Yerel Seçimler Nasıl Kaybedilir!

YEREL SEÇİMLER NASIL KAYBEDİLİR!

Fikret ÇAĞIN.

Değerli okurlar, yazımın başlığı aynen okuduğunuz gibi, yani yerel seçimler nasıl kazanılır filan demek yerine, *Nasıl kaybedilir* diyorum.

Bu konuyu biraz irdelemek gerekirse, seçim kaybetmenin ne kadar kolay olduğunu, muhalefetin tüm seçimlerde olduğu gibi seçim stratejisinin ve halka yaklaşımının değişmediği, hatta seçmeni kendinden uzaklaştırıp rakiplerinin değirmenine su taşıma yarışına girildiği, tutum ve bu köhne anlayıştan vazgeçilemediği sürece her seçim kolayca kaybedilir.

Bu yerel seçimler de muhalefetin profesörleri(!) yüzünden çok kolay kaybedilecek hiç şüpheniz olmasın.

Köhne anlayış derken, bilindiği gibi İktidarın yemlediği çok fazla TV kanalı ve kalabalık basın ordusu var, bu bir gerçek.

Buna karşılık sizin yani muhalefeti destekleyen kaç TV kanalınız ve kaç basın temsilciniz var ve onlar ne kadar bilinçli davranıyor?.Seçim zamanı toplumu birleştirici aydınlatıcı programlar yerine ayrıştırıcı programlar mı yapıyorlar?

KRT Tv, Halk Tv, Sözcü Tv,  TV 1OO, vs, gibi tv kanalları her ne kadar muhalif kanallar olarak biliniyorsa da; bu kanalların rejisörleri ve program yapımcıları, öyle basit, öyle saçma programlar yapıyorlar ki izleyenin sinir sistemi laçka oluyor.

Bu kanalların müdavimleri olan, AYŞE NUR ASLAN, HÜSNÜ MAHALLİ, bir zamanlar Barış YARKADAŞ, bugünlerde İsmail SAYMAZ, Barış TERKOĞLU, Ersan ŞEN, Emin ÇAPA, gibi çok bilen profesör benzeri ahkamcılarla yol yürümek kanımca mağlübiyete davetiye çıkarmaktan başka bir şey değildir, çünkü bu siyaset bilimcisi geçinen zevat yıllardır bu kanallarda program yaparlar ama halkın gözünde ve yüreğinde geleceğe ilişkin bir umut, bir ışık bir kıvılcım oluşturabildiler mi? 

Bir düşünün:

Yüzde doksan dokuzu müslüman olan bir ülkede yaşayacaksın, İsveç’te KURANI KERİM'i Müslümanların en kutsal kitabını, ALLAH(cc) kelamını yakanlara ses etmeyecek ama APO’yu öveni destekleyeceksiniz sonra da ben size çok güzel ve bol bereketli huzurlu günler vaat ettim, "Hak Hukuk, Adalet" dedim ama sizler bunu anlamadınız’a gelen sözler sarf edeceksiniz!

Bakınız Muhalif TV lerde program yapımcıları, her hangi bir konuyla ilgili çok bilen bir profesörü, (Bilindiği gibi ülkemizde profesörden geçilmiyor, hangi taşı kaldırsanız altından bir profesör çıkıyor..

(ya onlar da olmasalardı ne yapardık?).

SEÇİM KAZANIRDIK!.

İşte böylelerini programlarına davet ediyor ve güncele ilişkin bir soru soruyor, o profesör(!) alıyor sözü kardeşim, yarım saat hiç susmadan konuşuyor, eğer konuşma arasında asgari ücret, yada ekonomi sözcükleri geçerse sunucu ekranın sağında çok bilen prof solunda orta yerinde rejisör marifeti ve anlayışı ile durmadan para saymalar el ile makine ile haşır huşur şıp şıp şıp, tırrrrrrr, bazen dolar basımını bile göstererek mide bulandırıyorlar.

İzleyenlerin akıllarıyla adeta alay ediyorlar.

Haber sunan spikerleri ise başlı başına problem, örneğin, M.Y. isimli haber spikeri ve kanal sahibi, bir zat, "Bebek Katili" ve yüzlerce şehitlerimizin kanı ellerinde olan ve bir o kadar da vatan evladının, dağa taşa döşediği mayınlarla sakat kalmalarına neden olan bir şerefsizi(APO)yu hapiste çok kitap okuduğu için, filozof oldu, bunu içeride tutmak yanlıştır gibi hezeyanlar yapan sözde muhalif kanal haber sunucusu, sandığımız kişi, hadi bu sunucu bu gaf’ı yaptı.. Ey Kılıçdaroğlu bu Merdan efendiye destek çıkmak da neyin nesi...

Sayın Cumhurbaşkanı her fırsatta bunlar PKK ile kol kola derken haksız mı oluyor? Yoksa onu haklı çıkarmak için mi böyle davranıyorsunuz? Sonra, ama "bizde şu kadar oy aldıkla" idare etmeye mi çalışıyorsunuz!

Efendiler, Kendinize gelin de -kazanmak istiyorsanız- Seçim nasıl kazanılır’a yoğunlaşın.

Yararından çok zararı gelen, bir haber spikeri bir susuz portakal da Sözcü TV'de var, haber sunacak, önündeki masada 7-8 adet A 4 kağıdı vardır, o kağıtlardan birisini eline alır, ama çenesi de hiç durmaz mayasılı ağzına vurmuş gibi ipe sapa gelmez şeyler konuşurken az önce masadan eline aldığı kağıttan yeni bir haber okuyacak sanırsınız ama olmaz o kağıdı masaya bırakır, az sonra yine alır yine bırakır, bu rezillik haber bülteni boyunca devam eder, o kağıt al bırak al bırak!..

Buruş kırış olur ama bir türlü okunmaz, tabii bir de kırmızı kayışlı kol saatini göstermeye bayılır.

Değerli okurlar bendeniz ben  gazetecilikten hiç anlamam ama düşüncelerimi ifade ederim ve bu yazımda bazı gazetecileri eleştirdim.  Ama ne yapayım ki ; ülkemizde çok bilen prof,lar olduğu gibi çok da gazeteci geçinen var, örneğin İnternet haberi yayınlayan H.Ö isimli bir densiz bir haberinde emeklilerle ilgili şöyle bir başlık attı. Maaşlarına yapılan zammı görünce Emekliler ZİL TAKIP OYNAYACAK! 

 Bre terbiyesiz bre arlanmaz utanmaz, sen emeklileri köçek mi, çengi mi, soytarı mı, sanıyorsun?   Bu yaptığın gazetecilik mi, yoksa İktidara yağcılık yalakalık mı? O Emeklilerin içinde seni parayla tartıp on kez satın alabilecek o kadar çok emekli var ki, onlar para için ZİL TAKIP OYNAMAZLAR ama seni para karşılığı oynatabilirler. Bunu o kuş beynine iyice yerleştir.. "ARABASINDA YILAN GÖRDÜ KÜÇÜK DİLİNİ YUTTU" gibi  buna benzer o kadar çok saçmalıkları var ki yazmakla bitmez , o bile kendine gazeteci diyebiliyor, Allah sonumuzu hayreyleye, yazı biraz  uzadı…

Esen kalınız…..

02-07-2023/ FİKRET ÇAĞIN /BANDIRMA