik olarak bilinir. iimdiki adı Hafız Hüseyin Bey‟dir. Bu köyde yaşayân Rumlar'ın Milli Mücadele sonrasındaYunanistan‟a göç ettiği söylenmektedir. Köyün şimdiki ahalisi Pomaktır. Köyde, Rumlardan kalma kilise bugün hala ayakta olup son zamanlara kadar ahır olarak kullanılmışsa da şu anda boşaltılarak temizlenmiş bir durumdadır.

133

30-)

 Erikli Çakmak:

Günümüzdeki adı Erikli‟dir.

31-)

Gaybular:

Günümüzde aynı adla bilinmektedir.

32-)

Gelgeç:

Günümüzde aynı adla

 bilinmektedir.

33-)

Gökçesu:

Çırpan ve Osmanpazarı adlı iki mahallesi vardır.

34-)

Gündoğan Çiftliği:

Günümüzdeki adı Gündoğan‟dır

35-)

 Hacı Menteş Dede:

 

Bu köyde XIX. yy. sonlarına kadar bir zaviye mevcud olup köyün adı büyük ihtimalle bu zaviyeden g

elmektedir.

36-)

 Hacı Veli Obası:

 

Günümüzde Hacı Veli Oba veya Obaköy adıyla zikredilmektedir.

37-

 )

 Hasan Bey Çiftliği:

Kaynaklarda Pomak Hasan Bey Köyü adıyla da geçen bu köy ahalitarafından Pomakköy diye de adlandırılır. Günümüzdeki adı Hasanbey‟dir.

38-)

 

 Hodul:

Günümüzde aynı adla Gönen‟e bağlı köylerdendir.

39-)

 Ilıcak Boğazı:

 

Günümüzdeki adı Ilıcak‟tır.

40-)

 Ilıca Oba:

Bir diğer adı Çayoba olan bu köyün günümüzdeki adı Ilıcaoba‟dır

41-)

 İncirli:

 

Rumeli‟den göç eden muhacirler tarafından kurulan bu köy bugün aynı adla

zikredilmektedir.

42-)

 Kalfa:

 

Günümüzdeki ismi Kalfaköy‟dür.

43-)

 Karaağaçalanı Çerkez ve Türkmenleri:

Ahalisini isminden anlaşıldığı gibi Türkmen veÇerkezlerin oluşturduğu bu köy günümüzde Karaağaçalan adıyla bilinmektedir

44-)

 Karalar Çiftliği:

 

Günümüzde aynı adla bilinmektedir.

45-)

 Karasu Çam:

 

XX. yy. başlarında bir süre Gönen‟in nahiyesi durumunda olan bu köy merkezidahilinde 10 köy bulunuyordu. Daha sonra Taban Nahiyesi‟nin teşkil edilmesinden sonra beraberindekiköylerle birlikte Taban Nahiyesi‟ne ilhak olunmuştur. Günümüzde Karasu adıyla Yenice Kazası hududları

 dahilindedir.

45-)

 Karasu Çam:

 

XX. yy. başlarında bir süre Gönen‟in nahiyesi durumunda olan bu köy merkezidahilinde 10 köy bulunuyordu. Daha sonra Taban Nahiyesi‟nin teşkil edilmesinden sonra beraberindekiköylerle birlikte Taban Nahiyesi‟ne ilhak olunmuştur. Günümüzde Karasu adıyla Yenice Kazası hududları

 dahilindedir.

47-)

 Kavak :

Günümüzdeki adı Buğdaylı‟dır. Rivayete göre bu köy vaktiyle bir paşanın çiftliği imiş.Buna göre köy, uzun süre bu paşada kaldıktan sonra nihayet civardaki arazisi olmayan köylülere satılmışve bu suretle Kavak Köyü meydana gelmiş.

134

48-)

 Kavakalanı:

 

Günümüzde aynı adla bilinmektedir.

49-)

 Kavak maa Kaplan:

Kavakoba ve Kaplanobalarından oluşan bu

 

köy bugün Kaplanoba adınıtaşımaktadır.

50-)

 Kavakoba:

Günümüzde aynı adla bilinmektedir.

51-)

 Keçeler:

 

Günümüzde aynı adla anılmaktadır

52-)

 Keçideresi Çerkez:

Keçideresi üzerinde kurulmuş olan bu köyün ahalisini, 1876 Osmanlı

-Rus

Harbi sonrasında Kafkasya‟dan gelmiş bulunan Çerkezler oluşturmaktadır. Çerkezlerin "Ubuk" koluna

mensupturlar.

135

 

Milli Mücadele sırasında çıkan isyanlara bu köyden de katılan olunca, Milli Mücadelesonrasında köy ahalisinin bir kısmı Anadolu‟nun çeşitli yerlerine sürgüne gönderilmiştir. iki yıllık sürgünhayatından sonra köylerine geri dönen ahali köyü yeniden kurmuştur. Bunların yanında az sayıda Rumeliligöçmenin iskanı ve çevre köylerden yerleşenlerle nüfusu hızla artmıştır.

136

 

iimdiki adı Dereköy‟dür.

53-)

 Keçideresi Yörük:

Keçidere üzerinde kurulmuş bulunan diğer bir köydür.Günümüzdeki adıKeçidere‟dir

54-)

 Koreş:

Günümüzde Ballıçay adıyla Yenice Kazası dahilinde bulunmaktadır.

55-)

 

 Koru Değirmeni Çiftliği:

Diğer adı Ümraniye

137

 

olan bu köy Rumeli muhacirleri tarafındanteşkil edilmiştir. Günümüzdeki adı Korudeğirmen‟dir. Nüfusuna ait bilgi köyün teşkiline ait vesikada bulunmaktadır.

138

56-)

 Körpeağaç:

Günümüzde aynı adla bilinmektedir.

57-)

 Köteyli ( Köteğli):

Günümüzde de aynı adla mevcuddur.

58-)

 Kuduzlar Obası:

 

Günümüzde bu adla Gönen dahilinde bir köy mevcud olmayıp bu köymuhtemelen Yenice Kazası dahilindedir.

58-)

 Kuduzlar Obası:

 

Günümüzde bu adla Gönen dahilinde bir köy mevcud olmayıp bu köymuhtemelen Yenice Kazası dahilindedir.

60-)

 Küpçıkdığı:

 

Günümüzde aynı adla mevcuddur

61-)

 Mehmed Ali Bey:

 

1917 yılına ait tahrirde Keçeler Mehmed Ali Bey

139

 

adıyla geçen bu köygünümüzde mevcud değildir. Ancak 1917 tahririnde Keçeler Mehmed Ali Bey adıyla kayıtlı olmasındananladığımız kadarıyla bu köy Keçeler köyü civarında olmalıdır. Bu nedenle tahminlerimize göre bugünYukarı Keçeler diye bilinen Çınarlı Köyü olması muhtemeldir

62-)

 Muradlar:

Günümüzde aynı adla mevcuddur 

63-)

Orta Oba:

 

Günümüzde aynı adla mevcuddur

64-)

 Paşa Çiftliği:

XIX. yy. ortalarına kadar Kırıklar adıyla bilinen köy daha sonra Paşa Çiftliğiadıyla zikredilmeye başlanmış ve bu adıyla günümüze kadar gelmiştir.

65-)

 Pehlivan Hocası:

Ahali arasında

 

Gürcü Babayaka adıyla da bilinen bu günümüzdePehlivanhoca adıyla Gönen‟e bağlıdır.

66-)

Salihiye:

Günümüzde Koçbayırı adıyla bilinmektedir.

 

67-)

Saraçlar:

Günümüzde aynı adla bilinmektedir

68-)

Sarıköy:

Bugün Gönen‟in belediyesi olan tek nahiyesi Sarıköy‟ün tarihi ilkçağa kadaruzanmaktadır. Sarıköy‟ün antik dönemdeki adı Zelaya olup, Homeros ilyada adlı eserinde Zelayaahalisinin çalışkan, ova hayvanlarının da meşhur olduğunu

 belirtmektedir.

140

 

XIX. yüzyılın ortalarından sonra Rumeli‟den gelen göçmenlerin iskanı sonucu gelişen köy bir süresonra nahiye yapılmıştır. Bu dönemde Sarıköy‟ün Fındıklı, Orta, iumnu, Kıptî ve Rum adıyla beşmahallesi ve ondokuz köyü bulunmaktadır.

69-)

Sepetçi:

 

Sepetçi Aşireti‟nin iskanıyla teşkil edilmiş bu köy günümüzde mevcuddur

70-)

Sizi Hasan Bey:

Halk arasında Sızıköy adıyla da bilinen bu köyün günümüzdeki adıArmutlu‟dur.

71-)

Suçıkdığı:

1892 yılına ait tahrirde nam

-

ı diğer Osmaniye olarak belirtilen

141

 

 bu köyüngünümüzdeki adı Suçıktı‟dır

73-)

Şaroluk( Kum Gediği):

Günümüzdeki adı iaroluk‟tur.

74-)

Taban:

Karasuçam Nahiyesi dahilindeki köylerden biri iken 1910

 

yıllarında nahiye yapılarakKarasuçam Nahiyesi‟de buraya ilhak olunmuştur. Günümüzde aynı adla Yenice‟ye bağlıdır.

75-)

Telmustan Bey:

 

Günümüzde bu adla bir köy mevcud olmayıp tahminen bugünkü Taştepe köyücivarındaki köylerdendir

6-)

Turhan Çiftliği:

 

Gönen‟in beş kilometre kadar kuzeyinde kalan bu mevki bugün hala çiftlik

olarak mevcuddur.

77-)

Turblu:

 

Günümüzde aynı adla varlığını devam ettirmektedir.

78-) Tuzakçı: incelediğimiz dönemde Çerkez, Eski Mahalle, Tırnova ve Yenişehir adıyla dört mahallesi mevcud olan bu yine aynı dönemde kaznın nüfusça en kalabalık köyüdür.

79-) Ulukır: Günümüzde aynı adla mevcuddur

80-) Üçpınarı Çakmak: Günümüzdeki adı Üçpınar‟dır.

81-) Yortan: Günümüzdeki adı Bostancı‟dır

1912 senesinde Edremid Kazası‟ından ayrılarak Gönen‟in Taban Nahiyesi‟ne ilhak edilen ancak bugün Gönen dahilinde bulunmayân köylerin isimleri şöyledir:142 ·Beğtan ·Çakır ·Davud ·Dur(Tur) Hasan ·Ilıcabaşı ·inova Bâla ·inova ir ·Karaköy ·Kaynarca ·Küreği ? ( ) Oba ·Kara Duru ·Nevruz ·Sarıçayır ·Sarih ·Seyvan ·Sofular ·Soğucak ·Yenice ·Yolindi 1914 yılında Biga Sancağı‟ndan ayrılarak Gönen‟in Sarıköy Nahiyesi‟ne bağlanan köyler ise sunlardır:143 ·Misakça ·Havutça ·Gebeçınar ·Tahir âbad ·Çifteçeşme ·Dışbudak Ayrıca 1915 yılına ait bir belgede Biga Sancağı ile ilişkisi kesilerek Gönen hududuna dahil olan köyler vardır ki bu belgede köylerin isimleri belirtilmemiştir.144Ancak bu köyler büyük ihtimalle, daha önce isimlerini verdiğimiz köyler olup 1914 yılında Biga‟dan ayrılarak Gönen‟e dahil edilmişlerdir.

C - Muhacirlerin İskanı: Yakın tarihimizin en önemli konularından birisi önce Kırım ve Kafkasya sonra da Balkanlar‟dan Anadolu‟ya Türk göçleridir. Bu göçler XIX. asır başlarında başlamış ve çeşitli nedenlerle günümüze kadar devam etmiştir. Muhacirlerin Anadolu‟ya gelişleri esnasında ve geldikten sonra pek çok sorun ortaya çıkmıştır. Bu sorunların belli başlıları muhacirlere iaşe temini ve iskânları meselesidir. Hüdavendigâr Eyaleti, muhacir iskânlarının en yoğun olduğu bölgelerden olup bilhassa Karesi Vilayeti ve dahilindeki kazalar bu durumdan çok etkilenmiştir. Zaten Gönen, eskiden beri göçmenlerin yerleştiği ve yerleştirildiği bir bölgedir. Öyle ki, Gönen ier„iyye Sicilleri‟ndeki muhtelif kayıtlarından anlaşıldığına göre, kazaya çok önceleri Kıbrıs ve Lazistan‟dan muhacirler yerleşmiş bulunmaktadır. Gönen‟e ülke dışından göçler Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da devam etmiş ve günümüze kadar sürmüştür. Gönen civarında iskân olunan ilk büyük muhacir kitlesini XIX. yüzyılın ikinci yarısında Kırım ve Kafkasya‟dan gelenler oluşturmaktadır. Bilindiği üzere 1853 yılındaki Kırım Harbi‟nden sonra Kafkaslar‟da Rus istilası başlayınca, buralardaki Müslüman ahali Osmanlı Devleti topraklarına kitleler halinde göçe başlamışlardır. Bilhassa 1863-1864 kışında Güneybatı Kafkasya‟da Dağlılar‟ın direnişi Ruslar karşısında çaresiz kalınca yüzbinlerce Kafkas göçmeni Osmanlı memleketlerine akın etmişlerdir. Rus istilasından kaçan bu insanların bir kısmı Anadolu‟ya, çoğu ise Rumeli‟ye Tuna boylarına iskan edilmiştir.145 Tuna boylarına iskan edilenlerin çoğu da 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi neticesinde Anadolu‟ya gelmişlerdir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi, Anadolu‟ya daha büyük bir muhacir kitlesinin gelmesine yol açmıştır. Bu harp neticesindeki göçler, Türk‟ün Avrupa‟dan çekilmesi veya atılması anlamını taşır ve Osmanlı Devleti‟nin Balkanlar‟dan çekilme tarihiyle doğrudan doğruya bağlantılıdır. Balkanlar‟dan Türk Ordusu safha safha çekilir veye atılırken, bunların yanısıra oralardaki yerli Türk kitleleri de yerlerinden yurtlarından sökülmüşler ve dalga dalga Anadolu‟ya göç etmişlerdir.146 Nitekim bu göçler neticesinde Rumeli‟den Anadolu‟ya gelenlerin sayısı çeşitli kaynaklara göre 700.000 kişi ile 1.200.000 kişi arasında değişmektedir. Daha sonra bunların bir kısmı geri dönmüş ise de geriye kalanların büyük çoğunluğu Anadolu‟nun muhtelif bölgelerinde iskân olunmuşlardır. Hüdavendigâr Eyaleti‟nin en çok muhacir yerleştirilen bölgelerin başında geldiğini daha önce söylemiştik. Öyle ki, 1885 yılında bu vilayetteki göçmenlerin sayısı 81.253 kişidir. Bu göçmenlerden 26.263 nüfus ve 6.342 hanesi Rumeli göçmeni, 9.215 nüfus ve 2.147 hanesi Çerkez göçmeni olup, 29.886 nüfus ve 6.609 hanelik göçmen grubu vilayet dahilinde müteferrik olarak yerleştirilmişlerdir. Ayrıca vilayete 1.990 kişilik Pomak muhaciri gelmiştir ki bunların da 15‟i Gönen‟e iskan edilmiştir.147 Ancak bugün kü durumdan anlaşıldığına göre Gönen‟e gelen Pomak muhacirlerinin sayısının binlerle ifade edilmesi gerekir. Çünkü hemen hemen her köyde Pomaklar bulunmakla beraber sadece kendilerinin oturduğu Pomak köyleri de mevcuddur. Öte yandan Hicri 1307 yılına ait vilayet salnamesine göre 8.769 kişilik bir muhacir grubu yine Gönen‟de iskân edilmiştir.148 Gönen‟e bu tarihlerden sonra da göçler devam etmekle beraber gelenlerin sayısına dair rakam tespit edilememiştir. Kazaya gelen muhacirlerin büyük çoğunluğu Bulgaristan, Yunanistan, Kırım ve Kafkasya kökenlidir. Bu durumu geldikleri yerlerin isimlerini iskân olundukları mahallere vermiş bulunmalarından daha iyi tespit edebilmekteyiz. Buna göre muhacir göçleri sonucu teşkil edilen başlıca mahalleler şunlardır: * Çerkez Mahallesi: XIX. yy. sonlarına doğru Kafkasya‟dan gelen Çerkezler tarafından teşkil edilmiştir. Günümüzde bu mahalle, Gündoğdu Mahallesi adıyla bilinmektedir. * Osmanpazarı Mahallesi: Bulgaristan‟ın Osmanpazarı kazasından gelen muhacirler tarafından 1877-1878 yıllarındaki Osmanlı-Rus Harbi sonrasında kurulmuştur. Günümüzde aynı adla mevcuddur. * Plevne Mahallesi: Bulgaristan‟ın Plevne kazasından aynı yıllarda gelen muhacirler tarafından kurulmuştur. Günümüzde aynı adla mevcuddur. * Tırnova Mahallesi: Tırvova Sancağı‟ndan gelenler tarafından kurulmuş olup günümüzde aynı adla mevcuddur. * Reşadiye Mahallesi: Başlangıçta Osmanpazarı Mahallesine merbuten idare olunan Yeni Mahalle‟nin, padişahın adına izâfeten ayrı bir mahalle şeklinde teşkil edilmesiyle 1910 yılında kurulmuştur.149 Muhacir göçleri sonucu teşkil edilen ve muhacir iskân olunan köyler şunlardır: * Balcı Dedesi: Kırım‟ın Bahçesaray ahalisinden olan muhacirînin ellidört hanesi tarafından bu mevkîde 1861 yılında bir köy teşkil edilmiştir.150 * Çıkmış Obası: Daha önce Dumanalanı mevkîne gelmiş bulunan muhacirlerden onbir hanesi 1897 yılında buraya iskân olunmuşlardır.151 * Dumanalanı Hamidiye: Rumeli muhacirlerinden yüzelli hane bu mevkîye gelerek yerleşmiş, ancak bunların bir kısmı Bulgaristan‟a geri dönmüş, otuzaltı hanesi Biga‟ya gitmiş ve onbir hanesi de Çıkmış Obası‟na yerleşmiştir. Geriye kalan yirmiyedi hane tarafından 1897 yılında bu köy teşkil edilmiştir.152 * Erikli Çakmak: Rumeli‟den gelen muhacirler tarafından 1908 yılında teşkil edilmiştir.153 * Gökçesu: Bu köy iki mahalleden müteşekkil olup Çırpan Mahallesi Edirne‟nin Filibe Sancağı‟ndaki Çırpan Kasabası‟ndan gelenler tarafından, Osmanpazarı Mahallesi ise Bulgaristan‟ın Osmanpazarı Kazası‟ndan gelenler tarafından teşkil edilmiştir. Muhacirlerin bu mevkîde iskânı tepkilere neden olmuştur. Özellikle bu mevkîide arazisi bulunan Said Paşa veresesi, burada iskân olunmuş muhacirlerin topraklarına ve mahsullerine zarar verdiklerini iddia ederek zaman zaman köylülerle taşlı sopalı kavgaya girişmişlerdir. 154 * Gündoğan Çiftliği: 1880-1881 yılında, Rumeli‟den göç eden muhacirler iskân edilmişlerdir.155 * Hasanbey Çiftliği: 1894 yılında Rumeli muhacirleri iskân olunmuştur.156 * Hodul: 1904 yılında, Rumeli‟den gelen Pomakların iskânıyla teşkil edilmiştir.157 * İncirli: 1904 yılında Rumeli muhacirlerinin iskânıyla teşkil edilmiştir.158 * Koru Değirmeni Çiftliği nam-ı diğer Ümraniye: Rumeli muhacirlerinden, 1906 yılında Gönen Kazası‟na gelen 76‟sı erkek, 62‟si kadın olmak üzere toplam 138 nüfus ve 31 haneden mürekkeb ahali tarafından teşkil edilmiştir.159 Bunlara ilâveten Dereköy, Ayvalıdere, Karaağaçalanı, Çalıoba, Asmalıdere, Muradlar, Sizi Hasan Bey Köylerinde Çerkezler; Gelgeç, Kavakoba, Körpeağaç, Ulukır, Tahtalı köylerinde Rumeli muhacirleri; Hasanbey Çiftliği, Kavakalan Köyü‟nde de az sayıda Pomak iskân olunmuştur. Ancak bunların ne zaman ve kaç hane olarak iskân olunduklarına dair elimizde bilgi yoktur.

 

iKTiSADi HAYAT

A - Ziraat: XIX. yüzyıl Osmanlı ziraatını incelendiğinde, bu yüzyıldaki ziraî bünye ve işletme usullerinin pek az istisnalarla bugünkünden farklı olmadığı görülür. Öyle ki, o zaman ile günümüz kıyaslandığında ne arazinin tasarruf şeklinde, ne parsellerin genişliğinde, ne de topraktan faydalanma usullerinde derinliğine bir değişmenin mevcud olmadığı görülmektedir.160 Ziraat denilince akla ilk olarak tarım ve hayvancılık gelmektedir. incelediğimiz dönemde kazanın tarım ve hayvancılığına dair en iyi bilgileri salnamelerden edinmekteyiz. Buna göre incelediğimiz dönemde Gönen‟in tarım ve hayvancılığına dair bilgiler şöyledir. 1-) Tarım: XX. yy. başlarında Gönen ahalisinin geçim kaynaklarının başında tarım gelmektedir. Bunun nedeni kaza arazisinin verimli ve ekilebilir topraklardan oluşmasıdır. Özellikle Sarıköy ve Tahirova tarım için uygun sahalar olup, bu ovaların arasından geçen Gönen Çayı, Kocaçay, Keçidere ve bunların kolları vasıtasıyla da su ihtiyacı karşılanmaktadır. 1887-1888 yılına ait salnameye göre kazanın ekilebilen ve ekilemeyen toplam arazisi 116.500 dönüm olup bu arazi içinde 9 çiftlik, 950 bağ, 23 bahçe ve 13.357 tarla bulunmaktadır.161 1906-1907 yıllarına ait salnameye göre kaza arazisinin dağılımı şöyledir:162

Günümüzde ise toplam 30.850 dekarda; tarım yapılan arazinin oranı % 73 (22.430 dekar), çayır ve meraların oranı % 14 (4.300 dekar), ormanlık alanlar % 5 (1.500 dekar) ve kullanılmayân arazi de % 8 (2.620)‟dir.164 Kazada yetişen tarım ürünlerine gelince, iklimin Marmara Bölgesi‟nin genel özelliklerini taşıması ve bu suretle ilkbahar yağmurlarının çok yağması nedeniyle kaza dahilinde hububat ekimi ön plana çıkmıştır. Bunun yanısıra değişik ürünlerinde tarımı yapılmaktadır. Kazada tarımı yapılan başlıca ürünler ve üretim miktarları şöyledir: Hububat: Buğday, arpa, yulaf, çavdar üretimi yapılamaktadır.

Bakliyat: Mısır, darı, kumdarı, bakla, fasulye, nohut, mercimek, börülce, burçak üretimi yapılamakta olup bu ürünlerin çeşitli tarihlerdeki üretim miktarları şöyledir:Kazada bol miktarda soğan ve sarımsak yetiştirilmektedir. Buna ilâveten 1888 yılında 0.7 ton patates ve 312 ton melez üretimi yapılmıştır.174

Sınaî ürünler: ipek böcekçiliği, keten tohumu, tütün. İpek böcekçiliği: ipekçilik, Gönen‟de çok eskiden beri süregelen bir sanat halindedir. Bu nedenle dutluk dikimi ve yetiştirilmesine büyük önem verilmektedir. Üretilen ipeğin büyük kısmı Bursa‟ya gönderilmektedir. 1930‟lardan sonra kazada meyve bahçeciliğinin önem kazanması üzerine dutluklar kesilerek yerlerine meyve ağaçları dikilmiştir. Ancak, ipekböcekçiliği günümüzde Gönen‟de, özellikle de köylerde eskisi gibi olmasa da bir uğraş kaynağıdır. Kazada çeşitli tarihlerdeki ipek üretimi söyledir: 1892 yılında Gönen‟de 2.500 kileden fazla ipek kozası elde edilmektedir ki bu üç tonu aşkın bir miktardır.175 1902 yılına ait rakamlar ise Gönen, Bandırma ve Erdek‟teki toplam üretim olup, 56.758 kg. yaş koza, 19.344 kg. yarı kuru koza ve 4.615 kg. kuru koza elde edilmiştir.176 1904 yılında Gönen‟deki ipek üretimine ait bilgiler şöyledir:1771.604 1.000 2.663 46 124.270

1907-1908 yıllarına ait salnamede ise Gönen, Bandırma ve Erdek‟in 1904, 1905 ve 1906 yıllarındaki toplam üretimi belirtilmektedir. Buna göre bu üç senenin üretimi şöyledir:178 Yıllar

yaş koza- yarı kuru koza -kuru koza

1904 56.758 kg. 19.344 kg. 4.615 kg.

1905 82.013 kg. 28.205 kg. 3.712 kg

1906 121.978 kg. 23.813 kg. 5.284 kg.

1925 yılına gelindiğinde ise Gönen‟de 50.000 kg. civarında yaş koza ipek elde edilmektedir.179 Günümüzde ilçe merkezinde yüz‟e yakın aile ipekböceği yetiştirmekte olup 1993 yılında açılan 100 kutudan toplam 2.000 kg. yaş koza elde edilmiştir.180

Tütün: Duyun-ı Umumiye idaresi‟ni tesis eden Aralık 1881 tarihindeki Muharrem Kararnamesi ile devlet borçlarının ödenmesine karşılık olarak gösterilen gelirler arasında tütün gelirleri de bulunmaktadır. Bunun üzerine tütün gelirlerini tahsil için 1883 yılında Tütün Rejisi kurulmuştur.181 Bu nedenle bu tarihlerden sonra ülke genelinde tütün üretiminin yayıldığı görülmektedir. Gönen‟deki tütün üretimine baktığımızda, XX. yüzyıla gelinceye kadar tütün yetiştirilmesi kaza dahilinde pek sınırlı iken, toprağı terbiye yeteneğinden istifade edilerek 1900‟lü yıllardan itibaren külliyetli miktarda tütün yetiştirilmeye başlanmıştır. Tütün mahsulatının büyük kısmı kazanın ihtiyacını karşılamaya yönelikken, kalan kısmı kaza dışına ihraç edilmektedir.182 1904 yılında Gönen‟de 100.000 okka yani yaklaşık 130 ton tütün üretilirken183, bu miktar 1925 senesinde 2.000 tona ulaşmış ve çok iyi kalitede olduğu belirtilmiştir.184 Tütün üretiminin kazada önemli ölçüde artmasının nedenlerden biri Rumeli muhacirlerinin kazada iskanıdır. Ancak, muhacirlerin zaman zaman kaçak olarak üretime kalkışmaları onları, tütün üretimini denetiminde tutan Reji idaresi ile karşı karşıya getirmiştir. Mesela, 1894 yılında muhacirlerin Hasanbey Çiftliği köyü‟nde ruhsatsız olarak tütün yetiştirdiklerinin anlaşılması üzerine kazanın Reji idaresi kaçak tütünlerin imha edilmesi yönünde karar almış, fakat halk imha için gelen memurlara taşlı sopalı karşı koymuştur.185 Keten tohumu: 1888 yılında 18.900 kile yani yaklaşık 750 ton keten tohumu üretilirken186 daha sonraki kaynaklarda keten tohumu üretimine dair bilgiye rastlanılmamıştır.

*Meyveler: Kavun ve karpuz (bostan), üzüm, ceviz, incir ve şeftali kazada en çok üretilen meyvelerdir. Kavun ve Karpuz: Kavun ve karpuza Gönen‟de bostan denilmektedir. Bostan üretimi özellikle Yortan ve Tuzakçı köylerinde yapılmaktadır. Bu köylerde bostan üretimi XVI. yüzyıldan beri yapılmakta olup köylere büyük gelir sağlamaktadır.187 Bu köylerde hoş kokulu, tatlı sulu olan ve ahali tarfından düğlek diye adlandırılan bir cins kavun yetiştirilir ki, bu kavun Balıkesir‟de yetiştirilen ve Hasanbey namıyla meşhur kavuna nefis ve lezzetli olması yönüyle rakip olabilecek seviyededir.188 Üzüm: Bu tarihlerde kazada üzüm yetiştiriciliği önemli bir yer tutmaktadır. Öyle ki 1906 yılında yetiştirilen üzümün miktarı 1.000.000 okkadan fazladır. Üzüm üretiminin büyük kısmı pekmez ve bulama imaline ayrılarak mahalli ihtiyaçları karşılamaktadır. Yine 1906 yılında yetiştirilen üzümün 2.000 kıyyesi (2,5 ton ) yaş olarak, 37.000 kıyyesi ( 47,5 ton ) şarap olarak, 4.000 kıyyesi ( 5,1 ton ) ise rakı üretiminde tüketilmiştir.189 Şeftali: Kazada yetişen önemli meyvelerden biri de şeftali olup özellikle iri ve lezzetli oluşu ile şöhret bulmuş ve bundan dolayı yakın senelere kadar her yılın ağustos ayında Şeftali Bayramı kutlanmıştır.190 Ceviz, incir ve yaş meyveler: 1904 yılında yetiştirilen ceviz miktarı 19 tondan fazla, aynı yıl elde edilen incir miktarı ise 640 ton civarı ve yine aynı yıl elde edilen yaş meyvenin miktarı ise 22 ton civarındadır.191 Gönen Kazası iklim ve arazi olarak daha çok çeşitli ürün yetiştirmeye müsaitse de eski usul tarım aletleri kullanılması sebebiyle bu durumdan yeterince istifade edilememiştir. Arazinin dağınık olması sebebiyle gelişmiş tarım makinelerinin temin ve tatbiki bu tarihlerde mümkün olamadığından, tarım eski usullere göre yapılmaktadır.192 Tarımdan elde edilen ürünün büyük kısmı kaza ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Geri kalan ürünler ise Bandırma iskelesi yoluyla ihraç edilir. Ancak ürünlerin nakil ve ihraçlarını kolaylaştırmak için Bandırma iskelesine kadar muntazam bir yola ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir.193 Her ne kadar tarım ürünleri halkın ihtiyacını karşılar gözükse de olağanüstü durumlarda yetersiz kaldığıda olmuştur. Mesela 1915 yılında ürünün yetersiz olması dolayısıyla Uşak ve Afyon‟dan zahire tedariki yoluna gidilmiş ve 35.000 kile tohumluk buğday ile 10.000 kile arpa getirtilmiştir.194 2-) Hayvancılık: Gönen‟de tarımdan sonra en önemli geçim kaynaklarından biri hayvancılıktır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın her ikisi de yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Küçükbaş hayvanlarda koyun, büyükbaş hayvanlarda da inek ve öküz en çok beslenen hayvan türleri olup, ayrıca merkep ve atlardan da yük hayvanı olarak faydalanılmaktadır. Çeşitli tarihlerdeki küçükbaş hayvanların adedi şöyledir

 Hayvan türü 1903 1904 1927 1952

koyun 30.005 -24.323 -39.937- 88.864

keçi 13.655 -12.531- 24.262- 45.759

3-) Arıcılık: Üzerinde durduğumuz tarihlerde Gönen‟de arıcılığın nerelerde ve ne şekilde yapıldığına dair bilgimiz yoktur. Ancak 1904 yılına ait salnameden anlaşıldığı üzere Gönen‟de 3.000 okka bal ve 270.000 okka balmumu elde edilmektedir.197 Arıcılık muhtemelen dağ köylerinde ve ormana yakın olan köylerde yapılmaktadır. 4-) Değirmenler: Eskiden beri büyük miktarda buğday üretilen memleketimizde değirmenler en küçük kasabalara, hatta köylere kadar yayılmış bulunmaktaydı.

Kazada 1888 yılında 42 adet değirmen mevcuttur.198 Bu değirmenlere ilâve olarak ertesi yıl bir su, bir de yel değirmeni inşa edilmiştir.199 1898 yılına ait salnameye göre ise bu değirmenlerin dört tanesi büyük çaplı değirmen olup, bunların üç tanesi Gönen Çayı üzerinde bulunmaktadır.200 XX. yüzyıl başlarından itibaren un fabrikalarının kurulmaya başlanmasıyla değirmenler bir ölçüde önemlerini yitirmiş olsalar da 1950‟li yıllara kadar işlevlerini devam ettirmişlerdir. Bu durum değirmenlerin daha çok sulama amaçlı olarak kullanılmasına yol açmıştır. Ancak sulama amaçlı değirmen bendlerinin bilinçsizce inşâsı yüzünden zaman zaman çevresinin zarar gördüğü olmuştur. Mesela 1880 yılına ait bir vesikada Gönen Çayı ve Keçideresi üzerindeki değirmen bendlerinin ortadan kaldırılmasıyla 10.000 dönüm arazinin sulardan kurtarılacağı ve böylece senelik 3-5.000 kese gelir sağlancağı belirtilmektedir.201 Yine 1910 yılına ait bir vesikada Gönen Çayı üzerinde bulunan dolap değirmen bendlerinin kum ve çakıl ile dolarak küçük gölcükler oluşturduğu ve bu nedenle suyun yatak sathını değiştirerek civar köylerin arazilerinin sular altında kalmasına sebep olarak büyük zarar meydana getirdiği belirtilmektedir.202 Yine bundan birkaç yıl sonrasına ait bir kayıtta değirmen bendlerinden meydana gelen zararların devam ettiği belirtilmekte ve Gönen Kaymakamlığı‟ndan bir an önce değirmenlerin verdiği zararın önlenmesi istenmektedir.203 B - Ormanlar Ve Orman Ürünleri: Kaza dahilinde Çamobası, Aladağ ve Başalan adıyla üç kıtâya yayılmış Sularya Ormanları bulunmaktadır. 1892-1893 yıllarına ait salnameye göre bunlardan Çamobası ormanı yaklaşık 20.000 dönümden ibaret olup, kazanın güneyinde birçok çamağacını içine almaktadır. Aladağ ormanı Gönen‟in batısında yer alır ve yaklaşık 30.000 dönümdür. Ağaçların ekseriyası meşedir. Başalan ormanı ise Gönen‟in güneybatısında bulunup yaklaşık 40.000 dönüm alanı kapsamaktadır ve ağaçların çoğu meşe ağacıdır.204 1917-1908 yıllarını içeren salnameye göre kazadaki 33.800 hektar ormanda 101.400 adet çam, 60.840 adet meşe, 30.420 adet gürgen, 10.140 adet vesair ağaçlar olmak üzere toplam 202.800 adet ağaç bulunmaktadır.205 1927-1928 yıllarına ait salnameden edindiğimiz bilgilere göre kazadaki ormanların kapladığı alan 23.760 hektar olup bunun 965 hektarı akçam, 2.600 hektarı hektarı akçam, 8.317 hektarı meşe ve çeşitli ağaçlar, 10.693 hektarı kayın ve gürgen, 474 hektarı köknar, 711 hektarı da muhtelif çalılıklardır.206 Ormanların kaza dahilinde önemli yer tutması kereste ticaretinin gelişmesine neden olmuştur. Bu suretle ormana yakın bölgelerde kereste fabrikaları bulunmaktadır. Bu fabrikalarda elde edilen keresteler Bandırma iskelesi‟den, istanbul‟a ihraç edilmektedir. Bu ormanlardan kontrat ile mutaâhhitlere ağaç satılarak kazaya gelir temin edilmektedir ki, 1892 yılında Çamobası Ormanı‟ndan mutaâhhitlere 100 m.³ ağaç satılmıştır.207 1927 yılında ise bu ormanlardan 2.872.740 metre kereste, 15.858 kantar odun ve 20 kantar odun kömürü elde edilmiştir.208 Bunlara ilâveten kaza ahalisi bu ormanlardan ziraî aletler ve külliyetli miktarda varil tahtası imal etmekte, yine evleri için gerekli keresteyi buradan temin etmektedir.209 Ayrıca kaza dahilinde iskan olunmuş bazı muhacirlere ormanlardan odun keserek geçimlerini temin etmeleri yolunda izin verilmiştir.210 Yine bu ormanlardan XIX. yüzyıl sonlarına kadar Tersane-i Amire tarafından gemi yapımında kullanılmak üzere külliyetli miktarda ağaç kesilmiştir.211 Günümüzde Gönen‟de ormanlar sürekli kesim, bakımsızlık ve yangınlar yüzünden azalmış ve kaza dahilinde çok az ormanlık alan kalmış ancak, son yıllarda ağaçlandırma faâliyetleri büyük hız kazanmıştır. C - Fabrika ve İmalathaneler: Gönen kazasında fabrika ve imalâthaneler küçük ölçekli işletmeler olup buralarda elde edilen ürünlerin büyük çoğunluğu kaza ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. 1-) Un Fabrikaları ve Diğer Fabrikalar: Fabrikaların başında un fabrikaları gelmektedir. Un fabrikalarının sayısında özellikle XX. yüzyıl başlarından itibaren artış görülmektedir Kazada bilinen ilk un fabrikası 1894 yılında inşâ edilen fabrikadır. Bu fabrika Gönen Çayı kenarında 127.549,5 kuruşa inşâ edilmiş ve Gönen Belediyesi adına işletilmektedir.212 ikinci fabrikanın inşâsına 1909 yılında ruhsat verilmiştir. Bu fabrika Gönen‟in Osmanpazarı mahallesinde olup Çanaklı Hacı Ahmed Efendi‟nin tasarrufundadır.213Bunlara ilâveten ismail Hakkı Efendi‟nin 1911 yılında Köteyli köyü civarındaki arazisi üzerine inşâ ettirdiği un fabrikası ruhsatsız olduğu için yıkılmıştır.214 1927 yılına gelindiğinde ise Gönen‟de dört adet un fabrikası mevcud olup bu fabrikalar hakkındaki bilgiler şöyledir:215

bulunduğu yer sahibi çalışma türü gücü yıllık üretimi

Gönen Hasan Efendi gazojen 8 beygir 75.000 kilo

Yortan Erdekli ve şerikası - - 600.000 kilo

Sarıköy Hasan Çavuş oğlu Akif ve şerikası - - 75.000 kilo

Tuzakçı iakir Ağazadeler buhar makinesi - 750.000 kilo

Kazada un fabrikaları dışındaki diğer önemli bir sanayi kolu da keresteciliktir. Özellikle Gönen‟de ormanların geniş yer tutması nedeniyle ormana yakın mevkîlerde pek çok kereste fabrikası kurulmuştur. Ancak biz bunlardan sadece üç şahsa ait olanları tespit edebildik. Bu fabrikalardan birisi ismail Hakkı Efendi‟ye, diğeri Nemlizade Zihni Bey‟e ve bir diğeri de Lütfü Bey‟e aittir. 2-) Debbağhaneler: Gönen‟de XX. yüzyıl başlarındaki en önemli iş alanlarından biri de deri tabaklama işidir. Öyleki 1917 yılında Gönen Çayı‟nın sol tarafında kaplıcanın tam karşısında onsekiz adet debbağhane ve bu debbağhanelere su sağlayân bir de palamut değirmeni mevcud olup bu fabrikalar bu tarihten seksen yıl önce inşâ edilmiştir.216 Ancak bu debbağhaneler 1917 yılında çayın öbür tarafında bulunan kaplıcaya yakın olduğu, çevreyi ve özellikle çay suyunu kirlettiği için kapatılarak kaza kaymakamlığınca başka bir yere nakledilmek istenmiş, fakat bunda başarılı olunamamıştır.217 3-) Dükkanlar, Han ve Hamamlar: 1887-1888 yıllarına ait salnameden anladığımıza göre kazada 250 adet dükkan ve 15 fırın mevcuddur.218 Ertesi yıl mevcud bu dükkanlara 20 adet dükkan daha eklenmiştir.219 1892-1893 yıllarına ait salnameden anlaşıldığına göre nefs-i kazada 70 adet dükkan ve 5 mağaza bulunmaktadır.220 Mevcud bu dükkanların işlevleri hakkında herhangi bir bilgimiz olmamakla beraber şer‟iyye sicillerinden anladğımız kadarıyla büyük çoğunluğu berber, kasap, demirci, nalbant, terzi, kunduracı vesaîr dükkanlardır

Kazada 1887-1888 yıllarına ait salnameye göre 5 adet han bulunmaktadır.221 Bunlara ilâveten ertesi yıl bir han daha yapılmıştır.222 Yine 1892-1893 yıllarına ait salnameden anladığımıza göre bu hanlardan 4 tanesi kaza merkezinde bulunmaktadır.223 Bu hanlardan isimlerini tespit edebildiklerimiz Sepetoğlu Hanı, Eski Han, Vezir Han ve Dağlı imam Hanı‟dır. Gönen yöresi yeraltı sıcak su kaynakları bakımından oldukça zengin bir bölgedir. 1887-1888 yıllarına ait salnamede Gönen‟de 5 tane hamam ve kaplıca olduğu belirtilmektedir.224 1898-1899 yıllarına ait salnameye göre ise bu hamamlardan bir tanesi merkez kazada, diğerleri kazanın muhtelif yerlerindedir.225 Bunlardan, özellikle kaza merkezinde bulunan kaplıca Makedonya imparatoru Büyük iskender döneminden beri bilinmekte olup, Bizans döneminde kralların uğrak yeri olmuştur. Bu kaplıca, yerli halk tarafından banyo diye tâbir edilmekte ve kasabaya on dakika mesafede çay kenarında bulunmaktadır. Bu devirde, istanbul‟daki gazetelere ilan verilerek reklamı yapılan bu kaplıca kazaya büyük gelir sağladığından tıbbî bazı ilâveler yapılarak, daha fazla turist gelmesi için çalışılmıştır. Diğer bir kaplıca Gönen dahilindeki Ekşidere Köyü civarında olup Bizans döneminden kalma havuz onarılarak hizmete açılmıştır. Günümüzde bu kaplıca Dağ Ilıcası adıyla bilinmektedir. D - Küçük El Sanatları: Terzilik, marangozluk, kunduracılık gibi el işine dayalı ve ustalık gerektiren sanatlar kazada yaygın olsa da bunlar mahalli ihtiyaçları karşılayacak düzeydedir. Özellikle kunduracılık 1950‟li yıllara doğru büyük gelişme göstermiş ve bu tarihlerde Gönen‟de üretilen terlik ve kunduralar çevreye ün salmışlardır. Ayrıca bakırcılık ve saraçlık da oldukça yaygındır. Ziraât ve hayvancılığın yaygın bir şekilde yapılmasından dolayı hayvan koşum takımları ile kepenek imâlatı da önemli uğraşlardır. Bunlara ilâveten ahali evi için gerekli hasır ve kilimleri kendisi dokumaktadır. Diğer taraftan günümüzde Gönen‟e dünya çapında ün kazandıran iğne oyacılığı da XX. yüzyıl başlarında yaygın bir uğraştır. E - Pazar ve Panayırlar: Kazada pazar, öteden beri haftada bir kere salı günleri kurulmaktadır.226 Gönen Pazarı‟na kaza ve köylerinden katılanlar dışında çevre kazalardan da gelenler olmaktadır. Özellikle Bandırma, Manyas, Balya ve Biga‟dan gelenler önemli sayıdadır. Bu pazara Balya‟dan hayvan, Bandırma ve Erdek‟ten zeytin, Karacabey‟den soğan ve patates, Biga‟dan dokuma, Manyas‟tan sucuk, sebze ve kuru yemiş getirilmektedir.227

Panayır, Gönen‟e tabî Sarıköy‟de Hacı isa Panayırı adıyla her yıl Haziranın iki veya üçüncü günü kurulur ve beş gün devam eder.228 Günümüzde Dereköy -eski adıyla Çerkez Keçidere Köyü- ile Sarıköy arasında, Dereköy‟e üç kilometre mesafede panayır yeri olarak anılan bir meydan bulunmaktadır. iimdi ovanın içinde kalmış bu alanda eskiden panayır kurulduğunu yaşlılar söylemektedir. Elimizde mevcud bir vesikaya göre ise eski panayırlardan olarak nitelenen bu panayır Çan panayırını tâkiben ruz -ı hazretin kırkbirinci günü kurulmaktadır ki bu tarih Haziran‟ın ilk günlerine denk gelmektedir.229 Ancak, aralarında üçlü bir organizasyon bulunan Çan, Gönen ve Balıkesir panayırları onar gün arayla kurulduğundan dolayı tüccarların gidiş-gelişlerde zorluklarla karşılaştıklarının beyan edilmesi üzerine Panayırların kuruluş tarihlerinde değişiklik yapılmışsa da, bir süre sonra panayırların kuruluş tarihleri tekrar eski tarihlere alınmıştır.230 Yine 1910 yılına ait bir vesikada, Manyas panayırını tâkiben kurulan bu panayırın kuruluş tarihi olarak 29 Mayıs günü verilmekte ve dört gün sürdüğü belirtilmektedir.231 1930 yılına ait Balıkesir‟in coğrafyasını tanıtmaya yönelik bir kitapta ise bu panayırın her yıl Haziran ayının 12. gününde açıldığı ve dört gün sürdüğü belirtilmektedir. Ayrıca yine bu kitapta, bu panayırın bütün yörenin ürünlerini değiştirdiği bir yer olduğu ve 1936 yılından itibaren genel kurul kararı ile Sarıköy‟den Gönen‟e aktarıldığı zikredilmektedir.232 Bu panayır daha çok hayvan alım satımına yönelik olup buraya gelenler sadece kaza dahilinden insanlar değildir. Çevre kazalardan gelen tüccarlar dışında, Rumeli‟deki Siroz Vilayeti‟nden, Anadolu‟dan Bursa, Tokat, izmir, Manisa, Denizli, iam ve Halep Vilayetlerinden tüccarlar gelmektedir.233 Bu panayırın iltizam bedeli 1910 yılına ait bir vesikaya göre 55.500 kuruş olup, bunun 6-7.000 kuruşu resm-i temettûdur. Günümüzde Gönen‟de panayır geleneği hala devam etmekte ve her yıl Haziran ayının ikinci haftasında ilçe merkezinde panayır kurulmaktadır.

SOSYAL HAYAT

A - Günlük Hayat:

1-) Aile: Gönen‟de XX. yüzyıl başlarındaki aileleri yerli ve göçmen aileleri olmak üzere iki kümede değerlendirmek gerekir. Ancak günümüzde bu iki aile kümesi birbirine karışmış bulunmaktadır. Ailelerin temel geçim kaynağı çiftçiliktir. Yetiştirdikleri ürünlerin kendilerine yetecek kadarını ayırdıktan sonra kalanını satmaktadırlar. Tarlada ev halkından genellikle baba-oğul birlikte çalışırlarken evin kadını ihtiyaç duyulduğu zaman tarlaya gider. insanlar yılın ancak üç-dört ayını tarlada geçirirler.234 Bu durum kaza ahalisi tarafından üç ay iş, dokuz ay tatil diye hicvedilir. Kadınlar genellikle hayvanları sağmak, mısır-fasülye ayıklamak, mahsûlü anbarlara doldurmak, kış için zahire hazırlamakla (erişte, tarhana, bulgur, kuskus, turşu, pekmez v.s.) uğraşırlar.235 Yemek adetlerine gelince sabah kahvaltı olarak tarhana veya süt çorbası yapılmakta ve bir siniye konulan çorba ailece içilmektedir. Yemekler genellikle aynı kaptan ve beraberce yenilmektedir. En çok yenilen yemekler çorba, et, süt ve çeşitli sebze yemekleridir. Bunun yanısıra Gönen civarında yemeklerin yanında pekmez ve turşu oldukça fazla miktarda tüketilmektedir. Bunlara ilâveten gözleme, bazlama, pide v.s. hamur işleri ahali tarafından bol miktarda yapılıp yenilmektedir. 2-) Ev Tipleri ve Ev Eşyaları: Evler genellikle bahçeli olarak inşâ edilmiştir. Evin önünde çiçek ve meyve ağaçlarının bulunduğu bir bahçe bulunmaktadır. Kasaba evlerinin temel yapı malzemesini kerpiç, tahta ve taşlar oluşturmaktadır. Ahşap oranı yüksektir. Çatılar kiremitle kaplıdır. Evler genellikle derin kazılmış, sağlam temellere oturtulmuştur. Üst kısım ahşap iskelet ile aralarına kerpiç işlenmek suretiyle yapılmıştır. Düz dam olmamakla beraber beşik örtü denilen ahşap çatı hakimdir.236 Köylerde evlerin çoğu kerpiçten yapılmış, yer toprakla sıvanmış, tavan tahta ile kaplanmıştır. Ancak köyden köye coğrafî konum farklılıklar gösterdiği için ev tipleri her köyde aynı değildir.

Köy evlerinde evin önünde geniş bir avlu bulunmakta ve avlu kapısının olduğu üstü bir çatı ile örtülmüş yere de «porta» denilmektedir. Bu avluda dam, samanlık, fırın, su kuyusu, anbar veya kiler, kümes ve tuvalet bulunmaktadır. Evlerin içine gelince evler genellikle iki oda ile bir salondan oluşur.237 Odalar tek pencerelidir. Odalardan birisi oturma odası olarak kullanılır ve bu odada ocak bulunur. Yine köy evlerinde göze çarpan bir özellik odalardan birinde duvara dikey gusûlhane bulunmasıdır. Yerlere genellikle hasır ve kilim serilir. Yine oda içinde sedirler bulunur. Yastıklar genellikle işlemelidir. Evin mutfağında çatal kaşığın yanısıra bıçak, bardak, sini, tabak, çanak, ibrik, testi kullanılmaktadır. Kuzu kulağı, ısırgan otu, pazı, nane, böğürtlen, kızılcık, ıhlamur, kuşburnu en çok toplanan bitkilerdir. Bunlar yemeklerde, şerbet yapmakta ve hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. 3-) Evlenme, Doğum v.s. Adetler: Eskiden Gönen‟de evlenme törenleri bir hafta sürermiş. Buna göre düğün cuma günü başlar, konu komşu kız tarafına un götürür, kız tarafı da misafirlere lokum dağıtır, ikinci gün erkek tarafı keşkek, nohut ve çeşitli erzak ile birlikte süslenmiş, tellenmiş bir koyunu kız tarafına götürür, üçüncü gün kız evi komşuları hamama davet eder, dördüncü gün eğlenilir ki buna ahenk veya dernek günü de denir, beşinci gün çeyiz günüdür, altıncı gün yalnız gelini hamama götürürler, yedinci günde gelin, güvey alayı ile damada götürülür ve damadın evinde biri kadınlar, diğeri erkekler için iki sofra kurulurarak yer, içer ve eğlenirlermiş, sekizinci gün ise duvak günü olduğu için bugün yalnız yeni gelinler gelir ve hepsi duvaklarını takarlarmış.238 Evlilikler genellikle küçük yaşta yapılmaktadır. Erkekler 23-24, kızlar 16-17 yaşlarında evlenmektedir. Kız alıp verme çoğunlukla gönül rızasıyla olsa da zaman zaman kız kaçırmalara rastlanılmaktadır. Doğum adetlerine gelince; doğuran kadın yedi gün yalnız bırakılmaz. Hiç kimsesi olmayânın yanına dahi, yalnız kalmaya mecbur olursa yanına bir süpürge konur. Doğumdan hemen sonra misafirlere verilmek üzere lohusa lokumu hazırlanır. Çocuk yirmibir günlük olunca kırklanır, otuz ve kırk günlük olunca sokağa çıkarılır ve en yakın akraba veya komşuya götürülür. Buna «koca kırklama» denir. Gittiği yerde çocuğa un, şeker ve yumurta sürülerek çeşitli temennilerde bulunulur.239 Hastalıkların tedavisi ise tâbib yerine genellikle yaşlı ve bilgili kadınlar tarafından yapılamaktadır. Yine kırık ve çıkıklar bu kişiler tarafından tedavi edilmektedir.

B - Eğitim: Osmanlı Devleti‟nde ilk eğitim ve öğretimin yapıldığı yer «sıbyan mektebi» ya da halk arasındaki adıyla mahalle mektepleriydi. Bu okullarda çocuğa okuma yazma öğretmek, islam dininin kurallarını ve Kuran‟ı öğretmek amaçtı.240 Ferdi bir eğitimin hakim olduğu bu okullarda genellikle şu dersler okutuluyordu: Elifba, Kur‟an, ilm-i hâl, Tecvid, Türkçe ahlak risaleleri, Türkçe ve Hat.241 Bu devirde ilk öğretim iki kısma ayrılarak birincisi «mekâtip-i sultaniye» olup bu okullar usul-ı atikâ denilen eski geleneksel usule göre eğitim yapılan okullardı; diğeri ise «mekâtip-i ibtidâyye» denilen Tanzimat‟tan sonra 1863‟lerde açılmış yeni usul eğitim yapılan okullardır.242 Gönen‟de çeşitli tarihlerdeki sıbyan mekteblerinin ve bu mekteplerde okuyan öğrenci sayısı şöyledir:243

Yıllar Müslüman mektebi G.müslim mektebi G.müslim öğrenci Müslüman kız öğrenci Müslüman erkek öğrenci Toplam öğrenci

1887-1888 -57 -? ? ? ? ? --

1892-1893- 84 2 70 909 1.025 2.004

1893-1894 84 ? ? 909 1.025 1.934

1897-1898 83 ? ? ? ? ?

1898-1899 13 ? ? ? ? 940

1906-1907 53 ? ? ? ? 3.021

 

Mevcud bu okullara ilâveten 1915 yıllarında Sarıköy‟de bir adet erkek, merkezde iki erkek ve bir kız, Tuzakçı, Yortan, Çerkes Keçidere, Bayramiç, Asmalıdere, Pomak Hasanbey Çiftliği, Kavak, Gündoğan, Taban, Keçeler, Mehmed Ali Bey, Üçpınar köylerinde birer erkek ve Sarıköy‟de müceddeden bir adet kız mektebi inşâ edilmiştir.244 Kaza Rumlarınında kendilerine ait mektebleri mevcud olup, bunlara ilâve olarak 1902 yılında bir mekteb daha inşâ edilmiştir. Bu mekteb Gönen‟in Kurşunlu Rum Mahallesi‟ndeki Rum kilisesinin yakınlarında bulunmaktadır.245 Bu tarihlerde Gönen Kazası‟nda bir adet rüşdiye mektebi bulunmaktadır. Rüşdiye mektebleri, 1838 yılında Sultan II. Mahmud tarafından sıbyan mekteblerinin yetersizliği dolayısıyla açılmış olup buralarda eğitim üç sene sürmekte ve genellikle din, arapça, dört işlem yazı, farsça, imlâ ve inşâ, ilm-i hal, ahlak ve tarih dersleri okutulmaktadır.246

Gönen‟de bu okullara ilâveten 1914 yıllarında bir aded Numune ibtidâisi inşâatına başlanmışsa da bu okulun faaliyete geçip geçmediği hakkında bir bilgimiz yoktur.248 Ancak 1914 yılına ait bir kayıtta inşaâtı devam eden bu okula bir müdür tahsis edildiği ve inşaâtının hayli ilerlediği belirtilmektedir.249 1892-1893 yıllarına ait salnamede Gönen‟de bir medrese olduğuna dair kayıt mevcuddur.250 iemseddin Sami‟ye göre ise medreselerin adedi ikidir.251 Lakin Gönen‟de iemseddin Sami‟nin söylediği gibi iki medrese değilde, bir medrese mevcud olup XIX. yüzyıl ortalarına ait olması muhtemel tarihi belli olmayân bir temettuattan tespit edebildiğimize göre bu medresenin adı «Medrese-i Çarşı Camii»dir.252 C - Sağlık: Gönen‟de bu tarihlerde sağlık sorunlarının nasıl giderildiğine dair pek bilgimiz yoktur. Ancak, halk arasında ihtiyar ve bilgili kadınların yapmış olduğu kocakarı ilaçlarının kullanımının yaygın olması muhtemeldir. Bunun yanısıra Gönen‟de bulunan kaplıca ve Ekşidere köyündeki ılıcanın suyu şifalı kabul edilmekle beraber buralara tıbbî bazı ilâveler yapılarak hastalıkların tedavisi yoluna gidilmiştir. Bu dönemde Gönen‟de bir hastane olup olmadığına dair bilgimiz yoktur. Lakin 1915 yılında, Gönen‟de hastane inşâatı için tahsisat ayrıldığı bilinmekle beraber bu hastanenin hizmete geçip geçmediği bilinmemektedir.253 Daha sonraları Millî Mücadele sırasında Gönen‟de Akıncı Müfrezeleri için bir hastane kurulmuş ve bu hastaneye ikiyüz yatak koyulmuş, öte yandan aynı tarihte hastanenin ilaç ihtiyaçlarının karşılandığı Gönen‟deki eczanenin ilaç bakımından oldukça zengin olduğu belirtilmiştir.254 D - Dini Hayat: Kaza ahalisinin büyük çoğunluğu Müslüman olup kazada az sayıda da gayrimüslim bulunmaktadır. Kaza dahilinde Müslümanların kullanımında 1888 yılında 65 cami-i şerif ve mescid bulunmaktadır.255 Gayrimüslimler için ise biri Gönen Kurşunlu Rum Mahallesi‟nde, diğeri Elbeslik köyünde olmak üzere iki kilise mevcuddur. Bu tarihlerde Gönen ve köylerindeki camilerin pek çoğu çeşitli şahıslara ait vakıflar sayesinde inşâ edilmekte ve yine bu vakıflardan sağlanan paralarla cami görevlilerinin geçimleri sağlanmaktadır. Bu tarihlerde tespit edebildiğimiz çeşitli şahıslara ait vakıflar şunlardır: Fatma Hanım bint Alişan (Gönen Akçaali Mahallesi), Çerkes ibrahim Ağa bin ismail (Balcı), Ahmed Usta oğlu Mehmed bin Ahmed, Molla Mustafa Efendi bin Salih (Gündoğan), Salih bin Burçak (Ayvalıdere), iaban bin Ali (Gökçesu), Kalaycıoğlu Ahmed bin Hasan, Ahmed Ağa bin Abdullah, Ahmed bin Mehmed, Gürcü muhacirlerinden Ahmed Ağa bin Ali, Çerkes Ahmed Ağa bin Mustafa, Ahmed Ağa bin Yahya (Gökçesu), Rumeli muhacirlerinden Ali Ağa bin Numan (Plevne Mahallesi), Çerkes Hacı Ali (Kum), El-hacc Halil Efendi bin Hüseyin, Halil Ağa bin Fettah (Ayvacık), Hüseyin Ağa bin Ömer Çavuş (Kavakoba), Hüseyin Ağa bin Mustafa (Alaâddin), El-hacc Mahmud Bey bin ismail (Gönen), Obalı ismail Mehmed Ağa bin Ali (Gönen). E - Asayiş: 1-) Birinci Dünya Savaşı Sonlarına Kadar Gönen’de Asayişin Durumu: Gönen‟in kaza olduğu ilk dönemlerle ilgili asayiş hakkında pek bilgimiz yoktur. Lakin şer‟iyye sicillerinden anladığımız kadarıyla ufak tefek mahallî hadiseler meydana gelmektedir. 1910‟lu senelere geldiğimizde asayişin devletin her yanında olduğu gibi Gönen‟de de bozulduğu görülmektedir. Özellikle mahallî idarecilerin keyfi hareketleri ile bunlardan cesaret alan çetelerin faaliyetleri halkı canından bezdirmiş ve bu yüzden mahallî idareciler sık sık hükümete şikâyet edilmiştir.256 Bunlara ilâveten kaza dahilinde cinayet, adam kaçırıp fidye isteme, başkalarının hane ve arazilerine tecavüz etme gibi adliye vakâlarının arttığı görülmektedir.Yine bu yıllarda kaza dahilinde asayiş ve inzibatın bozulması ve de bunları sağlayacak mülkî, askerî idarecilerin yetersizliğinden istifade eden bir takım kişiler etraflarına topladıkları avaneleriyle beraber çeteler oluşturmuşlar ve halkın canına, namusuna, malına kasdederek şekâvetlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde şekâvetleri ile nâm salan eşkiya çetelerinden bazıları Keçidereli Çerkez Kel islam, Altıparmak Nuri, idris ve rüfekası, Jülyet ve çetesi, Arnavut çetesi ve Neşet çetesi‟dir. Bu çetelerin baskısından ve kazadaki mahallî idarecilerin kötülüğünden yakınan halk sonunda çareyi istanbul‟a hükümete başvurmakta aramıştır. 1910 yılı başlarında kaza mahalle muhtarlarının ve eşraftan bazı kimselerin mühürleriyle iurâ-yı Devlet‟e yazılan bir istihdâmda şöyle denilmektedir: "...Karesi Sancağı’nın Gönen Kazası’nda ötedenberi nüfus-ı hükümet her yerde olduğu gibi burada dahi İttihâd ve Terakki-i sanadinin baziçesinde muamelat-ı keyfiyeye tabî kalmış ve senelerce bela-yı mermi çekmiş ve tahammül edemeyecek bir raddeye gelmiş idik. Gerek kasaba dâhilinde ve gerek haricinde İttihadiyûnun tagallübünden bizâr olmayân bir ferd-i hakik kalmamış olub mal, can, ırz ve namusundan havf ve hâşiyyet eden biçare köylülerimiz mezrâ, bağçe ve tarlalarına hükümetsizlik yüzünden amed ve şedde içtisâr edemeyüb ihtifaya kalmış ve gürûh-ı eşkiyanın dahi sanadidin tâ’kib ettiği programı mucebince bunu fırsatyab ad ederek hukuk-ı ahaliye taâddi ve yağma ile her gün bir güna izrâr edilegelmekte idiler..." 257 Yine bu istihdâmın devamında kaza ahâlisi mahâllî yöneticilerden şikâyet etmekte ve bu durumun bir an önce düzeltilmesi isteklerini şöyle dile getirmektedirler: "...hulâsa işbu ârızanın tahririyle makâmata ihbâr etmek ve makâmatın netice-i icraâtı acilânesine intizâr eylemek hususunda teminat verilmiş olmakla her hâl ve ahvâlde kaymakam, nâib, müftü, belediye reisi, adliye başkâtibi ve heyet-i hâkime, mukâvelât muhârriri, eytâm müdürü ve memurîn-i inzibâtiye’nin kâffesi meclis-i idâre ve belediyece tagâllible zâlimiyle şöhret bulmuş ... ifâdan ictinâb eylememiş azâların acilen ref’i ve yerlerine muktedir erbâb-ı namus ve iktidardan ve kanunu harfiyen tatbik edecek memurlerın seriân i’zâmı ve zâyi olan hukuk-ı ahalinin gasbından istirdâdı ve serseriyâne muâmelât-ı keyfiye lezzetiyle mütelezziz ve sanadid-i ittihâd ve celadât-ı safiyetle mâ’ruf buraca bazı kesamın terbiyesi hususlarına ihtimâm edilmiş esbâbına heyet-i âliyye-i kabinece olvechle çaresaz olmuş tedâbir-i acilânesini ahâli hırsızlıkla intizâr eyler ve mâ’ruzâtımızın neticesi görülmeyecek olursa müdâfaa-ı hukûk ve tahlis-i arz-ı hâk-ı namus ve mal içün kıyama mecbur kalacaklarına ve bu kıyamın her tarafta olduğu gibi burada dahi meşrû’iyetine hüküm vererek mazlûmini mâ’zur görmeniz siyâkında işbu ârızanın hissiyât-ı ahâli namına sadakâten bi´t-tanzîm ve bi´t-tesyîr takdîmine ictisâr olundu..."258 Ahâlinin yukarıda bahsettiğimiz şikâyetine rağmen kazada bozulmuş olan asayişin düzelmediğini bundan birkaç ay sonra Müfit Hilmi ve arkadaşları tarafından hükümete çekilen telgraftan anlıyoruz. Müfit Hilmi ve arkadaşları kazadaki durumu bu telgrafta şöyle belirtmektedirler: "...bu gece saat ikibuçuk sıralarında mahallemiz eşrâfından Nikola oğlu Panayot Efendi’nin hanesine hüviyet ve şahsı meçhûl eşhâs ta’ârruz ederek haylice silahendaht edilmiş, silahların kesb-i sükûnundan sonra polis ve jandarma mahâl-i vak’âya gelerek bi´t-tahkîk mumâileyh Panayot Efendi’yi ba emr-i kaymakâmî tahtı nezârete alınmış hükümetin vazifesi işbu fa’al-i irtikâba cüret eden eşhâsı tâ’kib ve derdest etmek iken bilakis mağdur olanın taht-ı nezâret-i isticvâba almış. Artık Gönen’de büsbütün inzibâtın adem-i mefkûriyetine fâ’il ve hiçbir ferd can ve malından emin olamayarak hanelerimizden çıkmayacağımızı arz ile bir an evvel icra-yı ihyaneye gayet buyurulması meşrûtiyet-i hükm-ü mahâlliyeden..." 259 Aynı dosya içinde bulunan ve Karesi Mutasarrıflığı‟nca keşide olunup Dâhiliye Nezâreti‟ne çekilen telgrafda Gönen Kazası‟nda iki üç aydan beri asayiş ve inzibâtın bozulduğu şeklinde ahâliden feryatlar yükseldiği, bu duruma sebep olanların derdestleri için çalışıldığı belirtilmiş ve telgrafın devamında şöyle denilmiştir: "...zavallı ahâliye uzatılan darebât ve haklarına icra edilen fecaât ve şenaâtları kâfi yetmiyormuş gibi kasabanın ve kurrâ-yı mülhakâtın hudûd-ı erbaâsında ve tahsis .... Bandırma, Manyas ve Sarı nahiyesi taraflarında serzede-yi zuhûr olan ve gittikçe adedleri ve cür’etleri artan çiftlik tecâvüzât ve haşiyâne ve namus sekfaneleri inzimâmıyla kasaba ve köylerde mirûr ve .... tâ’tile uğradığı ve Bandırma’ya azîmet ve avdet eden kiracıların kırk elli kişilik bir kervan teşkil etmeksizin ve tüccarların korucu sıfatıyla yanlarında dört beş kimse bulundurmaksızın naîl ve vusâl ve emal olamadıkları mahsûlâttan tütün ve mısırların tarlalarda ve üzümlerin bağlarda kaldıkları ve çünkü kadınlara tasallut ve erkeklerin tahvifa ve tâ’zib olarak soyuldukları ve hatta üç gün mukaddem Kalfa kariyesinde Osman Ağa mahdumu Halil ve Hasan oğlu Hüseyin Ağa’lar ile Koru Değirmeni kariyesinde Yusuf’a yirmibeş, ellişer ve yüzer lirayı Eylül’ün ondördüncü cuma gününr kadar vermedikleri takdirde şahslarına kasd vukû bulacağını nutuk ve mahatta ve üç kıt’a tehdidnâme bağ bekçisi vasıtasıyla göndermiş ve tehdidât-ı vak’âya müşabe pek çok izmâl hâla vukû bulmakta olmuştur..." 260 Ancak devam edegelen bu hadiselere mahâllî idarenin kayıtsız kaldığını telgrafın devamından anlamaktayız: "Gönen Kaymakâmlığına bu husûsda resmen müracaât olunursa da mahzûr bir hâlde bulunan kuvve-yi zâbit ile böyle icra-yı mevduâsını ibkâya gayr-i muktedirâta ehil bir memurun husûl-u dirayet ve liyakâtında hâriç bunu ahvâl-i fevk alelâdeliği maharetsizliği meşhur evvelâ layisâr olan muvaffakiyetsiz kaymakâmın her hâlde tebdil ve noksanı idadi-yi mâ’ruz jandarma efradının tezyîd ve elli ahâlinin hâl-i mahsûriyetinden tahlîs-i esbâbının istikmâli hakkındaki işbu telgrafname..." 261 Asayişsizliğin bu derece artarak ahalinin can ve mal güvenliğinin kalmaması üzerine 1910 yılında vilayet dahilinde bazı tedbirlerin alınması yoluna gidilmiştir.262 Buna göre: 1-) Mülkî memurlar ile Jandarma zabıtanı arasındaki olaylara müdahale konusundaki ihtilaflar ortadan kaldırılmıya çalışılmış. 2-) Asayişin temini için gerekli tahsisâtların bir an önce sağlanmasına çalışılmış. 3-) Gönen‟inde dahil olduğu bazı kazalara yeni jandarma karakolları inşâ edilmesine karar verilmiştir. Lakin Gönen‟e karakol inşâsı teşebbüsüde mülkiye nizamnâmesi ile harbiye nizamnâmesi arasındaki bazı ihtilaflar nedeniyle gerçekleşememiştir. Tüm bu tedbirlere rağmen durumun bir türlü düzelmediğini 1912 yılına ait bir vesikadan anlamaktayız. Bu vesikada Gönen hapishanesinden kaçan firarilerin Biga Kazasına gidip eşkiyalık yaptıkları ve Gönen Kazası dâhilinde saklandıkları, ahâliye her türlü zararı vermelerine rağmen yine onlar tarafından korunduklarını ve bu durumda jandarmaların yetersiz kaldığı hatta zaman zaman askerin dâhi eşkiyalara yardımcı olduğundan şikâyet edilmektedir.263 Yukarıdaki ifadelerdende anlaşıldığı üzere Osmanlı Devleti‟nin son dönemlerinde Gönen‟de asayiş hemen hemen yok gibidir. Hatta Birinci Dünya Savaşı devam ettiği sıralarda bölgede asayişi sağlayacak jandarmaların az sayıda olmasından faydalanan asker kaçakları ve eşkiyalar faaliyetlerini daha da arttırmışlardır. Bunun üzerine üzerine vilayet dahilinde emekli subaylardan atı olanlara jandarmalık görevi verilmiştir.264 2-) Millî Mücâdele Sırasında Gönen: Birinci Dünya Savaşı 1918 yılında sona erdiği zaman Osmanlı Devleti mağlûb olmuş ve itilâf Devletleriyle 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Mütarekesini imzalanmıştır. Bu antlaşmanın ardından mütarekenin bazı maddelerine dayânarak Anadolu‟yu işgale başlayân itilâf Devletlerine karşı Türk Milleti‟nin bağımsız yaşama arzusu olarak Müdâfaa-yı Hukûk Cemiyetleri kurulmuş ve yine bu işgallere karşı silahlı mücadele için Kuva-yı Millîye ortaya çıkmıştır.a-) Gönen’de Müdâfaa-yı Hukûk Cemiyeti’nin Kurulması ve Faaliyetleri: Daha önce de belirttiğimiz gibi işgallere karşı memleketin her köşesinde millî hâklarımızın savunucusu cemiyetler kurulmaya başlanmıştı. izmir‟in işgalinin ardından Gönen‟de de millî müdâfaa cemiyetine ihtiyaç duyulması üzerine yapılan girişimler sonucunda Emekli Binbaşı Hazım Bey reisliğinde 12 Eylül 1919 tarihinde Gönen Müdâfaa-yı Hukûk Cemiyeti kurulmuştur.265 Karargah olarak Eski Han‟ı kullanan cemiyetin ilk teşkilâtında Reis Emekli Binbaşı Hazım Bey, Kalaycıoğlu Hacı Ahmed Ağa, Çerpeşli Hakkı Efendi, Hacı Mecid‟in Lütfi, Kırlı ismail Usta, Burunoğlu Hafız Halil, Hafız Çavuş, Uncu Ali Ağa, Tabak Hacı Hasan, Keçidere köylü Esat Bey, eski mukâvelâtçı Sadi oğlu Salih Efendi, Hacı Mecid‟in Hüseyin ve Belediye Reisi Hüseyin Çavuş yer almışlar ve bu teşkîlât altı ay kadar görevde kalmıştır.266 Mondros Mütarekesinin ardından yurdun çoğu yerinde olduğu gibi Gönen ve civarında da memleketin karışık durumundan faydalanmayı düşünen çok sayıda asker kaçağı ve eşkiya türemişti. Özellikle dağlık bölgelerin bunlarla dolu olmasından dolayı Balıkesir‟den Edremid‟e, Edremid‟den Ayvalık‟a, Gönen‟den Bandırma‟ya gitmek çok tehlikeli olup soyulmak ihtimâli kesindi.267 Bu dönemde Gönen ve civarında yaşayân Çerkezlerin büyük kısmının hayvan hırsızlığı ile uğraştıkları ve civarın en müthiş hayvan hırsızlarının Gönen‟e tabî Sızıköy‟de olduğu belirtilmektedir.268 Bu hırsızlar sayesinde Çanakkale, Lapseki, Ezine ve Bayramiç‟ten çalınan hayvanlar Biga üzerinden transit olarak Gönen‟e geçirilmekteydi.269 Yine bu sıralarda Gönen‟de pekçok çetenin faaliyette bulunduğu bunlardan özellikle Sızıköylü Neşet Çetesi yüzyirmi kişilik mevcuduyla faaliyet alanını Biga‟ya kadar genişletmiş270, ordu müfrezelerinin önünü keserek onların silah ve cephanelerini gasbediyorlar buna rağmen bir türlü yakalanamıyorlardı.271 Yine bu dönemde Bandırma, Mihaliç (Karacabey), Gönen, Kırmasti (Mustafa Kemal Paşa) taraflarında pekçok başıboş çetenin bulunduğu ve asayişin temini için bunların derdest edilmesinin gerektiği belirtilmiştir.272 Vaziyetin böyle mühim bir hâlde bulunduğu sırada kurulan cemiyet, ahâliyi şâkilerin elinden kurtarmak ve biraz olsun asayişi düzeltmek için ahâliden topladıkları paralarla silahlı müfrezeler teşkil etmişler ve bu müfrezeler geceli gündüzlü kasabanın etrafında koruma görevi yapmaya başlamışlardır.273 Bunu tâkiben Gönen‟in Sarı nahiyesinde Veli Onbaşı oğlu ismail Güven reisliğinde bir müdâfaa-yı hukûk

265 Türk istiklâl Harbi, "Batı Cephesi", c. II - k. II, Ankara, T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmî Yayınları seri no: 1, 1974, s. 96‟da bu tarih 12 Eylül 1919 olarak verilirken; Kemal Özer, Kurtuluş Savaşı’nda Gönen, Balıkesir, 1964, s. 41‟de bu tarih 10 Eylül 1919 olarak verilmiştir.

teşkilâtı oluşturulmuştur.274 Ancak bu sıralarda Gönen kaymakâmı olan Çerkez Tevfik adlı birinin sözde mahallî jandarmaya yardımcı olmak maksadıyla tertip edilmiş otuz kişiden mürekkep süvari müfrezesinin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasını Türk köylerine havâle etmesi köylülerin tepkisine neden olmuştur.275 Zaten Kuva-yı Milliye teşkilâtının kurulmasının gerekli olduğu bir zamanda bunun gerçekleşmesinin, bu tür hareketleriyle Kuva-yı Milliye için gerekli ortamı engelleyen kaymakâm Tevfik Bey‟in Gönen‟den kaldırılması ile mümkün olabileceğinin anlaşılması üzerine Çerkez Tevfik Bey Sındırgı‟ya, Sındırgı Kaymakâmı Ali Munis Bey‟de Gönen‟e tâyin edilmiştir.276 Bu olaydan sonra Gönen‟de müdâfaa-yı hukûk teşkilâtının güçlendirilmesi için sırayla Edremid Kaymakâmı Köprülülü Hamdi Bey, Sarı Edip Efe ve Balıkesir Heyet-i Merkeziye Reisi Vehbi Bey Gönen‟e gelerek ahaliyi telkin ve teşvik edici konuşmalarda bulunmuşlardır.277 Ayrıca 16 Haziran 1919 tarihinde Hacim Muhittin Bey ve Halil Efendi birlikte geldikleri Gönen‟de Türk-Çerkez ayrımının ön planda olduğunu görmüşler ve bu sebeple işgallere karşı mukavemet oluşturmak için kentin ileri gelenleriyle yaptıkları üç görüşmeden de sonuç alamamışlardır.278 Buna rağmen, bu telkinler sonucunda ahâliden aldığı yardımlarla güçlenen millî teşkilât kasabanın muhafazası için kurduğu bekçi teşkilâtını genişleterek, kasabanın dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korunmasını güçlendirmiştir.279 Bunun yanısıra kaza eşrafından seçilen ibrahim ve Hasan Bey‟ler 26 Temmuz 1919 tarihinde toplanan Balıkesir Kongresi‟ne Gönen‟i temsilen katılmışlardır.280 b-) Ahmed Anzavur’un Ortaya Çıkışı ve İlk İsyanı ( 25 Ekim - 30 Kasım 1919 ): Anadolu‟da Millî Mücâdele günden güne büyürken karşısında beliren en büyük tehlikelerden biri de iç isyanlardır. Millî kuvvetlerin kazandığı başarılar üzerine Anadolu‟nun çeşitli yerlerinde çıkarları tehlikeye düşen itilâf Devletlerinin desteği ve istanbul hükümetinin Anadolu‟daki millî direnişe karşı olan düşmanlığı iç isyanların çıkmasına veya çıkarılmasına neden olmuştur. Bu isyanların en önemlilerinden biri Kuzeybatı Anadolu‟da Biga, Gönen ve Manyas yöresindeki faaliyetleri ile millî kuvvetleri uzun süre meşgul eden Ahmed Anzavur‟un isyanıdır. Anadolu halkından büyük itibâr gören Kuva-yı Milliye‟yi içten parçalamak için, Millî Mücâdele aleyhinde faaliyet gösteren Hürriyet ve itilâf Fırkası ile Askeri Nigehbân Cemiyeti ve Kızıl Hançerliler Cemiyeti "Boğazlardaki İngiliz hâkimiyeti sayesinde Anadolu ile Boğazlar arasında bir irtica bölgesi" oluşturmaya çalışmış ve bunun içinde aralarında anlaşarak "Cemiyet-i Ahmediye"yi kurmuşlardı. Onlar bu suretle, Yunanlılara karşı oluşturulmuş Balıkesir‟deki Türk Millî Cephesini dağıtmayı düşünüyor ve ahâlinin içinde bulunduğu durumdan yararlanarak "Kuva-yı Muhammediye" adıyla bir kuvvet toplamayı, Biga‟da teşkilâtlarını tamamladıktan sonra Gönen‟i elde edip Bursa‟ya doğru ilerlemeyi ve burada ingilizler ile birleşip Anadolu‟daki Millî hükümeti düşürmeyi düşünüyorlardı.281 işte ilk olarak Biga‟da teşkilâtlanan Kuva-yı Muhammediye‟nin başında Ahmed Anzavur282 bulunmaktadır. Diğer bir görüşe göre, Ahmed Anzavur sarayla bağlantısı dolayısıyla hilafeti ve saltanatı birinci planda tutan birisi olarak, ingilizlerin elinde oyuncak haline gelmiş bulunan padişahın emriyle Çanakkale Boğazı‟nın iki yakasındaki ingiliz ve Fransızların işgal bölgesini ve bu alanlardaki çeşitli depoları emniyet altına almak için ve özellikle Yunanlılara karşı savaşan millî kuvvetleri arkadan vurmak amacıyla Biga, Gönen, Manyas ve civarındaki Çerkezlere etkili oluşu gözönüne alınarak bu bölgeye gönderilmiştir.283 Miralay Bekir Sami Günsav‟a göre ise ingilizlerin özellikle desteklemekte olduğu Ahmed Anzavur, Bursa ve Balıkesir yöresindeki Kuva-yı Milliye‟nin sebep olduğu asayişsizlikleri ortadan kaldırmak için Manyas, Biga ve Gönen ahâlisinin koruyucusu sıfatıyla ortaya çıkmıştır.284 Yine bir başka kaynakta, Ahmed Anzavur bu bölgeye gönderilmekle, O‟nun Manyas ve havalisindeki nüfuzundan istifade edilmek ve bu sayede daha önce Umum Jandarma Kumandanlığı‟nca serbest bırakılmış olan ve hatta silahlı gezmelerine izin verilerek Kuvve-i Zabıta‟ya yardım maksadıyla aylığa bağlanmış olan şâkileri müdafaâ teşkilatının aleyhinde kullanarak bölgede kontrolü ele geçirmek isteniyordu.285 Gönen ve civarında Ahmed Anzavur ilk faaliyetlerine başladığı sıralarda bu bölge 14. Kolordu dâhilinde bulunuyordu. Bu civardaki halkın çoğunluğu müslüman olmakla beraber, bunlar arasındaki çıkar çatışmaları nedeniyle bir takım gruplaşmalar oluşmakta ve dolayısıyla bunların çatışmaları yüzünden zaman zaman iç düzen bozulmaktaydı.286 Bununla beraber bu civarda Çerkezlerle Arnavutlar, Türklerle Rumlar arasında kişisel ve bölgeselde olsa bazı geçimsizlikler söz konusuydu.287 işte tüm bu sebepler sonucunda Anzavur yukarıda zikrettiğimiz durumdan da istifade ederek 25 Ekim 1919 tarihinde bölgeye gelerek Millî Mücâdele aleyhinde taraftar toplamak ve kuvvetlenmek için çalışmalarına başlamıştı. Gönen ve Manyas havalisindeki köyleri tek tek dolaşarak açıkça millî kuvvetler

281 Selahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, c. III, istanbul, MEB, 1991, s. 26. 282 Ahmed Anzavur‟un ailesi aslen Çerkez olup vaktiyle Kafkasya‟dan hicretle Biga‟ya gelip yerleşmiştir. Kendisi Biga‟da doğmuştur. Kızkardeşi Sultan II. Abdülhamid‟in sarayında cariye olan Anzavur bu durumu iyi de ğerlendirerek ve diğer bazı şahsiyetlerin yakınlığını kazanarak alaya girmiş, daha sonra jandarma subaylığına kadar yükselerek kumandan olarak Anadolu‟nun çeşitli yerlerinde görev yapmıştır. Daha sonra izmir‟deki Çakırcalı Efe eşkiyasının derdest edilmesi hareketine katılan Anzavur, buradaki yararlılıkları sebebiyle jandarma yüzbaşılığına terfi edilmiş, bir takım yerlerde tabur kumandanlığı görevlerinde bulunduktan sonra binbaşı rütbesiyle emekli olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında Biga‟da ikâmet eden Ahmed Anzavur sahibi olduğu atlarıyla koşulara katılarak geçimini temin etmiş, Biga‟ya gelip ayaklanmayı başlatmadan önce bir süre izmit Mutasarrıflığı‟nda bulunmuştur. 283 Türk istiklâl Harbi, "İç Ayaklanmalar", c. VI, Ankara, T.C. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Resmî yayınları seri no: 1, 1974, s. 67. 284 Bekir Sami Günsav, Miralay Bekir Sami Günsav’ın Kurtuluş Savaşı Anıları, Haz. Muhittin Ünal, istanbul, 1994,

 

aleyhinde propaganda yapan ve bu yörede bir teşkilât oluşturmaya başlayân Ahmed Anzavur ilk olarakta Eşkiya Kadir diye tanınan Hacı Yakup‟la anlaşmıştır.288 Anzavur, bir taraftan Gönen ve köylerinde padişah ile ingilizler lehine faaliyetlerini devam ettirirken, diğer taraftan bu bölgedeki silahlanmış köylüleri kendine ilhâk ettirerek bir hayli kuvvet oluşturmuştur.289 Anzavur‟un bu faaliyetlerine rağmen bütün Manyas ve Gönen havalisinde umumi bir hareket yapabileceği zannedilmemektedir.290 Buna rağmen Anzavur‟un Gönen, Manyas Çerkez köylerinde aleyhte propaganda yaptığını işiten Hamdi Bey ve mahâllî hükümet; Dimatokalı ismail Hakkı, Hacıköylü Kaymakâm Tahir Bey ve Bigalı Safer Bey‟i - ki her üçüde Çerkezdi - Anzavur‟un telkinlerini boşa çıkarmak için nasihat heyeti olarak bu bölgeye göndermiştir.291 Bu civarda faaliyette bulunan eşkiyalardan iah ismail ve Kirmastili Zafer‟inde kendisine katılımıyla daha da güçlenen Anzavur, Balıkesir üzerine harekete geçti.292 Ancak Demirkapı civarında karşılaştığı Kazım Özalp kumandasındaki millî kuvvetlere yenilen Anzavur kaçmak zorunda kaldı.293 Önce Manyas‟a, oradanda Gönen‟in Keçeler köyüne gelen Anzavur 22 Kasım 1922 tarihinde Gönen kasabasına girdi.294 Hükümet merkezi ve telgrafhaneyi kontrol altına alan Anzavur, Gönen Kaymakâmını tutuklattı.295 Gönen telgrafhanesinden Bandırma‟daki 14. Kolordu Kumandanı Yusuf izzet Paşa‟ya ve Çerkez Ethem‟e tehdit telgrafları çeken Anzavur, Gönen‟de yağma vaâdiyle etrafındakilerin sayısını yüzotuz kişiye çıkardı.296 Anzavur, ayrıca eytam sandığını kırdırmak suretiyle buradaki 3.000 lirayı gasb etmiş ve müdde-i umumiyi, jandarma kumandanını azlederek, onları hapsettirmiştir.297 Anzavur‟un Gönen‟e girmesiyle ilgili olarak 14. Kolordu Kumandanı Yusuf izzet Paşa, 56. Tümen Kumandanı Bekir Sami Bey‟e yolladığı şifrede şöyle demektedir: "Anzavur mel’unu Gönen’e kaçtı. Orada 20-30 Çerkes budalası telef ve o kadarda ailede yasa boğuldu. Artık tarih yerine trajedi yazıyorum. Dün Gönen yöresinde Anzavur’un refakâtindekiler önemli yağmalarda bulundular. Oraya kuvvetli bir müfreze gönderilmek üzeredir." 298 Anzavur‟un Gönen‟e girmesinden sonra gerçekten de Yusuf izzet Paşa‟nın söylediği gibi seksen kişilik bir müfreze Bandırma‟dan yola çıkmış ve Gönen‟deki yüzelli milisle beraber Anzavur‟u kuşatmış ancak bu milislerin Pomaklara saldırıp saldırmayacağının kuşkulu olması üzerine Yarbay Rahmi Bey kumandasındaki yeni bir müfreze yola çıkarılmıştır.299 Bu sıralarda Anzavur‟u ortadan kaldırmak maksadıyla Balıkesir ve Balya mıntıkalarından Çerkez Ethem ve Parti Pehlivan‟a mensub bir kısım kuvvet Gönen‟e gelerek mukâbil hareket ve faaliyetlerde bulunmuşlardır.300 Yine bu maksatla bölgeye gelmiş bulunan Balıkesir milis kumandanı Keçecizade Mehmed Emin Bey civardaki köylerde asayişi ihlâl edenlerin cezalandırılmasını sağlamıştır.301 Nihayet millî kuvvetlerin baskısına daha fazla dayânamayân Anzavur, Bandırma yoluyla önce Karacabey‟e, oradan Mustafa Kemal Paşa‟ya, orada da tutunamayınca bir yolunu bularak Biga‟ya kaçmıştır.302 Anzavur‟un ilk isyanı bu şekilde bastırılmasından sonra Gönen‟de şiddetli bir tâkip hareketi başlatılmış ve bu olayla ilgili olarak oniki kişi tutuklanmıştır.303 Yine Anzavur‟un yeni bir taaruzuna karşı bazı önlemler alınmaya çalışılmıştır.304 Diğer taraftan Gönen‟in Çerkez köylerinden Sizi Hasan Bey köyünü üs tutan Anzavur ve avanesi üzerine az önce de söylediğimiz gibi üzerine Kuva-yı Milliye kuvveti gönderilmesine rağmen, Biga‟dan gelen Suphi ve Kara Hasan Çetelerinin intikam amacıyla Çerkez köylerini yağmalaması, bu sıralarda yaygın olan -ki özellikle Karacabey‟de- Türklük-Çerkezlik meselesini had safhaya ulaştırdığından istanbul Hükümeti hadiselerin müsamahakâr bir şekilde halledilmesini istemiştir.305 Anzavur‟un ilk isyanı bu şekilde sona ermesine rağmen ciddi bir tâkip hareketinin uygulanmaması nedeniyle Anzavur ele geçirilememiştir. c-) Anzavur’un İkinci Defa İsyanı (16 Şubat - 19 Nisan 1920): Anzavur‟un ilk isyanının bu şekilde sona ermesinin üzerinden bir kaç ay geçmesine rağmen Gönen ahâlisinin şikâyetleri bitmiyordu. Çünkü bu dolaylarda faaliyet gösteren Kara Hasan306 kendisine bağlı milis birliği sayesinde köylere kadar genişlettiği bekçi teşkilâtı ile köylülerden para topluyor, halk

306 Kara Hasan Çetesi Biga‟da ilk millî örgüt kurulduğu zaman millî kuvvetlere yardımcı olmuş, hatta Anzavur‟un Gönen ve Manyas‟ta çıkardığı ilk karışıklıklar sırasında Anzavurla savaşmıştır. Daha sonra Biga‟da millî bir teşkilât oluşturmayı düşünen Edremid Kaymakâmı Hamdi Bey, Kara Hasan Çetesinin faaliyetlerinin bu girişime engel olduğunu anlayınca Kara Hasan‟ı ve çetenin bazı ferdlerini tutuklatarak Biga Hapishanesine koymuştur. Ahâli arasında gizlenen çetenin bazı ferdleri Hamdi Bey aleyhine propaganda yaparak Biga‟da ikinci isyanın çıkmasına etken olmuşlardır. Kara Hasan, Biga‟nın basılması sırasında Kani Bey ve adamları tarafından hapishanede üldürülmüştür. Ayrıntılı bilgi için bkz. Türk istiklâl Harbi, "İç Ayaklanmalar", s. 27-30 ( Kara Hasan burada yanlışlıkla Kara Ahmed olarak yazılmıştır).

arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne karışıyor, adeta hükümet içinde hükümet olarak etkinlik gösteriyor ve bu durum halkın tepkisine neden oluyordu.307 Diğer taraftan iubat 1920‟de Gönen ve civarında otuz kadar değişik etnik kökene mensup çete faâliyet gösteriyordu.308 Bu çetelerin yapmış oldukları faâliyetler, Millî Mücadele aleyhindeki kişilerin propagandası sonucu Kuva-yı Milliye ile alâkalı görülüyor ve ahali bu konudaki şikâyetlerinde Kuva-yı Milliye‟den zulûm gördüğü şeklinde dile getiriyordu. Öyle ki 14 Nisan 1920 tarihinde Gönen‟den Dahiliye Nezareti‟ne gönderilen bir tezkirede şöyle denmektedir: "...Kuva-yı Milliye ile onda iltihâk eden bir kısım efrad-ı ahâli tarafından Gayr-i meşrû emellerine itaât etmediklerinden dolayı Gönen Kazası dâhilinde Sızı Hasan Bey, Çerkes Keçidere, Karaağaçalanı, Hacı Veli Obası, Ayvalıdere köyleri asker kuvveti, jandarma ve Kuva-yı Milliye ile bunların cebirle kendilerine uydurdukları Sarıköy, Yortan, Gündoğan köylerinin bir kısım ahâlisi tarafından sarılarak ev eşyası, türlü zâhireler ve çift hayvanâtı, âlet ve edevâtı ve diğer hayvanlar kâmilen zabt ve yağma ve tahrib edildi. Bu köylerde otuz ev, onbeş dam, onaltı samanlık yıkılmak suretiyle birbuçuk milyon liralık zarar verildiği yapılan keşiflerden ve vâkî tahkikâttan anlaşıldı....Ahali-yi kurânın bu yüzden elyevm muhtaç ve merhamet ve muavenet bir hâlde bulunmuş olduğu daire-yi tafsilâtı ve ahâlinin sefaletten tahsisi zımminde lazım gelen meskenlerin yekdiye inşâ ve tohumluk zâhire ve çift hayvanâtı itâsı için mebâliğin tahsisi luzumunu..." 309 Diğer taraftan Çerkezler, Meclis-i Vükelâ‟ya gönderdikleri bir arzuhâlde Gönen Kazası dâhilindeki Çerkez köylerinde mezâlim vukû bulunduğundan bahisle bu durumda sadece Gönen‟de bulunan Çerkezlerin değil Biga, Karesi Sancaklarında ve Hüdavendigâr Vilayeti‟nde bulunan Çerkezlerin dahi heyecan içinde bulunduğunu belirtmektedirler.310 Görüldüğü üzere Gönen ve Biga havalisinde durum böyle nazik bir vaziyette iken Edremid Kaymakâmı Köprülülü Hamdi Bey‟in Biga‟da kurmaya çalıştığı millî teşkilât için gerekli parayı ahâliden tedârik etme yoluna başvurması esasen bu gibi isteklerden usanmış yöre ahâlisini daha huzursuz duruma düşürmüş, bunun ötesinde ahâliyi millî teşkilât kurmak için silah altına almaya başlamasıyla bu huzursuzluk özellikle Pomak ahâlide daha da artmıştır.311 Zaten kendilerinden olan eşkiya Kara Hasan‟ın, Hamdi Bey tarafından hapsedilmesinden dolayı, Hamdi Bey‟e sempati duymayân Pomaklar, bu civardaki diğer bazı Pomak elebaşlarının etkisiyle hareketlenmeye başladılar.312 Öte yandan bu civarda saklanmakta olan Ahmed Anzavur‟da Çerkez köylerini dolaşarak millî teşkilâtı kötüleyici propagandaya başlamış313, ayrıca Kuva-yı Milliye‟ye karşı olan şikâyetlerden faydalanan millî teşkilât aleyhindekiler -ki özellikle Teâli islam Cemiyeti‟nin bölgedeki mensupları- padişah yanlısı propaganlar da bulunarak Karabiga Bandırma, Gönen dolaylarındaki Çerkezleri Kuva-yı Milliye aleyhine yapılacak bir ayaklanmaya hazırlamışlardı.314 Bu arada Çerkezlerin herhangi bir hareketini önlemek amacıyla onlara nasihat etmek üzere 4 Aralık‟ta istanbul Muhafızı Ahmed Fevzi Paşa iyi niyetle Balıkesir‟e gelmiş ve oradan Gönen‟e geçmiştir.315 Ancak Heyet-i Teftişiye Reisi sıfatıyla dolaşan bu zatın raporları oldukça mantıksız ifadeler taşımaktadır. Hatta bu zat raporlarından birinde Gönen‟de ilk iş olarak Anzavur meselesinden dolayı binbir güçlükle ele geçirilebilen canilerin tahliyesini talep etmiştir.316 işte bu 1920 yılı başlarındaki karışık durumdan faydalanmak isteyen Gavur imam317 ve iah ismail318 etraflarına topladıkları çapulcularla 17 iubat‟ta Biga‟ya taarruz etmişler ve güçlü bir mukâvemetle karşılaşmayınca kasabaya girmişlerdir. Bunun üzerine Anzavur onbeş kadar adamıyla Biga‟ya gelerek hükümet konağına yerleşmiş ve ayaklanmanın idaresini eline almıştır.319 Anzavur ve adamları Biga‟ya hâkim olduktan sonra hemen şekâvetlerine başlayıp ilk iş olarak Edremid Kaymakâmı Hamdi Bey‟i şehit ettiler.320 Daha sonra Biga ve Gönen kasaba ve köylerinden kendilerine çok sayıda halkın katılımıyla Ahmed Anzavur ve Gavur imam,Yenice köyündeki silah deposunu ele geçirmek için harekete geçtiler.321 Anzavur‟un Yenice‟ye hâkim olmasından sonra millî kuvvetler tarafından bir Tâkip Müfrezesi oluşturulmuş ve bu müfrezenin başına da Yarbay Süleyman Sabri getirilmiştir.322 Yarbay Süleyman Sabri 2 Mart 1920‟de Gönen‟e geldiğinde kazanın güneyinde bulunan Hacı Veli Obası ve Üçpınar köylerinden üzerlerine ateş açılmış ve Gündoğan, Babayaka, Hasanbey, Karalar Çiftliği ve Bakırlı sırtlarını tutmuş bulunan Anzavur ve Gavur imam kuvvetleriyle ilk çarpışmalar bu şekilde vukû bulmuştur.323 Bu tarihte Gönen‟de toplanan millî kuvvetlerin mevcudu ise şöyledir:

324 subay er top mitralyöz hayvan

Yarbay S. Sabri komutasındaki Tâkip Müfrezesi 6 23 - - 29 174.

Alay (Yarbay Rahmi kom.) 28 317 1 6 93

Balıkesir Nizamiye Taburu 18 285 2 4 40

Soma Millî Taburu 13 185 - 2 11

Gönen‟de 2-3 Mart günlerinde Muradlar, Keçeler ve Karaağaçalanı köylerinin Anzavur‟u tutarak milli kuvvetlere direnmeleri yüzünden, meydana gelen muharebelerde bu köyler kısmen harap olmuştur. Yine bu olayla ilgili olarak 3-4 Mart tarihinde merkeze gönderilen muharebe raporunda Anzavur‟un Sızıköy, Babayaka, Keçidere, Muradlar hattında tutunabileceği belirtilmiş ve ileri hareket esnasında direnen köy olursa buralarda mümkün olduğunca haneleri tahrip ve yağmadan kaçınılması, cephanenin sarfiyatında tasarruflu davranılması istenmiştir.325 4 Mart 1920 günü saldırıya geçen Tâkip Müfrezesi Gündoğan, Dereköy, Sarıköy ve Sızıköy‟de asileri bozguna uğratarak Biga‟ya çekilmek zorunda bırakmıştır.326 Ancak her ne kadar yağma ve tahripten uzak durulması istenmişsede bu muharebeler sonucunda bu tür hareketler vukû bulmuştur.327 Anzavur ve avanesi Biga‟ya kadar tâkip edilmiş ancak Anzavur, Süleyman Sabri komutasındaki birlikleri Biga‟da durdurmaya muvaffak olmuştur. Dört gün devam eden çarpışmalarda millî kuvvetler bir başarı elde edemeyerek geri çekilmek zorunda kaldılar.328 Gönen‟e çekilen Yarbay Süleyman Sabri harekâtın güçlüğünden yakınarak erlerin aç ve yorgun olduklarını ve bu nedenle kaçma teşebbüslerine giriştiklerini belirtmiş, bunun üzerine 14. Kolordu Komutanı Yusuf izzet Paşa, Yarbay Rahmi komutasındaki 174. Alay dışındaki bütün kuvvetlerin Gönen‟den Balıkesir‟e dönmelerini emretmiştir.329 Sabri Bey‟in Gönen‟e çekilmesi şâkilerin cesaretini arttırmış ve onların Gönen‟e saldırma ihtimali belirmişti. Ayrıca sabri Bey komutasındaki Tâkip Müfrezesi‟nin Gönen‟den kalkması şâkilere büsbütün cesaret vermişti. Onların Gönen‟e saldırma ihtimalinden endişe duyan Yarbay Rahmi, Gönen Kuva-yı Milliye ileri gelenleriyle ve Belediye Reisi Hüseyin Çavuş ile görüşerek Gönen kasabasının etrafına siperler kazdırmak suretiyle önlem almış ve elindeki kuvvetlerle Anzavur‟un saldırmasını beklemeye başlamıştı.330 Buna rağmen Yarbay Rahmi Gönen‟de tutunamayacağından bahsederek, askerlerin «biz halk üzerine ateş edemeyiz» dediklerini ve askerlerden bir gecede ellidört kişinin kaçtığını ve de civar köylerin süratle Anzavur‟a katıldıklarından şikayet ederek, Bandırma‟ya çekilmeyi önermiştir.331 Rahmi Bey bu şekilde durumundan yakınırken, 31 Mart 1920‟de Gönen Kaymakamı Ali bey‟in Bandırma‟daki 14. Kolordu Kumandanlığı‟na çektiği 332telgrafta Anzavur‟un Tahirova, Hodul, Agunya

yönlerinden Gönen‟e yürümekte olduğu, emri altında iki üçbin kişinin bulunduğu, yanlarında on katırlık yedek cephane getirdikleri ve kısa bir süre sonra Gönen‟e varacaklarını telaşla bildirilmiştir. Gerçektende Anzavur beraberinde çok sayıda piyade, topçu ve suvariden oluşan bir kuvvet ile iki top ve birkaç mitralyözle Gönen‟e gelmişti.333 Umumi karargâhını Dereköy, Karalar Çiftliği köylerine kuran Anzavur toplarınıda Babayaka Köyü‟ndeki kalenin içine yerleştirdi.334 Gönen‟de ise Yarbay Rahmi Bey kumandasında ikiyüz asker ve ahâliden gönüllü birlikler vardı.335 Anzavur‟un Gönen‟i muhâsara etmesi üzerine 3 Nisan 1920‟de Bandırma‟ya gelen iehzade Cemaleddin Efendi ve yanındaki bazı kimselerle beraber Gönen‟in Çalıoba köyüne gelmiş ve burada Anzavur‟la görüşerek ondan durum hakkında bilgi almıştır.336 Anzavur ve beraberindekiler çok üstün kuvvetlerle 4 Nisan 1920‟de Gündoğan, Karalar Çiftliği ve Tuzakçı köylerinden olmak üzere üç koldan saldırıya geçmişler, kasabadaki millî kuvvetler kırksekiz saat süreyle kasabayı savunmuşlarsa da Anzavur ve avanesinin Gönen‟e girişini önleyememişlerdir.337 Muhârebe esnasında 174. Alay Kumandanı yarbay Rahmi Bey şehit olmuş, kasabaya giren şâkiler ele geçirdikleri subayları ve Kuva-yı Milliye mensuplarını tutuklamışlar, bunun yanısıra birçok subay ve jandarnayıda öldürmüşlerdir.338 Bu arada Gönen müftüsü ievket Efendi, Müdafaâ-yı Hukuk Heyeti Reisi Hüseyin Bey, yine Gönen‟deki Kuva-yı Milliye teşkilâtının önde gelenlerinden Ramiz Bey ile Mehmed Bey şehid olanlar arasındadır.339 Anzavur bu şekilde Gönen‟e hakim olduktan sonra Padişah Vahdettin tarafından kendisine mir-i miranlık yani sivil paşalık rütbesi verilmiş ve Karesi mutasarrıfı tâyin edilmiştir.340 Bunun üzerine bir beyanname yayınlayân Anzavur, Biga‟ya geliş nedeninin halkı Kuva-yı Milliyecilerden kurtarmak olduğunu ve bunda da muvaffak olduğunu açıklamıştır.341 Aynı tarihlerde Aydın Umum Kuva-yı Milliye Kumandanı Demirci Mehmed Efe‟de Bursa, Biga, Karacabey, Gönen müftülükleri ile suret-i belediye riyasetlerine, Balıkesir Heyet-i Milliyesi‟ne ve Kuva-yı Milliye Riyasetlerine bir beyanname yayınlayarak burada Kuva-yı Milliye‟yi övmüş ve O‟na destek verilmesini istemiştir.342 Anzavur‟un Gönen‟i işgalinden sonra Gönen eşrafından oluşturulan bir heyet Gönen halkının padişaha bağlılığını bildirmek amacıyla istanbul‟a gitmiş, lakin geri dönmeleri için gereken parayı bulamayınca masraflarının karşılanmasını padişahtan talep etmişler ve ancak öyle geri dönebilmişlerdir.343 iâkilerin Gönen‟i ele geçirmesinden sonra bir kol Anzavur komutasında Bursa‟yı hedef alarak Bandırma‟ya, diğer kolda Gavur imam komutasında Balya üzerinden Balıkesir‟e yürümek üzere harekete geçti.344 Bunun üzerine Çerkez Ethem kumandasında süvari ve piyadelerden kurulu ikibin kişilik bir müfreze, Parti Pehlivan ve zeybekleri, Aydın cephesinden Danişmendli ismail Efe kumandasında altıyüz süvari zeybek, 14. Süvari Alayı‟nın büyük kısmı ile ivrindi ve Ayvalık bölgelerinden bazı müfrezelerin katılımıyla oluşturulan kuvvet Anzavur ve Gavur imam üzerine yollandı.345 Kuvvetlerin Balıkesir‟den hareketinden bir gün sonra 15 Nisan 1920‟de Sultançayırı mevkinde Anzavur‟la karşılaşılmış ve burada meydana gelen muhârebede Anzavur büyük bir bozguna uğratılmıştır. Diğer taraftan Gavur imam‟da aynı şekilde Millî Kuvvetlerce mağlup edilmiş ve şâkiler iki koldan Biga‟ya doğru kaçmaya başlamışlardır.346 Biga‟ya doğru kaçan şâkiler sahile kadar kovalanmış, yabancı gemilere binebilenler kurtulmuş, binemeyenler ise Millî Kuvvetler tarafından imha edilmişlerdir. Anzavur ise Biga‟da bindiği bir gemiyle istanbul‟a kaçmış, daha sonra Kocaeli Bölgesi‟nde Kuva-yı Milliye‟ye karşı savaşan Halife Ordusu‟nda bulunmuş ve nihayet Yunan işgali sırasında onların hizmetine girerek Türklere pekçok zulüm yapmıştır. Sakarya Muhârebesi‟nden sonra Biga‟da iehit Köprülülü Hamdi Bey‟in adamları tarafından sıkıştırılan Anzavur silahlı çatışmada vurularak öldürülmüştür.347 Anzavur isyanları sonucunda Gönen ve civarında pek çok maddi ve manevi hasarlar meydana gelmiştir. Bunların hepsini tespit etmek mümkün olmamakla birlikte Anzavur‟un sadece Gönen Hükümet Konağı‟na verdiği zarar 1.695 kuruştur.348 Anzavur isyanının bastırılmasından sonra Gönen ve Biga yöresindeki halktan cephelere yeteri kadar istifade temin etmek için Avni Bey, Biga Mutasarrıfı olarak gönderilmiş ve bir takım müfrezeler Avni Bey‟in emrine verilerek Biga ve Gönen bölgelerinde esaslı bir şekilde Millî Teşkilât kurulması yoluna gidilmiştir.349 d-) Gönen’in Yunanlılar Tarafından İşgali ve İşgalden Kurtarılışı: Anzavur isyanı‟nın sona ermesinden kısa bir süre sonra, Gönen‟de bir başka tehlike ortaya çıkmıştı ki bu tehlike bölgenin Yunan işgaline uğraması ihtimâliydi. Mayıs ayı içinde beraberinde Balıkesir Müdafaâ-yı Hukuk-ı Heyet-i Merkeziyesi olduğu halde Gönen‟e gelen Kavaklı Osman Bey350 burada Kuva-yı Milliye faâliyetlerinin hızlandırılmasına çalışmıştır.351 Bu maksatla 20 Haziran 1920‟de Gönen‟de

350 Kavaklı Osman Bey, Gönen‟in Kavak Köyü‟nden olup Millî Mücadele‟de büyük yararlılıkları görülmüş, Balıkesir Müdafaâ-yı Hukuk Teşkilâtı‟nda Gönen azası olarak görev almış, yeni Türkiye Cumhuriyeti‟nde de Gönen adına hizmetlerde bulunduktan sonra 1933 yılında vefat etmiş Gönen‟in büyük vatanseverlerinden biridir.

seferberlik ilan edilmiş ve yüzelli fişek ile iki harp silahı, yüz lira, çift koşumlu bir araba getirenin bu içtimâdan affedileceği belirtilmiştir.352 Bunun üzerine beşyüz-altıyüz civarında silah toplanmış ve ayrıca üç-beşyüz kişilik ekserisi sivillerden oluşan bir müfreze teşkil edilmiştir.353 Bu müfreze daha sonra esat Bey komutasında Soma‟ya Millî Kuvvetlere yardımcı olmak maksadıyla gönderilmiştir.354 Kaza dâhilinde hal böyle iken 29 Haziran 1920‟de başlayân Yunan taaruzu sonucunda kısa zamanda Marmara‟nın güneyi Yunanlıların eline geçmiştir. Bu suretle 6 Temmuz 1920 Salı günü Gönen‟de Yunan işgaline mâruz kalmıştır.355 Bu bölgelere Yunan taaruzu başlamadan önce Biga, Gönen, Bandırma çevresinde bulunan ve Anzavur isyanı‟ndan sonra bölgenin asayişini sağlamakla yükümlü Biga Mutasarrıfı Albay Avni Bey komutasındaki 190. Piyade Alayı Bandırma, Karacabey yoluyla safha safha Bursa‟ya çekilmiştir. 356 Yunan işgal kuvvetleri, Gönen‟i işgal ettikleri andan itibaren kazada yaşayân Rum ve Çerkezlerle işbirliğine girerek Türk ahâliye karşı zulüm ve işkenceye başlamışlardır. Öyle ki bu baskıdan dolayı ahâli evlerinden dışarı çıkamaz duruma gelmiştir.357 Diğer taraftan Yunanlılar kendileri için tehlikeli gördükleri şahısları Atina‟ya sürgün etmek yoluyla kazadan uzaklaştırmışlardır.358 Bunun üzerine Yunanlıların yapmış olduğu zulmü tespit için istanbul‟dan bir heyet gönderilmiş359, ayrıca Mülkiye Müfettişi Nedim Bey‟de Gönen, Manisa, Bergama ve dolaylarını dolaşarak buralardaki Yunan işgaline dair bir rapor hazırlamıştır. Öyle ki bu rapor dosyasının içinde bulunan bir telgrafta Gönen eşrafından bir takım kişiler, Gönen ve Manyas havalisinde bulunan Çerkez çetelerden şikâyetle bunların göç eden ahâliyi soyduklarını ve bundan dolayı asayişin bir an evvel teminini Karesi Mutasarrıfı olarak bildikleri Anzavur Paşa‟dan istemektedirler.360 Ancak Anzavur Karesi Mutasarrıflığına atanmışsa da hiç bir zaman için bu makâma oturamamış, ayrıca ahâlinin şikayetçi olduğu Çerkez çetelerini daima himaye etmiş, hatta emelleri için bu çetelerle birlik olmuştur. Bunun yanısıra hükümet merkezini işgal eden Yunanlılar, ayrıca kaza kasasında bulunan paraya el koymuşlar, bunun üzerine istanbul hükümeti yeni tahsil edilecek paraların Yunanlılar eline geçmesini önlemek için kaza tahsildârlarının tahsilâta çıkmalarını yasaklamıştır.361 Diğer tarafdan Yunanlılar, kaza Rum muhtarının ve papasının mârifetiyle hükümet konağına Yunan bayrağı çekmişler, ancak bu kaymakam ve Türk ahâlinin büyük tepkisine neden olunca Yunan bayrağı indirilip Osmanlı Sancağı asılmıştır.362

Öte yandan Gönen ve civarında Yunanlılar menfaâtine faâliyet gösteren bir kısım çeteler mevcut olup, Canbazlı Hakkı, Çerkez Davud, Boşnak Kara ibrahim bunlar arasında gelmekte, Altıparmak Ahmed, Yaşar ibrahim Çavuş gibi çetelerde kendi çıkarları için şekâvetlerde bulunmaktadır.363 Diğer taraftan Batı Anadolu‟da Yunan işgali devam ettiği sırada içlerinde Gönen‟inde bulunduğu mıntıkada yaşayân Çerkezler, itilaf devletlerinin özellikle Yunanlıların desteğini alarak "iarkî Kârip Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti"ni kurmuşlar ve bu sayede Anadolu‟da kurmak istedikleri bir Çerkez devletinin temelini atmışlardır.364 Bu cemiyete Gönen adına Yakup Lampez ve Sahekomit Hafız Sait Efendi katılmış ve bu kişiler Millî Mücadele sonrasında vatan haini ilan edilip yurtdışına çıkarılmışlardır. Gönen‟de Yunan işgali devam ettiği sırada zaman zaman bu havalideki Türk çeteler ile Yunanlılar arasında muhârebeler vukû bulmuştur. Bunlardan birinde 30 Haziran 1921‟de Gönen‟in Çakmak köyü civarında meydana gelen üçyüz Yunan askeri ile yüzelli mücahit arasında meydana gelen muhârebede Yunanlılar çekilmek zorunda kalmışlardır.365 Bundan sonra civarın Yunan işgalinden kurtarılması için bu çetelerin tazyikleri daha da artmıştır. 1922 yılı Eylül ayı başlarından itibaren Gönen üzerine tazyiklerini daha da şiddetlendiren Türk çeteler kazayı işgalden kurtarmak için harekete geçmişlerdir. 5 Eylül salı günü Balcı köyünde toplanan Altıparmak Nuri, Bacak Hasan, Kürt Hasan, Süleymanlı Ahmed, Yüzbaşı Mevlüt, Karadağlı Hurşid Efelerin kuvvetleri kazayı dört cihetten ablukaya almışlar, bu esnada kasabanın Hristiyan ve Çerkez mahallerinden ateş açılmış ve bu suretle başlayân muhârebe sabah saat ondan gece akşam saat sekize kadar devam etmiştir.366 Çetin geçen muhârebeler sonucunda 6 Eylül çarşamba günü çay boyundaki Yunan garnizonunun ele geçirilmesinin ardından kısa sürede Sarıköy ve Elbeslik köyündeki Yunan garnizonlarıda ele geçirilmiştir. 367 Gönen‟in kurtarılması sırasında kaza ahâliside gayet fedakârane çalışmış, Yunanlılardan yüzelli kişi ölü, yüzyetmişide sağ olarak ele geçirilmiştir.368 Bunun yanısıra Yunanlılardan kırkyedi sandık Alman, kırkbeş sandık Osmanlı ve yirmi sandık dokuzlu cephane, onaltı sandık tüfenk bombası, az sayıda el bombası ve bir çokta silah ele geçirilmiştir.369 Öte yandan Gönen‟in muhâsarası sırasında yaralıların tedavisinin daha çabuk yapılabilmesi için ikiyüz yataklı "Akıncı Müfrezeleri Hastanesi" teşkil edilmiş ve ilaç bakımından zengin olan Gönen eczanesi buraya tahsis edilmiştir.370

363 ibrahim Ethem Akıncı, Demirci Akıncıları, Ankara, TTK, 1989, s. 185. 364 "İç Ayaklanmalar", s. 318-322 arasında bu cemiyetin kuruluş beyannâmesinin tam metni bulunmaktadır

Gönen‟in bu havalideki Türk çeteler tarafından kurtarılmasından bir süre sonra Millî Kuvvetler kazaya gelmiş ve asayişin temin için yeni müfrezeler teşkil edilmiştir.371 Yunanlılar Gönen‟den çıkarıldıktan sonra Edincik‟e sığınmışlar, ancak burası da bu çeteler tarafından muhâsara edilince Bandırma‟ya kaçmışlar, diğer taraftan da arkalarında takipte bulunan mücahitlere bir heyet gönderip barış teklifinde bulunarak sahilden gemilere binmek için müddet istemişler, ayrıca geride kalan Rum ahâliye iyi davranılması ricasında bulunmuşlardır.372 Gönen‟in kurtarılması sırasında sadece Gönen ve Manyas havalisindeki çeteler değil, Biga‟dan Çingene Ali, Yeniçiftlikli Mehmed, Arnavud Rahman çeteleriyle, ayrıca Karabigalı Halit Bey gibi ileri gelen Bigalı vatanseverler de görev almışlardır.373 Gönen‟in 6 Eylül 1922 tarihinde Türk çeteler tarafından kurtarılmasının ardından kısa bir süre sonra da Sarıköy, Edincik ve Bandırma‟da Yunan işgalinden kurtarılmıştır. Diğer taraftan 9 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar‟ın izmir‟den çıkarılmasıyla Anadolu‟da Yunan işgali tümüyle son bulmuştur. Gönen, Millî Mücadele sırasında önce Anzavur‟un faaliyetlerine, ardından Yunan işgaline maruz kalması nedeniyle maddî ve manevî büyük kayıplara uğramışsa da bunların yaraları kısa sürede sarılmıştır

SONUÇ Gönen günümüzde Türkiye dahilinde ve haricinde pekçok yerleşim biriminin adı olup bunlardan anlaşıldığına göre Türkçe kökenli bir kelimedir. M.Ö. III. yüzyılda Makedonya imparatoru Büyük iskender tarafından kurulan Gönen‟de Türklerin boy göstermesi ise XII.-XIII. yüzyıllara denk gelmektedir. Ancak kesin Türk hakimiyetine girişi ise XIV. yüzyıl ortalarında Osmanlı Sultanı Orhan Bey zamanında olmuştur. Burada dikkat çekici nokta kentin Balıkesir yöresinde hakim olan Karesioğulları‟ndan değil de Bizanslılar veya Cenevizlilerden fethedildiğidir. Çünkü Osmanlı fetih metotlerına göre yeni fethedilen bir bölge sancak haline getirilip merkeze bağlanmaktadır. Ancak Gönen‟in Karesi Sancağı dahilinde değil de, Hüdavendigâr Sancağı dahilinde bulunması ve kroniklerde Karesi Beyliği dahilindeki kentler arasında yer almaması kentin Bizanslılar veya Cenevizlilerden fethedildiği görüşünü desteklemektedir. XVI. yüzyılda bir kadı tarafından yönetilen Gönen beşyüz yıl süresince Hüdavendigâr Sancağı‟na bağlı kalmış ve XVII.-XVIII. yüzyıllarda bazı ayânlar tarafından idare olunmuştur. XIX. yüzyıl başlarında kaza statüsüne sahip olan Gönen, 1864 yılında nahiye yapılarak Erdek‟e bağlanmış, 1878‟de de Erdek‟ten ayrılıp Bandırma‟ya bağlanmıştır. 1882 yılında ise Gönen‟e kaza statüsü tekrar verilerek Hüdavendigâr Eyaleti‟nin Karesi Sancağı‟na bağlanmış ve bir kaymakam atanmıştır. Vilayet salnamelerinden anlaşıldığı üzere ilk belediye reisi 1887 yılında göreve başladığından dolayı belediye örgütününde teşkil tarihinin bu zamanlar olması muhtemeldir. Gönen‟de Tanzimat sonrası Osmanlı taşra teşkilatının gerektirdiği idarî birimlerin hemen hemen hepsi mevcuttur. XIX. yüzyıl ortalarında altı-yedi mahalleden müteşekkil küçük bir kasaba olan Gönen, önce Kafkasya sonra Rumeli‟den göçlere mâruz kalmış ve bunun sonucunda nüfusu önemli ölçüde artmıştır. Nitekim, mahalle ve köy sayısındaki artışa paralel olarak kazanın nüfusu 1880‟den 1920‟ye kırk yıllık bir zamanda üç kat artarak 10.000 civarından 40.000‟e ulaşmıştır. Kazada nüfusun büyük çoğunluğunu teşkil eden müslümanlar, değişik etnik zümrelere mensup olmalarına rağmen dinî birlik aralarında etkili bir iletişim aracıdır. Bunun yanısıra kaza dahilinde yaklaşık % 5 ile % 8 arasında değişen Rum nüfusu bulunmaktadır. Ayrıca Rumlara ilaveten Ermeniler, Bulgar ve Kıptîlerde bulunmaktadır. Kazanın ekonomisi incelediğimiz yıllarda büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayânmaktadır. Tarım ürünleri arasında hububat ve bakliyat önemli yer tutmaktadır. Bunun yanısıra Yortan ve Tuzakçı köyleri civarında yetiştirilen bostanlar da lezzetleri nedeniyle talep görmektedirler. ipekböcekçiliği de kazada yaygın olan uğraşlardandır. Sanayi özellikle XX. yüzyıl başlarında gelişme göstermiş değirmenlerin yerini un fabrikaları almaya başlamıştır. Bunun yanısıra orman sanayi ve dericilikte önemli gelişme kaydedilmiştir. Kaza mamüllerinin en önemli ihraç yeri Bandırma iskelesi olup, müteaddid defalar Gönen-Bandırma arasında muntazam bir şose yapılması konusunda girişimler olmuştur. Buna ilaveten her yıl Haziran ayının ilk haftasında kurulan Gönen Sarıköy Hacı isa Panayırı‟da Anadolu ve Rumeli‟nin çeşitli yerlerinden gelen tüccarların uğrak yeri olup kaza mamüllerinin satıldığı bir diğer yerdir. Pazar ise haftada bir gün salı günleri kurulmakta ve sadece kaza ahalisi değil çevre kazaların da tüccarlarını ve ahalisini ağırlamaktadır. Küçük el sanatları arasında saraçlık ve hayvan koşumları yapımı önemlidir. Buna ilaveten günümüzde Gönen‟in adını dünyaya duyuran iğne oyacılığı incelediğimiz yıllarda yaygın bir uğraş olmalıdır. Aileler, yerli ve göçmen aileleri olmak üzere iki kümeye ayrılmakta bu nedenle günlük hayat, adet ve görenekler bu iki aile kümesine göre değişmektedir. Mahalle mektepleri XX. yüzyıl başlarında hemen hemen her köyde mevcut olmakla beraber merkez kazada bir de rüşdiye mektebi bulunmaktadır. Yine Rum cemaatın Kurşunlu Rum Mahallesi‟nde kendi okulları bulunmaktadır. Ayrıca XIX. yüzyıl sonlarına değin kazada bir medrese mevcud olup adı "Medrese-i Çarşı Camii"dir. Kaza ahalisinin büyük çoğunluğunun müslüman olduğunu daha önce söylemiştik. Bu nedenle cami sayısı çoktur. Ancak bunlardan hiçbiri depremler nedeniyle günümüze ulaşamamıştır. Diğer taraftan Rum cemaatın biri Gönen Kurşunlu Rum Mahallesi‟nde, diğeri Elbeslik Rum Köyü‟nde olmak üzere iki kilisesi varolup bunlardan Elbeslik Köyü‟nde olanı bugün hala ayaktadır. 1900‟lü yıllarda sakin bir durumda seyreden asayiş II. Meşrutiyet‟in ilanından sonra, özellikle 1910‟lu yıllarda bozulmuş ve bir takım tedbirler alınması yoluna gidilmişse de anarşi önlenememiştir. I. Dünya Savaşı‟nı müteakiben Mondros Ateşkes Antlaşması‟nın imzalanmasıyla beraber ortaya çıkan otorite boşluğunda eşkiyalık her yerde olduğu gibi Gönen‟de de artmış ve mevcut bu durumdan istifade ederek istanbul Hükümeti‟nin, ingilizlerin ve Yunanlıların desteğini alan Çerkez asıllı Ahmed Anzavur, Anadolu‟daki Millî Hareket‟in gücünü kırmak için bu bölgede iki defa isyan çıkarmıştır. Büyük güçlüklere rağmen Anzavur‟un her iki isyanıda bastırılmış ve ardından millî teşkilatın bölgede yeniden güçlü bir şekilde tesisi yoluna gidilmişse de Gönen kısa bir süre sonra Yunan işgaline mâruz kalmıştır. iki yıla yakın bir süre Yunan işgalinde kalan Gönen, 6 Eylül 1922 tarihinde bu civarda faaliyet gösteren çeteler tarafından işgalden kurtarılmıştır. Anadolu‟da Türkiye Cumhuriyet‟nin kurulmasından sonra Gönen Balıkesir‟e dahil olan kazalardan biri olmuş ve bu durum günümüze kadar devam etmiştir.

 

DİPNOTLAR

11 iemseddin Sami, Kamûs-ul Alam, c. V, istanbul, 1314, s. 3927. 12 Kemal Özer, Turistik Gönen ve Ömer Seyfettin, Bandırma, Gürses Matbaası, 1962, s. 3. 13 Hilmi Ziya Ülken-Ayda N. Tanyeli, "Gönen Bölge Monografyası", istanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, sayı 10- 11, istanbul, 1955-1956, s. 118-119. 14 H.Z. Ülken-A.N. Tanyeli, a. yer. 15 T. Akkuş, a.g.t., s. 1-2. 16 T. Akkuş, a.g.t., s. 2. 17 iefik Karataş, Gönen ilçesi’nin Coğrafî Etüdü, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı basılmamış yüksek lisans tezi, istanbul, 1995, s. 46. 18 H.Z. Ülken-A.N. Tanyeli, a.g.m., s. 1

19 Tacettin Akkuş, a.g.t., s. 1. 20 H.Z. Ülken-A.N. Tanyeli, a. yer. 21 i. Karataş, a.g.t., s. 59. 22 H.Z. Ülken-A.N. Tanyeli, a. yer. 23 T. Akkuş, a. yer. 24 i. Karataş, a.g.t., s. 20. 25 Mehmet Önder, Efsaneleri-Destanları-Hikâyeleriyle iehirden şehire Anadolu, Ankara, TiBK Yay., 1997, s. 81. 26 Doğan Özgökçeler, "Artemea" Gönen, izmir, Karınca Matbaası, 1971, s. 30. 27 D. Özgökçeler, a.g.e., s. 30-31.38 Evliya Çelebi, a. yer. 39 A. Zeki Velidî Togan, Umumî Türk Tarihine Giriş, istanbul, Enderun Kitabevi, 1981, s. 350. 40 T. Akkuş, a.g.t., s. 12‟de bu durumu şöyle açıklar: "Osmanlı Devleti varlığına son verdiği beylik topraklarını, sınırlarını aynen muhafaza ederek sancak adı altında merkeze bağlamıştır. Gönen, Karesi Beyliği’ne bağlı olsaydı, Karesi Sancağı’na dahil edilmesi gerekirdi." 41 T. Akkuş, a.g.t., s. 13. 42 K. Özer, a.g.e., s. 8-9. 43 T. Akkuş, a. yer. 44 T. Akkuş, a.g.t., s. 17. 45 Tuncer Baykara, Anadolu’nun Tarihî Coğrafyasına Giriş I, Ankara, TKAE yayın no: 86, 1988, s. 73.; XV. ve XVI. yüzyıllardaki kaza yönetimiyle ilgili olarak ayrıntılı bilgi için bkz. Mustafa Akdağ, Türkiye’nin iktisadî ve içtimaî Tarihi, c. II, Ankara, Cem Yayınevi, 1995, s. 59-68. 46 Tuncer Baykara, Osmanlı Taşra Teşkilatında XVIII. Yüzyılda Görev ve Görevliler (Anadolu), Ankara, Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1990, s. 5. 47 T. Baykara, a.g.e., s. 257

49 T. Baykara, Anadolu’nun Tarihî..., s. 33. 50 Tayyip Gökbilgin, "Nahiye", islam Ansiklopedisi, c. IX, istanbul, MEB, 1964, s. 37. 51 M. Akdağ, a.g.e., s. 198‟de belirtildiğine göre 1487 yılında Gönen‟de kadı bulunmaktadır.; Turan GÖKÇE, "934 (1528) Tarihli Bir Deftere Göre Anadolu Vilayeti Kadılıkları ve Kadıları" , 3 Mayıs 1944 50. Yıl Türkçülük Armağanı, izmir, Akademi Kitabevi, 1944, s. 83‟te yazıldığına göre Gönen‟de bir kadı bulunmaktadır. 52 T. Akkuş, a.g.t., s. 14. 53 T. Akkuş, a.g.t., s. 35-36. 54 T. Akkuş, a.g.t., s. 15. 55 Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası ( Celalî İsyanları ), Ankara, Bilgi Yayınevi, 1975, s. 14-15. 56 T. Akkuş, a.g.t., s. 49. 57 Kalenderoğlu‟nun Saruhan‟deki eşkiyalık hareketleri için bkz. Çağatay Uluçay, XVII. Asırda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri, Manisa Halkevi yayın no: XI, istanbul, Resimli Ay Matbaası, 1944. 58 ismet Parmaksızoğlu, "Türkler", islam Ansiklopedisi, c. 12-k. 2, istanbul, MEB, 1984, s. 319; Ali Sevim-Yaşar Yücel, Türkiye Tarihi, c. III, Ankara, TTK, 1991, s. 49-51. 59 Deniz Esemenci, "Dalgıç Ahmed Paşa", Türkiye Diyanet Vakfı islam Ansiklopedisi, c. VIII,istanbul, TDV, 1993, s. 432. 60 Yücel Özkaya, Osmanlı imparatorluğu’nda Ayânlık, Ankara, TTK, 1994, s. 115. 61 Hassa Silahşörlerinden Sepetoğlu Osman ayânlığı döneminde Gönen ve civarında özellikle şekâvetleri ile nâm salmış ve bu nedenle hakkında idam kararı verilmiştir. Bunun üzerine firar eden Sepetoğlu Osman bir süre sonra yakalanmış ve idam edilmiştir. Sepetoğlu Osman‟ın mal ve emvâlinin zabtına dair BOA‟nde Cevdet Maliye, Cevdet Zabtiye ve Cevdet Adliye tasniflerinde pekçok kayıt bulunmaktadır. 62 BOA, Cevdet Maliye, no: 29828. 63 BOA, D.BiM.MHF., no: 13388. 64 BOA, Cevdet Maliye, no: 31377. 65 BOA, Cevdet Maliye, no: 9526. 66 Abdülmecit Mutaf, Salnamelerde Karesi Sancağı (1847-1922), Balıkesir, 1995, s. 93. 67 A. Mutaf, a. yer. 68 A. Mutaf, a. yer69 Musa Çadırcı, "Türkiye’de Kaza Yönetimi (1840-1876)", Belleten, c. LIII/206, Ankara, 1989, s. 237. 70 A. Mutaf, a. yer. 71 A. Mutaf, a. yer. 72 BOA, iura-yı Devlet Hüdavendigâr, no: 1540/17 (14 ievval 1299/ 30 Ağustos 1882). 73 BOA, iura-yı Devlet Hüdavendigâr, tasnifinde bulunan fakat kullanılamaz durumda olan bir belgenin katalogdaki özetine göre Gönen‟de kaymakamlık teşkil tarihi 5 Muharrem 1300 olarak kaydedilmiştir (16 Kasım 1822). 74 M. Çadırcı, a.g.m., s. 251. 75 M. Çadırcı, a. yer.

85 Sebahattin iimşir, Karesi Gazetesi’ne Göre Balıkesir Vilayeti (1914-1916), Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü yayınlanmamış lisans tezi, izmir, 1990, s. 115‟te belirtildiği üzere Gönen kaymakamının Devrek Kaymakamlığı‟na atanması üzerine buraya yeni kaymakam atanıncaya kadar Sarıköy eski müdürü Azmi Bey vekil olarak atanmıştır. 86 S. iimşir, a.g.t., s. 108. Gönen Kaymakamlığına 13 Eylül 1915 tarihinde tayin edilmiştir. 87 S. iimşir, a.g.t., s. 115. 23 iubat 1916 tarihinde Gönen Kaymakamı Refet ve Lapseki Kaymakamı Nazım Beylerin becayiş yapmalarına karar verilmiştir. 88 Kemal Özer, Kurtuluş Savaşı’nda Gönen, Balıkesir, 1964, s. 60 ve 61‟de Gönen kaymakamının Çerkez Tevfik Bey olduğundan bahsetmekte ve bu kişi millî teşkilâta engel olduğu gerekçesiyle daha sonra Sındırgı Kaymakamı Ali Munis Bey ile becayiş yaparak, Çerkez Tevfik Bey‟in Sındırgı Kaymakamlığı‟na, Ali Munis Bey‟inde Gönen Kaymakamlığı‟na atandıklarını belirtilmektedir. 89 Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, c. II, Ankara, 1994, TTK, s. 473. 90 Bu konuda Karesi ve Hüdavendigar Vilayeti Salnamelerinden faydalanılmıştır.

 

BİBLİYOGRAFYA

I - Hüdavendigâr Vilayeti Salnameleri: Hicri 1297, 1306, 1307, 1310, 1311, 1312, 1315, 1316, 1317, 1318, 1319, 1320, 1321, 1322, 1324, 1325 yıllarına mahsus Hüdavendigâr Vilayeti Salnamelerinden faydalanılmıştır. II - Karesi Vilayeti Salnamesi: Hicri 1305 yılına mahsus Karesi Vilayeti Salnamesinden faydalanılmıştır. III - TC Devlet Salnameleri: 1925-1926, 1926-1927, 1927-1928 yıllarına ait TC Devlet Salnamelerinden faydalanılmıştır. C - Gazeteler: Karesi Gazetesi sayı 1 D - Basılı Kaynaklar: AKDAĞ, Mustafa, Türkiye’nin iktisadî ve içtimaî Tarihi, c. I-II, Ankara1995. _____________, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası (Celalî İsyanları), Ankara 1975. AKINCI, ibrahim Ethem, Demirci Akıncıları, TTK, Ankara 1989. AKKUi, Tacettin, XVI. Yüzyılda Gönen ve Yöresi, iÜEF Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı basılmamış yüksek lisans tezi, istanbul 1996. AYHAN, Aydın, "İzmir’in İşgali Sırasında Balıkesir" , Millî Mücadele’de Balıkesir, TDAV, istanbul 1990. BAYKARA, Tuncer, Anadolu’nun Tarihî Coğrafyasına Giriş I, TKAE yay., Ankara 1988. _______________, Osmanlı Taşra Teşkilatında XVIII. Yüzyılda Görev ve Görevliler (Anadolu), Vakıflar Genel Müdürlüğü yay., Ankara 1990. 1981 Yılı Balıkesir Köy Envanter Etüdü, Köy işleri ve Kooperatif Bakanlığı yay., Ankara 1984. CEBESOY, Ali Fuad, Millî Mücadele Başlarken, TiBK yay., Ankara 1965. ÇADIRCI, Musa, "Türkiye’de Muhtarlık Teşkilatının Kurulması Üzerine Bir İnceleme" , Belleten, c. XXXIV/134, Ankara 1974. _____________, "Türkiye’de Kaza Yönetimi (1840-1876)", Belleten, c.LIII/206, Ankara 1989. ELDEM, Vedat, Osmanlı imparatorluğu’nun iktisadî iartları Hakkında Bir Tetkik, TiBK yay., Ankara 1970. EROL, Aydil, Adlarımız, TKAE yay., Ankara 1992. ESEMENCi, Deniz, "Dalgıç Ahmed Paşa", TDViA, c. VIII, istanbul 1993. EVLiYA ÇELEBi, Seyahatname, (Haz. Zuhuri Danışman), istanbul 1935. GAZi AHMED MUHTAR PAiA, Takvîmü’s-Sinîn, (Haz. Yücel Dağlı - Hamit Pehlivanlı), Genelkurmay Basımevi, Ankara 1993. GÖKBiLGiN, Tayyib, "Nahiye", islam Ansiklopedisi, c. IX, MEB, istanbul 1946. GÖKÇE, Turan, "934 (1528) Tarihli Bir Deftere Göre Anadolu Vilayeti Kadılıkları ve Kadıları", 3 Mayıs 1944 50. Yıl Türkçülük Armağanı, izmir 1994. GÜNSAV, Bekir Sami, Miralay Bekir Sami Günsav’ın Kurtuluş Savaşı Anıları, (Haz. Muhittin Ünal), istanbul 1992. GÜVEN, Zühtü, Anzavur isyanı, TiBK, Ankara 1965. iĞDEMiR, Uluğ, Biga Ayaklanması ve Anzavur Olayları “Günlük Anılar”, TTK, Ankara 1989. iPEK, Nedim, Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri (1877-1890), TTK, Ankara 1990. KARATAi, iefik, Gönen ilçesi’nin Coğrafi Etüdü, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Coğrafya Anabilim Dalı basılmamış yüksek lisanstezi, istanbul 1995. KARESi SANCAĞI, Necm-i istikbal Matbaası, istanbul 1332. KODAMAN, Bayram, Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi, Ötüken yay., istanbul 1980. Köylerimiz, Dahiliye Vekalete Mahalli idareler Umum Müdürlüğü, istanbul 1933. Meskûn Yerler Kılavuzu, c. I-II, içişleri Bakanlığı yay., Ankara 1946. MUTAF, Abdülmecit, Salnamelerde Karesi Sancağı (1847-1922), Balıkesir 1995. ORHON, Cenab Refik, Balıkesir Coğrafyası, Balıkesir Halkevi yay., Balıkesir 1936. ORTAYLI, ilber, Tanzimat’tan Sonra Mahallî idareler (1840-1878), Ankara, 1974. ÖNDER, Mehmet, (Efsaneleri-Destanları-Hikâyeleriyle) iehirden iehire Anadolu, TiBK yay., Ankara 1997. ÖZALP, Kazım, Millî Mücadele 1919-1921, c. I-II, TTK, Ankara 1985. ÖZER, Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda Gönen, Türkdili Matbaası, Balıkesir 1964. ____________, Turistik Gönen ve Ömer Seyfettin, Gürses Matbaası, Bandırma 1962. ÖZGÖKÇELER, Doğan, Artemea "Gönen", Karınca Matbaası, izmir 1971. ÖZKAYA, Yücel, Osmanlı imparatorluğu’nda Ayânlık, TTK, Ankara 1994. SARIHAN, Zeki, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, c. I-II, TTK, Ankara 1994. SEViM, Ali -YÜCEL, Yaşar, Türkiye Tarihi, c. I-IV, TTK, Ankara 1991. SOFUOĞLU, Adnan, Millî Mücadele Döneminde Kuzeybatı Anadolu, Genelkurmay Basımevi, Ankara 1994. iEMSEDDiN SAMi, Kamus-ül Alam, istanbul 1314. _______________, Kamus-ı Türkî, istanbul 1317. iiMiiR, Bilal, Rumeli’den Anadolu’ya Türk Göçleri, c. I-III, TTK, Ankara 1989. iiMiiR, Sebahattin, Karesi Gazete’sine Göre Balıkesir (1914-1916), E.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü yayınlanmamış lisans tezi, izmir 1990. TOGAN, Ahmed Zeki Velidî, Umumî Türk Tarihine Giriş, istanbul 1981. Tarama Dergisi, c. III, TDK, Ankara 1967. Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi, c. II, TDK,istanbul 1941. TÜRK iSTiKLAL HARBi "Batı Cephesi", c. II, k. II, Genelkumay yay., Ankara 1974. _______________, "İç Ayaklanmalar", Genelkurmay yay., Ankara 1974. ULUÇAY, Çağatay, XVII. Asırda Saruhan’da Eşkiyalık ve Halk Hareketleri, Manisa Halkevi yay., Resimli Ay Matbaası, istanbul 1944. UMAR, Bilge, Türkiye’de Tarihsel Adlar, istanbul 1993. UNAT, Faik Reşit, Hicrî Tarihleri Milâdî Tarihe Çevirme Kılavuzu, TTK, Ankara 1994. UZUNÇARiILI, i. Hakkı, Karesi Vilayeti Tarihçesi, Hüsn-i Tabiat Matbaası, istanbul 1925. ÜLKEN, Hilmi Ziya - TANYELi, Ayda N., "Gönen Bölge Monografisi", istanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, sayı 10-11, istanbul 1955-1956. PARMAKSIZOĞLU, ismet, "Türkler", islam Ansiklopedisi, c. XII- k. II, MEB, istanbul 1984 RAMSAY, W.M., Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası, (çev. Mihri PEKTAi), istanbul 1961

ÖZER KÜPELİ/EGE ÜNİVERSİTESİ/ TEZ

BANDIRMA GERÇEK YAYIN TARİHİ 27-01-2021