CHP Tabanı, Ön Seçim İstiyor.

 12 Eylül den sonra değiştirilerek kabul edilen siyasi partiler yasası -22/4/1983-Türk siyasi hayatına vurulmuş en hain projedir. Bu yasa parti içi demokratik yarışı ortadan kaldırmıştır. Antidemokratik, tepeden yönetme, yönetimlere demokratik yollarla katılmayı zorlaştırıcı, tepe yönetimlerine tabanı her türlü manipüle etme hakkı tanıyan  çağdışı  berbat bir yasa maddesi ve değiştirelim diyen - seçilmiş-yok.

 21/5/1987' de değiştirilen 7. maddede çok sinsi bir müdahale sessizce geçirilmiş. Ne diyor yasa bakalım " Teşkilatların seçim tarzı, kuruluş ve faaliyet şekil ve şartları, üye sayısı, il ve ilçe teşkilatlarıyla münasebetleri siyasi partilerin tüzüklerinde gösterilir." Kısaca seçme ve seçilme yöntemi partilerin kendi kararlarına bırakılmış. Öyle olunca da demokratik bir ülkede hiç bir üye demokratik olarak önseçimli yarışa girme sandıkla seçilme hakkından yoksun bırakılmış. Oysa demokratik bir ülkede kanun koyucu  bunu dayatmalı tüm partilere tüzüğüne yönetmeliğine önseçimi koyacaksın demeli.

CHP bir süre SHP geleneğine dayanarak  önseçim uyguladı ama Baykal dönemiyle bu sürece son verildi.  İlginçtir TBMM'de onca yasa teklifi ,değişikliği önerisi veriliyor da, bu konu gündeme gelmiyor. Çünkü seçilmişlerin  işine gelmiyor. Tepedekilerin tüm örgütlerde zincirleme delege manipülasyonu ile yine kendini seçtirdiği komedi bir durum var.  BU YASA şimdiye kadar temel anlayışını korudu. Kanunla zorla önseçim şart. Çünkü biz zordan anlıyoruz. Bu yasa Türkiye'nin yönetim mekanizması gibi.  Merkez yönetimi güçlü olacak,Taşra merkeze bağlı olacak kimsenin orası burası oynamayacak.Efendi köle ilişkisi genlerimizden çıkmıyor.Bir sürü tek adaylı kongre komedileri oynanıyor. Ne gerek var onca masrafa, emeğe... Bir türlü çözemedim bu  mantığı.. Ankara merkez. Vesayet yetkisi ile asar da, keser de, kovar da.Tepe yönetimleri dilediğini - bazı partilerde bu içi parayla dolu çantalarla da eş anlamlıdır-  tüm il ve ilçelerde yerel yönetimlere dayatabilir. Bu yapılanmada kalite çıkmaz. Çok renkliliğin getireceği dinamizm olmaz. 

**

İttihat Terakki den gelen yüzyıl öncesine dayanan ilkel gelenekle yaşamak zorunda değiliz. Kuruluş yılları şartlarında Tek parti döneminde devam eden partilerin  tepeden yönetimi  60 Anayasasıyla değiştirildi.  Partilerde önseçim şartı getirildi. Ama şimdi  pek çok demokratik haklar gibi bu da kaybedildi.  Kanun şart değil tüzükle olsun hadi PM üyeleri getirin dayatın var mı efendilerinize demokrasiyi dayatacak yüreğiniz. Tüm üyelerin katılacağı bir önseçimi dayatın, halkınıza üyenize güvenmiyor musunuz? Parti içi demokrasiyi dayatamayan bir parti  yönetimi ve onun iç meclisi ne işe yarar? Kendini de, halkı da kandırmaya!

Ama taban kanmıyor bilesiniz. Taban bilinçli .Tepe yönetimlerde CHP Tarihini bilmeyen ,ülkenin gerçek kurtuluş savaşının gerçek sürecinden habersiz Şu bizim Çılgın Türkler'kitabı içeriğinden başka fikri olmayan, sosyal demokrasi nedir nasıl doğmuştur Proudhon,Bakunin Karl Marks kimdir necidir ne demiştir bilmeyi geç  adını duymayan, "Dönek Kautsky" ve Bernstein in sosyal demokrasiyi nasıl tepetaklak ettiğinden habersiz kimliklerle doluysa bu bir oligarşi projesidir. CHP SİLKİNMELİ AK PARTİ'NİN KUCAĞINA ATTIĞI PROLETERYAYI SAHİPLENMELİ AYAĞA KALKMALIDIR. ATATÜRK SEVGİSİ VE HAMASETİ  İKTİDAR OLMAYA YETMEZ. TOPLUMUN TÜM SORUNLARINI ÇÖZÜMLERİNİ BİLEN DUYARLI DİNAMİK BİLİNÇLİ  ÜYELERİ ÖTEKİLEŞTİRMEYİN AKSİNE  GÖNÜLLÜ DEVREDİN  KOLTUKLARINIZI.

**
Fabrikalar tarlalar her şey emeğin olacak diyemeyen, örgütlü gücüne bakılırsa proleteryanın sesi olması gerektiği halde bundan özellikle imtina eden  bir halk partisi çelişkisi  ile baş başayız. Nasıl bir acı ve  ironik durumdur bu .Tepede yer alan konformist seçkin işçinin köylünün esnafın üretenlerin sıkıntılarından bihaber  temsilciler, yıllardır onları koltuklarına bedeller ödeyerek taşıyanların sıkıntıları hiç  umurunda değil. Emeğe üretenlere öncelik veremeyen  değer  veremeyen bir partinin ne kadar Atatürk' çüyüz, ilkelerimiz Kemalist dese de , sağı sermayeyi oligarşiyi temsil eden inançları istismar eden partilere karşı  şansı  iktidar olmaya yetmez. Kendi içinde ah vah ederek sızlananların toplandığı dernekten ibaret kalır.

**
Nitekim son 50 yıldan beri seçimlerde sürekli dayak yiyen  bir parti olarak CHP  hala uyanamıyor. İşçiye emeğe üretene proleteryaya  döneceksin. Aslında uyanamayan TEPE!. Taban hep farkında ama demokratik taleplerini dayatamıyor. Sözde Sol sosyal demokrat parti komedisi oynanıyor. İçinde proleterya olmayan parti, sol sosyal demokrat  kavramları kullanabilir mi?  Çözüm proleteryayı kucaklayan politikalar üretmektir. Onlarla kol kola girmektir. Partinin  kapılarını açmaktır.Her ilde her ilçede parti örgütlerine  girmek halkın sesini taşımak isteyen yüzlerce dinamik inisiyatifler gruplarını daha fazla önleyemezsiniz. Ya kapıları açın,ya da zorla gelecekler.

** 

Partiye üye olduğum tarihten bu yana giderek daha sola daha emeğe yakın daha çok çalışanların üretenlerin harmanlandığı, farklı düşünceler olsa da , gizli ajandalar olsa da!, zamanla  yatay doğrularda kenetlenen proleter kitleyle birlikte yürüyecek  bir partiye dönüşme umudum beklentim  yıllar içinde yalan oldu,fiyasko oldu.
Sol yerine sağa anlayışa giden yolda,  sol kavramlar gizli ajandalı etnikçiler ve dincilerce ve bölücülerle sahiplenilip   içi boşaltılarak  proleter kitleyle yabancılaştırılarak gele gele bugün ideolojik anlamda  acınacak hale geldi.  Türkiye'nin kuruluş felsefesini  tepetaklak eden bu düzen bu gidiş değişmelidir bile diyemeyen pasif bir tepeden söz ediyorum. CHP SHP Birleşmesinden bu yana Altan Öymen'le zirveye yürüyen  parti içi demokrasiyi örnek olarak uygulayan dinamik yapı artık yok.  GENEL MERKEZ'in  kendi yandaşlarını her yere  atadığı tayin ettiği tepeden inmeci , güçlüyü varsılı ,eliti sevici  bir parti oldu.

**
Bu anlayışla sizi iktidara taşıyabilecek kitleyi yönetemezsiniz. Bugün  konformist marjinal elit  temsilcilerden oluşan CHP genel merkezinin yapısı, AK Parti 'nin 20 yıldır devam eden iktidarının sürdürebilmesinin en büyük güvencesidir.  Sosyal mecralarda mevcut iktidara sövüp  sıyırmakla Sözcü okuyup gazını aldıran kendince hoş vakit geçiren   hiç bir geçim sıkıntısı çekmeden gününü gün ederken devletten geçinmeciler, gelir seviyesi ortanın üstünde aydınımsı kitle,yürütmeyi değiştirmek adına hiç bir şey yapmıyorsa, parmağını kımıldatmıyorsa,   bilin ki, düzenin devamı için bu parti tepe yönetimini destekler..

Değiştirmek için değil. Onun için Muharrem İnce'yi beğenmezler. Halkın tuttuğu,en azından umut bağladığı  isim hele halkın içinden mücadele ile ortaya çıkmışsa  onu da beğenmezler. Burun kıvırırlar. Belaltı dedikodularla  yıpratırlar. Bu düzenin değişmesini isteyenler pastadan payını alamayanlar  proleteryadır. Proleteryanın hakim güç olmasından öcü gibi korkarlar. Konformist elitist bir sünepelik partiye çökmüş durumda iken hiç bir alternatif ortalıkta yok iken Ekrem İmamoğlu'na İstanbul iktidarının yolunu açan Muharrem İnce'nin geniş halk kitlelerinden gördüğü ilgi neden küçümseniyor, görmezden geliniyor sanıyorsunuz. Çünkü hep hor gördükleri aşağıladıkları halkın içinden gelenlerin  yöneteceği halkın iktidarını görmek işlerine gelmez de ondan. Bu durumda sürekli yenilgilere rağmen liderliği bırakamayan bir anlayışın temelinde her şeyin nedeni olduğuna inandığım sakallı  adamın dediği gibi ekonomik gerekçeler var. Parti taşradan il ve ilçelerden gelen aidatlarla birlikte devletten gelen en büyük paranın üzerine çökmüş .Yakınlarını  yandaşlarını genel merkez ve çevresinde hiç birşekilde pastayı başkasına yedirmeden ihalelerle ahbap çavuş akraba tanıdık ilişkilerle üleşildiği güzel bir dünya var orda. Sırça köşkde neymiş. Türkiye devletinin kaymağını çatır çatır yerken Türkiyenin hiç bir sorumluluğunu almak istemeyen bir gürüh.  İktidar partisiyle yerelde genelde  gizlenemeyen bir işbirliği bunun en somut ıspatıdır.. Bu işbirliği parti genel merkezi yönetimlerine Türkiye nin sorunlarını hiç dert etmeden devletin olanaklarından  saltanatın devamı güvencesidir. 

Kısaca halkın umutları göz göre göre böyle sömürülüyor. 

**

Büyük haksızlığa uğratıldığına inandığım  Muharrem İnce'nin "çete" dediği yapılanma budur. Ağır bir kelime ama bir partide siyaset yapma hakkı kasıtlı engellenilirse  mazlumun  yanında olmamak siyasi ahlaksızlıktır. Parti iktidarı gücünü kullanıp Delege manipülasyonu ile parti üst yönetimini kendi lehine dizayn edilmesine ses çıkaramayıp güce biat edenlerde  ahlaksızlığa  ortaktır. Kendi saltanatları için  milyonlarca insanın umuduyla dalga geçilemez. CHP Genel Merkezi buradan ve tüm taşradan bakıldığında sırça köşkte yaşayan ve aşağısının derdiyle tasasıyla  hiç umurunda olmayan seçkinler kulübünden ibaret bir fotoğraftan ibaret. Bu böyle gitmeyecekse Muharrem İnce gibi cesur yüreklere ihtiyaç vardır. Muharrem İnce'ye CHP Genel Merkezince,  Cumhurbaşkanlığı seçim gecesi yapılan ihaneti göremeyen kördür.  Tüm Türkiye çapında örgütlerden gelmesi gereken sandık sonuçları akışı en kritik anda neden kitlendi. Neden sandık sonuçlarını sadece yandaş ajans ve televizyonların manipülasyonuna terkettiler? Genel Merkezin tek başına sorumlu olduğu bu beceriksizlik  Muharrem İnce'ye ne hakla  hangi mantıkla yüklenebilir ki? İnsan dediğin vicdanlı olur.Sizlerin yaptığı vicdansızlıktır.

**
Geçtiğimiz günlerde Kurultaydan sonra Parti Meclisi için yapılan mücadeleye baktığımızda gözlerimiz yaşardı. Ne çaba ne mücadele ne kulis!! Parti meclisine girmek için . Sadece 60 kişiden oluşan ve sadece 2 ayda bir toplanan bir meclise girme derdinin altında ne var sizce. Türkiye nin sorunlarına alternatif çözüm önerileri getirecek bir mecliste var olmak için değil. Yıllardır hiç bir işe yaramayan PM görüyoruz sadece sadece seçim zamanı koltuklar etiketler için aday isimleri  belirleme manipülasyonu için  varlar .  Toplantılarda  içi boş metinlerde hamaset nutukları okunup  ayakta alkışlarla oturumları kapatmak iş değil. Bizi aptal yerine koymayın. Çalışmaları konu başlıkları örgüte yansıyamayan,örgütlerden görüş almayan  bomboş bir Parti Meclisi görüntüsü hoş değil. .Türkiye'nin büyük örgütlü gücü olarak Türkiye'nin geleceğine ne öneriliyor örgüt bilsin halka anlatsın olmadı biri bize anlatsın biz yansıtalım.
 2 ayda bir toplanan meclise seçilen temsilcilerin her konuda  entellektüel sunumlar yaptığını , ideolojik öneriler getirdiğini bunların tartışıldığını  hadi eskiyi geçtik 20 yıllık yenilgilere son vermek için bilimsel kriterlerle neler yapılabileceğini, ideolojik önerilerle ülke sorunları konuşuluyor alternatif gelecek tasarlanıyor desin!.  Bir gölge kabine bile oluşturamadılar yıllardır. Ordan biri  veya geçmişte var olan biri örneğin  PM seçiminde  dizayn edilmiş delege yapısına rağmen 60 kişilik mecliste  47'ci sırayı alma başarısına rağmen  gençlik ve kadın kontenjanı nedeniyle yedeğe düşen önceki dönemler milletvekilimiz Mehmet Tüm parti tüzüğüne  önseçim şartı konsun önerisi getirme cesareti gösterebilmiş mi ? Keza 2 dönem milletvekilimiz Namık Havutça usta hatipliğiyle bir kez olsun önseçim istemiş mi?  Sizler delegelere kendini seçtirenler  şimdiye kadar 20 yıldır parti meclisinde demokrasi için ne yaptınız.!

**

Genel Başkan yardımcılığına seçilmesinden gurur duyduğumuz güleryüzlü bölgemiz milletvekilimiz Ahmet Akın bir basın bildirisinde şu şu konuları konuştuk önerileri tartıştık diyebilir mi. Dedi mi? Anlatsın. Anlatılsın orada ne oluyor tabana iletilsin bilelim örgütlerde tartışılsın öneriler sunulsun. Aksi halde biz üyelere yansıyan  milletvekilleri yerel il ve ilçelerin başkanlıkları için isim belirlenmesi  için midir bu Parti Meclisinin görevi ? Orada 20 yıldır hatta çok daha uzun yıllar havanda su dövmekten kendi kendinize hamasetten başka ne yaptınız.  Bu yüzden mi, milyonlarca üyenin seçmenin umutları sömürülüyor?

**

Buradan gözüken bu. Her yer aynı . Partiye emek veren kafayoran  özveriyle çaba gösteren nice insanlar küstürüldü. Sadece Bandırma'da gördüklerim ülke genelinde aynı ise neden İktidar yolu kapalı kolayca tahmin edilebilecek bir durum. Sonuç olarak Parti öncelikle önseçim sandığını kanunla kanunsuz  her halükarda ortaya koymalıdır. Katılımcılığın olmazsa olmazı budur. Varsın hizipler oluşsun insanlar üyeler yarışsın, kızsın, küssün  fark etmez tüm bunlar partiyi küçültmez büyütür. 

NOT: Gündemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın müjdesi vardı.  Koronavirüs SALGIN tedbirleri nedeniyle işlerini kaybetmiş sektörlerin çalışanları başta olmak üzere tüm dar gelirli ve geliri olmayan vatandaşlara yönelik "Vatandaşlık Maaşı" geliyor tahminim suya düştü. Doğalgaz haberi memnuniyet verici evet ama bunun yanında dünyanın her yönüyle en zengin coğrafyasında olan devletimizin hala neden cari açık verdiğini neden bu zenginliklerimizi değerlendirip bu coğrafyada yaşayan insanlarımızla paylaşamadığımızı da sorgulayan sorgulatan bir müjde? oldu.  

21-08-2020/BANDIRMA/MEHMET LEVENTOĞLU

Yazarın Diğer Yazıları